Foto-Haber

Milas'ta Mutlaka Görmeniz Gereken 10 Harika Yer

Muğla'nın gözde ilçelerinden Milas, tarih ve doğanın kusursuz birleşimiyle keşfedilmeyi bekleyen birçok güzellik sunuyor. Antik çağlardan bu yana önemli bir yerleşim yeri olan Milas, tarihi kalıntıları, etkileyici yapıları ve eşsiz doğal manzaralarıyla gezginlerin ilgisini çekiyor. İşte Milas’ta gezilmesi gereken 10 yer…

<p>Milas'ın saklı köylerinden antik kalıntılarına kadar uzanan zengin mirası, tarih tutkunları ve doğa severler için unutulmaz bir deneyim sunuyor. Antik kentlerden köy pazarlarına, tarihi yapılarından muazzam doğal alanlarına kadar her adımda sizi yeni bir keşif bekliyor.</p>

<p>Euromos, Muğla'nın Milas ilçesine 12 kilometre uzaklıkta, zengin tarihî bir mirasa ev sahipliği yapmaktadır. M.Ö. 8. yüzyılda kurulduğu düşünülen bu antik yerleşim, Attika-Delos Deniz Birliği üyesi olarak M.Ö. 5. yüzyılda tarihsel kayıtlara geçmiştir. Büyük İskender'in fethinin ardından bir dizi farklı krallığın yönetiminde kalan Euromos, özellikle M.Ö. 201-196 yılları arasında Makedonya Kralı 5. Philippos'un egemenliği altına girmiş ve yeniden inşa edilerek Philippoi adını almıştır.</p>

<p>Euromos'un en dikkat çekici yapılarından biri olan Zeus Tapınağı, Milas ile Bafa Gölü arasında konumlanmıştır. M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen tapınak, hala ayakta duran 17 sütunuyla ziyaretçilerini etkilemektedir. Güney ve güneybatı köşelerinde bulunan yivleri açılmamış üç sütun, tapınağın tamamlanamadığını gösteren önemli bir kanıttır. Ayrıca, Helenistik dönemden kalma bir kitabe, tapınağın önceki bir yapı üzerine inşa edildiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Euromos'un merkezinde yer alan Agora, antik kentin en önemli yapılarından biridir. Milas-Selimiye karayolunun doğusunda bulunan bu yapı, portiklerle çevrili olup yaklaşık 95x83 metre boyutlarındadır. Agora, içte İonik ve dışta Dorik düzeninde inşa edilmiş portiklere sahiptir. Batı portiğin köşelerinde bulunan kalp biçimli payeler, yapıya karakteristik bir görünüm kazandırmaktadır. Ayrıca, M.Ö. 150 yıllarına tarihlenen ve Polykhares’in oğlu Kallisthenes onuruna yazılan bir onur fermanı bu alanda bulunmaktadır.</p>

<p>Euromos'un batı yamacında konumlanmış antik tiyatro, M.Ö. 3. yüzyılın ortalarında inşa edilmiştir. Yaklaşık 2000 kişilik oturma kapasitesine sahip olan tiyatro, tipik bir Helen tiyatrosu mimarisine sahiptir. Temelleri ana kaya üzerine oturtulmuş olan bu yapı, antik dönemin kültürel etkinliklerine ev sahipliği yapmıştır.</p>

<p>Iasos Antik Kenti, Muğla'nın Milas ilçesine bağlı Kıyıkışlacık Mahallesi'nde, Ege Denizi'nin hemen kıyısında muhteşem bir tarihî ve kültürel mirası barındırmaktadır. Bu antik yerleşim, tarih öncesi dönemlerden beri varlığını sürdürmüş olup, M.Ö. 3. bin yıla kadar uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. İlk mimari izler ise M.Ö. 2. bin yıla tarihlenen Bronz Çağı'na ait duvar kalıntılarıdır.</p>

<p>Şehirden bir kilometre uzaklıkta, Çanacık Tepe'nin doğu yamaçlarında yer alan Bakdakhin Anıt Mezarı, geç Roma İmparatorluğu Dönemi'ne ait önemli bir yapıdır. Küçük bir kubbe ile örtülü üstteki odası ve Roma tarzı mezarlar için tipik olan kule veya podium yapısıyla bilinir. M.S. 2. yüzyıla tarihlenen bu anıt, Iasos'un mimari zenginliğini ve Roma etkisini yansıtmaktadır.</p>

<p>Agoranın güneybatı köşesinde yer alan Bouleuterion, Iasos'un en iyi korunmuş yapılarından biridir. Orijinal olarak M.Ö. 4. yüzyılda şehir meclisi için inşa edilmiş olan bu yapı, M.S. 1. yüzyılda yeniden düzenlenmiştir. Dikdörtgen planı ve üç çeyrek daire şeklindeki oturma sıralarıyla dikkat çeker. Üst basamak sıralarının zarif profilli aslan ayağı şeklindeki yan kenarları, yapıya özgün bir karakter kazandırmaktadır.</p>

<p>Iasos'un batı limanını korumak üzere inşa edilmiş olan Mendirek Kulesi, şehrin denize açılan konumu ve rüzgar yönleri göz önüne alınarak stratejik bir noktada yer alır. Erken İmparatorluk Dönemi'ne ait olan bu yapılar, liman giriş ve çıkışlarını kontrol altında tutmak amacıyla kullanılmıştır. Orta Bizans Dönemi'nde ise doğudaki küçük limana ek bir kule eklenmiştir.</p> <p></p>

<p>Iasos'un Akropol alanında yer alan Ortaçağ Kalesi, Bizans döneminden kalma surlar ve çeşitli yapı kalıntılarına ev sahipliği yapar. Bu alan içinde yer alan sarnıç ve Hellenistik Dönem'e ait küçük bir tapınak, bölgenin zengin tarihî dokusunu gözler önüne serer. Sur duvarları, farklı dönemlere ait mimari unsurları ve savunma kuleleriyle korunmuştur, kuzeydeki ana giriş ise belirgin bir yapısal özelliktir.</p>

<p>Bafa Gölü Milli Parkı, Muğla'nın Milas ilçesi sınırlarında yer alan, Menderes Nehri ile batıda karaya bağlı bir lagün gölüdür. Aydın Sırtları ve Beşparmak Dağları arasında konumlanmış olan bu doğal alan, zengin biyolojik çeşitliliği ile dikkat çeker. Gölette 261 kuş türü tespit edilmiş olup, bu özelliğiyle önemli bir kuş cenneti olarak kabul edilir. Ayrıca park, çeşitli balık türleri, sürüngenler, amfibiler ve memelilere de ev sahipliği yapar.</p>

<p>Bafa Gölü çevresi, sazlık, bataklık, ormanlık alanlarının yanı sıra zeytinlikler ve tarım arazileriyle çeşitli bitki örtüsüne sahiptir. Bu çeşitlilik, farklı bitki ve hayvan türlerinin burada yaşamasına olanak tanırken, ziyaretçilere doğal yaşamı keşfetme fırsatı sunar.</p>

<p>Milli Park, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda tarihi ve arkeolojik açıdan da büyük bir öneme sahiptir. Bafa Gölü çevresinde bulunan Herakleia Antik Kenti ve Kapıkırı köyündeki antik tiyatro gibi kalıntılar, antik dönemden kalan tarihi izleriyle ziyaretçilere sunulmaktadır. Bu noktalar, tarih meraklıları için önemli turistik destinasyonlar arasındadır.</p>

<p>Bafa Gölü Milli Parkı, doğal güzellikleri ve çeşitli aktivite seçenekleriyle ziyaretçilere farklı deneyimler yaşatır. Parkta kuş gözlemi yapabilir, doğa yürüyüşleri gerçekleştirebilir, kamp kurabilir veya gölde teknelerle gezintiye çıkabilirsiniz. Ayrıca, dağcılık ve bisiklet gibi spor aktiviteleri de burada yapılabilir.</p>

<p>Muğla'nın güneybatısında, Manastır Dağı'nın Gökçeler Kanyonu'na bakan kuzey yamacında yer alan İncirliin Mağarası, ülkemizin en güzel mağaralarından biridir. Mağara, içindeki benzersiz jeolojik oluşumlar, tarihi kalıntılar ve doğal çevresiyle öne çıkmaktadır.</p>

<p>İncirliin Mağarası'nın toplam uzunluğu 345 metre olup, turizme açık kısmı 155 metreyle ziyaretçilere sunulmaktadır. Mağara, yatay bir şekilde gelişmiş olup, kaynak konumlu fosil bir yapıya sahiptir. Girişten itibaren dev sarkıt, dikit, sütun ve damlataş havuzları gibi birçok etkileyici oluşum barındırmaktadır.</p>

<p>Hidrolojik olarak vadoz zonda bulunan mağara, yağışlı dönemlerde tavandan damlayan suların etkisiyle çukur kesimlerinde gölcükler oluşturur. Damlataş sütunları, mağarayı çeşitli salonlara ayırmıştır ve jeolojik oluşumların devam ettiği bölgeler arasında yer alır.</p>

<p>Mağaranın içindeki prehistorik ve antik döneme ait seramik parçaları, eski zamanlarda mağaranın insanlar tarafından kullanıldığını göstermektedir. İncirliin Mağarası, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından I. Derece Arkeolojik ve I. Derece Doğal Sit olarak tescillenmiştir.</p>

<p>Mağaranın turizme açılması sürecinde ekolojik denge ön planda tutulmuş ve bu doğrultuda düzenlemeler yapılmıştır. Yaklaşık 155 metrelik bir yürüyüş yolunun düzenlenmesi, jeolojik oluşumlara zarar vermemek adına özenle yapılmış aydınlatma ve güvenlik sistemleri ile desteklenmiştir. Mağara içinde bilimsel çalışmalar sonucu uygun görülmesi halinde turizm güzergahı daha da genişletilebilecektir, ancak doğal yaşam ve jeolojik oluşumların korunması öncelikli hale getirilmiştir.</p>

<p>Gökçeler Kanyonu, Milas'ın Gökçeler Mahallesi'nde bulunmakta olup, doğal güzellikleri ve zengin biyolojik çeşitliliğiyle dikkat çekmektedir. Kanyon, yaklaşık 8 kilometrelik bir alanda yayılmış, asırlık zeytin, ceviz, incir ve çınar ağaçları ile çevrilidir. Aynı zamanda maki bitki örtüsü ve kızılçam ağaçlarıyla kaplı olan bu bölge, doğa severler için vazgeçilmez bir destinasyon niteliği taşımaktadır.</p>

<p>Kanyonun ana unsurlarından biri olan Hamzabey Çayı, üzerindeki şelaleler ve göletler ile görsel bir şölen sunmaktadır. Yöre halkının anlatılarına göre, bu çayın üzerinde zamanında 14 adet un değirmeni bulunmaktaydı ve günümüze üç tanesi ulaşmıştır. Gökçeler Kanyonu, doğa yürüyüşleri, dağ tırmanışı ve mağara keşifleri için ideal bir alandır.</p>

<p>Son yıllarda yapılan çalışmalarla kanyonun turizm potansiyeli artırılmış, ziyaretçiler için seyir terası oluşturulmuştur. Bu teras, kanyonun muhteşem panoramik manzarasını gözler önüne sererek, dinlenme ve doğanın tadını çıkarma imkanı sunmaktadır. Milas Kaymakamlığı ve Güney Ege Kalkınma Ajansı tarafından yapılan düzenlemeler, kanyonu turistler için çekici hale getirmiştir.</p>

<p>Kanyonun doğal yapısında oklu kirpi, keklik, tavşan, üveyik, karatavuk, bıldırcın, çakal, tilki ve yaban domuzu gibi pek çok vahşi hayvan türü bulunmaktadır. Ayrıca, kanyonda irili ufaklı mağaralar içinde cüce yarasa türleri de yaşamaktadır.</p>

<p>Gökçeler Kanyonu'nda yaklaşık 30 adet mağara bulunmaktadır. Bu mağaralar arasında en bilinenleri İncirliin ve Çatal Mağara'dır. İncirliin Mağarası turizme açılmış olup, Çatal Mağara ise gelecekte bilimsel çalışmalarla keşfedilebilir hale getirilebilir.</p>

<p>Kanyona ulaşım, Milas-Bodrum karayolunun 6. kilometre kavşağından sola dönülerek, Ağaçlıhöyük ve Gökçeler Mahalleleri geçildikten sonra Alaçam Mahallesi yolunu takip ederek sağlanabilir. Bu rotayla kanyonun doğal ve tarihi güzelliklerine kolayca erişim sağlanabilir.</p>

<p>Beçin, antik dönemden günümüze uzanan zengin tarihi ile dikkat çeken bir kale şehridir. Anadolu'nun güneybatısında, Milas'ın yaklaşık 5 kilometre kadar yakınında yer alan Beçin, Menteşe Beyliği'nin idari merkezi olarak önemli bir rol oynamıştır.</p>

<p>Beçin, eski kaynaklarda Barçın veya Berçin olarak geçer ve Menteşe oğullarından İlyas Bey'in 1414 yılında Venediklerle yaptığı antlaşmada "Petzona" olarak kaydedilmiştir. Bu şehir, Mylasa antik kentinin üzerinde gelişmiş ve zamanla çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır.</p>

<p>Beçin, İç Kale ve surlarla çevrili aşağı şehirden oluşur. İç Kale, ovaya hakim bir konumda kayalık bir tepe üzerine kurulmuştur. Bugün burada, Hellenistik döneme ait bir mezar anıtı ile Türk dönemi hamamı ve sarnıcı gibi tarihi yapılar bulunmaktadır.</p>

<p>Şehre girildiğinde yukarı doğru çıkılarak Ahmed Gazi Medresesi, Orhan Camii, türbeler, hanikâh ve Kubbeli Çeşme'nin çevrelediği kent meydanına ulaşılır. Son yıllarda ortaya çıkarılan sokak dokusu, Ortaçağ Türk kentinin yapılanışını gözler önüne sermektedir.</p>

<p>Beçin'deki önemli yapılardan biri Ahmed Gazi Medresesi'dir. Menteşe Beyi Ahmed Gazi tarafından 1375 yılında inşa edilmiş olan bu medrese, günümüze ulaşan en eski yapıdır. Ayrıca Karapaşa Medresesi, Yelli (Kepez) Medresesi ve Orhan Camii gibi tarihi yapılar da şehrin kültürel zenginliğini yansıtmaktadır.</p>

<p>1424 yılına kadar Menteşe Beyliği'nin yönetiminde kalan Beçin, daha sonra Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine geçmiştir. Ancak XVII. yüzyılın başında başlayan Celali isyanlarıyla birlikte kent sakinleri İç Kale'ye çekilmiş ve sonrasında nüfus giderek azalmıştır. 1950'li yıllardan sonra ise kale içinde yaşayan son aileler de Beçin'i terk etmiştir.</p>

<p>Milas İlçesi'nde bulunan Hekatomnos Anıt Mezarı ve Kutsal Alanı, Karya Bölgesi'nin önemli antik yapılarından biridir. Bu kutsal alan, Temenos Duvarı, Menandros Onur Sütunu, Podyum ve Mezardan oluşmaktadır. Her bir bileşeniyle antik dönemin büyük yapı taşlarından biridir.</p>

<p>Hekatomnos Anıt Mezarı, Antik Yunan dünyasının yedi harikasından biri olarak kabul edilen ve "Mozole" kavramını günümüze taşıyan Halikarnas Mozolesi'nden önce, aynı büyüklükte ve muhteşemlikte bir yapı olarak dikkat çeker. Bu mezar, Mausolus'un babası Hekatomnos'a aittir ve bugüne kadar varlığını koruyan tek örnektir. Antik çağın en büyük mezar anıtı olarak kabul edilir ve ölü kültü ile bağlantılıdır.</p>

<p>Hekatomnos Anıt Mezarı, sadece mimari açıdan değil aynı zamanda heykeltraşlık ve duvar resim sanatı bakımından da büyük önem taşır. Mezarın büyüklüğü ve detaylı işçiliği, Klasik ve Hellenistik dönemlerin Anadolu'sunda eşsiz bir örnektir. Özellikle "Hekatomnos Frizli Lahit", sahibinin güçlü kişiliği ve yapıtın estetik değeri ile ön plana çıkar.</p>

<p>Hekatomnos Anıt Mezarı, Karya bölgesinin kültürel mirasının önemli bir parçasıdır. Yapının bulunduğu Milas, zengin tarihî geçmişi ve antik dönemdeki önemiyle bilinir. Anıt Mezarı'nın korunması ve restore edilmesi, bölgenin turizm potansiyelini artırmak adına yapılan çalışmaların temelini oluşturur.</p>

<p>Muğla'nın Milas ilçesi sınırları içinde yer alan Latmos Körfezi, antikçağda Ege Denizi'nin uzantısı olarak önem taşıyordu. Ancak MÖ 50'li yıllarda denizle bağını kaybeden bu bölge, MS 10. yüzyılda Arap Yarımadası ve Yemen'den gelen Hıristiyan toplulukların göç ettiği bir yer haline geldi. Bu dönemde yörede çeşitli manastırlar kuruldu ve bölge dini yaşamın merkezi haline geldi.</p>

<p>Kapıkırı Köyü'nde, Latmos Dağları'nın eteklerinde bulunan Yediler Manastırı, tahminen 10. yüzyılda yapılmıştır ve manastırın surlarla çevrili bölümünde iki kilise, bir şapel, keşiş hücreleri ve sarnıç gibi yapıları içermektedir. En dikkat çekici özelliği, kayanın oyularak şemsiye biçiminde yapılmış olmasıdır.</p>

<p>Manastır içinde yer alan Pandokrator Kilisesi ve Stilyos Manastırı, bölgenin dini yapısının zenginliğini gösteren diğer önemli yapılar arasındadır. Özellikle Pandokrator Kilisesi, kayalara oyulmuş ve Hz. İsa'ya adanmış bir kilise olarak bilinir. Ayrıca Arap Avlusu olarak da bilinen Pavlus Kaya Kilisesi, manastırın kuzey tarafında yer almaktadır.</p>

<p>XII. ve XIII. yüzyıllarda, Yediler Manastırı ve çevresindeki doğal kaya dokuları freskolarla süslenmiştir. Bu freskolar, Hz. İsa'nın yaşam dönemine ait sahneleri içermekte olup, ikonik çevrim uygulaması ile duvarlara işlenmiştir. Doğu'dan başlayarak saat yönünde batı ve kuzey duvarlarında yer alan bu sahneler, dönemin sanatsal ve dini anlayışını yansıtmaktadır.</p>

<p>2012 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından Birinci Derecede Arkeolojik Sit Alanı ilan edilen Yediler Manastırı ve kaya freskoları, Türkiye'nin kültürel mirasının önemli bir parçası olarak koruma altına alınmıştır. Bu koruma önlemleri, bölgenin tarihi ve turistik değerinin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamaktadır.</p>

<p>Hisarbaşı Mahallesi'nde bulunan Hacı Ali Ağa Konağı, Milas’ın 19. yüzyıl Türk sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır. 1868 yılında Milas’ın tanınmış simalarından Hacı Ali Ağa tarafından inşa edilen konak, dörtgen bir plana sahip olup iki katlı olarak tasarlanmıştır. Alt kat, zahire ambarı ve zeytinyağı deposu olarak kullanılırken, üst kat yaşam alanları olarak düzenlenmiştir.</p>

<p>2005 yılında Milas Belediyesi tarafından titizlikle restore edilen konağın birinci katı, Türk karikatürünün büyük ustalarından Turhan Selçuk'un anısına "Turhan Selçuk Karikatürlü Evi" olarak hizmet vermektedir. Bu kat, Selçuk'un sanatını ve karikatür dünyasını yaşatmak için düzenlenmiştir. Konağın ikinci katı ise geleneksel Milas ev yaşamını yansıtacak şekilde döşenmiş ve ziyaretçilerin ilgisine sunulmuştur.</p>

<p>Milas Taş Eserler Müzesi, Beçin Kalesi Ören Yeri içinde yer alıyor ve ziyaretçilerine çeşitli deneyimler sunuyor. Müze içinde eser teşhirinin yanı sıra bir sinevizyon odası, Anadolu medrese örneklerinin minyatürleri ve bir canlandırma odası da bulunuyor. Bu alanlar, ziyaretçilere hem görsel hem de bilgi açısından zengin bir deneyim sunmayı amaçlıyor.</p> <p></p>

<p>Müze, tek katlı, açık avlulu ve iki eyvanlı bir medrese yapısı içinde yer alıyor. Medresenin ana eyvanında, bânisi Ahmet Gazi ile birlikte, kime ait olduğu bilinmeyen bir mezar daha bulunmaktadır. Bu yapı, tarihi ve kültürel açıdan zengin bir geçmişi temsil ediyor.</p>

<p>Beçin'de, kitabesi günümüze ulaşan tek yapı olan 1375 inşa tarihli Ahmet Gazi Medresesi, restorasyon çalışmalarıyla yeniden işlevlendirilmiş ve Milas Taş Eserler Müzesi olarak hizmet vermeye başlamıştır. Bu restorasyon süreci, tarihi yapının korunmasını ve müze olarak kullanımını sağlamıştır.</p>

<p>Milas Taş Eserler Müzesi, 9 oda, 2 koridor ve 1 avludan oluşuyor. Müze içinde toplamda 35 adet taş eser sergilenmektedir. Bu eserler, Beylikler Dönemi ve Osmanlı Dönemi olarak iki ana gruba ayrılmış ve kendi içinde kronolojik bir düzenlemeyle sunulmuştur. Ayrıca, medrese yapısı içinde taş eserlerin yanı sıra, medresede eğitim ve ölü gömme geleneklerine dair etnografik nitelikte eserler de sergilenmektedir.</p>