Farklılıklara Saygı ve Hoşgörü

Allah-uTeala, En'am suresinin 108'inci ayetinde; " Allah'tan başkasına tapanlarakötü söz söylemeyin; sonra onlar da bilmeden, taşkınlık yaparak Allah hakkındakötü sözler söylerler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini çekici gösterdik.Sonunda dönüşleri rablerinedir. Artık O, ne yaptıklarını kendilerinebildirecektir ." buyuruyor.

Ayettegeçen "sebb" kelimesi, birçok yerde "sövmek" olarak tercüme edilmiş olsa da"terbiye ve nezaketle bağdaşmayan her türlü çirkin söz" demektir.

Yanlışıeleştirmek, yanlış yapanı uyarmak, doğruyu ve yanlışı göstermek birçok noktadagerekli olmakla birlikte; bunun hakaret, aşağılama, sövüp sayma gibi edep venezaketle bağdaşmayan bir üslûpla yapılması hiç hoş değildir. Bir Müslümanaçısından ise yapılmaması gereken bir davranıştır. Nitekim ayetteki bu uyarı,Müslümanlara yönelik bir uyarıdır.

Çünküfarklı düşünen ya da yaşayanlara, onların inançlarına ve kutsal saydıklarıdeğerlere hakaret etmek İslâmî edep ve ahlâkla bağdaşmadığı gibi İslâm'ınizzetine de zarar getirmektedir. İşte bu gerçeği dile getiren ayetin verdiğimesaj, özellikle toplumsal kutuplaşmanın tırmandığı bir dönemde birçoğumuzunkulağına küpe olmalıdır.

Nasılki sahip olduğumuz inanç ve değerler bizim için değerliyse, başkalarının inançve kanaatleri de kendilerine göre değerlidir. Bu bir yaratılış gerçeğidir.

Farklılıklar...Farklı inanç ve düşünceye sahip olmak... Bunlar insan olmanın doğal sonuçlarıdır.

Bugerçeği yok sayarak yapılan dayatma, hakaret, aşağılama, edilen küfür, terbiyeve nezaketle bağdaşmayan çirkin sözler ve eleştiriler ise muhatabın düşmanlıkduygularını kabartmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Bu saygısızlık venezaketsizlik giderek inatlaşma, sertleşme ve çatışmaya yol açacaktır.

Ayettegeçen, " Biz her ümmete kendi işlerini çekici gösterdik ." şeklindekiaçıklama ise bu farklılığın psikolojik temelini göstermektedir. Çünkü insanyaratılışı gereği kendi inanç, düşünce ve davranışlarını beğenmek vebaşkalarının inanç, düşünce ve davranışları söz konusu olduğunda kendisine aitolanı öncelemek gibi psikolojik ve sosyal bir yapıya sahiptir.

Bizimde inancımızı, kutsallarımızı, değerlerimizi, kültürümüzü benimsememiz,savunmamız, sakınmamız bundan değil midir?

İsterinancının gereği olsun ister çağdaşlığının gereği olsun herkesin ve herkesimin, farklılıklara saygı konusunda kendi değerleri ekseninde bir tavırgeliştirmesi, birbiriyle saygı ve nezaketle bağdaşır şekilde iletişimkurabilmesi elzemdir.

İkifarklı inanç ve düşünce arasında bir uzlaşma olmayabilir. Bu da çok normaldir.Örnekliğin ve rehberliğin ötesinde, diğerini inancından ve düşüncesindendöndürmek için yapılanların bir anlamı ve gereği yoktur. Bu da psikolojik vesosyolojik bir gerçek...

Bugerçek; Kafirûn suresinde, " Sizin dininiz size, benim dinim banadır ."şeklinde ifade edilmektedir.

Din,vicdan ve ibadet özgürlüğünün esası kabul edilen bu ayet; adeta, "Farklı inançve düşünceye sahip olmanız sizin tercihinizdir. Benden size bir zarar gelmez.Bana da bulaşmayın, benim tercihime (inancıma ve düşünceme) de karışmayın."demektedir.

Sonhaftalarda, üniversitelerde yapılan bazı etkinliklerde dine ve dinî değerlerehakaret edildiğine üzülerek şahit olduk. Eyvallah; espri yapalım, eğlenelim,eleştirelim. Lakin bunun yolu din ve dinî değerler ile dalga geçmek olmamalı.

Dindarolmak zorunda değilsiniz, toplumun genelinin benimsediği dinibenimsemeyebilirsiniz. Bir dine mensup olmak zorunda da değilsiniz. Bu durumsize başkalarının inancı ve değerleriyle alay etme, o insanları aşağılama hakkıverir mi?

Diyelimki o inancın veya düşüncenin sahipleri size göre yanlış yolda. Olabilir!Başkalarının inancına ve değerlerine saldırma, bu rezilliği yapma cüretininereden aldınız? Siz bu kepazeliği hangi düşünce, inanç veya değer adınayapıyorsunuz?

Çokyazık! Üniversite öğrencilerinin bu rezilliklere imza atması çok daha vahim birdurum... yaptıkları rezilliklerin iyi bir şey olduğuna inanmaları ise ayrı birfecaat...

Elbetteher zaman inançlarımıza ve değerlerimize saldıranlar olacak. Bu kaçınılmaz...Ancak biz başkalarının inançları ve değerleri söz konusu olduğunda Kur'an'ınmesajlarına ve İslam ahlakına uygun davranmak zorundayız. Farklılıklara karşısaygı ve hoşgörüyle bağdaşan bir tavır geliştirmek zorundayız. Ta ki inancımızave değerlerimize fiilî bir saldırı olana kadar... Fiilî bir saldırı olursa NeneHatunlar ve Sütçü İmamlar elbette bu rezilliğe "Dur!" diyecektir.

25.05.2022