Dünya’ya Gelen İnsan Bir Gün Mutlaka Gidiyor

Değerli Dostlarım; 2025 Milâdî, 1446 Hicrî yılına ait mübarek Ramazan ayını yaşadık ve sonrasında iki büyük dinî bayramın birincisi olan mübarek Ramazan Bayramı’nı kutladık. Ne mutlu Ramazan ve bayramın anlamına göre yaşayanlara. Eskiden hocalarımız Ramazan Bayramı sabahı/Bayram Namazı öncesinde yaptıkları vaazlarda “Gad Eflaha Men Tezekkâ” diye başlayan bir suredeki ayetlerden söz ederek, "Paklanan felah buldu. Korktuğundan kurtuldu ve umduğuna nail oldu" anlamında bir vaaz vererek, halk arasında da otuz gün Ramazan orucunu tutarak Allah’ımızın emrini yerine getirenler için Bayram Sabahında “aylıklarını (manevî olarak) aldılar” derlerdi. Bu günlerde bu şekilde vaazlar ve nasihatler duyamaz olduk.

Ramazan ayının başında ve ortalarına doğru ilçem Ula’dan fani âlemden beka âlemine (ahiret âlemine) gidenler ve ilçem Ula’da hayatları/yaşadıkları boyunca adeta iz bırakanlar oldu. Hayatlarında bir şekilde toplumda kendilerine kalıcı unvan/toplum insanı olarak hatırlanmalarına meydan verecek hatıralar bırakmışlardır. Zira insanoğlu bu dünyada geçicidir. Ancak dünyada yaşamı süresince insanlara bir şekilde dokunarak “Topluma mal olmuş” sıfatı takılarak adeta unutulmamalarına sebebiyet vermişlerdir.

İlçem Ula’dan bu zaman zarfında “İz Bırakanlar” yazılarımda topluma mal olmuş ağabeylerimizin bir kısmına yer vererek hatırlanmalarını istemiş ve yazımın sonunda da bu gibi yazılarıma da devam edeceğimi sizlerle paylaşmış idim.

Bu yazım ve devamı niteliğinde olan bir sonraki yazımda ahiret âlemine gönderdiğimiz üç ağabeyimizden söz etmek istiyorum. Çarşı içinde “Balcı Mustafa/Balcı Muslu” olarak tanınan Mustafa MUSLU’ndan (Ali oğlu) söz ediyorum. Aslen Ula ilçemize bağlı Çiçekli yolu üzerinde bulunan İncir Mahallesi’nde dünyaya gelen merhum Mustafa, ilkokulu yaya olarak İncir’den Ula’ya gelip giderek bitirmiştir. Sosyal yönü oldukça baskın olduğu için askerlik görevini ifa ettikten sonra eski adı Muğla Orman Ana Tamirhane Müdürlüğü’nde göreve başlar. Kısa zamanda kendini gösterir ve sendikacılık faaliyeti içinde bulur kendini. Ayrıca Muğla’da ilk kooperatifçilik (yapı kooperatifi) faaliyetine bir avuç arkadaşı ile kooperatifi kurar ve adına da “Çağdaş Orman Tamirhane İşçileri Yapı Kooperatifi” olarak tescil olur. Akyol Mevkii’nde katlı binalar/katlı bloklar adımını da atmış oldu merhum Mustafa Muslu. Yetmişli yıllardan söz ediyorum. 1980 yılı Mustafa Muslu için adeta bir dönüm noktası olmuş ve 12 Eylül askeri darbesi esnasında işten el çektirilmiş, tutuklanmış olup ceza almadan salıverilmiş ama işini kaybetmiştir.

Arıcılık/bal kovancılığı faaliyeti kendine cazip gelmiş ve bu alanda çalışmaya başlamıştır. Uzun yıllar bu sektörün içinde bulunacağı hiç aklına gelmezken hayat, merhum Mustafa Muslu’yu arıcı/balcı kimliği ile buluşturmuştur. Kovanlarından elde ettiği balı kendisi paketleyerek yasal anlamda ne gerekiyorsa yaparak Anadolu’ya kendi aracı ile bal pazarlamaya başlamıştır. Merhum Mustafa Muslu sadece üreticilik, arıcılık/balcılık işleri ile ilgilenmenin yanında siyaset sahnesinde de çalışmalarına devam etmiş; Belediye Başkanımız kıymetli kardeşim Ümit Karaarslan’ın Belediye Meclis Üyeliği’nde bulunarak yerel yönetimlere katkı sağlamaya çalışmış ve hatta bir değil, iki dönem Belediye Meclisi üyeliğinde bulunmuştur.

Uzun yıllar gezginci arıcılık yaptığı için arıcıların gittikleri yerlerde yaşadıkları olumsuzlukları tespit ettiğinden olacak ki, 2006 yılında Ula Bal Üreticileri Birliği’ni kurarak ticari bir sosyal örgütçülüğünü göstererek vefatına kadar bu birliğin başkanlığını yapmıştır.

İşyeri/dükkânı Ula Belediye Başkanlığı Binası’nın karşısında, çarşı içinde olması bakımından hakikaten işyeri bir uğrak yeri idi. Kendine göre üslup ve yöntemi olan merhum Mustafa Muslu, kendisine iletilen bir talebi veya bir müşkülü/problemi çözmeye gayret eder ve çözüme kavuşması için yol gösterir, yardımcı olurdu.

Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

Ramazan ayı içinde iz bırakanlar kervanına, unvanı yaptığı meslekten gelen “Berber Necati” Necati BULUT ağabeyimizi de fani âlemden beka âlemine gönderdik. Çocukluk yıllarımda tanıştım, merhum babamın da berberi idi. Bir giriş yaparak devamı sonraki yazımda devam edecektir.

Aslen Dereli Hüseyin ağabeyimizin iki oğlundan birisidir. Babası “Avcı ve Dereli Hüseyin” diye meşhur idi. Çarşı içinde berber dükkânları vardı ve iki kardeş (Necati ve Eyüp Ustalar) uzun yıllar berberlik mesleğini icra ederek çok sayıda çırak yetiştirerek insanlara bir şekilde dokunmuşlardır. Eyüp Usta genç yaşta hakkın rahmetine kavuştu. Allah rahmet eylesin. Avcı kimliği vardı ve babasına benzerdi. Merhum Necati Ustamız uzun yıllar çarşı içinde işyerini çok erken açar; o yıllarda pratik anlamda ekipman olmadığı için, bilhassa günlük tıraş olması şart olan memur ve amirlerin mesaiye giderken biraz erken davranan memur ve amirlerin tıraşlarını yapar ve bir bakıma kamu hizmeti de yürütürdü. Elbette para kazanacak ama işyerini çok erken açarak hizmete hazır hale getirerek ayrı bir “Ahîlik” öğretisini yaşayarak hem yaşıtlarına hem de yanında yetişen çıraklarına yaşayarak öğretmiş ve bu geleneğin sonraki nesillere taşınmasını sağlamıştır merhum Hacı Necati Ustamız.

Merhum Necati Bulut Ustamız; berberlik mesleğini çok iyi biçimde icra etmiştir. Tertemiz bir kıyafeti ve tertemiz bir gönlü vardı. Oldukça kibar davranır ve alçak gönüllü idi. Güler yüzlü, tatlı sözlü ve gönüllere girmesini bilen bir kimliği ve kişiliği vardı. Mesleğinin tam da revaçta iken bir seveni diyelim, aracı vasıtasıyla devlet memurluğu hayatı başladı.

Devam edecek.
Hoşçakalınız. Sağlıcakla kalınız.