Doktor Namık Gedik Ve Muğla

Demokrat Parti’de 3 dönem Aydın Milletvekilliği yapan Dr. Namık Gedik (1911-30 Mayıs 1960), benim adımın “Namık” olmasının sebebidir.

Zamanı gelip öğrenme merakım depreştiğinde, (sanırım 1966-1968 yıllarıydı) rahmetli babama adımın niye “Namık” olduğunu sordum. Babam derin bir iç çekti ve “Oğlum senin adını Demokrat Parti’nin İçişleri Bakanı Dr. Namık Gedik’ten aldım.” dedi.

Rahmetli babam Demokrat Partiliydi ve 1960 yılında bir ara Turgutlu belediyesinde itfaiyeci olarak çalışmış. O zamanlarda belediyenin telefon santrali itfaiyede imiş. Bir gün Başbakan Adnan Menderes,   Belediye Başkanı Şekip Seçkin’i telefonla aramış ve telefon santrali itfaiyede olduğu için ikisinin irtibatını rahmetli babam sağlamış. 27 Mayıs 1960 darbecileri için bu “büyük bir suç” sayılmış ve babamı 11 gün nezarete almışlar.  Babamın, adımın hikâyesini anlatırken niye derin derin iç çektiğini yıllar sonra anlayacaktım. Çünkü Dr. Namık Gedik, yani milletin oyu ile 3 defa milletvekili seçilip 1954-30 Nisan 1960 arasında iki defa İçişleri Bakanlığı yapmış olan Dr. Namık Gedik, 27 Mayıs darbesinden 3 gün sonra, tutuklu bulunduğu Harp Okulu penceresinden atılarak öldürülmüştü. Hem de tıp doktoru ve milletin oyunu almış bir kişi… Babamın iç çekişinin ardında bir can vardı yani.

***

Yıllar sonra, 1994’te üniversitedeki hocalık görevim gereği Muğla’ya geldim… İlk zamanlarda Dr. Namık Gedik ile ilgili yeni bilgiler öğrenemedim. İnternet yaygınlaşıp bilgiler bir tık ötemizde olunca ve pek çok bilgi internete yüklenince gördük ki Dr. Namık Gedik de bir ara Muğla’da doktor olarak çalışmış. Kayıtlara bakmak lazım ama tahminime göre 1948-1950 yılları arasında Muğla Memleket Hastanesi’nde Baştabip olarak görev yapmış. Eşi ve Türkiye’nin ilk hanım hâkimelerinden Melahat hanım da Muğla Adliyesi’nde hâkimelik yapmış.  Çocukları Arda Gedik (1940-2011), okulunun bir kısmını Muğla’da okumuş.  Dr. Gedik, Muğla’dan önce Çine’de görev yapmış ve Çineliler onu unutmamışlar; bir kadirşinaslık yapıp adını ana caddelerinden birine vermişler.

Benim Muğla’ya gelmemle, merhum Dr. Gedik ile yolum üçüncü  defa kesişmiş oluyor. İkinci kesişme, bir kitap üzerinden oluyor. Rus asıllı ama Amerika’ya göç etmiş kadın yazar Ayn Rand’ın “Ben” adlı romanı, benim kendimi inşa etmemde, tetikleyici kitaplardan biridir. Lise yıllarımda Yağmur Yayınları’ndan çıkan baskısını okuduğum kitabın mütercimi Emine Gedik idi. Bu soy isim bende çakılı kaldı ama ne yalan söyleyeyim yıllarca arkasına düşmedim. Bundan 15 sene kadar önce bir yerde Emine Gedik’in, Dr. Namık Gedik’in gelini; yani Arda Gedik’in eşi olduğunu öğrendim. Emine hanımı da 23 Ağustos 2020 günü ebediyete uğurladık.

***

Sosyal medyada merhum Dr. Namık Gedik konusunu açınca, vaktiyle Muğla Devlet Hastanesinin bölümlerden birine rahmetlinin adının verildiğini öğrendim. Hastane binamız hayli tadilat-tamirat geçirince, muhtemelen Dr. Namık Gedik’in adı da kaldırılmıştır. Keşke Sağlık İl Müdürlüğü’müz konuya bir el atsa da demokrasi şehidimiz olduğu kadar, Muğla’ya da hizmet etmiş Dr. Namık Gedik’in adı, hastanede bir yere verilse…

***

Bir dağ yamacındaki Yörük köyünde doğan bir erkek çocuğun adı, daha çok dedelerinin falan adı olmalıydı ve o da Hasan, Hüseyin, Ali, Halil, Ahmet, Mehmet olmalıydı… Niye onlar değil de “Namık” diye başlarda az düşünmedim değil. Rahmetli, babamın verdiği bilgi ile konu açıklığa kavuşmuştu. Rahmetli Dr. Namık Gedik ile böylece yolum 3 defa kesişmiş oldu. İlk kesişme adım; ikincisi gelini Emine Gedik’in tercüme ettiği kitap, üçüncüsü de Muğla olmuştu… 30 Mayıs günü onu vefatının 65 yılı idi. Rahmetle yâd ettim ve demokrasimizde bu tür cinayetler işlenmemesi için de dua ettim.