Devletin Hayvanlara Bakışı

Hafta içinde sayın valimiz Dr. İdris Akbıyık, basın mensupları ile yaptığı buluşmada “hayvan haklarına saygı göstererek ama insan sağlığını esas alarak” köpekleri topladıklarını dile getirmiş.

Sayın valimizin “hayvan haklarını gözeterek” söze başlaması elbette bir değer ifade eder. Hayvanların değil hakkını, mevcudiyetini bile fark etmeyen zihniyetlerden korkarım. Fakat “hayvan haklarını” gözeterek sokaklardaki köpekleri toplamanın bir çözüm olup olmadığına bakmamız lazım.

Vilayet birkaç zamandır, 5199 sayılı kanunda yapılan değişikliklerle ilgili olarak yeni uygulamayı hayata geçirmeye çalışıyor. Yapılan düzenlemenin mantığı şu: Sokaklarda köpek kalmayacak. Toplanıp barınaklarda beslenecek; sahiplendirilecek; sahiplendirilmeyenler barınaktan dışarı çıkamayacak.

Kanunun eski halinde ne diyordu: Topla, barınakta sağlığına kavuştur; sahiplendir; sahiplenen olmazsa aldığın yere bırak.

Yeni düzenleme ile köpekler barınaklarda toplanıyor ve maalesef orada ölüme terk ediliyor.

Vali bey açıklamasında, belediyeler ile yapılan iş birlikleri sonucunda, köpeklerin barınaklarda tutulmaya başlandığını ve Muğla’da sorunun çözüleceğini ifade etmiş. Yani dışardan bakıldığında Muğla’da köpeklerle ilgili bütün sorunlar çözülmek üzereymiş gibi dile getirilmiş. Sanırım belediye başkanlarına ve vali beye verilen bilgilere göre barınaklar 5 yıldızlı hayvan oteli standartlarında çalışıyor; köpeklerin bakımları, ilaçları ve tedavileri son derece mükemmel; barındıkları odalarda bir “house keeping” olmadığı kalmış…  Buradan barınaklardaki arkadaşların görevlerini yapmadıkları anlamı çıkmasın. Onların canla-başla bu konuda gayret ettiklerini görüyoruz ama sınırlı imkânla ne yapılırsa onlar da ancak o kadarını yapabiliyorlar.

Muğla BŞ Hayvan Barınağı’nda gerekli teçhizat yok… Orada canla-başla çalışan arkadaşlar,  gerekli alet-edevat yoksa ne yapsın?...

Ayrıcaaaa…

Hayvanların sadece beslenme, barınma ve sağlık sorunu yoktur; onların hepsinden de önemli sorunu sevgi ve şefkat beklentileridir. Barınakta yüzlerce hayvan var ama üç-beş çalışan… Bu üç-beş kişi neye yetişebilir?... Temizlik, bakım, beslenme, tedavi, lojistik… Bunlarla uğraşmaktan bir patinin başını okşamaya vakitleri kalmaz. İşte o patileri hayata bağlayacak olan şey, bir baş okşamadır…

Yukarılara pek gitmeyen bilgiler vardır; gitse de dile getirilmeyen bilgiler: Barınaklarda ölen canlar… Biz hayvan gönüllüleri öyle veya böyle barınaklardaki ölümlerden haberdar oluruz. (Şimdi burada barınakta ölen kedi ve köpekleri saydırmayın bana.) Bizim barınaklarımız tam teşekküllü barınaklar değil… Maalesef biraz heyecan, biraz amatör ruh ve biraz da merhamet kaynaklıdır barınaklarımız. Bilinçli, neyin ne için, ne kadar ve nasıl olması gerektiği sorularının cevaplarıyla oluşturulan barınaklarımız yok. Hoş… İdeal barınaklar olsa da ben habitatik felsefem gereği hayvanların ev dâhil, bir yerlere tıkılmasına şiddetle muhalifim.

Hem Menteşe Belediyesi’nin henüz hayvan barınağı yok; Büyükşehir’in barınağı ile idare ediyor. Belediyelere 2028’e kadar süre verildi ama istenen  şey, 2028 takvimine göre değil, sanki her şey hazırmış gibi. Devleti anlarım: Kanun çıkarsa uygulanır. Yani şu anda vilayet ve belediyenin, devletin çıkardığı kanunu uygulaması bekleniyor. Kendi içinde mantıklı ama işin “ama”sı var. Devlet, “devlet kanunları”nı uygulatmaya çalışıyor; bizler da “tabiat kanunları”nın uygulanmasını istiyoruz. Bu habitat hepimizin; sadece insanların değil. Habitatta insan dışı varlıklar (bitki, hayvani taş-toprak, hava) olmazsa, insan da olmaz. Bizler bu habitatik tabiat gerçeğine dayalı kanunun uygulanmasını (Buna Allah’ın yaratma; “Hayy” olma sıfatı da diyebilirsiniz.) istiyoruz… Bir yanda “devletin kanunu”, öbür yanda “Allah’ın veya tabiatin kanunu”!...

***

İnsan sağlığını korumak üzere köpekleri ve domuzları düşman ilan ettik. O zaman bakın dünya istatistiklerine. Bugüne kadar insanın insana verdiği zarar ile hayvanın insana verdiği zararı bir mukayese edin!... Kıyas kabul etmez üstünlük, insanın insana verdiği zarardadır. O zaman insanları da toplama kamplarına toplayalım mı?

***

Neyse… Lafı uzatmayalım… Sokak hayvanları konusundaki hassasiyet, Ak Parti’nin oy kaybının %1.9’unun sokak hayvanlarına bağlı olması imiş. Yani bu köpekler sokaklardan toplanırsa Ak parti bu kaybını yaşamayacakmış… Hayvanlarında oy verecekleri bir sistem olsa da siyasetçilerin akılları karışsa, diyorum. Veya “Ya hayvan hakları peşinde koşanlar % 1.9’dan büyükse?”… Siyasetçiler bunu hiç düşünmediler mi?...

Son bir tavsiye cümlesi…

Toplantılara sadece “resmi yetkililer” katılmasın… Resmiyet biraz perdeli konuşur… Toplantılara ilgili STK temsilcileri ve gönüllüler de katılsın. O zaman olayların gerçek boyutu konuşulur. Hadi bir deneyelim Muğla’mızda ve örnek olalım.