Deniz ile insan arasındaki ilişkiyi en iyi sağlayan sahiller Muğla ili sahilleridir.
Akdeniz bir iç denizdir.
Bu neden ile Avrupalılar Akdeniz'e "Orta Deniz" demişler…
Akdeniz'de tekne ile mavi yolculuk yapılabilen iki sahil bulunuyor.
Birincisi Muğla sahilleridir, diğeri ise Adriyatik denizindeki Hırvatistan sahilleridir.
Bu iki sahilin dışında Akdeniz'de mavi turizm yapılabilecek başka sahil yoktur.
Muğla sahilleri, 1400 km den daha uzun ve turizm sezonu uzun olan tek sahildir.
Adeta dantel gibi bir sahile sahibiz.
Muğla sahillerinde, 1960 li yıllarının başından beri Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun yaptığı ilk mavi yolculuktan bu güne kadar mavi yolculuk yapılmaktadır.
Gulet, trandil, piyade tipi tekneler ile başlanan mavi turizm, sonradan keç tipi ahşap tekneler ile yapılmaya başlandı.
Sonraki yıllarda fiber glas tekneler ile Katamaran tipi teknelerle mavi turizm çok gelişti.
Ahşap tekneler, ilk olarak Ziya Güvendiren usta ile çırağı Erol Ağan (Çolak Erol, sonra büyük ustalardan biri oldu tarafından 1960’lı yılların başında Bodrum'da yapılmaya başlandı.
Sonraki yıllarda tekne sanayii gelişti ve bugün gurur duyduğumuz bir noktaya geldi.
Mavi turizmin yapıldığı Muğla sahillerinden yeteri kadar yararlanabiliyor muyuz?
Yukarıda da yazdım, Akdeniz’de Muğla sahillerine benzer bir sahil yok.
Muğla sahillerinde ki Bodrum, Datça, Marmaris, Fethiye ilçelerinde birbirinden güzel bük ve koylar " Benim kıymetimi bilin" diye adeta haykırıyor…
Geceleri küçük koylara demir atan teknelerde hayatın tadını çıkarmaya çalışan turistler, sahile çıkıp, salaş lokantalarda hayatlarının en güzel gecelerini geçiriyorlar.
Güzelim sahillerimizin bizden bazı istekleri var.
Sahillerimiz, akıllıca planlanmayı bekliyor.
Kaçak yapılar ile gülelim sahillerimizi kirletmeye hakkımız yok.
Ayrıca tekne sahipleri yaz aylarında kullandıkları teknelerini kışın bırakacak ve bağlayacak yat limanı bulamıyorlar.
Mevcut yat limanları da bu darboğazı fırsat bilip, kışlanma ve bakım ücretlerini çok yüksek tutuyorlar.
Yeterli yat limanının bulunmaması, mevcutlarının da ücretleri yukarıya çekmeleri, Muğla sahillerinden yeterince yararlanmamızı engelliyor.
Sahillerimiz ivedilikle İtalyan veya ABD'li mimar ve şehir plancılarınca planlamasını, sağlamalıyız.
Planlama sırasında Muğla sahillerinin ihtiyaç duyulan yerlerinde yeni yat limanlarının yapımına izin verilmeli ki, sahillerimizden maksimum yararlanabilelim.
Sene 2026 olmak üzere, 1400 km'den uzun ve iki harika göle sahip Muğla sahilleri ne doğru dürüst planlanmış, ne de yeteri kadar yat limanı yapılması mümkün olmuş…
Bu durum, Avrupalı ayak takımının, Bodrum, Marmaris gibi dünya güzeli turizm beldelerimizi işgal etmesine neden oluyor.
Yat limanlarına, Avrupa'da "Sefa limanları" deniyor.
Muğla sahillerinin, bolca para bırakan zengin turistlere ihtiyacı var.
Zengin turistler ayak takımı dedikleri insanlar ile aynı coğrafyada tatil yapmak istemiyorlar.
Muğla sahillerine tekne sahibi zengin ve bolca para bırakan turistler lazım.
İşin doğrusu da budur.
Bu konuda, Muğla Büyük Belediye Başkanı Ahmet Aras'a çok büyük görevler düşüyor.
Başkan Aras, asker kökenli ama aynı zamanda Bodrum'da turizm işi ile de uğraşıyordu.
Yazdıklarımı, benden daha iyi bildiğine de inanıyorum.
Ancak sorunları çözmek için, yalnız bilmek yetmiyor, eyleme de geçmek gerekiyor.
Sahillerimizde ikinci konutlar yaparak sahillerimizden tam yararlanamayız/yararlanamıyoruz da…
İkinci konut kooperatiflerini de tatil köylerine dönüştürmeliyiz.
Bu konuda, ikinci konut sahiplerini teşvik ve yardımcısı olmak gerekiyor.
Sahillerimize sırtımızı dönerek daha fazla yaşayamayız.
Coğrafya, bizi deniz ile iç içe yaşamamızı istiyor.
Ama biz bu çağrıya bu güne kadar hep kulak vermemeyi seçtik.
Yazık ettik, yazık ediyoruz.
Yetsin artık ve gereğini yapalım…