Çimentocular bu iddia ve yanıtlara ne der acaba?

Muğla Çimento AŞ'nin sahibi Cemal Karakurt'un Bayır/Deştin şantiyesinde yaptığı töhmet altında bırakıcı "iddialar" ve savunularla gerçekleştirdiği basın toplantısının ardından kaç yazı yazdım anımsamıyorum, ama sonuncusunda Muğla Çimento A.Ş. Genel Müdürü Barış Kılınç'ın "teknik bilgilendirmelerini" ayrıca ele alacağımı belirtip "Biraz nefes alalım" demiştim...

Ha bugün ha yarın derken, epey nefes aldık ve ben Barış Kılınç 'ın ifadelerini değerlendiremeden, MUÇEP Menteşe Meclisi , Deştin Çevre Platformu ve Bayır Çevre Komites i'nden dün " Çimentocu Şirket, Muğla'yı Terk et! Deştin Çayı Özgür Akacak, Muğla Cennet Kalacak! " diye noktalanan açıklama geldi.

Cemal Karakurt ve genel müdürünün açıklamasından ve Ermaş Muğlaspor 'a sponsor olmalarından sonra, " Yıkım ve ölüm makinesine " karşı direnenler için " artık vazgeçtiler " yorumları yapılırken, öyle olmadığı anlaşıldı...

xx xx xx

Cemal Karakurt 'un " Gariban köylüyü Muğla Çimento'ya karşı dava açacağız diye kandırmışlar, topladıkları parayı yemişler ve ortada dava falan yok. " iddiası başta " Çimento Fabrikası'nın başta mermer ve termik santral atıkları olmak üzere Muğla'nın kirliliğini ortadan kaldırıcı " olduğu savunularına yanıt verilen açıklamada, " 6 Ekim 2022 tarihinde Muğla Çimento AŞ'nin sahibi Cemal Karakurt tarafından bir basın açıklaması düzenlenmiştir. Çimento Yıkım Projesine karşı çıkanlar, yaşam savunucuları ve köylüler rakip firmaların adamları gibi gösterilerek iftira atılmış ve Çimento Yıkım Projesi de çevreci bir yatırımmış gibi gösterilerek, yanlış ve yanıltıcı bilgiler verilmiştir. " denildi.

Kendi yaşam alanlarına sahip çıkan köylülerin ve yaşam savunucularının itibarsızlaştırılmak istendiği savlanan açıklamada, " Düzmece hikayeler uydurulduğu" belirtilerek, "Bu düzmece iddiada bulunanları iddialarını ispata davet ediyoruz. " ifadesi kullanıldı.

Doğrusu ben o ağır ithamlar karşısında Cemal Karakurt hakkında bir tazminat davası açarlar ve kazanırlarsa tazminatı Muğla Çevre Mücadelelerinde harcarlar diye ummuştum ama...

xx xx xx

Deştinliler ile yaşam savunucularının yazılı açıklamasında, çimentocuların yatırımları ile ilgili hiçbir dava bulunmadığına dair iddialarına yanıt verilirken, şu anda ÇED ve Ruhsat İptal davalarının devam ettiğine dikkat çekilerek, " Biten ya da kaybedilen hiçbir dava yoktur. " denilmiş.

Bunun böyle olduğunu biz gazeteciler de biliyoruz. Muğla Çimento AŞ 'nin sahibi Cemal Karakurt 'un bu konuda bilgi sahibi olmaması veya yanlış bilgiye sahip olması şaşırtıcı. Demek ki avukatları davalardan haberdar etmiyor olabilir mi? İlginç... Açıklamasında davalar ile ilgili son gelişmeler ise şöyle anlatılmış:

"ÇED İptal davası şu an Danıştay'dadır ve Ruhsat iptal davası da devam etmektedir. Ayrıca bu davaların dışında kooperatif ve dernekler tarafından açılmış başka iptal davaları da devam etmektedir. Menteşe Kent Konseyi'nin önayak olmasıyla 8 köylü ve Akdeniz Yeşilleri Derneği ile birlikte açılan ÇED ve Ruhsat iptal davalarının hiçbiri için köylülerden para toplanmamış, tam tersine bütün dava harçları ve masrafları Menteşe Kent Konseyi tarafından karşılanmıştır."

xx xx xx

Çimentoculara karşı bu mücadeleyi yürütürken kimseden para almadıklarını ve almayacaklarını belirten çevreciler, Muğla Spor yöneticilerini aldıkları sponsorluğu iade etmeye çağırdılar. Şu ifadelerde bulundular:

"Ruhsat sahası içinde kalan yaklaşık 8 bin dönüm ormanlık alanı, zeytinlikleri, tarım alanlarını, arıcılığımızı ve su kaynaklarını yok edecek, Bayır Barajı'nı, Kazan Göleti'ni ve Deştin Çayını kurutacak, binlerce köylüyü göçe zorlayacak, kalanları da tozuyla dumanıyla zehirleyecek bu Çimento Yıkım Projesi'ne ortak olmayın, iş birliği yapmayın. Sizler Muğla'yı, Muğla'da sağlıklı yaşamı temsil ediyorsunuz. Sağlıklı bir yaşam için spor, spor için de temiz hava, temiz su, temiz gıda gerekir. Termik santrallar tarafından yeterince zehirlenen Muğla'nın daha fazla zehirlenmesine ve doğasının yok edilmesine nasıl destekçi olursunuz? Lütfen yanlışınızdan dönüm, aldığınız paraları iade edin. Muğla'mızı yok eden firmaların sponsorluğunu kabul etmeyin."

xx xx xx

Çimentocular tarafından haklarında yürütülmek istenen karalama kampanyası ve itibarsızlaştırmak için atılan iftiraların kendilerini yıpratamayacağını belirterek, " Ama bizler hakkında düzmece hikayeler anlatan kişinin nasıl bir kişi olduğuna dair bilgi sahibi olmak istiyorsanız internette biraz araştırma yapmanız yeterlidir. " şeklinde garip bir tavsiyede bulunulurken, " Bayır Entegre Çimento Fabrikası girişimi çevreci bir yatırım değil, bir Çimento Yıkım Projesidir. " denilerek şöyle anlatılmış:

"Entegre Çimento Fabrikası Muğla'nın Yatağan ilçesine bağlı Deştin Mahallesi ile Menteşe ilçesine bağlı Bayır Mahallesi ortak sınırında, Tekağaç sırtı mevkiinde, etrafında yerleşim yerleri, bağ, bahçe, zeytinlik alanlar, tarım alanları, dere ve baraj gibi su kaynakları bulunan ve tamamen orman alanı içerisinde, 7 bin 656 dönüm açık hammadde ocakları olan, toplam 7 bin 751 dönümlük yani bin 85 futbol sahası büyüklüğündeki bir alandır. Proje sahibinin satın aldığı arazi 186 dönüm olabilir ama proje kapsamında yok etmek istediği alan 7 bin 751 dönümdür. Çimento fabrikası tesis alanı ile Muğla merkezin arası kuş uçuşu 13 km'dir ve fabrikadan çıkacak olan duman ve tozun etki sahası altındadır."

xx xx xx

Çimentocuların, " Kalker ocaklarını çalıştırmayacağız çünkü mermer atıklarıyla bu işi çözeceğiz. " ifadelerini yalanlayan çevreciler kendi ifadeleriyle " gerçeği " şöyle ifade ettiler:

"Çimento üretiminin ana hammaddesi kil ve kalkerdir. Çimento sanayinde bünyesinde kalsit barındıran maddeler kullanılsa da mermer tozu -mermerin yapısı ve oluşum mekanizmalarından dolayı-yalnızca Beyaz renkli Portland Çimentosu üretiminde kullanılmaktadır. Bunun dışında mermer tozları ve küller sadece klinker üretimi sonrası katkı maddesi olarak kullanılmakta ve kullanım miktarları üretilen çimentonun özelliklerine bağlı olarak % 0-30 arasında değişmektedir. Termik santralların uçucu küllerinin katkı maddesi olarak kullanımı ise bu küllerin içerdikleri radyoaktif elementler ve ağır metaller nedeniyle uygun değildir, kullanılmamalıdır."

Muğla Çimento 'nun öngördükleri üretim miktarının 1 milyon 700 bin ton Klinker ve 2 milyon 500 bin ton Çimento olduğu, bu miktar üretim için kireç taşı yerine mermer tozunun kullanılacağının projede ön görülmediği gibi, koordinatları verilen kalker ocaklarında kireç taşının nasıl elde edileceğinin anlatılmış olduğuna da dikkat çekilen açıklamada, şöyle devam edildi:

"Köylülerin davayı kazanması nedeniyle iptal edilmiş 1. ÇED raporuna göre Entegre Çimento Fabrikası'nın çalışabilmesi için gerekli olan kil ve kalker hammaddesinin temini amacıyla öngörülen ocak sayısı ise 23'ü kil, 29'u kalker olmak üzere toplam 52 adettir ve 30 bin dönümlük bir alanı kapsamaktadır. Köylülerden saklanarak onaylatılan ve bugün halen yürürlükteki sahte 2. ÇED raporuna göre ise hammadde temini için gerekli ocak sayısı 9'u kil, 4'ü kalker olmak üzere toplam 13 ocaktır ve bu alan toplam 7 bin 657 dönümdür. Eğer amaçlarına ulaşabilirlerse Orman yetkililerinin izin ve kontrolünde bu ocaklar için binlerce ağaç kesilecek, 7 bin 657 dönümlük ruhsat sahası içinde kalan orman alanı tamamen yok edilecektir. Özetle kalker ocaklarını açmayacağız sadece mermer ocaklarının tozlarını kullanacağız lafı sadece bir yalandır. "

xx xx xx

Çimentocuların bir diğer iddiaları olan " Biz günde anca 400 ton kömür yakabiliyoruz. Bacadan da bir duman çıkması söz konusu değil. " ifadesi ile ilgili "ÇED raporunda çimento üretimi için gerekli ısıl işlemin gerçekleşeceği fırınların çalışabilmesi için kilogramında 5 bin kcal/h ısıl güce sahip Kütahya linyit kömürü kullanılacağı ve miktarın da yıllık 306 bin ton/yıl olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Bu iddiayı baz alırsak günde ortalama 840 ton kaliteli linyit kömürü yakılması gerekir. " denilirken, " Kütahya'dan kömür getirmek yerine Muğla'nın kilogramında bin 500-2 bin kcal/h ısıl güce sahip kalitesiz linyit kömürü kullanılırsa bu miktar 2 bin 200-2 bin 500 ton/güne ulaşır. Yani iddia edildiği gibi hiçbir zaman bu miktar 400 ton/gün olamaz. Dumansız kömür şu ana kadar icat edilmediği için termik santralın zaten var olan dumanı ile birlikte çimento fabrikasından çıkan duman hem doğal hayat hem de toplum sağlığı açısından ciddi risk oluşturacaktır. Çimento fabrikasında yakacak olarak farklı bir enerji kaynağı (petrokok, çöpler, atıklar vb.) kullanılacaksa bunun da projesinin ve bu kaynağa göre hesapların yeniden yapılması, ekipmanların ve filtrelerin ona göre seçilmesi ve ÇED onayına sunulması gerekir ." diye devam edildi...

MUÇEP Menteşe Meclisi , Deştin Çevre Platformu ve Bayır Çevre Komitesi 'nden yapılan açıklamaya

"İster devlet eliyle ister özel şirketler ya da mafyatik örgütlenmeler aracılığı ile yapılmak istensin, Muğla'daki tüm yıkım projeleri durdurulması için hem hukuki hem fiili olarak elimizden geleni yapmaya ve Muğla'mıza sahip çıkmaya devam edeceğiz, tüm Muğlalıları da bizimle birlikte mücadeleye davet ediyoruz." diye nokta kondu. Gelecek yanıtları çok merak ediyorum...

--------------------------------

GÜNÜN SÖZÜ : Bozuk kantar gün gelir sahibini tartar...

BUNLARI

- Eray Çiçek'im Menteşe Muhtarlarını Ankara'ya Anıtkabir'e taşıdığını; DUYDUNUZ MU?

ÇİVİ

Dün Muhtarlar Günüydü. Arkadaşım kutlamadı. "Neden?" dedim, "Evlerimize yabancı dolmuş, haberleri yok" dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı:)))