“CHP, Muğla’yı nasıl kazanır?”

Başlığa aldığım soru Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk’e ait. 17 Ocak 2024 tarihli yazısının başlığında sorunun tamamı “CHP, Bilecik’i nasıl kaybetti, Muğla’yı nasıl kazanır?” şeklindeydi. Dünkü yazımda ilgili bölümü paylaşmıştım. Niyetim bugün yazının tamamını paylaşmak değil...

Üç dönem AK Parti tarafından yönetilen ve 2019 seçiminde oyların %51’ini alan ve 3 yıl görev yapan CHP’li Semih Şahin’in yönettiği Bilecik Belediye Başkanlığı 2 yıldır da CHP’li Melek Mızrak Subaşı tarafından vekaleten yönetiliyordu. Semih Şahin 2 yıl önce yolsuzluk yaptığı iddiaları üzerine açığa alınmıştı.

O Semih Şahin, geçen hafta başkanlıktan istifa edince yapılan seçim sonucu CHP, belediye başkan vekilliği seçimini AKP, MHP ve İYİ Partili üyelerin ittifakı sonucu kaybetti.

İddialar üzerine CHP’den de ihraç edilen Şahin yerel seçime iki hafta kala neden istifa etmiş olabilir? Merak eden Saygı Öztürk’ün yazısına bakabilir; https://www.koseyazarioku.com/yazar/saygi-ozturk/chp-bileciki-nasil-kaybetti-muglayi-nasil-kazanir-17-01-2024.html

xx xx xx

OSMAN GÜRÜN NEDEN KURULTAYI BEKLEDİ?

Biz yazının “Deneyimli başkanın görüşü: Vıdı vıdıyı kesersek seçimi alırız” ara başlığı altında Osman Gürün ile ilgili anlatılanlara bakalım. Bu görüşme telefonla yapılmış ve Başkan Gürün’ün “Bıdı bıdı”sı “vıdı vıdı” olarak anlaşılmış olmalı... Deneyimli Gazeteci-Yazar Saygı Öztürk şöyle anlatmış:

Dr. Osman Gürün, 3 dönem Muğla, 2 dönem de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinde bulundu. Yaklaşık 11 ay önce CHP’nin o dönem genel başkanlığı görevinde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘Ben kendi isteğimle geldim, kendi isteğimle gitmem gerekiyor. Yeni dönemde aday olmayacağım’ dedi.

Kafam karıştı... Herkesin bildiği Osman Gürün aday olmayacağını 28 Kasım 2023 tarihinde açıklamıştı. 5 Aralık 2023’de de CHP lideri Özgür Özel, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün'ün yerel seçimlerde aday olmayacağını duyurmuştu. Özel, Gürün’ün bundan sonra CHP Genel Merkezi’nde kuracakları danışma masasında ’danışman’ olarak görevini sürdüreceğini açıklamıştı.

Tabii Başkan Gürün olacakları önceden görüp Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan affını istemiş de olabilir. Ki kendisinin bir kere daha seçilip seçilemeyeceğine dair anket yaptırdığını düşünenlerde var.

O değil de Sayın Osman Gürün aday olmayacağını Kılıçdaroğlu ile görüşmesinden sonra da açıklayabilirdi. Acaba neden Özgür Özel’in genel başkanlığını beklemiş olabilir?

xx xx xx

Saygı Öztürk anlatımında Osman Gürün için “Bazen erken açıklama kaosa neden oluyor. O yüzden açıklamasını adaylık başvurularının bitiminden önce kamuoyuna açıkladı.” ifadesinde de bulunmuş.

Kafam bir kere daha karıştı. Bildiğimiz kadarıyla il ve ilçe başkanlıklarına yapılan başvurularda katılımın yoğun olması nedeniyle daha önce 28 Kasım olarak açıklanan süre, MYK kararıyla 5 Aralık'a kadar uzatılmıştı.

Neyse, Saygı Öztürk ardından “Gürün’ün, seçimde Kılıçdaroğlu’nu desteklediği biliniyordu. Adaylık için başvurmamasında bunun bir etkisi var mıydı?” diye sorduğunu belirtip, Osman Gürün’ün “Hiçbir şekilde başka bir neden, tavır veya genel başkan değişti, yenisi geldi; ondan dolayı aday olmadım diye bir şey söz konusu değil” yanıtı ile devam etmiş.

Bak bak bak, aday olmamasının genel başkan “değişimi” ile alakalı değilmiş... Yaptırdığı konuşulan anket sonucu ile ilgili olmuş olmasın...

xx xx xx

KİM ADAY OLURSA ONUN ADINA ÇALIŞACAKMIŞ!

Saygı Öztürk anlatımını “10 Aday Adayı Var” ara başlığı altında şöyle sürdürmüş:

Osman Gürün aday olmayınca, Büyükşehir adaylığı için 10 kişi başvurdu. Ancak, aday açıklaması geciktikçe, kendileri olmasa bile yandaşları laf ediyor ve bunlar kırgınlıklara da yol açıyor.

Gürün, aday açıklamasının daha fazla gecikmemesini diliyor, ‘Kim aday olursa olsun onun adına çalışacağını, kazanmasına, başarılı olmasına katkıda bulunacağını’ söylüyor.

Eski milletvekilleri belediye başkanlığı olmayı çok istiyor. Hatta Parti Meclisine seçilenler de özellikle seçilecek yerlerden başkan olmak için çaba gösteriyor. Belediye başkanlığını nasıl görüyorlar açıkçası başkanlar da bunu anlamış değil.

Dünkü yazımda da belirttim buradaki son paragraf Saygı Öztürk’e mi, Osman Gürün’e mi ait anlayamadım.

Osman Gürün adayların açıklanmasında yaşanan gecikmenin sakıncaları konusunda çok haklı. Ancak belirlenecek adaya kazanması için katkıda bulunacağını açıklaması düşündürücü... Fethiye neyse de orada önemli yatırımlar yapıldı, Allah aşkına Bodrum’da, Marmaris’te ne anlatabilir? Oralarda seçmenin karşısına çıkabilecek durumda olmuş olsaydı kendisi aday olurdu... Mesela Yatağan’da Mesut Günay’ın arkasında yer alsa, karşılarındaki kitleden “Yatağan’a neden garaj yapmadınız, garajın yerinde Yatağan’ın da bir meydanı olsa olmaz mıydı?” diye bir soru gelse ne yanıt verecek... Menteşe adayının yanında “Kent Market”i nasıl anlatacak merak ediyorum...

Muhammet Tokat büyükşehir adayı olursa birlikte Milaslıların karşısına nasıl çıkacaklar?

xx xx xx

“SÜRECİN UZAMASI ALEYHİMİZE”

İşte bu ara başlık Osman Gürün’den... Saygı Öztürk bu başlık altında da “Girdiği beş seçimi de kazanmış Osman Gürün’e, CHP’nin Muğla’da seçimi kaybetme riskinin olup olmadığını sordum.” derken, Osman Gürün’ün uyarısını şöyle aktarmış:

Bizim seçimi tek kaybetme riskimiz kendi aramızdaki çatışmadan kaynaklanır. Bu olmasa kesinlikle seçimi alırız. Aday kim gösterilirse gösterilsin ben dahil adayımızın arkasına düşmemiz, ‘öyleydi, böyleydi’ diye ‘vıdı vıdı’ yapmamamız lazım. Uzayan süreç bu lafların edilmesine sebep oluyor. Bu da bizim önümüze çıkabilir.

Osman Gürün’ün girdiği 5 seçimi de kendisinin mi CHP’nin mi kazandığı tartışılır. Oy yüzdeleri ortada... Yukarıda da vurguladım, aday belirleme sürecinin uzamasının CHP’nin aleyhine işlemeye başladığı bir gerçek... CHP’lilerin ve hatta aday adaylarının kendi aralarındaki “çekişme” ve yer yer belden aşağı vurmalar CHP’ye seçim kaybettirebilir...

Ancak CHP’de Osman Gürün’den önce bu boyutta yaşanmayan gruplaşmaların, çekişmelerin kaynağında ne var ona da bakmak lazım...

xx xx xx

“DOKTORUN REÇETESİ”

Saygı Öztürk yazısını “Doktor Reçetesi” ara başlığı altında Osman Gürün’ün “AKP adayı Aydın Ayaydın, Muğla’ya ne kadar oturur, Muğlalı kendisine ne kadar oy verir o konuda çok şüpheliyim. Burada Aydın Ayaydın tutmaz. Ama biz hata yapar, kendi adaylarımızla ilgili negatif şeyler söylersek, küser ‘Buna oy vermem’ dersek o zaman biz kaybederiz. Onlar kazanmaz, biz kaybederiz. Bir an önce adayın açıklanmasında yarar var.” ifadeleriyle sürdürerek şöyle noktalamış:

Gürün, seçimi kazanmanın tek ilacının ‘Birlik’ olduğunu belirtiyor, ‘Birlik olursak, dedikoduyu kesersek, adayımızın arkasına dizilirsek büyükşehir ve 11 ilçemizden alamayacağımız yok’ görüşünde. Adı olumsuz hiçbir olaya karışmadan 25 yıl başkanlık yapmak kolay değil. Bunu, Dr. Osman Gürün başardı. CHP’nin, deneyimlerinden mutlaka yararlanması gereken isimlerden birisi olduğu da unutulmamalı.

Evlerden ırak... Saygı Öztürk’ün gelip Muğla’yı dolaşmasında, olmadı Fatih Portakal ile görüşmesinde yarar olabilir... “Tek adam” olarak 25 yıl başkanlık yapmak kolaydır. Muğla’da CHP’nin o 25 yılda “Osman Gürün ve ötekiler” diye ayrıştığını, hatta o “ötekileştirilen” ve hatta “İrlandalılar” diye yaftalananların yok sayıldığını Saygı Öztürk nereden bilsin ki...

xx xx xx

OSMAN GÜRÜN ADAYLIK TEKLİFİ Mİ BEKLİYOR...

Kurt puslu havayı sever derler...

Osman Gürün de 25 yılda iyi bir belediyeci olamadı, ama “siyasetin kurdu” oldu... “Senden aday olmaz” denilmesini beklemeden, en azından Yılmaz Büyükerşen’in düşürüldüğü duruma düşmeden çekilmesini (!) bildi ve bence kendisini beklemeye aldı...

Ki kendisi için şu uzayan süreçte “Menteşe’de Bahattin olsun, olmazsa Gonca Köksal olsun” diyor yorumları yapılsa da Büyükşehir’de 10 aday adayından birini desteklediği görülmüyor... Bu Saygı Öztürk’ün yazısında da hissediliyor...

Yazıyı buraya aktarmanın yanında iki üç defa okudum. Ne yalan söyleyeyim yazıyı okurken aklımdan “Osman Gürün adaylık mı bekliyor?” sorusu geçmedi değil...

------------------

GÜNÜN SÖZÜ; Yalanlar gerçeklerle bağdaşmadığı gibi, genellikle kendi aralarında da çatışırlar. --Daniel Webster