“Çevreye zarar verecek her projenin karşısındayız”

Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın Menteşe Kültür Evi’nde düzenlediği ‘basın kahvaltısında’ Yatağan’a bağlı Deştin Mahallesi ile Menteşe’ye bağlı Bayır Mahallesi arasında Tekağaç Mevkisinde kurulurken ‘yapı ruhsatının’ dayanağı ‘ÇED Olumlu kararı’ İdare Mahkemesi kararı ile iptal edilince inşaatı durdurularak mühürlenen ve yapı ruhsatı iptal edilen “Çimento Fabrikası” da gündeme gelmiş.

Gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtlarken “Çevreye zarar verecek her projenin karşısındayız” diyen Başkan Köksal, “Yasalara uymak zorundayız. Ona şüphe yok. Ama açık ve şeffaf olacak ortak aklı çalıştıracağız. O günün şartları, yasal durumu neyse ona bakacağız.” diye devam etmiş.

Yani Başkan Köksal üç şey söylüyor:

1- Çevreyi koruyacağız.

2- Şeffaf Olacağız.

3- Hukuka uygun davranacağız.

Keşke Bahattin Gümüş ve arkadaşları da böyle demiş, böyle net olmuş olsalardı. Demiş olmak da yetmez, bu sözlere uygun hareket etmiş olsaydı...

+

Birkaç gündür o kahvaltıda konuşulanları irdeliyoruz. Farkındasınızdır. Ben o kahvaltıda yoktum. Fiziki engelim nedeniyle her mekana gitmediğim gibi, herkesle de aynı karede, ortamda bulunmamak gibi de bir ilkesel tavrım var. O yüzden çıkan haberlere bakıyorum. Kahvaltıdaki çimento muhabbeti ile ilgili ortalama haber de şöyle denebilir:

Bayır’daki Çimento Fabrikasıyla ilgili olarak devam eden bir davanın olduğunu belirten Başkan Köksal, ‘ÇED İptal, Ruhsat iptal. Şu an imar planının da iptal edilmesi söz konusu. Yeni bir ÇED raporu da yok ortada. Ortada devam eden planının iptali davası var. Eğer tekrar ÇED gelirse odalarla ortak aklı çalıştırıp önümüze koyacağız. Durum bu diyeceğiz. Bir kere bu süreçte çok şeffaf olacağız. Herkesle bu süreci paylaşarak devam edeceğiz. Ama yasal olarak yapmamız gerekenleri de yapacağız. Yasalara uymak zorundayız. Ona şüphe yok. Ama açık ve şeffaf olacak ortak aklı çalıştıracağız. O günün şartları, yasal durumu neyse ona bakacağız. Belki dava sonuçlanacak ÇED almadan. Ama şunun bilinmesini isterim ki, çevreye zarar verecek her projenin karşısındayız. Bunu da biz en baştan beri söylüyoruz.’ dedi.

+

Başkan Gonca Köksal “Çimento fabrikası için hukuk ne derse o olacak” diyor.

Habere bir başka pencereden bakan bir internet gazetesi de haberi şu spotlarla vermiş:

- “Gazetecilerin Muğla Çimento Entegre Tesisinin son durumu hakkındaki soruya da açıklık getiren Köksal ‘Şu an imar planının iptali ile ilgili bir dava devam ediyor. ÇED iptal durumunda. Encümenden inşaata yıkım kararı çıkarttık. İmar planının da iptal edilmesi söz konusu.’ ifadelerini kullandı.

- “Başkan Köksal ayrıca ‘Yeni bir ÇED raporu şu an için ortada yok. Eğer ÇED tekrardan hazırlanır gelirse o zaman bu davaların ne aşamada olduğuna göre hep beraber, Odalarla, TMMOB’la ortak aklı çalıştıracağız. Kesinlikle bu süreçte şeffaf olacağız. Herkesle bütün gelişmeleri paylaşarak devam edeceğiz. Yasal olarak yapmamız gereken şeyi de yapacağız. Bu süreci açık şeffaf yürüteceğiz. Hukuk ne derse o olacak’ dedi.

Bu başlıklardan sonra habere Muğla Çimento yetkililerinin “Şu an için imarla alakalı devam eden bir davamız yok, bazı davalar açılmıştı onlar da lehimize sonuçlandı. Sayın Gonca Köksal’a hukuk birimleri doğru bilgileri vermediğini düşünüyoruz.” ifadesiyle devam edilmiş ve “Bizlerin bilmediği bir dava var ise de bunu kamuoyu ile paylaşmalarını talep ediyoruz.” denilmiş.

Bence de açıklanmalıdır. Ki şeffaflık bunu gerektirir...

+

O gazetenin haberinde ayrıca “Sayın Başkan’ın ifade ettiği imar planının değiştirilmesi söz konusu dahi olamaz ve tevessül edilmesi durumunda ağır hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalırlar” ifadesine yer verilirken, çevrecilerin başkanlara “Hukuki değil siyasi karar verin” baskısında bulundukları öne sürülerek şöyle devam edilmiş:

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) bileşenlerinden olan Deştin Çevre Platformu üyeleri 12 Eylül 2024 tarihinde Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında açtıkları davaları kaybettiklerini belirterek Belediye Başkanlarından hukuk dışına çıkmalarını ve siyasi karar vermelerini talep etmişti. Gonca Köksal’ın ‘Hukuk ne derse o olacak’ açıklaması da Çevre Platformuna karşı bir cevap olarak algılandı.

Doğrusu ben kamuoyunda böyle bir algı göremedim. Tabii haberi yapanın böyle bir algısı olabilir, ama bu algı yerli yerinde olmaz.

Allah aşkına değil yerel yöneticiler, hiçbir yönetici hukuk dışına çıkamaz. Hukuk dışına çıkıp “siyasi karar” veremez. Verirse bedelini ağır öder....

+

Gerçekten ben 12 Eylül 2024 tarihinde Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında çevrecilerin

açtıkları davaları kaybettiklerini belirterek Belediye Başkanlarından hukuk dışına çıkmalarını ve siyasi karar vermelerini talep ettiklerini” ne çıkan haberlerde ne de meclis tutanaklarında göremedim.

Ki bu anlamda “Büyükşehir Belediyesi; Başkan Aras'la Çevrecilere karşı mı?” başlığını taşıyan 16 Eylül 2024 tarihli yazımda şu ifadelerim olmuştu:

“Başkan Aras plan değişikliği talebi ile ilgili ‘.. Şimdi anladım durumu siyasi bir karar bu. Merak etmeyin gereken kararı alacağım.’ dediği öğrenildi...”

Üyesi olduğunuz partinizin programı ve ilkeleri ile birlikte seçmene vaatleriniz ve ‘dünya görüşünüz’, ‘yaşama dair anlayışlarınız’ ve ‘ekonomik tercihleriniz’ çerçevesinde alacağınız kararlar “siyasi kararlar” anlamına da gelebilir... Bu yanlış da değildir. Ancak bu kararlarınızı “hukuku, yasaları” yok sayarak, “mevzuatı” çiğneyerek uygulayamaz, hayata geçiremezsiniz.

Ben ne Ahmet Aras’ın ne de Gonca Köksal’ın bunu yapacaklarına değil, düşüneceklerine de ihtimal vermem...

Sanıyorum o haberi kaleme alan yanlış algılamış.

Kaldı ki Gonca Köksal’ın ‘Hukuk ne derse o olacak’ açıklamasının da Çevre Platformuna veya Ahmet Aras’a karşı bir cevap niteliğinde olduğunu da sanmıyorum. Tabii öyle algılayanlar da olabilir, ama bu algı yanlış olur...

Allah aşkına kimin “Hukuk ne derse desin...” deme hakkı ve haddi olabilir?

+

Keşke Bahattin Gümüş’de halefi Gonca Köksal’ın anlayış ve tutumuna sahip olabilseydi.

Belki de o zaman yatırımcı Muğla Çimento sahibi Cemal Karakurt milyon dolarları toprağa gömmezdi. Empati yapalım o insan Muğla’ya “Gidip şu Bayır bölgesini talan edeyim, Menteşe’de çevre sorunu yaratayım” diye gelmiş olamaz. Ki kuracakları tesisin ‘mermer işletmelerinin, termik santrallerin ve kanalizasyon arıtma tesislerinin atıklarını ortadan kaldırıcı özelliklere sahip olduğunu’ da söylüyor, savunuyor.

Keşke Bahattin Gümüş süreci “şeffaf” yönetmiş olsaydı...

Ben Cemal Karakurt’un kendisini ve yatırımını anlatabildiğini sanmıyorum. Keşke Bahattin Gümüş bu anlamda şeffaf olmakla birlikte “yapı ruhsatını” vermeden önce belediye başkanı sıfatı ile bir panel düzenleyip tarafların kendilerini “bilim insanları” ile anlatmalarını sağlamış olabilseydi...

Şu anda Cemal Karakurt milyon dolarlarla ifade edilen çok ciddi bir zarara uğramış durumda. Cemal Karakurt bu zarara Bahattin Gümüş’ün verdiği yapı ruhsatına güvenmesi, belki ruhsatın yanında sözlerine de güvenmesi sonucu uğradı... Bahattin Gümüş de “Benim kabahatim yok. Ben ÇED’e göre ruhsat verdim” diyebilir...

Kim ne dese desin ÇED olumlu kararını ve yapı ruhsatını verenler Cemal Karakurt’u zarara sokmuştur... Bu zararı kim telafi edecek?

+

Evet şu anda Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın da kahvaltıda ifade ettiği gibi ortada yeni bir ÇED olumlu kararı yok... Olamaz mı denirse, Cemal Karakurt isterse olur ve önceki yazılarımda da belirttiğim gibi mevcut Uygulama İmar Planına göre, yapı ruhsatını verir.

Vermezse hukuk dışına çıkmış olur ve bedelini ağır öder.

Ancak Muğla Çimento sahibi Cemal Karakurt’ta hala yeni bir ÇED talep başvurusu yapmış değil... O ne düşünüyor bilmiyoruz. Doğrusu ben de Başkan Köksal’ın açıklamasını “Yeni bir ÇED gelirse hukuk ne diyorsa onu yaparım. Tabii bunu şeffaflık içinde yaparız.” dediği gibi algıladım. Lafı eğip bükmeye gerek yok... Elbette hukuk çok tartışılıyor, ama başkada çalabileceğiniz kapı yok...

Bahattin Gümüş, Cemal Karakurt ta dahil Muğlalıların başına öyle bir çorap ördü ki çözebilene aşk olsun...

----------                       -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Doğuştan çaresi olmayan bir hastalığım var: her gördüğümü insan zannediyorum.--Yılmaz Erdoğan