Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Çercioğlu CHP'den istifa edip, AK Partisi'ne geçince kıyametler koptu. Aydın'ı tanıyan biri olarak, Aydın insanının politik yaralı olduğunu bilirim.
Türk siyasi hayatı 27 Mayıs 1960 günü çok büyük bir yara almıştı. 27 Mayıs 1960 darbesi "NATO ve CENTO'ya bağlıyız" diyen albaylar tarafından yapılmış idi. Bu ifadeden de anlaşılacağı gibi 27 Mayıs 1960 darbesinin arkasında ABD ve ABD'deki Siyonist ekipler vardı.
Enerji, bir ülke için, insan vücudundaki kan gibidir. Enerji yok ise, hiçbir şey de yoktur. 1950 yılına kadar enerji ihtiyacımızı jeneratörler vasıtası ile elde ediyorduk. DP, 1950 yılında yönetime gelince, öncelikle enerji sorunumuza çözüm bulmaya çalıştı.
Menderes, bu noksanlığı hidroelektrik santrallar (barajlar) kurarak çözmeye çalıştı. Menderes, DSİ Genel Müdürlüğü’nü kurarak, başına da İTÜ mezunu mühendis Süleyman Demirel'i getirerek GAP projesinin startını verdi.
Adnan Menderes 1958 yılında ABD'yi ziyaret etti ve Başkan Eisenhower'den Fırat üzerinde kurulmak istenen Keban Barajı için 300 milyon dolar kredi istedi. Başkan Eisenhower, Adnan Menderes'e "Biz sizin Fırat Nehri üzerinde baraj yapmanızı istemiyoruz" diye isteği geri çevirdi. Adnan Menderes de kredi için dümeni Moskova'ya çevirdi. Bunu gören ABD Başkanı Eisenhower ve yardımcısı Nixon, DP'nin ipini çekti.
ABD'deki Yahudi, Ermeni ve Rum lobileri güçlü bir Türkiye istemiyorlardı. Çünkü her üç lobinin, Türkiye toprakları üzerinde emelleri vardı. Böylece fatura, Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşları olan Namık Gedik, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'a çıktı.
Adnan Menderes Aydınlı idi. Adnan Menderes'in 17 Aralık 1961 günü idam edilmesi, Aydın halkının dengesini bozmuştu. Aydınlıların çoğu 17 Aralık 1961 günü yaşanan olaya yeterli tepkiyi gösteremedikleri için suçluluk duymaya başladılar ve gizli gizli ağlamaya başladılar. Çercioğlu ailesi de ağlayan ailelerden birisi idi.
27 Mayıs 1960 darbesinden sonra köklü aileler, çocuklarının politika ile ilgilenmemesi için ellerinden geleni yaptılar. Doğa da boşluk kabul etmediği için politika ikinci sınıf veya kripto insanların eline geçti.
1971, 1980 ve 1997 darbelerinden sonra da Türk milleti politikadan adam akıllı soğumuş ve politika bugünkü hâline gelmişti. Türk politikasının böyle olmasını ABD'deki üç lobinin de istediğine inanıyorum. Ama, 15 Temmuz 2016 direnişi ile işler tersine dönmeye başladı. Çercioğlu, son olay sonunda ailesinin politik iklimine dönmüştür.
Aydın'daki olayın detayına girersek: Kuşadası ve Didim ilçeleri Aydın iline bağlıdır. Bu iki ilçede imar rantı çok büyüktür. Bilhassa Kuşadası'nda. Çünkü, şehrin hemen arkasında Efes Antik Kenti ile Meryem Ana Şapeli bulunmaktadır.
Eski adı "Scala Nova" olan Kuşadası, Batı dünyası için çok değerlidir. 1980’li yıllarda eski CHP'li Kuşadası Belediye Başkanı mimar Engin Berberoğlu öyle imar planı değişiklikleri yaptı ki, akıl alır gibi değildi. İmar planları "E = 2.00, H = Serbest" lejantı ile çıkıyordu. Muğla - Bodrum'daki imar planlarında kullanılan lejantın E = 0,15 / 0,30, H = 6.50 olduğunu düşünürseniz Kuşadası'ndaki imar değişikliğinin ne anlama geldiğini anlarsınız.
Tabii bu imar değişiklikleri büyük rüşvetler ile yapılıyordu. Çercioğlu olayında da yine Kuşadası'ndaki imar planı değişikliği gerçeği var. Çercioğlu, bu girişime çomak soktuğu için CHP tarafından aforoz edilmiştir.
Bizim eski hastalığımızdır: "Şehrin altyapısı bu imar değişikliğini kaldırabilecek mi?" diye düşünmeyiz. Yalnız, alacağımız ranta bakarız. Bu işler de genelde meslekleri gereği TMMOB üyeleri tarafından yapılır ve organize edilir. TMMOB de bu suistimalleri pek görmez.
Aydın ilinde yaşanan imar planı değişikliği rant savaşı, hemen hemen her belediyemizde yaşanmaktadır. Bu savaş, sahil ve turistik belediyelerimizde çok daha çetin ve acımasızca yaşanmaktadır. İmar planı yapımı, onaması, ülkemizde öyle zor bir iştir ki, politik ve mali imkânı olmayan insanların hakkından gelebileceği bir iş değildir.
Bu nedenle ülkemizde kaçak yapı yapımı başını almış gitmiştir. İnsanlara başka yol bırakmazsanız, kaçak yapılar ile güzel ülkem devamlı kirletilir. Kaçak yapıların en büyük sorumluları, belediye başkanı ve imar müdürü ile müdürlükte çalışan teknik personeldir. Ama biz yalnız kaçak yapıyı yapan vatandaşımızı suçlayarak, işin içinden sıyrılmaya çalışıyoruz.
Bakalım ne zaman uyanacağız?