Dünkü yazımı şöyle noktalamıştım:
“Ben aslında bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü ile ilgili neden yazmadığımı anlatacaktım, yazı aldı başını gitti. Neyse yarın anlatırım...”
Bugün anlatamıyorum.
Evet bugünlerde “Suriye’da ortaya çıkan ve Natenyahu’yu bile unutturacak kadar herkesi dehşete düşüren manzara”nın insan haklarının kırıntısının bile yaşanmadığını, kalmadığını ortaya koyduğunu, Suriye’de ortaya çıkan “gürültünün” ise Filistin’in feryadını duymamıza engel olmaya başladığını ve daha başka şeyleri anlatacaktım.
Gündem çok hızlı gelişiyor ve benim bir “kent yazarı” olarak şehrin gelişmelerine öncelik vermem gerekiyor.
Bu arada kendisini milletin vekili sanan biri hakkımda ileri geri, yalan yanlış iddialarla paylaşımda bulunup, kendisine yakışanı yapmış. Ona da sonra geleceğim...
+
Dün Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Aralık ayı olan meclis toplantısı vardı.
Başkan Ahmet Aras yurt dışında olduğu için meclis dün aynı zamanda Büyükşehir Meclis Üyesi olan Menteşe Belediyesi Başkan Yardımcılarından Büyükşehir Başkan Vekili Merve Fidem Barut başkanlığında yapıldı.
Gündem; Marmaris, Ortaca, Dalaman, Fethiye, Yatağan ve Menteşe Belediyelerinin “1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Revizyonu Değişikliği”ve “1/1000 ölçekli Revizyon ve Uygulama İmar Planı Değişikliği” tekliflerinin görüşülmesi yoğunluğunu taşıyordu.
Doğrusu dün Büyükşehir Başkan Vekili Merve Fidem Barut için zor bir gün olmuş olmalı...
Ben bu yazıyı kaleme alırken, Deştin Çevre Platformu Üyesi köylüler ve onlara destek veren MUÇEP Üyesi yaşam savunucuları da oradaydı.
Gündemde yoktu, ama onların talepleri vardı; Muğla Çimento A.Ş. tarafından Yatağan’ın Deştin, Menteşe’nin Bayır Mahalleleri arasında Tekağaç Mevkiinde kurulmak istenen Çimento Entegre Tesisi yatırımını içine alan alanla ilgili 1/5000 ölçekli Nazım İmar ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planları’nda değişiklik yapılması...
+
“Ne olacak bu planları değiştiriversinler, bu işte bitsin” demek mümkün, ama söylenebildiği gibi kolay da değil...
Dün ben bu yazımı kaleme alırken meclis devam ediyordu. Gelişmeleri, sonucu yarın paylaşmaya çalışırız.
Dün Başkan Vekili Merve Fidem Barut için gerçekten zor bir gün olmuş olmalı, çünkü Deştin Çevre Platformu Sözcülerinden Aktivist Haluk Özsoy’un basınla paylaşımlarından öğrendik; o “imar planı değişikliği” ile ilgili istinafta süren dava sonuçlanmış ve “imar planı değiştirilemez” mealindeki karar önceki gün yerel yönetime ulaştı. Bu arada ÇED Olumlu Kararı da yolda...
Yani bu mahkeme kararı imar planlarının değiştirilmesine izin vermiyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras önceki meclis toplantılarından birinde “Hukuki olmazsa siyasi karar veririz” demişti. O yüzden dün Deştinliler, bu sözü hatırlatmak ve plan değişikliği taleplerini yinelemek için meclise katıldılar.
Ancak Başkan Vekili Merve Fidem Barut’un yapabileceği bir şey de yoktu. Çünkü o “siyasi sözün” sahibi olmadığı gibi, ortada henüz çok yeni alınmış bir mahkeme kararı vardı...
+
Dün yapılan meclis toplantısına gelinirken, bir iki gün önce “Eylem Ertelendi!!!” başlığı ile basınla şu paylaşım yapıldı:
“Yeni gelişmeler ışığında görüşmelerimiz devam ettiğinden dolayı 12/12/ 2024 Perşembe günü (Yarın) yapılacak olan BŞB Aralık ayı meclisine katılmıyoruz, bir sonraki meclise erteliyoruz.”
Dün sabahta “Meclise Katılmak İçin Çağrı” başlığı altında şu paylaşım yapıldı:
“Plan iptali hakkında açtığımız davada mahkemenin geçen ay karar verdiğini ve kararın 1-2 gün içinde tebliğ edileceğini öğrendiğimiz için eylemimizi ertelemiştik. Ama dün akşamüstü olmayan ÇED kararına istinaden, usül olmamasına rağmen mahkeme heyeti çimentocular adına gönüllü avukatlık yaparak davada olmayan dosyayı başka bir davadan alıp bu davanın delili haline getirerek iptal gerekçesi yapmıştır. Bir üye itiraz etmiş hatta karara şerh koymuştur. Bu karar her ne hikmetse Büyükşehir Belediye Meclisinden bir gün önce akşamüstü tebliğ edilmiştir. Olmayan ÇED’e istinaden imar planları iptal talebimiz ret edilmiştir, kabul etmiyoruz. Belediye meclisimizin bu oyunu bozmak için son şansı bugündür. Bu sebeple gelebilen bütün dostlarımızı geç de olsa meclise katılmaya çağırıyoruz.”
+
Bu paylaşımlardan da anlaşılacağı gibi. İstinaf kararını vermiş ve Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne tebliğ etmiş.
Ancak paylaşımda yer alan “.. dün akşamüstü olmayan ÇED kararına istinaden, usul olmamasına rağmen mahkeme heyeti çimentocular adına gönüllü avukatlık yaparak davada olmayan dosyayı başka bir davadan alıp bu davanın delili haline getirerek iptal gerekçesi yapmıştır.” şeklindeki ifade oldukça manidar.
Ancak biz hukukçu değiliz. Bu konuda yorum yapamam. Bununla birlikte Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne tebliğ edilen karar orada dururken, meclisinden de “İmar Planını değiştiriyoruz” diye bir karar çıkarılamaz.
Üstelik Başkan Aras’ın “Siyasi karar çıkarırız” sözü, sözün içinde geçen kelimede ifade edildiği gibi siyasi bir söylemdir... Hukuki değeri yoktur...
Doğrusu dün mecliste ne oldu ben de çok merak ediyorum.
En son aldığım haber “Deştinliler oturma eylemine geçti” şeklindeydi...
+
Ayrıca dün sabah Deştin Çevre Platformu tarafından bir bildiri yayınlandı. “Mücadelemizde Muğla Büyük Şehir Belediyesiyle yol ayrımındayız. Haklı mücadelemizde biz Deştinli köylülerin yanında mı olacaklar yoksa kıyımdan, sermayeden yana mı konumlanacaklar göreceğiz. Bugün Deştin’in yanında durup korumazlarsa yarın haktan hukuktan nasıl bahsedecekler?” diye başlayan bildiride şu ifadeler yer aldı:
“Bugün elinde olmasına rağmen bu meclis bu hukuksuzluğu durdurmazsa yarın biz topraklarımızı savunmak için dayak yerken gelip fotoğraf verecekler mi? Tweet atacaklar mı deştin direnişinin yanındayız diye? Yanınızdayız sizinleyiz sözlerinin eyleme dönüşme vakti geldi. Sözler değil yapılanlar önemlidir. Burada bugün gerçekleşen meclis aynı zamanda Türkiye genel siyasetinin bir provasını yapacaktır, iktidar hedefi olan ve hukuksuzluktan yakınan CHP bu hukuksuzluklara karşı halkını savunacak mı? Diğer partiler, kendi yerelini savunmazlarsa neden partileşmişler? Eğer burada bile elini taşın altına koymaktan çekinirse bunu ulusal düzeyde nasıl yapacak? Bu sınav omuzlara tarihi sorumluluk yükleyen bir sınavdır, bütün meclis üyeleri ve ilgili komisyonlar bu sorumluluğun farkında olarak hareket etmelidir.”
Bu bildiriyi okurken şaşırdım.
Bu yapılan düpedüz tehdit değilde nedir?
+
Bizim Muğlalılar böyle durumlarda “Senin niyetin ne, üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi?” derler.
Başta da dedim, bilmiyorum... Ortada bir mahkeme kararı var. Deştin Çevre Platformuna göre bu karar “hukuki” değil...
Varsayalım hukuki değil, bunu hukuki hale getirmenin yeri Muğla Büyükşehir Belediyesi midir? Bir kamu kurumu hukuksuz iş yapabilir mi? Hukuksuz plan değişikliği yapabilir, hukuksuz ruhsat verebilir mi?
Elbette meclis kararları ile ama “kanunlar çerçevesinde” yönetilen bir kamu kurumu
ne Deştinlilerin ne de çimentocuların yanında olur. Olmamalıdır... Kamu çıkarlarının ve hukukun yanında olmalıdır, olması gerekir...
Bir yerel yönetim “Kamu yararına” kararlar alır. Bunu yaparken “yaptığım toplumsal olduğu kadar hukuksal mı” diye de bakar.
Bakmazsa başka şeyler olur, yapmayın...!
Bu arada benim “Çimentocular ile yerel yönetimlerin bir masaya oturmalarında yarar olduğunu” belirten yazım olmuştu. Çimentocular “Biz varız” demişler. Yarın bugünkü meclis toplantısı ile birlikte devam ederiz.
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ;Bizi gerçeğe götüren yol, adım adım olgunluğa, mükemmelliğe, güzelliğe de yaklaştırır. --Cengiz Aytmatov