Son yazımda, bayramdan sonraki “Aydın Ayaydın; Cumhurbaşkanı SİMPAŞ Projesini desteklemiyor” başlığını taşıyan yazımda yer alan “Çevrecilere Ağır Suçlamalar” ara başlığı altındaki sözlerimi anımsatırken, “Termik santraldi, çimento idi, deniz kirliliğiydi derken şehirde ‘yayın kirliliği’ de başladı... Bu hafta bu konuyu ele alacağız. Taraflara sorularımız olacak...” şeklindeki ifademi de yinelemiştim.
Sonra “Suçlamalar gerçekten ağır...” demiştim. Sonra da “Tabii ‘acaba’ dedirten iddialar ile ilgili her iki tarafa sorularım olacak...” diye devam etmiştim.
Sorulara geçmeden bir şeyin altını çizmek isterim. “Yayın kirliliği” derken, Savcılığa ve ilgili resmi kurumlara başvuru ve bildirimleri yapılmış “ Muğla Postası” gazetesi yanında “Muğla Net Haber” ve “Muğlameydan” internet yayınları var. Muhtemelen bu iki internet yayını da “yayın yapabilme prosedürünü” yerine getirmişlerdir.
Milletvekili Cumhur Uzun ile ilgili yayınlarında termik santrallerden yana oldukları gibi bir süredir bazı çevrecilere yönelik yayınlarında da çimento fabrikalarından yana oldukları görülüyor. Bunda bir anormallik yok... Termik santrallerden, çimento fabrikalarından yana olanlar da var. İzin verin onları savunan, onlardan yana bir yayın grubu da olsun... “Ama bu grubun sahibi çimentocular” diyenler var... Olabilir...
Çimento, termik karşıtı yayın sahipleri, “gazeteci”ler yok mu?...
Bunda sorun yok... Sorun, adı geçen çevreciler ile ilgili bir bildikleri, iddiaları varsa bunları kanıtları, tanıkları, belgeleri ile ortaya koyup “deşifre” etmek yerine, yaygın olarak “feyk hesap” denilen, ama bana göre “korsan yayın” yapan “Muğla Flash Haber” de yer alan “iddiaları” haberleştirmeleri ve bilerek veya bilmeyerek “Muğla basınında bilgi kirliliğine” neden olmalarıdır... Bu yayın politikası ile adı geçirilen 7 çevrecinin şahsında bilerek veya bilmeyerek Muğla’daki “çevre hareketlerinin itibarsızlaştırılmasına” katkı yapmış olmalarıdır...
xx xx xx
Gelelim sorulara...
Nereden yayın yaptığı ve kime ait olduğu bilinmeyen “Muğla Flash Haber” bir iddia ortaya attı.
Tabii Muğla’da kıyamet kopmadı, ama kamuoyunun kafası karıştı. Benim kafam karışmadı... Ama “Acaba?” demekten de kendimi alamadım! Çünkü gazeteci sorgular. İddiaları, anlatılanları sorgularken, “kaynağı” da sorgular...
Bana göre “korsan yayın” Muğla Flash Haber’in iddialarını ve künyesiz videolarını Menteşe’de gündeme taşıyan tek yayın organı da “Muğla Postası” oldu. Bir de yukarıda söz ettim, “Muğla Flash Haber” gibi künyesiz 2 internet gazetesi “Muğla Net Haber” ve “Muğlameydan” yayınladı, yayınlamaya da devam ediyorlar. Başka da yayınlayan yok.
Ne yapalım şimdi, yayınlayanları alkışlayalım mı? Yayınlamadılar diye Hamle’yi ve ötekilerini kınayalım mı?
xx xx xx
Peki her gün “sponsorlu yayın” olarak facebookta önümüze gelen videodaki en çarpıcı iddia ne?
Ben aslında bugün söz konusu yayınların hedefindeki Haluk Özsoy’a sorularla başlayacaktım. Evet yayınlarda “Eylemlerin baş aktörü” olarak gösterilen Haluk Özsoy’u adıyla andım. Geçen yazımda neden anmak istemediğimi hukukçular anlar... Ancak kendisi Deştin’e bayramlaşmaya gidip, Işıklar Holding ile ilgili iddialara yanıt verdikten sonra bu hassasiyetime gerek kalmadı. Üstelik benim Işıklar Holding ile ilgili iddialar üzerinden sorularım da güme gitti...
Çünkü Deştin ziyaretinin ardından Muğla Postası, Muğla Net Haber ve Muğla Flash Haber ‘sponsorlu’paylaşımlarında şu spotları kullandılar:
-“Sözde çevreci Haluk Özsoy hakkındaki tüm iddiaları itiraf etti. İddiaların hepsi doğru”
- “Sözde çevreci Haluk Özsoy son zamanlarda ortaya atılan iddiaların gerçek olduğunu kabul etti.”
- “Eylemlerin baş aktörü Haluk Özsoy ihaleye girip ihaleyi alamayan firmanın çalışanı çıkarken. Firma da halasının eşine ait olduğu belgelendi. İşte O görüntüler...”
xx xx xx
Ben yine de “Sözde çevreci” olduğu iddia edilen Haluk Özsoy’a sordum... “Korsan yayın organı Muğla Flash Haber’in ortaya attığı ve adı geçen yayın organlarının haber yaptığı iddiaları doğrulayıp, kabullenmişsin. Doğru mu?” diye sorup, şöyle devam ettim:
“Halanın eşinin sahibi olduğu şirketin, çimento fabrikası ihalesini kaybettikten sonra seni sahaya sürdüğü; senin Deştinlileri, çevrecileri çimento fabrikasının zararları konusunda uyarıp, örgütleyip kışkırttığın; Muğla'daki çevre eylemlerinin para karşılığında yapıldığı, çevrecilere fonlanan rakamın ise milyon dolarları bulduğu; terör örgütleriyle yakın ilişkilerde bulunan kişileri ‘sözde Çevre platformu’ adı altında eylemlere dahil ettiğiniz; hatta Menteşe Belediyesi önündeki eylemlere çevre illerden bir çok kişiyi getirdiğiniz iddia ediliyor... Bu iddiaları kabul ettiniz mi? Haa bir de halanızın eşinin yaptığı çimento fabrikaları konusunda sıkıntı yaşamıyor musunuz, halanızın ailesinin sahibi olduğu firma ihaleyi alsa çimentoya yine karşı çıkar mıydınız?”
xx xx xx
Bayramda Deştin’de yaptığı konuşmada Işıklar Holding ile ilişkisine açıklık getirdiğini, halasının holdingin sahibinin eşi olduğunu, şirketlerinden birinde bir buçuk yıl kadar çalıştığını anlattığını, ama hiçbir iddiayı kabul etmediğini, hiçbir konuda itirafta bulunmadığını söyleyen Haluk Özsoy, “Ortada itiraf edilecek bir şey de yok. Kimse ben ve arkadaşlarımın Deştinlilerle ilişkilerini bozamaz. Muğla’da zor koşullarda sürdürülen çevre hareketlerini itibarsızlaştıramaz. Ben deştinlilerin evladı, kardeşiyim. Tam bir karalama kampanyası ile karşı karşıyayız. Ancak hukuka hep inandım. Mahkemede hesaplaşacağız.” ifadesinde bulundu. Sorularımla ilgili “Kabul ederseniz sondan başlayalım” diyerek şöyle anlattı:
“Galiba bir yanlış anlama var. Halamların bir çimento fabrikası yok. Holding içinde Çimtek adında inşaat şirketi var. Bu şirket çimentocuların inşaat ihalesine katılmış, kazanamamış. Zaten girdikleri her ihaleyi kazanacaklar diye bir şey yok. Adı üzerinde ihale bu... Ayrıca ihalesini alamadıklarına savaş açmış olsalar bugün Işıklar Holding olmazdı. İş dünyası tehdit, şantaj, savaş yapanla iş yapmaz. Ayrıca ihaleyi kazansalardı ben Menteşe’de, yaşadığım yerde çimentoya yine karşı çıkardım. Ki eğer bu savaşsa bu savaşı çimentocular başlattı. Deştinliler karşı durdu, bizlerde onların direnişinin yanında yer aldık. Halamların şirketi çimento üretmiyor, binasını inşa ediyor. Çimtek’in işi bu, inşaat yapmak, montaj-kurulum yapıyor. Kaldı ki biz aylardır ihaleyi kazanan firmaya karşı değil, Muğla Çimento firmasına karşı direniyoruz. Bu mücadelemiz her türlü kirleticiye, yok ediciye; her türlü canlıya, insana, çevreye zarar verecek yatırıma karşı devam edecektir. Bu tür kampanyalar bizi yolumuzdan döndüremez. Tersine bizi kenetler, güçlendirir.”
xx xx xx
Sorularıma yanıt verirken “terör örgütleriyle yakın ilişkilerde bulunan kişileri ‘sözde Çevre platformu’ adı altında eylemlere dahil ettiği” savıyla ilgili de “Bunlar çok çirkin, mesnetsiz ithamlar. Ben Deştinlilere haksızlık yapılmasına üzülüyorum” diyen Haluk Özsoy bu konuda şunları söyledi:
“Yatağan’ın Deştin, Menteşe’nin Bayır Mahalleleri arasında bir çimento fabrikası kurulmasına karşı mücadele eden ve kazanan Deştin halkı olmuştur. Menteşe Kent Konseyi, Deştin Çevre Platformu, MUÇEP Menteşe Meclisi ve Bayır Çevre Komitesi onların haklı mücadelesinin çözüm ortağı ve destekçisi olmuştur. ‘Bu iddiaların sahibi gitsin o terör örgütleriyle yakın ilişkilerde bulunan kişileri savcılığa şikayet etsin’ diyeceğim, ama ortada bir iddia sahibi de yok. O nedenle yayını yapanları ispata davet ediyorum. Bütün eylemlerimizde Deştinliler, Bayırlılar çoğunluktur ve bırakın il dışından insan getirilmesini, içimizde bir tek yabancı olmamıştır. Menteşe küçük yer, herkes herkesi tanır. Kaldı ki bütün eylemlerimizin kayıtları devletin polisinin, jandarmasının arşivinde vardır. Bu iftiralar, itibarsızlaştırma çabaları kimsenin yanına kalmaz.”
xx xx xx
Deştin Platformu sözcülerinden Haluk Özsoy “Muğla'daki çevre eylemlerinin para karşılığında yapıldığı, çevrecilere fonlanan rakamın ise milyon dolarları bulduğu” iddiaları ile ilgili sorularımı yanıtlarken biraz öfkeliydi. Nedenini sorduğumda “Sizin için para karşılığında yazı yazıyor deseler ne yapardınız?” diye soruma soruyla karşılık verdi. Güldüm... “Ama ben para karşılığında yazıyorum. Paramı Hamle’den alıyorum” deyince, O “İşte bu... Tam da bunu yapıyorlar. ‘Ama ben para karşılığında yazıyorum.’ sözünüzü cımbızlayıp, ‘İtiraf etti’ diye önünüze koyabilirler. Deştinlilere yaptığım konuşmayı bu şekilde çarpıttılar.” diyerek noktayı şöyle koydu:
“Ortaya atılan bütün iddialar faso fiso, yapılan haberler asparagas şahaseri. Zaten Işıklar Holding ile ilişkim iddia olamaz, çünkü Naz Özsoy Işık’ın Işıklar Holding’in gelini, rahmetli Başkan dedem Haluk Özsoy’un kızı ve benimde halam olduğu goca Moolalılarca bilinir. İddia denilenlerin kalan gerisi büyük bir yalan ve iftira. Hepsine de gülüp geçebiliriz, ama çevrecilerin fonlanması çok ağır bir itham. Bu öncelikle Deştinlilere ve sonra bizlere, birlikte hedef gösterildiğimiz arkadaşlarıma büyük bir haksızlık ve hakarettir. Ben ve arkadaşlarım bu çimento fabrikası tehlikesi ve tehdidi ile çevreci olmadık. En önemlisi bu insanlar doktor, mühendis, eğitimci, avukat... Kimsenin parayla pulla işi olmaz. Ben de yazılımcıyım. Şirketlerin yazılımlarını yaparım. Halamlara da yaptım. Yani iyi yazılımlarım. Bunları söylerken ben utanıyorum. Halamlara ve şirketlerine de büyük saygısızlık yapılmıştır. Efeler gibi çıkıp iddiaların arkasında duran kişi de yok, ama bu çirkin kampanyayı yürüten medyayı müfteri ilan ediyorum. Mahkemede görüşeceğiz.”
Başka sorum yok...
------------------
GÜNÜN SÖZÜ; Bu dünyada bir diğerinin yükünü hafifleten hiç kimse yararsız değildir.--Charles Dickens