Bugün efkârlıyım... Ah Hasan Karaçelik...

Sanırım Onunla en az konuşmuş olanlardan biriyim...

O konuşmalarımızda daha çok telefonla olmuştur.

Zaten O da az konuşurdu. Ama çok iş yapardı... İki dönem CHP’den Belediye Başkanlığını yaptığı Ortaca’yı hiçbir şey yapmadıysa kanalizasyona kavuşturdu...

Evet, Hasan Karaçelik’ten söz ediyorum.

Kimse beklemiyordu, her şeyi herkesi bizleri bırakıp gitti...

xx xx xx

Kendisiyle ilk tanışmamız 12 Eylül fırtınasında Muğla Kapalı Cezaevinde (Şimdi Kültür Turizm Müdürlüğü Muğla Müzesi) oldu. O gün bir günlük hapishane arkadaşı olmuştuk...

Kenan Evren’e ve cuntaya hakaretten tutuklandığımda, gardiyanlar içeride tanıdığım olup olmadığını sorduğunda “Süleyman Karaboğa var” demiştim. Onun yanına verdiler. Koğuşta Hasan Karaçelik de vardı. Koğuş ağası gibi üst patta (ranza) yatağına bağdaş kurmuş oturuyordu... Süleyman hoca (emekli eğitimci) bizi tanıştırdı. Benim için o zaman bir dilekçe yazıp “böbrek kanaması var” diye Devlet Hastanesine sevkimi sağlamışlardı.

Üçümüzde “siyasi” idik. Siyasileri bir yerde tutuyorlardı.

Yıllar sonra Hasan Karaçelik ile “meslektaş” da  olacağımız aklımdan geçmezdi...

xx xx xx

İlkokula 5 yaşında giden Hasan Karaçelik 1971 yılında girdiği Konya Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisinden 1978 de Makine Mühendisi olarak çıkmıştı. Ben de o yıl Turgut Reis Lisesi’nden mezun olabilmiştim.

O sanırım Makine Mühendisliği de yapmadı, yaptıysa da çok az... O gazeteciliği tercih etti.

Eğitimci rahmetli Koray Yalılı ile Ortaca’nın ilk süreli basılan yayın organı olan Ortaca Postası

gazetesini çıkartırken, ardından bölgesel Güneyege Gazetesi’ni Ortaca’ya ve bölgeye kazandırdı. Mehmet Bozkır ile el ele verdiler... Sevgili Mehmet “Bize de yazar mısın?” deyince geri çevirmedim. Uzun zaman il merkezinden köşe yazısı yazarken, haber desteği de verdim. Hasan Karaçelik ile meslektaş olmakla da kalmayıp, patronum da olmuştu...

xx xx xx

Ardından önünden kim ne derse desin O bir “devrimci” idi... “Adam gibi adam” derler ya, öyle değil işte, “Ödünsüz, dürüst, ilkeli hizmet adamı” idi...

Ortaca için hayalleri vardı. Dalyan’daki Kaunos, çamur, kanal ve Caretta turizmine “Eko Tarım / Eko Turizm”i ekleyim, Sarıgerme-Dalyan-Ortaca üçgeninde “Turizmi çeşitlendirmek” gibi bir derdi, hayali vardı...

Hayalini gerçekleştirmesine izin vermediler. Bodrum’da Mehmet Kocadon, Yatağan’da rahmetli Haşmet Işık ve Marmaris’te Ali Acar ile birlikte “siyasi lince” uğradı... O lincin celladından söz etmeyeceğim... Herkes tanıyor... Daha önce Orhan Çakır’ın, Nevres Yıldız’ın cenazelerine katılıp bir de konuşma yaptığı gibi dün de Hasan Karaçelik’i uğurlayanlar arasındaymış... Konuşmada yapmış mı bilmiyorum.

Almanların hibe kredisi ile Dalyan ve Köyceğiz kanalizasyon sistemine kavuşalı yıllar olmuştu. Muğla il merkezinde Osman Gürün Muğlalıları borçlandırarak kanalizasyon ve arıtma tesisi kurarken, Hasan Karaçelik rahmetli dönemin Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın bakanlıktan sağladığı kaynakla Ortaca’yı kanalizasyona kavuşturmuştu. Sırada Şehirlerarası Garaj ve turizm projeleri vardı...

xx xx xx

Özgür Özel CHP Genel Başkan Adayı iken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun “Kim kongrelerden sonra parti aleyhine konuşursa, partiyi televizyonlarda tartışılır hale getirirse, kimse kusura bakmasın onu partiden ayıracağım” dediğinde şöyle demişti:

Daha yapılmamış kurultaydan, kurultay sonrası kapı önüne koymaları değil, baba evinin kapılarını açmayı vadediyorum

Bu yüzden ben de Mehmet Kocadon, Ali Acar ve Hasan Karaçelik yeni Genel Başkan Özgür Özel veya yeni Muğla İl Başkanı Zekican Balcı tarafından CHP’ye davet edilirler mi acaba derken, Hasan Karaçelik önceki gece evinde geçirdiği kalp krizi sonucu yetiştirildiği Ortaca Yücelen Hastanesi’nde kurtarılamadı.

Herkesi üzdü...

Bir iade-i itibar olmalıydı... Belki kalanlara yapılır...

Şimdi “Ama başka partiden aday oldular” diyenleri duyar gibiyim... “Canı yanan eşek atı geçer” derler... Bir de “Ölen de mi öldürende mi kabahat” diye bir söz vardır... Adaylıklar gasp edildikten  sonra ne bekleniyordu ki... Allah aşkına CHP’nin Ortaca’yı, Köyceğiz’i, Dalaman’ı, Yatağan’ı ve de Ula’yı kaybetmesine neden olmakla kalmayıp, partisini büyükşehri de kaybetmekle karşı karşıya bırakanın hiç mi kabahati yoktu?

Dün Ortaca’ya, cenazeye hangi anlayışla gitti acaba?

xx xx xx

Kör ölür badem gözlü olur” derler...

Rahmetlinin arkasından iki gündür bir “ağıt yakılmadığı” kaldı...

Ama herkes herkesi tanıyor...

Özgür Özel genel başkan seçilince geçmişten fotoğraf bulup paylaşan, hızını alamayıp Ankaralara giden sahtekarlar ne kadar biliniyorsa, sosyal medyada Hasan Karaçelik ile ilgili paylaşım yapan “ölü seviciler” de biliniyor.

Çünkü dün rahmetlinin kendisi gibi güzel, dürüst dostlarının paylaşımları da öne çıktı.

CHP İl Başkanı Zekican Balcı, “Ortaca önceki dönem belediye başkanımız, değerli büyüğümüz Hasan Karaçelik’i kaybetmenin büyük üzüntüsü içindeyiz. Hasan Başkanımıza Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine baş sağlığı diliyorum.” diye paylaşımda bulunurken, CHP Muğla Milletvekilleri Gizem Sayar Özcan, Cumhur Uzun ve Süreyya Öneş Derici şu paylaşımı yaptı:

Önceki dönem Ortaca Belediye Başkanımız Hasan Karaçelik'i kaybettiğimizi derin bir üzüntü ile öğrendim. Başkanımıza Allah'tan rahmet; ailesi, sevenleri ile Ortacamıza başsağlığı dilerim.

xx xx xx

Büyükşehir Belediye Başkanı adaylarından Fevzi Topuz, “İyi bir insan, iyi bir dosttu” diye paylaşımda bulunurken, Hüseyin Anıl “O sıkı bir devrimciydi. Yumruğu havada gitti.” başlığıyla “Üç gün öce telefonda, ‘Hüseyin önce sen gel, sonra ben’ diyerek randevu kesmiştin, ‘çağırırlarsa, beraber dönelim’ diyordun, iki ay önce de Sıtkı Koçman Araştırmada gözlerimizi kontrol ettirmiştik (sanki görüşümüzün bir kusuru varmış gibi). Ne diyeyim uğurlar olsun, ailenin ve sevenlerinin başı sağ olsun. Işıklarda buluşuruz.” diye yazdı.

Erdoğan Gümüş, “Kimisi yetmiş yaşında, kimisi elli yaşında, kimisi otuz yaşında, kimisi yirmi yaşında ölür. Ölümün kesinlikle kimliğinizdeki tarihle bir ilgisi yoktur. Yaşadıklarınızla ilgilidir. Sevdiklerinize zaman ayırın, zaman sizi ayırmadan... Hasan abi güle güle??” derken, Arkeolog Nilgün Türk, şöyle yazdı: “Senin ardından, Ben, Yüreği kocaman bir BABA ile, Yüreği Merhametli bir BABA ile, Çalışmanın, öğrenmenin, emek vermenin onurunu hep yaşayacağım... Bu nefes bu canda olduğu müddetçe BABA’msın... MİNNETLE...

xx xx xx

Ali Mürşit Yağmur “Ortaca abisini kaybetti. Nur içinde yat güzel insan.” diye yazarken, Marziye İlhan şu ifadelerde bulundu:

Bazı insanlar vardır topluma mal olmuştur. Peki niye bu insanlar topluma mal olurlar?

Kendinden önce  yaşadığı toplumun insanlarını dert edinen güzel insanlar kendilerini düşünmezler de ondan... Söylemekten çekinmezler, uygulamaktan çekinmezler, hapis yatmaktan çekinmezler, işkence görürler satmazlar bu gücü değiştirmeye yönelik devrimci öğretiden alırlar. Kendisi ile yollarımız ilk Başkanlığı döneminde kesişti ara ara görüşme şansımız oldu. Toplumsal mücadelesi, duruşu, konuşması, insana saygısı ile herkesin Hasan  Abisi idi. Günümüzün çıkarcı ilişkilerinin yarattığı  toplumsal çürümüşlüğe doğru giden yolda soluk alınan sohbetlerin abisi güle güle. Işıklar yoldaşın olsun.

xx xx xx

Önceki gece acı haberi Ali Turbalıoğlu’ndan öğrendim, yıkıldım...

Yaptığı paylaşımın altına “Efem naptın... Hiç beklemiyordum. Şoktayım. Bir günlük hapishane arkadaşım... Allah rahmeti ile muamele etsin... Karaçelik ailesine, dostlarına sabırlar dilerim...” diye yazabildim.

Ağabeyinin izinde yürüyen Ortaca Belediye Başkanı aday adaylarından Orhan Karaçelik’in şahsında tüm Ortacalıların başı sağ olsun.

Güzel insanı unutmayacağız. Ruhu şad olsun...

--------------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Giden dönmeyecekse; kalanların değerini bileceksin. Ölenle ölünmüyorsa eğer; kalanlarla yaşamaya devam edeceksin. --Tolstoy