Bu hayal son bulmaz

Sahnede alkışlar belirsizleşmiş, cılızlaşmıştı. Takım elbise giydirilmiş, 6-7 yaşlarında sarışın bir çocuk gözüme ilişti. Elindeki Türk bayrağını hayal kırıklığı içinde sallıyordu. Başı öne eğilmiş büyük bir mutsuzluk girdabına kapılmış gibiydi. Bayrak yavaşça aşağı doğru salındı. Üzerinde bir anne tesellisi vardı. Anne de çocuktan farklı değil üzgün bir haldeydi. Lakin çocuğun ihtiyacı olan teselli daha büyüktü. Sanki çocuğun hayalleri çalınmıştı.

Anlattığım bu sahneler Devrim Arabaları filminin sonlarında bulunan bir kesittendi. Öyle kederli bir an olduğunu hissettim ki olan bitenler yüreğime oturdu. Sanki o çocuk koca Türk milleti olmuş herkesi temsil ediyordu. Bu iç yakan sahne gerçeğin perdeye yansımasıydı. Kendimi gördüm. Atalarımı gördüm. Büyük bir heyecan ile meclis önüne doluşan halk siyah Devrim otomobilinin çalışmasını beklerken yola çıkışından kısa süre sonra yolda kalışına tanıklık etti. Cemal Gürsel “Garp kafasıyla araba yapıyoruz. Şark kafasıyla benzin koymayı unutuyoruz.” deyip kendisinin başlattığı hayalleri o an bitirmişti. Ardından beyaz Devrim arabasına binip gitmelerine rağmen medyada arabanın başarısızlığı yansıyınca bir daha otomobil yola çıkamamış, Türk halkının hayalleri 62 yıl ertelenmişti.

Sonu iç yakan serüven Cemal Gürsel’in 1961 yılında “Biz otomobil yaparız.” deyip irade koymasıyla ve 200 çalışanın olağanüstü gayretleriyle başlamıştı. O zaman Türk sanayisindeki ithalatçı zihniyetler yerli otomobilin olmaması için çaba gösterdi. Bu anlamsız direniş bir menfaate dayanıyordu. Ondan daha acı olan ise hükümetin içindeki bakanların gösterdiği direnişti. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Ahmet Tahtakılıç “Ülkenin mevcut şartlarının yerli bir otomobili üretebilecek düzeyde olmadığını.” İmar ve İskan Bakanı Rüştü Özal “Önceliğin otomobil sanayisinin olmaması gerektiğini.” Maliye Bakanı Kemal Kurdaş “Geri kalmış bir ülke olarak tetkiksiz yarım santim bile atmayacağını.” Ulaştırma Bakanı Orhan Mersinli “Konunun iyi incelenmesi gerektiğini.” söylemiştir. Buna benzer görüşler defalarca tekrar edilmiştir. Olumlu görüşler olsa bile olumsuz görüşler daha ağır basmaktaydı. Daha işin başında inanmamış bir kadroyla yola çıkılmıştı. Avrupa’yı gezip gelen bakanlar oradan etkilenip otomobil yapılamayacağı anlayışını pekiştiriyordu. Tüm karşı koymalara rağmen “Beyaz, Siyah, Mavi Boncuk, Gecekondu” olmak üzere dört araç temmuzdan ekim sonuna dört ay gibi kısa bir süre muazzam çalışmayla üretildi. Bu durum otomobilin yapılmasına karşı olan medya, sanayi ve bürokrasi takımında derin endişeye sebep oldu. 29 Ekim 1961 sabahında Türkiye belki de başka bir güne başka bir devre uyanacaktı. Olmadı. Yazının başında da belirttiğimiz gibi başlar yere eğildi. Büyük bir emek çöp oldu. Ondan daha kötüsü hayaller en azından o devir için çalındı. Büyük tecrübesi olan Abd, İngiltere, İtalya gibi ülkeler otomotiv sanayinde ilerlerken; Almanya, Güney Kore gibi ülkeler de muazzam çalışmalarla çağı yakaladılar. Muasır medeniyet iddiasındaki ülkenin gerek iş bilmez kişileri, gerek menfaatçileri, gerekse yurt dışına ilintili karakterleri yüzünden filmin sonundaki çocuk gibi milyonlarca insanın hayalleri çalındı. Sevinç çığlıkları bir kısım medyada ve kişilerde ertesi gün kendini göstermeye başlamıştı. Çetin Emeç’in “Tekerlekli Devrim” yazısı buna sadece bir örnektir.

Türkiye o dönemden önce ve ondan sonra hep kargaşanın içinde yer aldı. Bir daha büyük hayalleri kuracak kadar gücü kendinde bulamadı. Çocuğun eğilen başı hâlâ yerinden kalkmamıştı. Ta ki 62 yıl sonra yeni yerli otomobil TOGG yollarda görünmeye başlayana kadar. Kim bilir o sahnedeki çocuk yaşıyorsa neler düşünmektedir. Bugünün çocukları ise geleceğe biraz daha umutla bakabilir. Ortaya çıkan ürünün eksiği, fazlası tabi ki tartışılır. Varsa geliştirilmesi gereken bir durum uzmanları tarafından irade konularak düzeltilir. Bir gerçek var ki son bulmuş gibi görünen hayal yeniden canlanmıştır, eğilen baş yeniden doğrulmuş dimdik karşıya bakmaktadır. Bu kez arabaya benzin koymayı unutmak yerine arabanın elektrik şarjı tam doludur. Türk halkı kendine ait olanı saygı ve sevgiyle selamlamaktadır. Hayallerimiz son bulumasın. Büyük ve müreffeh Türkiye dileğiyle.

Devrim Arabaları, Süleyman Âşık, Kopernik Yayınları, 2020, İstanbul
Devrim Arabaları filmi, 2008