Bilmeden Konuşmak

Abone Ol

Bilmek,"bir şeyi öğrenmiş, anlamış olmak, bir şeyle ilgili bilgisi bulunmak" olarak tarifedilmektedir. Bugün toplum olarak en önemli sorunlarımızdan birisi bilmeden,öğrenmeden bir şahıs ya da konu hakkında konuşmak olduğunu rahatlıklasöyleyebiliriz.

Aslındabilmeden ve öğrenmeden konuşmak kolaycılığın bir sonucudur. Zira, bazen bir konudabilgi sahibi olabilmek, olayı öğrenebilmek için uzun bir araştırma yapmak veönemli bir zahmet de çekmek zorunda kalınabilir.

İşteçoğunlukla toplum olarak bu zahmeti çekmemek için çevreden duyduklarımızı doğrukabul ederek bir kişi ya da konu hakkında kolayca konuşabiliyoruz. Özelliklesiyasi rekabet sahasında çevreden duyduklarımızı referans alarak, somut birbilgi sahibi de olmadan muhalif olduğumuz kişiyi, rahatlıkla hırsız, rüşvetçiilan edebiliyoruz.

Oysa,aynı suçlamalara biz muhatap kalsak ne yapardık diye düşünmediğimiz gibisuçladığımız kişinin anasının, babasının, eşinin ve çocuklarının busuçlamalardan ne kadar etkileneceğini de hiç aklımıza getirmiyoruz.

Bukolaycılık sebebi ile günümüzde sosyal medya, toplumu önemli şekildeetkilemekte ve yönlendirmektedir. Bu yönlendirmeler bazen doğru tarafa olurkenbazen de yanlış tarafa olabilmektedir. Zira, sosyal medya da paylaşılanlar, yapaylaşanın duyduğu kadarı ile ya da paylaşanın bilerek ve isteyerekyönlendirdiği şekilde olmaktadır.

Hertoplumun kendine özgü hassasiyetleri vardır. Bizim de toplum olarak hassasiyetgösterdiğimiz konular bulunmaktadır. Bu konular toplumumuzun çoğunluğutarafından dikkatle takip edilmekte ve konuşulmaktadır. Ancak, konuşanlarınkonuştukları kişi ya da konular hakkında ne kadar sağlıklı ve somut bilgisahibi oldukları ise hep tartışmalı kalmaktadır.

Özellikleson zamanlarda yargıya intikal etmiş bazı olaylar hakkında toplumun konuşmasıdışında mahkemelerde yargılamalar devam ederken televizyonlarda da günlercekonuşulup tartışılabilmektedir.

Oysa,mahkemeler dışarıda konuşulanlar üzerinden değil dosya üzerinden yargılamayaparlar. Yargılamaya konu olay hakkında konuşanlar ve mahkeme kararlarınıeleştirenlerin dosyayı mahkemede kararları verenlerden daha iyi bildiğini söylemekise mümkün değildir.

Mahkemekararlarının hukuka ve hakkaniyete uygun olması hepimizin en büyük dileğidir.Ancak, mahkemelerin kararlarını kamuoyu baskısı altında vermeleri de doğrudeğildir. Yargılamaya konu bazı olayların, dosyaya, dışarıda konuşulanlardançok farklı yansıdığına yani gerçeğin sokakta konuşulanlardan çok farklıolduğuna birçok kez şahit olunmuştur.

Birkişi, ne tutuklandığı için suçlu nede serbest kaldığı için suçsuzdur. Yargılamasırasında olayın sanık tarafından gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususundamahkemede şüphe hasıl olması durumunda ise şüphenin sanık lehine yorumlanmasıceza hukukunun temel ilkesidir. Yargı kararlarına karşı tarafların üst yargımercilere itiraz, istinaf ve temyiz hakları ise her zaman bulunmaktadır.

Suçluolduğu düşünülen birisinin mahkemelerde beraat etmesi toplum vicdanın darahatsızlık yaratır ise de suçsuz bir kişinin ceza alması çok daha vahimsonuçlar doğurur.

Busebeple de, bir şahıs ve olay hakkında konuşacağımız zaman araştırıp, öğrenipkonuşmalıyız.

"Herbildiğini söyleme, her söylediğini bil"

A.Claudius