Beklenen.

FethiGemuhluoğlu

Koskocakainatta yerin nedir, yerinin mana hükmünde değeri nedir? Nefsinindeğerli kıldığı her şey sana hoş gelen bir söz ise de değeriboş bir kelâmdan ibarettir. Özünde ve gayretinde mana insanolmak, hakkınca Hakk'a layık insanca yaşamak ve de hizmetetmektir. Vaktimin altı saatini boş kof bir mesele üzerine kendiiçinde bir "ene" mücadelesinde geçirdikten sonra azizbir dostumun, değerli bir büyüğümün şifa sözleri ışığındaasıl durmamız gereken yeri hatırlattı; kendimize getirdi. Pergelmisali asıl durduğu sabit noktadan hiç sapmadan kendi çapımızdadönmeye devam etmeliyiz. Hak uğruna göstereceği gayretle.. Ogayret de Allah rızası için. Bu sözlere bağlamı Yunusçatamamlayalım: "Bırakalım bu dünyadaki dükkânımız yağmaolsun!"

Gençlerimize,evlatlarımıza bu vatanın asıl ve asil sahipleri olduklarını hiçunutturmamalıyız. İstedikleri yönde özgürce kanat çırpsınlarama ruhlarına çalınan mayadaki özü unutmadan. İnsan olmanınTürklüğün ve Müslümanlığın birleşiminde kültürüneyansıttığı varlık sebebini unutmadan. Bu dünyanın yüz akıolan bir milletin kendi içindeki bütün aşağılamalarına rağmenayakta dimdik durmayı öğretmeliyiz. Onun asırlardır büyük birçile ve sabırla özümsediği, varlık sebebi saydığı "İlây-ıkelimetullah" yolundan sapmadan. Aile ocağından aldığı cansuyunu anne, baba, ata, nine, kardeş, yaren, yoldaş hükmünde neolursa olsun, kim olursa olsun; ben, sen, o, biz, siz, onlar farketmeden sadece ve sadece "insan" olmanın farkındalığındahayatına rehber edinmeli.

Buöyle bir rehber ki, insanlığın haysiyeti, insanlığın nuru,insanlığın yüz akı, insanlığın kurtuluşu en sevgilidetamamlanmalı. Sözler gönülden gönüle aktarıldığında ilahîmısraları nasıl da haykırıyordu: "O her hayrın başıdır. /Sözlerin sultanıdır. /O her hayrınbaşıdır." Mazidenatiye milyonlar O'nun şefaatine muhtaç halde şifa, rahmetdilekleriyle salâvatlar eşliğinde ellerini göğe doğru açıp,gözleri yaşlı, gönülleri yaralı dua ve niyazda durmadılar mı?Umuda dair tüm hayır dileklerinin anahtarı önce Yüce Yaradan'ave nebiler nebisi Peygamber efendimizde, rehberimize aittir. Hangiyöne dönersek dönelim, hangi inançtan olursak olalım biziminancımız "insan"la başlanır, "insan"latamamlanır.

"Benaşksız insanlar görüyorum: huzur içinde uyuyorlar, gidiyorlar,gülüyorlar, vitrinlere bakıyorlar; hala büyük pazarlıklarpeşindeler, hala büyük ihalelere giriyorlar. Allah diyor ki gönlükırık olanlarla beraberim."

Fethi Gemuhluoğlu

İşteo öyle bir tohumdur ki insan olmakla şereflenmiş, yaratılanlarıniçinde sahip olduğu kıymet esasında varlık sebebini bulmayayönlendirilmiştir. Bundan ötesi, bundan sonrası ne gam ki, yaşamkaynağımız bu haysiyete, bu şerefe talip olmaktan geçer. Ne mal,ne mülk, ne paye, ne ihtişam, ne de makam hepsi bu dünyanın birfanisi olmanın gerçeğinde ezel bezmindeki aşka vasıl olmanıngerçeğindedir. Diyorum, basit içi boş ve kof bir mesele üzerinealtı saatimi bu dünyanın adaletine, bu dünyanı gereksiz boş lafü güzafına kaptırdığım bir an ki geçtiğim sınavınneresinden bakmam gereken o aziz dostumun, o değerli büyüğümünsözlerinde saklıydı:"Dünya,makam, mevki işleriyle uğraşanlar ziyandadır, vaktini boşaharcamaktadır, hele bu "esnaf" takımını kafaya takmayahiç değmez. Güzel iş yapan unutulmaz, kenarda, sabırla, temizkalarak işimizi işleyelim, güzellik üzere yazılarınıza devamedin bence... Böylece daha da derinleşerek, çevremize daha faydalıolacağımızı düşünüyorum, âcizane."Sırra talibizdedik ya, o yüzden sözü gizeminde bırakalım.

Birdüşüncem vardı, bir kaç aydan beri kurguladığım hikâyeleriminortak temasını insanların hayal kırıklıkları üzerinetasarlayacaktım. Ama zaten hayatının her zerresinde hayalkırıklıklarının ağızda sakız gibi devamlı çiğnendiği,sadece konuşan her ağzın hayatımızın her anını isnatsız,mesnetsiz zehirlediği bu ortamda ümide, yeni heyecanlaraihtiyacımız vardı. Rehberler rehberinin nurlandırdığı yoldainsan duraksamamalı, inancından zerre taviz vermeden mücadelesinedevam etmeli. Tek cümle üzere; o da Allah rızası için.

İlimmi bendedir, para mı bendedir, makam mı bendedir? Bende olan asılbendeliktir. Öyle bir bendelik ki tüm insanlığa kollarını,gönlünü açtığın bir bendelik. İşte insana bahşedilecek enbüyük haysiyet ve şeref!. Kalbi, gönlü kırık, yaralı, gözüyaşlı, çaresizlikler içerisindeki insanlığa yapılacak birsadaka. Para yardımı mı? Hayır! Hayır içinde hayır!. Bazen birtebessüm, bazen bir sırt sıvazlama, bazen düşmüşsen ayağakaldırma, bazen de bir kerecik olsun onu dinleme!. Evet, onunvarlığını kabul etme ve dinleme!. Birbirimizi görmeye,birbirimizi dinlemeye o kadar çok ihtiyacımız var ki. Herkesvarlığınca kendini ifade etmeye çalışıyor. İfade bahtınaerişemeden, kendini kendince anlatamadan tükeniyor, yok oluyor,elimizden kayıp gidiyor. Hele günümüzde binlerce kayıp, yitikarasında yaşıyoruz. Teknolojinin elinde esir düşen ahlakivarlığını kaybeden insan kazandığı, sahip olduğu oncapayenin, onca malın, onca varlığın hiçbir anlamı yok.

Bircevap geleceğine bağlanmadan bir kurumun lideri konumundaki birdosta şöyle bir dilekte bulunmuştum. Bu dileğim "insan"olduğumuzu unutmadan "insan"ı incitmemek adına söylenmişbirkaç cümleydi aslında: "Sizdenricam "ben"e dayalı bir istemin değerlendirilmesi değil;ne olursak olalım, sen, ben, o farklılığında olmadan "biz"olmayı düşünerek özellikle camiası içerisinde yer aldığımızinsanlarımızın moral ve adalet duygularıyla oynamayalım."

Buistemimizde de insanların içindeki varlık sebeplerindenkaynaklanan umudu kaybetmemeleriydi aslında. Sevgi ve aşkladonanmış insan, ona hükmedilen her zorluğun altından kalkmasınıbilmiştir. O güç onun yaradılışında, onun tohumunda saklıdır.İnsan olmaya, insan olma haysiyetine sahip olmanın sırrına vakıfMehmet Âkif'in sözleri bütün bu ifadelerimizin rehberi olacaktır:

" Topraktagezen gölgeme toprak çekilince,

Günlerşu heyulâyı da er, geç, silecektir.

Rahmetleanılmak, ebediyyet budur amma,

Sessizyaşadım, kim beni, nerden bilecektir?"