İklim değişikliğinin mi beceriksizliğin ve kifayetsizliğin sonucu mu?
Su sorunu elbette her yerde var, her yerde yaşanıyor ve genel anlamda bu bir “iklim değişikliği” sonucudur. Elbette coğrafyanın kader olduğu yerlerde biliniyor. Bunu tartışmaya gerek yok.
Ancak “su krizini” yönetemeyen yöneticilerin ve siyasilerin beceriksizliklerini ve kifayetsizliklerini de “iklim değişikliğinin” üstüne yıkmak haksızlık olacaktır.
Hele hele içme suyu sorununu “politik malzeme” haline getirmek vatandaşa yapılmış büyük bir ihanettir.
Bu ihanet geçen dönemde DSİ Ege Bölgesi yöneticileri ve Osman Gürün, Baki Ülgen ikilisiile birlikte AK Partili yerel siyasilerce yapıldı.
Osman Gürün gitti... Bakalım O’nun yerine kimi koyacağız...
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül’ü koyanlar şimdiden yok değil... Doğrusu bu büyük bir haksızlık olacaktır... Her ikisi de yeni... Ellerinde sihirli değnek de yok. Onlara zaman tanımalıyız...
xx xx xx
Elbette bu görevlere; Başkanlığa ve Genel Müdürlüğe talip oldularsa kronikleşmiş, bilinen sorunlarla ilgili de hazırlıkları olması gerekir.
Ancak onları hedefe koyarken insaflı da olmak gerekir.
Sadece Osman Gürün değil, Baki Ülgen de gitti.
Keşke devri iktidarlarının hesabını verip de gitselerdi.
Tabii bunun için bir de hesap isteyenin olması gerekir. Sanırım olmadı... Gidenler ne kadar CHP’lilerdi tartışılır, ama AK Partili olsalardı hesap vermeden gidebilirler miydi diye de düşünmeden edemiyorum. Elbette Osman Gürün halefine Bahattin Gümüş gibi “borç” değil, “birikmiş para” bıraktı. Bu yüzden kendisini alkışlayanlar bile var... Nereden baktığınıza bağlı... Ben hizmet bekleyen bir şehrin yöneticisinin kasada para biriktirmesini alkışlayamam... Hatta vergi sigorta borcu olmaması ile övünen belediye başkanını da alkışlamam...!
Belediye Başkanları haleflerine denk bütçe bıraksınlar yeter...
Doğrusu ben şu anda Milas’ta Fevzi Topuz’un, Menteşe’de Gonca Köksal’ın, Marmaris’te Acar Ünlü’nün “kol kırılır yen içinde kalır” deyip sineye çekseler de maddi anlamda ne zorluklar yaşadıklarını biliyorum...
xx xx xx
Başkan Ahmet Aras’ın ilk icraatlarından biri MUSKİ Genel Müdürü’nü değiştirmek oldu.
İsabet karardı. İsabetli, olmayan kararları da var. Keşke, MUSKİ’de “temizlik” Baki Ülgen ile sınırlı kalmasaydı, Basın Halkla İlişkiler Dairesi’ne de el atılsaydı ve tüm Büyükşehir Belediyesi ile şirketlerinde yönetici düzeyinde bir “liyakatlı inovasyon, reorganizasyon” yaşanmış olsaydı... Kesinlikle “Sayıştay her sene denetliyor” gerekçesine sığınmadan ve elbette “devri sabık yaratma” anlayışının çok uzağında bir komisyon marifetiyle ihale dosyaları incelenseydi...
Neyse, tabii her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Bizlerden başkalarından akıl alacak değil... Üstelik kendisi asker komutanlığı gibi çok önemli bir deneyimin yanında turizm işletmeciliği ve Bodrum gibi bir metropol minyatürünü yönetmiş olma deneyimlerine sahiptir...
Ki Bodrum dediğimiz yer, Muğla’nın öteki 12 ilçesinde yaşanmakta olan irili ufaklı sorunların toplamının en ağır yaşandığı bir ilçemiz. Bu yüzden Büyükşehir adaylarının tamamı seçim sürecinde Muğla’nın sorunlarından çok Bodrum’un sorunlarını konuştular ve bu yüzden de yaygın basında ve TV kanallarında hep Bodrum’un içme suyu ve trafik meselesi vardı.
Geldik bu güne... İklim değişikliğinin sonucu sellenmelere ve tarım alanlarında zararlara neden olan mevzi yağışları yok sayarsak, ne Türkiye ne de Muğla toprağının susuzluğunu giderecek yeterli yağış alamadı. Muğla’da içme suyu varlığının öz kaynağı kar yağışı neredeyse hiç olmadı.
Uzmanlar 45-50 derecelere varacak kavurucu sıcaklardan söz ederken, barajlarımızda su varlığı dip yapmak üzere...
Ne olacak? Bilmiyoruz... Ama yöneticilerimizin oturup yas edecek halleri de yok...
xx xx xx
Bu anlamda geçenlerde Sabah Gazetesi’nde çıkan “Bodrum'da patlayan ishale hattı israfa neden oldu: MUSKİ Genel Müdürü Şengül'ün, su tasarrufu çağrısı pes dedirtti!” başlığını taşıyan ve “MUSKİ Müdüründen Manidar Paylaşım” ara başlıklı haber oldukça manidardı...
Ki yaygın basınımızda bayramda Bodrum ile ilgili “Su çilesi” haberleri de çıktı... İyi de Bodrum’da geçen sene Ramazan Bayramı’nda, Kurban Bayramı’nda, geçen yaz aylarında su sorunu yok muydu?
Batman’dan sonra “Gabar Dağı’nda petrol bulundu” haberlerine artık alıştık da hani bu arada “Bodrum Yarımadası’nda su bulundu” diye de haberler çıktı da bizim mi haberimiz olmadı...
Gitmeyin kardeşim, su çilesi varsa neden gidip “kuru kalabalık” yaratıyorsunuz?!
Söz konusu haberde şöyle denilmiş:
“Geçen yaz susuzluktan kırılan gözde turizm merkezi Bodrum’da, sürekli meydana gelen içme suyu isale hatlarından dolayı tonlarca su israf edilirken MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül’den katıldığı panelde manidar açıklama geldi. Şengül, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda su tasarrufu çağrısında bulundu.”
Bak bak sen, bir de 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde...
Allah aşkına Türkiye’de su tasarrufu çağrısında bulunmayan yönetici kaldı mı?
Bence CHP Muğla Milletvekilleri bir önerge verip, “su tasarrufunu”nun “Tasarruf Tedbirleri” içinde yer almasını sağlamalılar...
xx xx xx
Muğla’ya ASKİ Genel Müdürlüğü’nden gelen MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül o ‘manidar’ açıklamasında şu ifadelerde bulunmuş:
“İçme ve kullanma suyunun tasarrufu ve geri dönüşümü konusunda önemli yatırımlar yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. İçme suyu arıtma tesislerimizde suyun arıtılması ve vatandaşlarımıza sağlıklı olarak sunulması konusunda yaptığımız çalışmaların yanı sıra yeni projelerle de bu gelişimi sürdüreceğiz. Ayrıca atıksuyun geri kazanımı ile de hem çevreyi korumaya hem de buradan elde edilen suyun yeşil alan sulamasında kullanılmasını sağlıyoruz. Böylelikle her bir su damlasını korumaya ve en verimli şekilde kullanılmasını amaçlıyoruz. Ancak bunlar sadece kurum veya kuruluşun değil halkımızla birlikte tasarruf yapılırsa değer kazanacak yatırımlar. Tüm vatandaşlarımızdan tek arzum yaşamın kaynağı olan suyu birlikte koruyalım ve elimizden geldiğince tek bir damlayı boşa harcamadan tasarruf edelim”
Ne güzel... 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne uygun bir açıklama yapmış. “Az olan suyumuzu birlikte koruyalım” demiş. Az olan suyumuzu birlikte kirletmiyor muyuz? İşte en yakınımızdaki Menderes ırmakları... Sanayicimiz içlerine etmemiş olsaydı, şimdi Bodrum’un çeşmelerinden bir güzel akıtıyor olurduk...
Yılmaz Şengül o gün suyun korumasına, atıkların değerlendirilmesine dikkat çekerken, Muğlalılara “sağlıklı su” içirmeye çalıştıklarından söz etmiş. İyi etmiş. O günün ruhuna uygun...
xx xx xx
O günlerde bir açıklamada “SOS” verir gibi Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’tan geldi. Bodrum’un önemli su kaynağı Mumcular Barajı’nın tükenme noktasına geldiğini belirten Başkan Aras, buradan su alamadıklarını paylaştı. Mumcular Barajı’nda MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül ile incelemelerde bulunan Başkan Aras şunları söyledi:
“Mumcular Barajı’nın şu anda kapasitesi çok düşük. Neredeyse ölü hacme ulaşmış durumda. Bodrum’un su ihtiyacı için buradan su temin edilemiyor. Sadece Geyik Barajından ve Sazköy, Çamköy su kaynaklarından ihtiyacı karşılamaya çalışıyoruz. Alternatif su kaynağı tespit etme çalışmalarımız da devam ediyor. Öncelikle Ekinanbarı kaynağı ve denizden su arıtma projeleri üzerinde çalışıyoruz. Hem finans kaynaklarımızı hem de projelerimizi tamamladık ve çalışmalara başlayacağız. Çalışmalar sürerken bu yaz Bodrum’un su ihtiyacının azami ölçüde karşılanması için gerekli su temin çalışmalarımız da sürüyor”
Benim bu sözlerden çıkardığım sonuç şu:
“Geçen yıl yaşanan sıkıntının bir daha yaşanmaması için projemiz de var, paramızda var. Ama Bodrumlulara da projeleri tamamlamamızı bekleyin demiyoruz. Bu yazın bir şekilde geçirilmesi için de çalışmalarımız var.”
xx xx xx
Tabii kim ne derse desin, Başkan Aras’ın da anlatmaya çalıştığı gibi Bodrum geçen yaz olduğu gibi “Susuz yaz” filmini bizlere bir kere daha izletecek... Ancak bu susuzluk cinayet işlenecek kadar da olmayacak görünüyor... Yani kuraklık olsa da susuzluk olmayacak...
Kalıcı çözümleri yarın konuşuruz...
-------------------
GÜNÜN SÖZÜ; Yaşamak gelecekte anılar inşa etmekten başka bir şey değil.--Ernesto Sabato