Dün nüfus kayıtlarına göre doğum günümdü. Rahmetli anneme sorduğumda karlı bir günde dünyaya gelmiştim. Muhtemelen Şubat veya Mart ayıydı aslında... Her nedense belli ki nüfusa geç yazdırılmışım. Sonuçta dünyaya getirilmişim ve bu bir “ad günü” aslında... Üstelik 1 Nisan uygun bulunmuş. Şaka gibi...
Telefon ederek, mesaj atarak ad günümü kutlayan, güzel dileklerde bulunan herkese teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız, eyvallah...
xx xx xx
Erdal Şahin efem de özelden İlhan Selçuk’un bir sözünü göndermiş. Doğum günümü kutlamak için mi göndermiş anlayamadım, ama tamda günün anlam ve önemini anlatan bir ileti olmuş.
Eskiden gazetecilerin köşeleri dışında “derdini kısaca anlatan” nükte köşeleri de olurdu. Benim “ÇİVİ” idi. Uzun zamandır kullanmaz oldum. Rahmetli İlhan Selçuk’un “LAF”.. Tarihini bilmiyoruz, ama muhtemelen bir 1 Nisan’da yazılmış. İlhan ağabey o gün “1 Nisan” başlıklı yazısında şöyle demiş:
“Her şeyin yalan üzerine yürüdüğü bir ülkede, bir Nisan yapmak istiyorsanız doğruyu söyleyiniz!”
Son yıllar da ülkemizde doğru ile eğri, doğru ile yalan o kadar iç içe geçti ki sağcı ile solcuyu bile ayırt edemez olduk. Hemen her şey pragmatikleşti, makyevelistleşti...
Gülmek devrimci bir eylem oldu! Oysa o “gülüş” pozunun verildiği barlarda meyhanelerde, eğlencelerde verilen bir gülüş değildir... İşkenceciye, sorgucuya, mapusluğa ve hatta idam kararına karşı verilen gülüştür...
xx xx xx
Algı gerçeğin önüne geçti, geçirildi... Bu yüzden “Dezenformasyon Yasası” bile çıkarıldı, ama algının önüne geçilemedi. Sadece biz gazeteciler yazmaya korkar olduk... Hem nasıl olsa her şeyi gülerek karşılamak da “devrimci bir eylem” olmuştu ya.!
Seçime bir iki gün kala bir dost “Bir babaanne sözü; El itini övüyor iken siz aslanda kusur arıyorsunuz” diye paylaşımda bulundu. Güzel sözdü, ama bunu sağcısı solcusu herkes yapar hale gelmişti... Oysa her dindar görünen, “dindar olduğunu” söyleyen ‘ahlaklı’; her Kemalist görünen, dilinden Atatürk’ü düşürmeyen, fotoğrafını sözlerini paylaşan “devrimci-demokrat, dürüst ve ilkeli” değildi...
Aslında Sezen Aksu’nun bir şarkısında olduğu gibi hiç birimiz masum değildik, masum değiliz...
Dün Marmaris’ten Neşe Yüzak şu paylaşımı yapmış:
“Nefes almak, için ekonominin bu kadar bozulması gerekmeseydi keşke. Ülkeler için nitelikli seçmen çok önemli.”
Sosyalistimiz bile “nitelikli seçmen” olabilmekten o kadar uzak ki...
xx xx xx
Bir de rahmetli Süleyman Demirel’in olduğu söylenen güzel bir söz vardır, şöyle;
“Galibiyetin zaferin babası çok olur... Mağlubiyet yenilgi yetimdir...”
Ama yenilginin aslında babası da annesi de vardır. Mesela şimdi Meral Babaanne ya da Özgür Özel’in ablası (!) ne yapacak çok merak ediyorum. Ki kendisi seçim öncesi açıklamalarında “Oy vermezseniz evime dönerim” demişti. Bence sözünü tutmalı, torunlarına bakmalı veya anılarını kaleme almalı... Altılı Masa deneyimini de paylaşabilir. Artık ne yaparsa... Ancak O dün aldığı karar ile Türkiye genelinde %3.77 oy oranıyla olağanüstü kongreye gidiyor. Oysa istifası daha doğru olabilirdi...
Mevlana ünlü şiirinde “Dünle beraber gitti cancağzım, / Ne kadar söz varsa düne ait / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...” demiş ya, seçmen yeni şeyler söylüyor... Bakalım nasıl duyulup, anlanacak...
xx xx xx
Doğrusu ben CHP’nin başta İstanbul olmak üzere metropolleri kazanmasını, ama diğer şehirlerde hezimete uğrayarak “kendine gelmesini” isteyenlerden, bekleyenlerden olmuştum. Öyle olmadı Özgür Özel’in ablası gibi kurultay kararı almasına gerek kalmadı. O bir gecede başarının “kahramanı” oldu... Ortada %35’lik bir “başarı” dururken, kimse kurultaydan söz edemez. Kılıçdaroğlu’nun, Osman Gürün’ün hayalleri hüsran oldu... Bu arada CHP Muğla İl Başkanı Zekican Balcı da paçayı yırttı... CHP’de olağanüstü kurultay yok...
Ancak AK Parti’de bir olağanüstü kurultay yaşanacaktır. Kabinede değişikliğe gidilirken, teşkilatlarda taş üstünde taş, kabinede omuz üstünde baş kalmayacaktır.
Dediğim gibi, bazen iktidarı değiştiremiyorsan muhalefeti değiştirmek gerekir. O yüzden “CHP dip yapabilir” diye düşünüyordum, ama dipten beklenmedik bir dip dalga geldi, yıktı geçti...
Elbette ben de emekliler bir “ders” verebilir diye bekliyordum, “AK Parti’yi bu sefer ekonomi yenebilir” diyordum, ama bu kadarını beklemiyordum. Şu anda AK Parti açısından ortada büyük bir yenilgi var. Ancak bunu CHP’nin başarısı olarak görmek yanlış olacaktır. Böyle bir algı veya yargı CHP için kötülük olur. CHP’nin “kendisine gelme çabasına girmemesine” sebep olabilir...
Evet CHP’de genel başkan, parti yönetimi, il başkanları ve belediye başkanları değişti ama hala CHP’de ne tüzük, ne program kurultayı yapılmış değil...
xx xx xx
Evet resmi olmayan sonuçlara göre, Türkiye’de CHP %37,76, AK Parti %35,48, Yeniden Refah Partisi %6,19, Dem Parti %5,70, MHP %4,99, İYİ PARTİ %3,77, Zafer Partisi %1,74, Saadet Partisi %1,09, Türkiye İşçi Partisi %0,15...
Görüldüğü gibi tablo bazı partiler açısından şaşırtıcı olmakla birlikte ürkütücü de... Ortada bana göre yukarıda ifade ettiğim gibi bir AK Parti yenilgisi veya başarısızlığı var ama CHP yengisi, başarısı da yok.
Ortada emeklilerin ve onlarla birlikte altını çizerek söylüyorum AK Partililerin verdiği bir ders var... O AK Partilileri sandığa gitmeyenlerin içinde bulabilirsiniz.
AK Parti ilk kez sarı kart görmüyor. AK Parti’ye seçmen ilk kez sarı kartı geçen yerel seçimde İstanbul’da göstermişti. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, “orta direği” ortadan kaldıran ekonomi politikasını uygulamaya, varsıldan adaletli vergi almamaya devam ettiği ve de emeklilerle dalga geçildiği için bir sarı kartta bu seçimde gördü ve böyle devam ederse, AK Parti yapması gerekenleri yapmazsa önümüzdeki seçimde Tayyip bey kırmızı kartı da görecektir...
Kimse kendini kandırmasın, sonuç tamamen ekonomi ile ilgilidir...
Adaletli bir vergi sistemine geçilse, emekli ve asgari ücretliye hakkı verilse bu sonuç ortaya çıkar mıydı?
xx xx xx
Muğla’yı elbette Türkiye’den ayrı değerlendiremeyiz. Türkiye’de yaşanan dip dalga Muğla’da da yaşandı ve gayri resmi sonuçlara göre, toplam 2.626 sandıkta 814.986 seçmenin 663.292’si oy kullandı. Bu oyun 635.491’i geçerli sayılırken, katılım oranı % 81,4 olarak belirlendi.
Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda oy oranları şöyle gerçekleşti: CHP %54,99; AK Parti %32,69; İYİ Parti %5,69; DEM Parti %1,83; ZP %1,77,
Bu oranlar ile ilgili Metin Ergun ne düşünüyor çok merak ediyorum, ama ben düşüncelerimi sonraki yazılarımda paylaşacağım. Muğla için şu kadar söyleyebilirim, sonuç beni çok şaşırtmadı. Sadece Menteşe’de Gonca Köksal’ın seçilmesine ve Fethiye’de Behçet Saatcı’nın kaybetmesine hem şaşırdım, hem üzüldüm. “Ceketimi koysam seçtiririm” sözü bu iki ilçede kanıtlandı...
Bu anlamda Kavaklıdere’de başkanlığını koruyan Mehmet Demir ile Seydikemer’de geleneği sürdürme başarısı gösteren Önder Akdenizli’yi kutluyorum.
CHP Muğla’da genç siyasetçi Tamer Mandalinci ile Bodrum’u korurken, örgütten gelen Fevzi Topuz ile Milas’ı korudu. Datça’yı örgütten gelen Aytaç Kurt, Marmaris’i yine örgütten gelen Acar Ünlü ile korurken, Ula’yı Mehmet Caner, Köyceğiz’i Ali Erdoğan, Ortaca’yı Evren Tezcan, Dalaman’ı Sezer Durmuş ve Yatağan’ı da Mesut Günay ile geri aldı.
CHP’nin hak etmiş ve “CHP’li” sıfatını taşıma geçmişine sahip yeni ilçe belediye başkanlarını ağabeyleri Fevzi Topuz’un şahsında kutluyorum...
xx xx xx
Evet Türkiye’de seçimin galibi “Türkiye İttifakı” oldu. Muğla’da da “Muğla ittifakı”... Bunu İYİ Parti’nin oy oranlarında görmek mümkün... Nitekim seçim sonuçları açıklandıktan sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras Menteşe’de Kurşunlu Camii meydanında yaptığı açıklamada “Yola çıktığımızda Türkiye’de bir karamsarlık vardı. Sandığa bile gitmem diyorlardı. Umutlar tükenmişti. Bu şartlar altında çıktığımız bu yolda değişim kazandı. Sosyal demokratlar, milliyetçi demokratlar, muhafazakar demokratlar, Muğla ittifakında bir araya geldi. Muğla ittifakı kazandı” dedi. Aras özetle şu ifadelerde bulundu:
“Bu zafer hepimizin, tüm Muğlalıların ortak çabasının ve emeğinin neticesi. Muğla’ya gönül veren her bir hemşehrimizle el ele çıktığımız bu zafer yürüyüşünün en büyük ve kritik adımını atmış bulunuyoruz. Fakat esas dönüşüm bundan sonra başlayacak. 1 Nisan günü tüm Muğlalılar bambaşka bir şehre uyanacak. Bize oy veren ya da vermeyen tüm yurttaşlarımızı sevgiyle kucaklayacak ve güçlü Muğla’yı, Dünya Kenti Muğla’yı hep birlikte inşa edeceğiz. Şimdi hep birlikte üreteceğiz, hep birlikte paylaşacağız. Kimseyi arkada bırakmayacağız. Sevgili hemşehrilerim, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk koşusundayız. Ne cennet kentimiz ne cennet vatanımız tarikatlara, cemaatlere teslim olmayacaktır. Cumhuriyet Halk Partili Belediyelerin olduğu her yer Cumhuriyetin evlatlarının koruyucusu olacaktır. Önce kaynaklarımızı bir avuç insana aktaran, bizi yoksullaştıranlar, sonra bir lütuf gibi kapımızın önüne kolilerini bırakanlar, bizim paramızla bizi kendilerine muhtaç edebileceklerini sandılar. Onlara yanıldıklarını bugün hep birlikte gösterdik. Kıymetli dostlar, Sevgili Muğlalılar, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığından ayrılmayacağız ve Atamızın da dediği gibi bizim “tek bir şeye ihtiyacımız vardır, çok çalışkan olmak!” Çalışacağız ve mutlaka başaracağız.”
------------------
GÜNÜN SÖZÜ; Herkesin mutluluğu kendi elindedir. --Descartes