“Bardak taştı kardeşim” ... Ah şu CHP’liler…

Abone Ol

ALP ARBAK’IN İSYANI…

Bodrumlu arkadaşlarımızdan Gazeteci Yazar Alp Arbak, Haber Bodrum’daki son yazısında “Bardak Taştı Kardeşim!” diye başlık attı. Gerçekten taştı.

Kusura bakmayın ama artık gerçekten can sıkıcı bir noktaya geldik.” diyen ArbakBodrum’da, Muğla’da hayatın tam ortasında duran dev sorunlar büyüyor, biz ise dönüp dolaşıp aynı suni tartışmaların içine çekiliyoruz. Kim nasıl aday oldu, danışman ne yaptı, kim kime ne dedi… İyi de kardeşim, bizim geleceğimiz ne olacak? Bana ne bunlardan? Şu soruları konuşmamız gerekirken…” ifadesinde bulunurken soruları şöyle sıralamış:

Bu kadar kontrolsüz yapılaşma devam ederse altyapı bunu nasıl kaldıracak? Su kaynaklarımız ne kadar daha yetecek? Her yaz patlayan yollar, trafik, kanalizasyon sorunları daha ne kadar idare edilecek? Çöpü nereye dökeceğiz? Mevcut deponi alanları kaç yıl daha dayanacak?

İnsan üzülerek söylüyor ama; yakında ölünce gömülecek 3.5 metrekare toprak bulabilecek miyiz?

Başka sorularda var, yerel yöneticilerimiz bir baksın…

Sevgili AlpAma böyle devam ederse yakında konuşacak Bodrum da kalmayacak… Muğla da kalmayacak.” diye noktalamış…

*

TANSU ÖZCAN’IN İYİ NİYETİ…

Sadece yerel yöneticileri değil, Ankara’yı da ilgilendiren bir yazı kaleme almış. https://www.haberbodrum.net/yazar/alp-arbak/bardak-tasti-kardesim-825-kose-yazisi?fbclid=I Merak eden tıklayabilir.

Gazeteci Yazar Alp Arbak haklı… Turizm sezonu başladı, bir turizm yazısı bile yazamadık. Şeytan taşlamaktan arkamıza önümüze bakamaz hale gelmiştik. Neyse Beyefendiyi muhatap almıyorum artık. Bunu geçen hafta duyurdum.

CHP Muğla İl Sekreteri Egemen Balaban’a bir cenazede saldırıda bulunulduğu iddiası da arada kaynayıp gidecekti. Bugün ele alalım. Aynı şekilde MUPA (Muğla Planlama Ajansı) Başkanı Tansu Özcan’la sohbetimizden de söz edemedim.

Önce kısaca bundan söz edelim. Hayrettin Şaşmaz Hocam, Sabah Gazetesi’nde (Haberi tekrar etmeyeceğim) kiracısı olduğu konutu 2 aylık kirası ile site aidatını ödemeden habersiz boşalttığına ve mülk sahibi H.D.’nin icra takibi başlattığına dair haber yapmış, bende “Büyükşehir Belediyesi’nde bir skandal daha mı?” başlığı ile haberi değerlendirirken, “Galiba bir skandalımız daha oldu…” demiştim. “Maalesef dikkatsizlikler skandala yol açabiliyor.” diye de ifadem de olmuştu.

Uzatmayacağım Sayın Tansu Özcan’ın talebi ile buluştuk. İyi de oldu. MUPA ne yapar ne eder biraz bilgi sahibi olurken, bana “Rüzgara Karşı Yürüyen Adam: Kamer Genç” kitabını imzaladı. Güzel olmuş, emeğine sağlık… O’na göre bu buluşma tanışmaydı. Benim için de… Sohbet için buluşacağız…

Anladığım kadarıyla bir skandalımız daha olmamış! “Dikkatsizlik” denebilir mi bilmiyorum, Sayın Özcanfazla iyi niyetli” davranmış. İki aylık kirayı bedeli aşan yatırılmış “depozito” varmış. Mülk sahibi acımasız davranmış. İcra takibi başlatmış. Aslında konutun sorunları da varmış ve bu konuda noterden ihtarname göndermiş olan MUPA Başkanı Tansu Özcan da karşı dava açmış.

Yani bir bakıma “anlaşmazlık” haberleştirilerek “siyasi kazanç” elde edilmek istenmiş gibi geldi bana...

O ikinci skandal ise oluşmamış…

*

KENDİ KENDİNİ ŞİKAYET EDEN CHP MUĞLA YÖNETİMİ

Alp Arbak arkadaşımız kesinlikle haklı; Bardak taştı, ama sadece bizde mi taştı? Muğla CHP’de de taştı… İçlerindeki biri fire verdi, gerçekten iyi niyetli isimler lütfen alınmasın Nail Kızıl İl Başkanlığındaki il yönetimi evlere şenlik…

Allah aşkına bir parti yönetimi kendi kendini kamuoyuna şikayet eder mi?

CHP Muğla İl Yönetimi geçen hafta bunu başardı! “Kamuoyuna ve Parti Ailemize Duyuru” başlığı ile paylaşım yapıldı. Bir il yönetim kurulu üyesinin paylaşımında rastladığım siyah zemin üzerinde yer alan metin “Cumhuriyet Halk Partisi Muğla İl Sekreterimiz, yol arkadaşımız Egemen Balaban'a, katıldığı bir cenaze töreninde sergilenen mesnetsiz ve yakışıksız tavrı yol arkadaşları olarak en sert şekilde kınıyoruz.” diye başlıyordu.

Önce “mesnetsiz” sözcüğüne takıldım. Hadi “yakışıksız tavrı” anladık da “Mesnetsiz tavır” nasıl oluyor?

Mesnetsiz”, Türk Dil Kurumu'na (TDK) göre “dayanağı olmayan, temelsiz, asılsız veya gerekçesiz” anlamına geliyor. “Dayanağı olmayan, temelsiz, asılsız ve gerekçesiz tavır” diye bir şey varsa, o dayanaksız tavır neden dillendirilir? Siz bir “aile” iseniz, aile içi meselenizi kamuoyuna neden şikayet edersiniz, kamuoyu ile neden paylaşırsınız?

Bu paylaşım olmasaydı, bir cenaze töreninde yaşanandan haberim olmadığı gibi bu tatsız olayın temelinde İl Kadın Kolları Yönetim Kurulu Üyesi bir kadın hukukçunun bir çirkin iddianın şüphelisinin vekaletini almış olduğundan da haberim olmayacaktı. Meğer o çirkin olay Esma Turan arkadaşımız tarafından haberleştirilmiş ve bu yüzden sözlü taciz ve tehdide maruz kalmış. Esma Turan yalnız değildir!

Pes doğrusu…

*

TARAFLAR NE DİYOR?

Sanırım bütün il yöneticileri o “şikayet metnini” paylaşmış. İl Kadın Kolları Yönetimi de paylaştı mı bilmiyorum. Söz konusu metni okuduğumda da aynı zamanda Menteşe Kent Konseyi ve Muğla Kent Konseyleri Birliği Başkanı olan CHP İl Sekreteri Egemen Balaban’ı sokaktan biri mi, yoksa bir başka parti mensubu mu saldırdı acaba diye düşündüm. Çünkü metinde saldırgandan söz edilmiyordu.

Bunun üzerine paylaşımı yapanı aradım ve şaşırdım. Saldırgan olduğu iddia ve şikayet edilen kişi avukat eşi kadın kolları yöneticisi olan CHP Üyesi bir iş insanı Mahmut Bişen’miş…

Hale bak… Peki ne olmuş? Tarafları dinleyelim:

Şahsi bir meselenin örgütsel bir tartışmaya dönüştürülmesini ibretle izliyoruz” diyen Mahmut Bişen sosyal medya hesabından “Cumhuriyet Halk Partisi; Kişisel hesaplaşmaların, bireysel hırsların ve manipülatif girişimlerin aparatı değildir. Kişisel hesapların değil, örgüt aklının tarafındayız” ifadesinde bulunuyor. Oysa örgüt aklı kendisinden şikayetçi!

Egemen Balaban da “Yaşanan tatsız olay ile ilgili destek mesajı yayınlayan, paylaşımlar yapan ve arayan tüm yoldaşlarımıza gönülden teşekkür ederim. Parti içi yoldaşlık hukukumuzu sadece direniş barikatlarında omuz omuza mücadele ederken değil, her zaman ve her koşulda mıh gibi aklımızda tutmamız gerektiğine inanıyorum. Konunun uzamasının, karşılıklı açıklamaların ve haklı haksız tartışmalarının mücadelemize zarar vereceği açıktır. Sağduyulu ve yoldaşlık anlayışımıza uygun davranılması tek dileğimdir.” diye paylaşımda bulundu.

Hangi ‘direniş barikatı’..? Hangi “mücadele”..? Ya, sağduyulu yoldaşlık nasıl oluyor? Biz görmeyeli “CHP diline” yepyeni tanımlar, terimler, söylemler girmiş. Ben, “Bunlar ne zaman sosyal demokrat olacaklar?” diyordum, ama “Sosyalist” olmuşlar da haberimiz yokmuş!!!…

CHP’lilerden değil, CHP yönetiminden bahsediyorum, aman yanlış anlaşılmasın…

*

CHP YÖNETİMİ NE DEMİŞTİ?

Egemen Balaban’ın katıldığı cenaze töreninde Bişen’in tavrı “mesnetsiz ve yakışıksız” olarak tanımlanırken, o “tavrınBalaban’ın şahsına değil, CHP’nin kurumsal kimliğine ve birliğine yönelik bir saldırı olduğu ifade edilmişti. Ayrıca, tüm CHP Muğla Örgütü bu tür “provokasyonlara” karşı hassas olmaya davet edilmişti. “Cenaze alanlarının siyaset değil, yas alanı olduğu” anımsatılırken, “Böylesine bir ortamda, ‘muhaliflik’ kisvesi altına sığınarak yapılan bu nezaketsiz girişim ne partimizin disipliniyle ne de asgari insani değerlerle bağdaşmaktadır. Egemen Balaban yalnız değildir.” denilmişti…

Bu konuda Yenigün Gazetesi’nde de paylaşım yapan ve “Bende oradaydım” diyen müzmin CHP’li Uğur ÜrperOrtada gerçekten örgütsel bir mesele mi var, yoksa şahsi bir kırgınlığın büyütülmüş hali mi?” diye sorup şu ifadelerde bulundu:

Bir cenaze… Yani siyasetin susması gereken yer. Acının önüne hiçbir makamın geçemeyeceği bir an.

Orada yaşanan hadise ne? İki insan arasında yaşanan bir gerilim. Hepsi bu. Ben de oradaydım. İl Sekreteri Egemen Balaban geldi, insanlarla tokalaşmaya başladı. Sıra Mahmut Bişen’e geldiğinde Mahmut Bişen elini uzatmadı. Ardından Egemen Bey, ‘Ben il sekreteriyim, kim olduğumu biliyor musun?’ diye sordu. Cevap ise, ‘Sen iç güveysisin!’ oldu. Ne örgüte saldırı vardır ne partiye operasyon ne de kamuoyuna anlatıldığı gibi büyük bir siyasal kriz. İki kişi arasında yaşanan şahsi bir gerilim.

*

GALİBA HASAN BALI HAKLI…

Hasan Balı ile eskisi gibi görüşmüyoruz. Aramızda ne olduysa sayfamda engellemişim de… Paylaşımlarını görmüyorum. Tartışmanın sıcaklığında paylaşımını gören biri alıp göndermiş. “Bu münferit olayı, parti içinde değerlendirmek gerekirdi” diyen Balı şu değerlendirmede bulunmuş:

Kamuoyu, kim kime selam vermiş, kim almamış meselesi ile meşgul edilmez. Cumhuriyet Halk Partisi'nin disiplin kurulları işler durumdadır. Kişisel bir mesele, kurumsal boyuta taşınmamalı.

Başlıkta parti ailemiz demişsiniz. Aile içi her olayı kamuoyunun bilgilerine sunmak doğru değildir. Olaya tanık olmadım ama, hakaret içeren bir ifade olmadığını duydum. Askeri nizamda ast üstüne selam vermek zorundadır ancak CHP asker düzeni ile yönetilmez. Saygı ve sevgi mecburiyet içermez. Ben, bana selam vermedi ya da selamımı almadı diye bir partiliyi halka şikayet etmem. Edemem. Lütfen bu paylaşımı kaldırın. Kamuoyunu da böyle konulara maruz bırakmayın. Zaten milletin canı burnunda.

Evet milletin canı burnunda, bu doğru, ama kamuoyu böylesine “eğlencelikler” de arıyor! Muğlalı tabiriyle “El alem tamşalığa doymaz” … Geri kalan sözlere ne diyebilirim ki…

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ: Yükselmenin en alçakçası zayıfların sırtına basarak yükselmektir. -- Friedrich Schiller