Demokrat Parti (DP) Muğla İl Başkanı Atınç Koylu, manevi Genel Başkanı Süleyman Demirel’in ölüm yıl dönümünde dün şu paylaşımı yaptı:
“Bugün, onun ‘Söke'den Seki'ye’ bölgemizdeki akılcı ve uzun vadeli tarım (baraj ve sulama kanalları, vb), turizm (Dalaman ve Milas-Bodrum Havaalanları, vb), sanayi (SEKA, vb) eğitim (MSKÜ, vb.), altyapı (Göcek tünel projesi, vb) yatırımlarının ekmeğini yiyoruz.
Ölümünün 10. yılında, kavgacı değil, hep sağduyulu ve kalkınmacı olmuş, TC'nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i rahmet ve minnetle anıyorum.
Ruhu şad olsun.”
Devlet ve halk adamı Demirel’i pek çok yönüyle arıyoruz... Sayın Koylu’nun anımsattığı gibi, gerçekten hala Onun ekmeğini yiyoruz. Dalaman Akköprü Barajı da O’nun eseridir. Ruhu şad olsun...
+
Göcek Tüneli’nin durumu malum...
Dalaman SEKA’yı (Selüloz, kağıt fabrikası) sattık..
Sıra Dalaman Akköprü Barajı’na geldi. 2021 yılında satılır gibi de oldu. O zaman 27.09.2021 tarihli gazeteler 27. Dönem CHP Muğla Milletvekili Av. Burak Erbay’ın “Yazıklar olsun!” diye tepki gösterdiğimi yazmıştı. “Akköprü Barajı satıldı, elektrik ve su bedelleri artacak” başlıklı haberlerde şöyle denilmişti:
“Muğla'da, Dalaman Çayı üzerinde bulunan Akköprü Barajı ve Hidroelektrik Santrali, özelleştirme kararıyla kamunun elinden alındı. Karara büyük tepki gösteren CHP'li Milletvekili Burak Erbay, ‘Bu barajın özelleştirilmesiyle elektrik ve su bedelleri de artacak. Bu özelleştirmenin maliyeti vatandaşın sırtına zam olarak yüklenecek’ dedi.”
Burak Erbay’ın direnişi mi engel oldu, ne oldu ise o satış gerçekleşmedi. Ama hep gündemde kaldı...
+
Satış bu sene yine gündemde öne çıktı. İhaleye son katılım 23 Haziran olarak duyuruldu. Bu konuda “Dalaman Çayı’nın kalbi satılıyor” başlığını taşıyan haberler şöyle:
“Muğla Köyceğiz’deki Elektrik Üretim A.Ş.’ye ait Akköprü Hidroelektrik Santralı ve santral tarafından kullanılan taşınmazlar özelleştirilecek. CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, bu duruma tepki gösterdi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Muğla’daki Akköprü Hidroelektrik Santralı (HES) ile santral tarafından kullanılan taşınmazları bir bütün halinde özelleştirecek. Birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfla teklif alma, görüşme ve pazarlık usulüyle gerçekleştirilecek ihale, açık artırmayla sonuçlandırılacak. İhaleye son katılım tarihi 23 Haziran olarak duyuruldu”
Milletvekili Özcan, açıklamasında özelleştirilme kararında Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Köyceğiz Belediyesi’nin itirazlarının hesaba katılmadığını belirtirken,saçmalığaşöyle karşı çıkmış:
“Akköprü HES yalnızca enerji üretimi açısından değil; bölgesel su yönetimi, tarımsal sulama, taşkın kontrolü ve ekosistem dengesi bakımından da önemli bir kamu yatırımı. Söz konusu santral, Dalaman Çayı havzasındaki tarımsal üretimi doğrudan etkileyen su rejiminin düzenlenmesinde merkezi bir rol oynuyor. Bu nedenle stratejik ve kamusal açıdan yaşamsal öneme sahip bir altyapı tesisinin özelleştirilmesi; kamu denetiminin zayıflamasına, çevresel sürdürülebilirliğin riske atılmasına ve kamu kaynaklarının piyasa mantığına terk edilmesine yol açabilecektir.”
Yanıt verildi mi bilmiyorum, Milletvekili Özcan bir deEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi vermişti...
+
Dalaman Akköprü Barajı ‘satıldı, satılıyor’ derken şimdi bir de gündeme ‘bu yoklukta’ Muğla’nın suyunun Aydın’a verilmesi gelmiş bulunuyor.
Dalaman’ın adıyla anılan Türkiye’nin 5 büyük barajından biri olan Dalaman Akköprü Barajı satıldı, satılmak üzere, Dalaman Belediye Başkanı Sezer Durmuş daKille Koyu’nda orman ile denizin orta yerinde gecikmeli olarak yıkılan kaçak taş yapının ardından “Tüyü bitmedik yetimin hakkı var” diye ağıt yakıyor...
Dalaman Akköprü Barajı’nda tüyü bitmedik yetimin hakkı yok mu?
Tüyü bitmedik yetimin Kille Koyu’nda ve oradaki genç ormanda da var...
Neyse, dün yazımı “Bodrumlu meslektaşım Yaşar Anter de Sözcü de ‘Muğla'nın suyu Aydın'a verilecek: Su savaşları başladı’ başlığı atmış. Bu başlıkla ironi mi yapmak istedi bilmiyorum.” diye noktalamıştım...
Eskiler “Cinayet dediğin bi an (sınır) davasından bi .m davasından çıkar” derlerdi. Bir de “Su davasından” diye eklenebilir. O bakımdan Yaşar’ın ironi yaptığını sanmıyorum. Yaşar’ın haberi şöyle:
“Son 5 yıldır büyük susuzluk çeken Muğla ilinin en önemli su kaynaklarından Dalaman Çayı’nın 4 Haziran 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, Batı Akdeniz, Büyük Menderes ve Kuzey Ege Havzaları Su Tahsis Planı ve Eylem Planları resmen onaylanması ve Batı Akdeniz Su Tahsisi Eylem Planında Genel Eylemler bölümünde yer alan ‘Havzalararası ve Havza İçi Su Transferlerinin Belirlenmesi’ eyleminin Muğla’daki Dalaman Çayı’nın sularının sulama amaçlı olarak Aydın’a tahsis edilmesinin önünü açacak bir karar olduğu belirtildi.”
+
Yaşar Anter haberinde bir de “Suyunu Paylaşan Bölgede Ekonomik Kayıplar Gerçekleşebilir” diye oldukça manidar bir ara başlık atmış. Altında da şöyle devam etmiş:
“Su Politikaları Derneği (SPD) Başkanı Dursun Yıldız yaptığı açıklamada bu Karar ‘Bir havzanın suyunun başka bir havzayla paylaşılması’ olgusunu yeniden gündeme getirirken özellikle suyun verimliliği ve havzalararası transferin sürdürülebilirliği konularında uzmanların ve yerel yönetimlerin ciddi endişelerini de beraberinde getirdiğini belirterek ‘havzalar arası transferin ancak her iki havzada da teknik, çevresel ve sosyal koşullar sağlandıktan sonra gündeme gelmesi gerekir. Gerekli tedbirler alınmazsa, suyunu paylaşan bölgede ekonomik kayıplar yaşanabilir. Bir havzanın su potansiyelinin öncelikle havzası içerisinde değerlendirilmesi esas olmalıdır. Zorunlu hallerde havzalar arasında su aktarma için her iki havzada da gerekli şartlar sağlanmış olmalıdır.’ dedi.”
Tabii bir havzanın su potansiyelinin öncelikle havzası içerisinde değerlendirilmesi esas olmalıdır, ama o havzanın içinde bulunduğu şehri yönetenlerinde bundan haberi olmalıdır...
Yok Ona dokunmayalım, acılı... Taş yapının yası devam ediyor...
+
Yaşar Anter “Muğla’dan Tepki: Dalaman Çayı Kıyı Şeridi İçim Kullanılmalı” diye de bir ara başlık atmış. Şaşırdım... AK Parti Milletvekilleri Sandras ile meşguller, “Acaba hangi CHP’li milletvekili veya CHP’li belediye başkanı acaba? Yoksa Sezer Durmuş mu?” diye kendi kendime sordum.
“Milas Kent Konseyi Çevre ve Enerji Çalışma Grubu” imiş!
Bu gurup, Yaşar Anter’e yaptıkları değerlendirmede, Dalaman Çayı’nın suyunun Aydın’a tahsis edilmesi konusunun susuzlukla mücadele eden Muğla için kaygı verici olduğunu belirtirken “Muğla en uygun içme suyu kaynağını tespit ve geliştirme konusunda gecikme yaşarsa, özellikle yaz aylarında kıyı şeridinin ve turizm bölgelerinin içme-kullanma suyu ihtiyacını karşılamakta zorlanabilir. Yer altı suyu üzerindeki baskılar artarak çözümü çok zor olan sorunlarla karşılaşabilir.” diyerek şu ifadelerde bulunmuş:
“Bu nedenle uzmanlar, Muğla’nın yerel yönetimleri ve kurumlarının Dalaman Çayı başta olmak üzere bölgedeki yüzeysel sular için içme ve kullanma suyu öncelikli tahsis taleplerini derhal yapması gerektiğini belirtiyor. Bu tahsisler, sadece bugünün değil, önümüzdeki 20–30 yılın nüfus ve iklim senaryolarına göre şekillendirilmelidir.”
+
Ben “Milas Kent Konseyi Çevre ve Enerji Çalışma Grubu”nu duyarlılıklarından ötürü yürekten kutluyorum... Tabii bu değerlendirmeyi bizim Menteşe Kent Konseyi’nden duyacak da değildik... Onlar başka daha önemli işlerle meşgullerdir. Dalaman Akköprü Barajı’nın satılık olduğundan bile haberdar olmayabilirler...
Sevgili Yaşar Anter haberini şöyle noktalamış:
“Muğla’nın Dalaman Çayı gibi önemli yüzeysel su kaynaklarına sahip olması, onu Batı Akdeniz Havzası içinde stratejik bir konuma getiriyor. Ancak bu kaynaklar üzerindeki tahsisler geciktikçe, başka illerin talebi ve havza genelinde artan su talebi baskıları nedeniyle Muğla’nın gelecekte kendi ihtiyacını en uygun projelerle karşılayabilmesi zorlaşacaktır.”
Şimdi ne olacak veya ne yapılmalı?
Yanıtı yarın arayalım...
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Bir şeyin gecikmesi asla olmayacağı anlamına gelmez. Zamanı var...