Nasıl şaşkınlığınız geçti mi? Ben daha kendime gelemedim!
MHP’lilerin, değişik partilerdeki ‘Ülkücülerin’ halini düşünemiyorum.
Tam bir sükutu hayal yaşıyor olmamalılar.
Önceki gün Selçuk Tepeli de Now Haberi sunarken, rahmetli Ferhan Şensoy’un, sözünü anımsatarak “Her gün ulan bugün acaba ne olacak diye kalkıyoruz. Bu kadar da olmaz ki canım deyip yatarız.” diyordu.
“Olacak gibi değil” az gelir, akıl alacak gibi değil...
En büyük milliyetçi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Terörist başını meclise davet etmekle” kalmayıp, “Özgürlük vaat etmesi” kimin aklına gelirdi?
Benim gelmezdi... Kimsenin gelmezdi...
1 Temmuz 2007'de kendisine “Öcalan'ı asamadın” diyen Erdoğan'a yüklenip “Sen niye asmıyorsun? Asacak ipin mi yok” diyerek kürsüden meydana urgan atmış birinden böyle bir şey beklenir mi?
Bahçeli şaşırtmaya devam ediyor...
+
Önceki gün bütün Türkiye, Bahçeli’nin yarattığı şoku yaşarken, bir şoke edici açıklamada CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den geldi. O da “Kürtlere bir devlet teklif ediyorum” deyiverdi.
Bu söz karşısında “Bunlar devleti de mi yıkıyorlar” diyenler oldu.
Şok üstüne şok...
Bir şok ta dün İYİ Parti Genel Başkanı Musavat Dervişoğlu’nun gurup toplantısında yaptığı konuşma ile yaşadık. Bir de dejavu yaşadık...
Dervişoğlu, Meclis Grubu konuşmasında yerden yere vurduğu Bahçeli’ye ip fırlatarak “ Türk milletinin hayallerini astın, bu büyük milletin geleceğinizi kastettiniz. Al şimdi bu ipi başucuna as!” dedi. Tam bir dejavu... O ip ya da urgan daha önce Bahçeli tarafından Erdoğan’a atılmıştı!
Vallahi bunlar neyi yaşıyorlar veya hep birlikte neyi yaşıyoruz ya da ne yaşatılıyor bilmiyorum, ama MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin İYİ Parti grubunda Dervişoğlu'nun fırlattığı ipi odasına asmak için İYİ Parti'den istediği öğrenildi...
Tirajı komik de denebilecek dramatik bir olayın veya kurgunun içindeyiz...
+
Bu arada Özgür Özel “Kürtlere bir devlet teklif ediyorum” sözlerine açıklık getirdi.
Partisinin grup toplantısında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, “El yükseltiyorum Devlet Bey. Ben de Kürtlere bir devlet teklif ediyorum” çıkışıyla dikkatleri üzerine çeken CHP lideri Özgür Özel, sözlerine açıklık getirdi.
Özel, açıklamasında “Ben Kürtlere 86 milyonla birlikte eşit vatandaşlığı iliklerine kadar hissettikleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bizlerle birlikte sahibi olmalarını teklif ediyorum” ifadelerine yer verdi.
İşte bu anlaşılır ve olabilir bir şey... Olmalı da...
Özel, konuyla ilgili açıklamasında “Kürtlere devlet vadediyorum dedim, cümlenin buraya kadarki kısmından bile medet uman kötücül bir akıl var. Ben Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin eşit, ayrımsız, kendilerini tamamen mensubu ve sahibi hissettikleri, 86 milyonla birlikte eşit vatandaşlığı iliklerine kadar hissettikleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bizlerle birlikte sahibi olmalarını teklif ediyorum” diyerek Bahçeli'nin, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın TBMM'ye gelerek örgütü lağvettiğini açıklaması gerektiğine yönelik sözlerini de şöyle değerlendirdi:
“Sayın Bahçeli'nin söylediği söz bir kişiye af ve ona verilecek bir kürsü, lağvolacak bir örgüt her şey tamamdır ise hiçbir şey tamam değildir. CHP, barışa giden, annelerin gözyaşı dökmesini ve şehit gelmesini engellemek, terör örgütünün ortadan kalkması için söylenecek her sözü anlamlı bulur. Ama Kürt sorunu yok, bir kişi konuşunca her şey çözülecek diyemezsiniz. Kürtlerin sorunu olup olmadığına devlet değil Kürtler karar verir. Kürtlerin sorunları, 'Kürtler sorun yoktur' diyene kadar vardır ve çözülmesi gerekir. Biz de bununla ilgili elimizden gelen her katkıyı ifade etmeye devam edeceğiz.”
CHP sorunun çözüm yeri olarak TBMM’ni gösteriyor...
+
Bence de sorunun çözüm yeri TBMM ve tarafları da parlamentoda temsil edilen partilerdir.
Ancak Devlet Bahçeli’ye kalırsa seçilmiş Milletvekili Can Atalay meclise getirilemezken, Kürtlerin seçilmiş ve meşru lideri Selahattin Demirtaş hapiste tutulurken, AİHM kararlarına rağmen pek çok insanın tutsaklığı devam ederken, aynı AİHM müktesebatına göre “Umut Hakkı”ndan yararlandırılmak istenen terör örgütü başı meclise gelecek, DEM Parti gurubunda konuşacak, PKK örgütüne silah bırakma çağrısı yapacak... Onlarda bırakacaklar...!
Öyle mi? Bırakmazlarsa, Bahçeli “Siz bilirsiniz, bizden günah gitti” mi diyecek?
Bu ülke bir “Çözüm Süreci” yaşadı ve unutulmadı... “Yetmez ama evetciler” de unutulmadı.
Sanki aynı çorap Türkiye’nin başına bir başka şekilde yeniden örülmeye çalışılıyor.
Var sayalım terörist başı TBMM’ye geldi o çağrıyı yaptı, ama dinleyen olmadı. O zaman ne olacak?
Var sayalım, 500-600 PKK üyesi terörist silah bıraktı, PJAK ne olacak, PYD/YPK ne olacak?
Sanki Bahçeli’nin sözlerinin önü arkası yok... Elbette Bahçeli’nin DEM’lilerle tokalaşmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan önceden biliyordu ve mutlaka Bahçeli’nin bu şok açıklamasından da haberdardır... Ancak bu gelişmede sanki “Çözüm sürecindeki” gibi bir “Devlet aklı” yok...
Dikkat edilirse “Çözüm sürecinden ağzı yanan ve hatta partisi oy kaybına uğrayan” Erdoğan da “çekimser” duruyor. Yine oy kaybı yaşamak istemiyor gibi görünüyor. Bahçeli’nin ise ciddi bir oy kaybına uğrayacağı ortada... Ki Bahçeli şok açıklamayı yaparken, “Sineye çekiyoruz.” diyordu. Kendince fedakarlık yapıyor...
Ne yapalım yani alkışlayalım mı?
+
Dünkü İYİ Parti Gurubu’nda Müsavat Dervişoğlu ayakta alkışlanıyordu.
Dün Dervişloğlu’nu gurubu ‘ayakta’ dinledi... Bu bile bir mesajdı. Bahçeli’yi ihanetle suçlayan Dervişoğlu Hükümeti de “meşru olmamakla” suçladı. Bu çok önemli...
“İktidardakiler, gayrımeşrudur! Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden zat ve onun keyfiyetiyle atadığı amirleriniz ve üstleriniz, siyasi ortak ve işbirlikçileri ile birlikte, Devletimizin kurucu değer ve ilkelerine ve Türk Milletine karşı olan sorumluluklarını yerine getirmemektedirler. Kanunsuz emir ilkesi gereğince Bugünden itibaren Bu plan doğrultusunda verdikleri emir ve talimatlar da gayrımeşrudur!” diyen Dervişoğlu şu ifadelerde bulundu:
“Yüz yüze olduğumuz şey, 106 yıl önce yaşadığımız işgal günlerinden farklı olarak düşmanın sancağıyla, ordusuyla gelip, Mermisini ve süngüsünü kalbimize nişanlaması değildir. Türk'ü, Türk'ün sancağıyla; Türk'ü, Türk'ün sözüyle vurmaktır söz konusu olan. Atatürk'ün kurduğu meclisin kürsüsünden, teröristbaşları ve yardakçıları değil, ancak ve ancak Mustafa Kemal'in mirasçıları konuşabilir. Bizim cesetlerimizi çiğnemeden bu cani, Meclis'e giremez.”
+
Girerse ne olur? Bu sorunun yanıtını vermek istemiyorum. Ve anlamakta gerçekten zorlanıyorum.
Bahçeli, senelerdir Anadolu topraklarının çocuklarının ‘bir sizden bir bizden’ dercesine ölümlerine, anaların, eşlerin, çocukların gözyaşlarına neden olan, 40 bin kişinin katili İmralı’da müebbet hapis cezasını çekmekte olan terörist başına partisinin gurup toplantısında seslendi.
PKK elebaşısı Abdullah Öcalan’ı kastederek geçen haftaki gurupta yaptığı “Örgütünü tasfiye etsin” çağrısının ardından yeni bir çağrıda daha bulundu. Bahçeli, “Tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM'de DEM Parti Grup Toplantısı'nda konuşsun, terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” diye konuştu.
Bir de Umut Hakkı (Erken bırakılma şansı) vaadinde bulundu.
Ancak müebbet hapis cezası çekmekte olanlar için koşullu salıverme, evde hapis cezası mümkün olmadığı gibi, yasalarımıza göre ‘umut hakkı’ da mümkün değil... Bunun için anayasa değişikliği gerektiği söyleniyor. Sayın Bahçeli bu konuda da “Gerekiyorsa yaparız” demiş bulunuyor...
+
İşte bu noktada önceki gün Now TV haber kuşağında Selçuk Tepeli “Denize düşen yılana sarılır.” diyor. “Öyle dağıttılar ki?” diye devam ediyor. Öyle mi? Öyle değilse ne?
O değil de son genel seçimde “CHP iktidara gelirse Öcalan’ı serbest bırakacaklar.” demişlerdi. Bir de yerel seçimlerde CHP ‘demlenmişti’...
Bilmiyordum, bu şok eden dramatik ama tirajı komik olayla öğrendim. TBMM’de CHP ve İYİ Parti aynı, MHP ve DEM aynı salonlarda gurup toplantısı yapıyorlarmış. Yani bebek katili gelirse Bahçeli kürsüden inecek, Öcalan çıkacak... Yani Bahçeli, bebek katilini kendi kürsüsüne davet etmiş bulunuyor.
DEM Parti “Tecrit kaldırılsın” diyordu. Tecriti kaldırmak ne demek gelsin konuşsun...
Bu noktaya nasıl geldik neden geldik?
Çaresizlik mi, Erdoğan’a alan açmamı, zaman kazandırmamı, gündem değiştirme mi, Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünü açmamı, yeni anayasa mı, ekonomi mi ne? Bilemiyoruz. Akıl tutulması mı ne?
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Anayasa’nın 3. maddesinin değiştirilmesiyle ilgili açıklamalarına da büyük tepki gösterilmişti... Benzer bir “sınama” mı yaşıyoruz... Her ne yaşanıyorsa millet tedirgin...
Ancak kimse merak etmesin, bebek katilinin meclise gelmesi ve özgürlüğüne kavuşması o kadar kolay değil. Bunun için önce Anayasa değişikliği gerekiyor. Bu da meclis iradesinde... O noktada bu konu enine boyuna orada ele alınacaktır. Zaten bu konunun konuşulması gereken yerde orasıdır.
Aman kendinizi “bebek katiline çağrı” rezilliğine kaptırıp bebek cinayetlerini, ‘Yeni Doğan Örgütü’nü ne Narin’i unutmayın...
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; Onurlu insanın üzerine titrediği şey karakteridir, bayağı insanın ise makam ve mevki.--Konfüçyüs