Müslümanlar için hicri yılın başlangıcı sayılan ve Peygamber Efendimiz tarafından 'Allah'ın ayı' şeklinde anılan Muharrem ayı, manevi huzur arayanlar için özel bir zaman dilimi oluşturuyor. Özellikle bu ayın onuncu gününe denk gelen Aşure Günü'nde tutulan oruçlar, İslam inancında derin bir anlama sahip bulunuyor. Ramazan ayındaki iklimi aratmayan bu günlerde, ibadetlerini eksiksiz yerine getirmek isteyen vatandaşlar, oruçların hangi günlere denk geldiğini ve niyetin nasıl edilmesi gerektiğini araştırıyor. Dini kaynaklar ışığında, bu faziletli aya dair oruç hükümleri ve niyet şartları belli oldu.
MUHARREM ORUCU NE ZAMAN TUTULACAK VE NASIL NİYET EDİLECEK?
İslami takvime göre aşure günü olarak bilinen Muharrem ayının onuncu günü, 2026 senesinde 25 Haziran Perşembe gününe tevafuk ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı kaynakları, oruca hazırlık sürecinde niyetin temel şartlardan biri olduğunu vurguluyor. Niyetsiz yapılan orucun dini açıdan sahih sayılmadığı belirtilirken, sahura kalkmanın dahi tek başına bir niyet yerine geçtiği ifade ediliyor. Kişinin niyetini kalbinden geçirmesi yeterli görülse de, sözlü olarak "Allah'ım niyet ettim senin rızan için oruç tutmaya" şeklinde dile getirilmesi tavsiye ediliyor.
Nafile ibadetler kapsamında değerlendirilen bu oruç için niyet vakti, güneşin batışıyla başlayıp ertesi gün tepe noktasına ulaşmadan önceki zamana kadar devam ediyor. Ancak bu esneklik, imsak vaktinden sonra yeme, içme veya orucu bozacak herhangi bir eylemde bulunulmaması şartına bağlanıyor. Şafiî mezhebi kurallarına göre ise nafile ibadetlere öğle vaktinden önceye kadar niyet edilebiliyorken, kaza ve kefaret oruçları için imsak vaktinden önce niyetin kesinlikle yapılmış olması gerekiyor.
AŞURE GÜNÜ ORUCUNUN DİNİ HÜKMÜ VE ÖNEMİ
Dini kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Muharrem'in onuncu gününde oruçlu olmak birçok İslam alimi tarafından sünnet kabul ediliyor. Tarihi rivayetler incelendiğinde, Hz. Muhammed'in (s.a.s.) Medine'ye hicretinden sonra Yahudilerin de bu günde oruç tuttuğunu fark ettiği biliniyor. Peygamber Efendimizin “Bu gün niçin oruç tutuyorsunuz?” şeklindeki sorusuna karşılık olarak, “Bu, hayırlı bir gündür. Allah, o günde Benî İsrâil’i düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Mûsâ o gün oruç tuttu.” yanıtını aldığı aktarılıyor. Bunun üzerine Resûlullah'ın (s.a.s.) “Ben Mûsâ’ya sizden daha layığım (yakınım).” diyerek o gün oruç tuttuğu ve inananlara da aynı şekilde tutmalarını öğütlediği kaydediliyor.
İslam peygamberinin bu özel günün faziletine dair aktardığı çok sayıda hadisi şerif bulunuyor. Tutulan orucun manevi kazancına işaret eden Hz. Muhammed (s.a.s.), “Âşûrâ günü orucunun önceki yılın günahlarına keffâret olacağını zannederim.” şeklinde buyuruyor. Bir diğer önemli hadiste ise “Ramazan orucundan sonra en fazîletli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” ifadeleri yer alıyor. İlerleyen dönemlerde Ramazan orucunun farz kılınmasıyla birlikte, Aşure Günü orucunun zorunluluk olmaktan çıkıp tamamen kişilerin kendi isteğine bırakılan faziletli bir ibadet haline dönüştüğü biliniyor. Diğer inanç topluluklarına benzememek amacıyla sadece onuncu gün değil, Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu veya onuncu ve on birinci günlerinin birlikte tutulması İslam alimlerince daha isabetli bulunuyor.