Arayışlar!

Normalzamanlarımıza döndük, tekrar sivilleştik. Özümüzdeki tümrütbeleri söktük. Hayatın hükmünce, hükümsüz zamanlarınyarattığı boşluğun rahatlığında bir salıncakta sallanırgibi bir o tarafa bir bu tarafa her türlü sorumluluktan azade nefesalıp veriyoruz. Gerçi bu ülkenin zamanlarında hep tatilde değilmiyiz? Tatilden kasıt yerle, zamanla, şahısla alakadar değil ki.Artık bizde "benlik"leşen, bizim toplumsal kişiliğimizin enbelirgin yönünü oluşturan hayatı bir tatilde yaşamak değil mi?En büyük mazeretimiz de darda kalmış, sıkışmış, nefes dahialamamış bir asrın ve medeniyetin insanları olmamız değil mi?

Üretmedentüketmek, sorumluluk almadan sahip olmak, hayâl havuzuna dalmadanyüzmek ve de hep benlik adına "istemek, istemek, istemek"

Acılar,elemler, tasalar, hüzünler, gamlar bizi hep aynı sona götürmezher birinin yaşanma noktasında bıraktığı izler farklıdır.Aynen neşenin, sevincin, mutluluğun, sevginin, aşkın, muhabbetinkelime üzerinden bile olsa aynı izlere götürmeyeceği gibi."Hayatayrıntılarda saklıdır.",diyordu kişisel gelişim kitaplarından biri. Adı da şifaya bedelbir ismi içeriyordu, seri hâlinde okuyorduk. Nasıl merakla, şevkleokuyorduk bize ait olmayan, bizden olmayan hayatların öykülerini.

Aynıduyguları, aynı dilekleri, aynı doğruları insan olmanın ortakpaydasında "Evet!.." biz de aynı sonuçta yaşıyoruz.Yaşananlar insanlığın ortak hikâyeleriydi. Ama hayatınsebep-sonuçları aynı şekilde yaşanmıyor. Fırsatlar, şartlaraynı eşitlikte değil.

Kendigerçeğimiz, kendi doğrularımız üzerine kuracağımız hedeflerbizi daha gerçeğe, daha doğruya hatta daha güzele, daha iyiyegötürür. Biz Amerika'daki Afrikalı Amerikalılarınyaşadıklarını yaşamadık ki. Ki bizim medeniyetimizin mirasıdeğildi ki feodalite, sınıf ayrımı ve "beyaz insanınegemenliği" Onun için insanlığın akıttığı gözyaşlarına,insanlığın haykırdığı feryatlara, insanlığın seslendirdiğizulüm ağıtlarına aynı hislerle tepki veremiyoruz.

BizSuriye'deki insanın acısıyla, Ukrayna'daki insanın acısına,elemine aynı hislerle karşılık veriyoruz. Çünkü benimmedeniyetimin mayasında hep dillendirdiğim sevgi, hoşgörükelimeleri yanında merhamet ve vicdan kelimeleri de var.

"Sevgive hoşgörü" her ne kadar yazanın kalemine; düşünenin fikrinegöre cilalanıp cilalanıp parlatılsa da atalarımın mirasbıraktığı ve de mayaladığı kişiliğimde merhametin vevicdanın gölgesinde nasiplenmiş nice yaşanmışlıklar var. İştebu yaşanmışlıklar paylaşıldığı müddetçe ben sapasağlamayaklarımın üzerinde durabiliyorum. İşte bu noktada ben, sen, o,biz, siz, onlar yaşanmışlık mirasımızı çocuklarımıza, gençsürgünlerimize aşılamalıyız. Bunun vebali bizim üzerimize..

Tatiltoplumu olmaktan kurtulmak için kafa tatillerini sona erdirip sadecekendimiz için tasarladığımız her planda "biz"e de yervermeliyiz. Ne kaybederiz? "Hiç!." Ne kazanırız? "Çooookşey!" Elimiz kolumuz bağlı ne kadar duracağız. Hiçliğesığınıyorum. Hiçte kendimi buluyorum. Hiçlik yalnızlığınötesinde huzura erdiriyor.

"Usrünyüsrü vardır, kalma elemde

Attaninen yine biner demişler."

"Herzorluğun bir kolayı bulunur, eleme vurma kendini.

Elbetdüşen bir gün yine kalkar, demişler. "

ÂşıkDertli