Suriyelikomutan Mustafa Kemal'e bir soru sordu?
Aralarındageçen diyalogdan önce,
Birbakalım Suriye'nin geçmişine.
1920-1946yılları arasında,
Fransızmandası olarak yönetilen Suriye'de,
Siyası,sosyal, iktisadı hayatın,
Heralanına nüfus eden Fransız politikalarının temel noktasını,
Etnikve mezhep ayrılıkları,
Veyarattıkları bölgesel çatışmalar oluşturmuştur.
Ortadoğuda uygulanan politika,
Bölve yönet anlayışıdır.
Buanlayış bu topraklardan arındırılamadı.
Halabu anlayış bu topraklarda sürmektedir.
Bölve yönet anlayışıyla hareket eden Fransız yönetimi,
Suriye'defarklı etnik ve mezhepsel temellere dayanan,
Dörtbölgesel devlet kurmuşlar ve böylece,
Suriyelilerinkendilerine karşı siyasi birlik ve bütünlük içinde,
Hareketegeçmelerini engellemeyi hedeflemiştir.
Fransızyönetimi Suriye'de ki mandacılığı boyunca,
Bütünekonomik faaliyetleri kendi elinde tutmuş,
Kendipara birimi olan Frank'ı,
Ekonomikfaaliyetlerin merkezine sokmuştur.
İliklerinekadar zenginlikleri sömürmüş,
Adetakanını bir vampir gibi emmiştir.
Sömürüdüzenli emperyal politikalar böyledir.
Suriye'de;
Fransızmanda yönetiminin yön verdiği ekonomik sistemde,
Sadecebüyük toprak sahipleri kar elde edebilmişler,
Küçüktoprak sahipleri ve köylüler ise daha kötü şartlarda yaşamak zorundakalmışlardır.
Ayrıcada 25 yıldan daha fazla bir süre kalan Fransız idaresi,
Bölgedeuyguladıkları eğitim ve kültür politikalarıyla,
Halkıadeta kültürel asimilasyon içinde tutarak,
Özellikleulus kimliklerini unutmaları için çabalamışlar,
Okullarda Arap tarihi yerine, Fransa'nın tarihi okutulmuşlardır.
Fransızcanınzorunlu bir ders haline getirilmesi sağlanmıştır.
Kültürve geçmişini sildiğiniz zaman ulus olma bilincini yok ediyorsunuz.
Ulusolma ülküsü ve duygusunu yok etmek için şuurları dozerle kazıdılar...
Utanıyorumdünyalı olmaktan.
İnsanıninsana,
İnsanınçocuklara,
İnsanınhayvanlara yaptıklarını görmek,
İnsanınpara hırsı ve hırsızlığı ile doğaya yaşattıklarını izlemek,
Derinacı ile birlikte,
Ruhsalanlamda buraya ait olmadığım hissi ile gözlerimi dolduruyor.
Bunedir yahu!
Dahagüçlünün daha zayıf olanlara, boyun eğdirilmesi kabul edilebilir birşey değildir.
Sonuçolarak, Emperyal ve mandacı Fransız,
Beyinyıkamak için Ortadoğu da elinden geleni yapmıştır.
Fransız'ınmandacı acımasızlığı,
Suriye'nin1946 yılında bağımsızlığını kazanmasına karşın hala hissedilmektedir.
İnsanıninsanlığa tahakkümü nedir ya?
Tekrardönersek Suriyeli komutanın sorusuna.
Nedemişti?
Suriyelikomutan;
Bizde sizin gibi bağımsızlığımızı kazanabilir miyiz diyor?
MustafaKemal cevap veriyor.
Birşartı var,
Önceölmeyi kabul edeceksiniz diyor.
Boşlaf lakırtısı ile değil,
Öyleayran köpürtür gibi değil,
Gözlerinizkırpmadan ölmeyi kabul edeceksiniz.
Yüreklekabul edeceksiniz diyor.
Yaistiklal, Ya ölüm diyeceksiniz diyor.
Kurtarıcıbeklemeyin.
Kurtarıcısiz olacaksınız.
MustafaKemal bu, 'Bir başıma da kalsam bu mücadele vermeyi,
İnsanhaysiyet ve şerefine yakışır ölmeyi seçtim' diyor.
Anadolu'dabağımsızlık bu yüksek ülkü ile kazanıldı.
Anadolubizim,
Busevda bizim,
Buülkü bizim,
Buvatan bizim.
Atatürk,ahval ve şerait içinde dahi, vazifen;
Türkistiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır.
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur! dedi.
Asilkanımıza bakacağız da,
ANADOLU;
Hatalımülteci politikalarımızla,
Türklüköldürüldü.
Yeşertildiemevilik.
Anadolu;
ArapKırması,
Araparpalığı oldu.