Anayasa’ya darbe mi? FETÖ’cüler mi? Ve Atatürk...

İki gündür cevap vermekten yoruldum... “Anayasa’ya darbe mi?”, “FETÖ’cülerin işi mi?” Deyim yerinde ise “Deprem” yaşadık. Artçıları devam ediyor. Bakalım altında kim, kimler ve ne kalacak? Dilerim ve umarım altta kalan demokrasi ve hukuk olmaz... Gerçi ikisi de arızalı, ama temelli yoksun kalmayı düşünemiyorum bile... Tabii ben hukukçu da değilim... Ama vatandaşım... Vatandaşlarda yargıya olan güven yerlerde sürünüyor. Kaygı duyuyorum, kaygı duyuyoruz... Vatandaş olarak söylüyorum...

İki gündür cevap vermekten yoruldum... “Anayasa’ya darbe mi?”, “FETÖ’cülerin işi mi?

Deyim yerinde ise “Deprem” yaşadık. Artçıları devam ediyor. Bakalım altında kim, kimler ve ne kalacak? Dilerim ve umarım altta kalan demokrasi ve hukuk olmaz... Gerçi ikisi de arızalı, ama temelli yoksun kalmayı düşünemiyorum bile...

Tabii ben hukukçu da değilim... Ama vatandaşım... Vatandaşlarda yargıya olan güven yerlerde sürünüyor. Kaygı duyuyorum, kaygı duyuyoruz... Vatandaş olarak söylüyorum...

Bugün ise uluslararası saygınlığa sahip bir Devrimciyi; Mustafa Kemal Atatürk’ü selamlıyoruz. Anıyoruz, anlatıyoruz, anlamaya çalışıyoruz. Bugün yaşıyor olsaydı Anayasa Mahkemesinin kale alınmamasını, bir bakıma yok sayılmasını nasıl değerlendirirdi... çok merak ediyoruz...

xx xx xx

Aslında Atatürk’ü sevseniz de sevmeseniz de herkesin bir iş yaparken, hatta söz söylerken “Atatürk olsaydı ne yapardı, ne derdi?” diye sormasında galiba büyük yarar var. Tabii böyle bir sorgulamayı yapabilmek için de O’nu çok iyi tanımamız ve anlamamız gerekiyor...

Tabii evimizin en güzel köşesine Kur'an-ı Kerim koyarak İslamiyet’i tanıyıp anlayamayacağımız gibi, yine evimizin en güzel köşelerinden birine Atatürk’ün Nutkunu koyarak da O’nu tanıyıp, anlayabilmemiz pek de mümkün değil gibi!

Tam 11 gün önce Atatürk’ün “İki büyük eserimden biri” dediği Cumhuriyetin 100. Yaşını eksiğiyle fazlasıyla kutladık. Cumhuriyetin nimetlerini saydık, anımsadık... Emanetçisine minnettarlığımızı bildirdik... 10 gün sonra da yaşadıklarımıza, yaşatanlara bakın...

Bugün o devrimciyi selamlarken, büyük üzüntü içindeyim, utanıyorum...

xx xx xx

Ne olmuştu?

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay için “hak ihlali” kararı vererek, tahliyesinin gerektiğine hükmeden Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını değerlendirirken, tarihe geçecek bir hükme imza attı. Yargıtay, AYM kararına rağmen Atalay’ın tahliyesini reddederken, hak ihlali kararı veren Anayasa Mahkemesi üyelerinin yetkilerini aştığını belirtti.

AYM üyelerinin “denetlenememenin verdiği rahatlıkla” hareket ettikleri, anayasada yeri olmamasına rağmen “yasa koyucu ve süper temyiz mahkemesi” gibi davrandıkları ifade edildi. Can Atalay kararında üniversitelerde başörtüsü yasağı getiren eski bir karara atıf yaptıkları ve bunun da daire tarafından “ironik” bulunduğu vurgulandı. Yargıtay, bu nedenle AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunma kararı da aldı. Şimdi o karar nasıl uygulanacak, AYM Üyeleri kendilerini yargılarlar mı çok merak ediliyor...!!!

xx xx xx

Kendisini AYM’nin üzerinde gören bir davranış içine girmiş olan Yargıtay’ın kararına tepkiler artarak sürerken TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Herhangi bir makamın yetmezmiş gibi bir de TBMM’yi tehdit etmesi açık bir darbe girişimidir” değerlendirmesinde bulunarak, “Tüm yurttaşlarımızı, tüm siyasi partileri bu paralel yargı darbesi girişimi karşısında ortak tavır almaya çağırıyorum” derken, İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu şunları söyledi:,

Ne yazık ki mahkemeler vasıtasıyla hak, hukuk, adalet tesis edilmediği gibi siyasi iktidar eliyle ülkenin adalet kalelerine darbe vurulmaktadır. Bu karar kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü, mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığını bir kez daha rafa kaldırma girişimidir. Bilinmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve devletin de mahkemelerin de meşruiyet kaynağı Anayasamızdır. İktidarın gücünü pekiştirmek için hukuku bir araç olarak kullanmasına, AYM’yi itibarsızlaştırmasına ve mahkemeler eliyle gövde gösterisinde bulunmasına izin vermeyeceğiz

xx xx xx

Özgür Özel Genel Başkanlığındaki CHP’den de CHP’lilerin alışık olmadığı ve beklenmeyen bir tepki geldi... CHP Grubunu önceki gün acil toplayan Özel, Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymayıp yüksek mahkemenin üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla ilgili “Bu bir darbe girişimidir” dedi. Özel yaşanan krizin aslında AKP ve MHP arasında olduğunu ifade ederek, “Filler tepişirken çimenler eziliyor. Halkı bu kalkışmayı bastırmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklamasında “Bu karar gerçekten kopuk, Can Atalay'ı mağdur eden bir karardır. ancak hedefindekiler Can Atalay ile sınırlı değildir. Yargıtay eliyle Anayasa'yı hiçe sayma, Anayasa'ya direnme, Anayasal düzeni ortadan kaldırma ve doğrudan bir kalkışma girişimidir.” değerlendirmesinde bulunan Özgür Özel, darbeye kim direnirse, Meclis Başkanı sıfatıyla Numan Kurtulmuş direnirse, Onun arkasında da Cumhuriyet Halk Partisi'ni bulunacağını ifade ederek, Numan Kurtulmuş'tan Danışma kurulunu toplanmasını ve bir adalet oturumu gerçekleştirilmesini talep ettiklerini söyledi. Pazartesi günü bunlar olmazsa, meclis krize el koymazsa CHP olarak mecliste “adalet oturumuna” geçeceklerini belirterek, “Sivil toplumun, meslek örgütlerinin yanındayız. Sokaklarda, meydanlarda direneceğiz; bu hukuksuzluğa teslim olmayacağız.” diye kaydetti.

xx xx xx

Her olayda bir “FETÖ ilişkisi” aramak gibi refleksimiz oluştu. Burada böyle bir şey aramak doğru olmayabilir. Ancak daha önce MHP Lideri Bahçeli Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasından söz etmişti. Yargıtay üyelerinin buradan bir azmetmeleri söz konusu olabilir mi bilmiyoruz. Şimdilik bildiğimiz, siyasetin dışında barolardan ve meslek odalarından ve hatta AK Parti’den de tepkiler yükselirken, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın, Yargıtay'ın Can Atalay ve AYM hakkındaki kararına destek verdiğini biliyoruz. Yıldız, “Anayasa Mahkemesi yargısal aktivizmde bulunamaz. Yasama organın yerine geçerek norm da ihdas edemez, mevcut olan normu da görmezden gelemez, anayasayı yeniden yorumlayamaz. Suç ve ceza politikasını belirlemek, Anayasa Mahkemesi kararlarında sıkça ifade edildiği gibi kanun koyucunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin takdirindedir” değerlendirmesinde bulundu.

xx xx xx

Benim AK Parti’nin sağduyusu olarak kabul ettiğim eski Milletvekili Şamil Tayyar “AYM’nin kararını eleştirmek/yanlış bulmak ayrı, karara uymamak ayrıdır. Anayasa hükmü açık, karar bağlayıcıdır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM kararına ‘uymama’ iradesi, hukuki değildir. Kaldı ki AYM’nin benzer mahiyetteki Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Leyla Güven hakkındaki ‘hak ihlali’ kararına uyulmuştu. AYM üyeleri hakkındaki suç duyurusu ise garabettir. Yargı eliyle hortlatılan bu tür hukuk dışı uygulamalar askeri vesayet dönemini hatırlatıyor, çok üzücü.” derken, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı “Hiç ve asla olmaması gereken öylesi bir olay yaşıyoruz. Yazık, çok yazık. Devleti oluşturan erkler, sorun çözümler. Asla sorun üretmez, üretemez. Birbirini çelmeleyemez.” ifadesinde bulundu.

Yaşananların “adalet duygusu için endişe verici olduğunu” belirten AK Parti Grup Başkanvekili ve eski Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de “Yargı hakemdir, sorunları çözer. Yargı hakem olma vasfını yitirirse, çözümün değil sorun ve çatışmanın kaynağı haline gelir.” diye kaydetti.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i adını vermeden sorumsuzlukla suçlayarak, “Meclise yönelik darbe yapıldığı şeklinde açıklamalarda bulunmak son derece yanlış ve sorumsuzca bir harekettir. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Mahkeme kararlarını bahane ederek sokak hareketleri çağrısında bulunmanın kimseye bir yararı yoktur. Hukuk devletinde sorunlar sokakta değil, yine hukuk içinde öngörülen mekanizmalarla çözülür” ifadelerini kullandı.

xx xx xx

Bu arada partilerin Muğla’daki il başkanlarından CHP İl Başkanı Av. Zekican Balcı “Anayasa hükmü açık, karar bağlayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Bu ağır hukuksuzluğa ve anayasa ihlaline sessiz kalmak ileride çok daha vahim durumların ortaya çıkmasına sebep olacaktır. ...” diye paylaşımda bulunurken, Muğla Milletvekillerinden Av. Gizem Sayar Özcan “... Bu, yargıyı yıllardır siyasallaştıranların ülkeyi açıktan anayasasızlaştırma girişimidir. Anayasa Mahkemesi'ni fiilen lağvedip, anayasal düzene kast eden bu girişime karşı mücadeleyi yükselteceğiz!”, Av. Cumhur Uzun “Yargısal darbeye izin vermeyeceğiz. Direniyoruz...”, Süreyya Öneş Derici, “Yargıtay 3. Ceza Mahkemesi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 153. Maddesine karşı gelerek Anayasayı ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu işlemiştir!” diye paylaşımlarda bulundu.

Aynı zamanda Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı olan Prof. Dr. Selçuk Özdağ, ise paylaşımlarında şu ifadeleri kullandı:

Ülkeye bakar mısınız: Sulh Ceza Mah. hakimleri Ağır Ceza Mah. ni takmıyor. Ağır Ceza Mah. AYM’yi sallamıyor.! Başsavcı ile Adalet komisyonu başkanları kavga ediyor, HSK’ya hakimleri şikayet ediyor. İstihbarat bunları araştırıyor diye haber yapan gazeteciler tutuklanıyor. AYM kararlarına karşı kontrol mekanizmasının bulunmaması önemli bir eksikliktir diyor bazıları. Kararlarına karşı hiçbir şekilde itiraz edilemeyen YSK hakkında bugüne kadar buna benzer bir eleştiri duymadık. Ki seçimler hakkında verdiği kararlar ülkenin kaderini etkiliyor. Üstelik Anayasa Mahkemesi kararlarına bile uymayan, uymayanlara cesaret veren bu iktidar mı yeni anayasa yapacak? Tabi tabi... Andersenden masallar. !!!

xx xx xx

Anlayacağınız MHP dışında herkes ayakta. Anlatılanlara bakılırsa Yargıtay'ın AYM'yi yok sayan son kararı Türkiye'yi yeniden bir yol ayrımına getirdi. İnşallah bir şeylerin sınaması ile değil de yine aşılabilecek bir krizle karşı karşıyayızdır. Aklıma nedense 12 Eylül ve öncesinde bu ülkenin namuslu evlatlarının, fikir işçilerinin önüne konulan “anayasayı tağyir (bozma), tebdil (değiştirme) ve ilga (ortadan kaldırma) suçu” geldi... O suçun maddelerinden neler çekilmişti; 141, 142, 163... Bu suçlamayla 12 Mart döneminde sıkıyönetim askeri mahkemelerinde yargılayıp idama ve ağır hapis cezalarına mahkum edilenler olurken, Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edilmişti.

Evet bugün en büyük devrimciyi ve başaramamış olsa asılmış olacak olan en büyük fikir insanını selamlıyoruz... 1923’de “Gazeteciler, kanunun ve umumun menfaatlerinin aksine muamelelere şahit ve vakıf oldukları takdirde gerekli yayında bulunmalıdır.”, 1929 da “Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.” derken, 1924 de “Bu yolda yanılma ve kusur olsa bile; bu kusuru düzeltecek etken ve vasıta; basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir.” dediği gibi, Yargıtay’ın işlediği “kusur” yine hukuk içinde aşılır inşallah...

------------------

GÜNÜN SÖZÜ;Hükümdar göz yummazsa eşkıya kervan basamaz.. --Sadi-i Şirazi