Ali Cengiz Oyunu İle Oynan Durumlardan Memnuniyet Duyar Mısınız?

Değerli dostlarım; derdim var dağlar gibi, deyemem eller gibi, gurudum, gazal oldum, tımarsız bağlar gibi. Mahallî şive ile yazdı. Belki gençlerimiz anlayamaz diye anlaşılır biçimini de yazalım: Dertliyim, dertlerim oldukça büyük. Derdimi kimselere anlatamadım, dertlerimizi anlatamadığım için de içime attım ve sonunda sağlığımı kaybetmek üzereyim.

İlçem Ula’da doğdum büyüdüm. Ömrümün neredeyse kırk yılı gündüzleri Muğla Merkez’de geçti. Gençliğim de orada geçti. Geceleri evime gelip otel gibi kullandım. Sonunda eskilerin “tekaüd” dediği, yeni neslin “emekli” dediği daha değişik bir yaşam biçimine imza attık. Gerçi yaşadığımız müddetçe hayat mücadelelerle doludur. Bakın kendinize; mücadele var ve eğer mücadele gücünüzü kaybederseniz artık dünya ile, yaşam ile, hayat ile ilişik kesilmek üzeredir.

İlçem Ula, kendine özgü yaşam biçimi olan, kendine özgü şivesi olan ve kendine özgü kültürel zenginliği olan bir ilçe idi. “İdi” diyorum; artık yerinden yeller esmek üzere. İlçem Ula, 01.06.1954 yılında ilçe olmuş. Eskilerin deyimiyle “nahiye” vasfından “kaza” statüsüne kazandırılmış. Kurulduğu demeyeyim de ilçe olduğu yıllarda İlçem Ula, Muğla’nın aktif ilk dört ilçesinden biriymiş/biriydi. Yıllar yılları kovaladı. Mahallî seçimler marjinal siyasal akımlara teslim oldu ve sonunda kendine bağlı, şimdilerde mahalle olan köy ve beldeleri ilçeyi sollayıp geçti.

Yıllarca mahallî idarecilere izah etmeye çalıştım dilim döndüğü sürece. “Geliniz, Eski Ula’ya dokunmayalım, yeni bir Ula kuralım.” Adı Altın Yol olan ve taa Antalya’ya kadar uzanan yol bize gelmediğine göre biz yola yakın olalım diye uzunca bir süre mücadele ettik. Tabii İlçem Ula yaşlı bir nüfus. Gençlerimiz dışarıya gittiler ve geri dönme ihtimalleri ne yazık ki olamadı. Yaşlı nüfustan da oy/rey almak kolay oldu. Sırtını sıvazladı, dokundu, hâl hatır etti, gerekirse iki kilo pirinç, bir kilo un ve yeteri kadar erzak da gönderiverdi ve 25 sene boyunca Ula Belediye Başkanı olarak “seçildi”. İlimiz o yıllarda büyükşehir değildi; beş yıl da il genel meclisi üyesi olarak görev yaptı ve toplamda bir ilçenin, bir beldenin yaklaşık çeyrek asırdan daha fazlası olarak siyasal bir akım ile ilçenin yerel yönetimlerine damgasını vurdu.

Marjinal olarak yerel yönetime damga vurursanız, hele hele de eğer muhalefette bir siyasal akımdaysanız hizmet yerine adına “sosyal” mı diyelim, “eyyamcılık” mı diyelim, sadece “dürüsttür, insancıldır” demekle hizmet olmuyor. Köylerimiz de beldelerimiz de ilçe merkezini geçmiş durumda hizmet ve gelişmişlik bakımından. Yıllar yılları kovaladı, ilimiz büyükşehir oldu. İdare şekli değişti. Büyükşehir belediye teşkilatının bağlı olduğu yasa gereği iş ve işlemler daha da kolaylaşacağına, bilhassa ilimiz ve ilçemizde marjinal siyasal akım daha da kuvvetlendi. Tüm hizmetlere siyasî olarak bakılmaya başlandı. Son olarak İlçem Ula’da yaşanılan iki noktaya dikkatlerimizi çekeceğim. İlçem Ula, Muğla Merkez İlçesi’ne (şimdilerde adı Menteşe İlçesi) çok yakındır. Bu yakınlık maalesef hizmet ve gelişmişlik bakımından avantaj gibi görünse de geçen yıllara baktığımız zaman dezavantaja dönüştü.

İlçem Ula’da bir adet ayakkabı tamircisi var, ya da bir adet ayakkabı tamircisi kaldı. Aktif olarak çalışan iki adet terzi ve iki adet de paça kıvıran, sökük diken terzimiz var. Manifaturacı işyerimiz yok. Konfeksiyon işyerimiz iki adet hizmet vermeye gayret ediyor. Berberlik mesleği can çekişmeye başladı. Hastanemiz yok. Sağlık ocağımız var. Sağlık merkezi diyecektim de dilim sürçtü. Mesai sonrası acil servis kuruldu uzun yıllar sonunda. “Muğla’ya yakınız” diye diğer hizmetler il merkezine yoğunlaştı. Tabii bir de Muğla’ya yakın olması ev kiralarını da adeta uçurdu. Konut fiyatları “uçtu” kelimesiyle ifade edilemiyor gelinen noktayı.

Tam da bu esnada önceki Adalet ve Kalkınma Partisine mensup Belediye Başkanımız, TOKİ aracılığı ile konut yapılması/konut üretilmesi çalışmaları sonuçlanmak üzereyken, hatta Sayın Cumhurbaşkanımızın 500.000 Konut Projesi açıklanmış olmasına rağmen bizim Cumhuriyet Halk Partisine mensup belediye başkanlığı ve teşkilatı, Ula’ya gelecek olan yaklaşık 550/600 konut üretimine “dur” dedi ve meclis kararı ile reddetti.

Şimdilerde ise daha değişik bir çalışma var. Ula Belediyesi olarak —geçen yazımda belirttim— en fazla 50/60 konut üretebilecek çok ufak değişik yerlerde (üç ayrı bölüm ve imar durumu yok) TOKİ’ye sunuldu diye haberler ve paylaşımlar var. Altında iyi niyet aramak oldukça zor ve yapılan çalışma da manidar. TOKİ Kurumu asla böyle ufak tefek ve ayrı ayrı bölümlerde minnacık küçücük konut üretimine sıcak bakmaz. Bakınız, ilimizin merkez ilçesinde iki etap olarak camisiyle, okuluyla, sosyal donatılarıyla ve iş merkezleriyle devasa bir site kurdu ve kuruyor.

İlçem Ula çok göç alıyor. Almaya da devam ediyor. Betonlaşma dediğimiz katlı apartman daireleriyle tanıştık ve tanışmaya devam edeceğiz. Yalnız bir farkımız var: Ula Mimarisi yok, 1+1, 2+1 devasa apartman daireleri yaptırıyoruz. Yaşlılarımız gittiler. Geriye kalan bizler (çocuklar ve torunlar), arazilerimizi müteahhit firmalara vererek kendi toprağımıza, kendi ata–ecdat toprağımıza başkalarını da komşu değil adeta “satıyoruz”. Mahrem dediğimiz güzel güzel taş duvarlarımızı yıkarak adeta “Gelin gelin, bak burada da tarlalarımız, arsalarımız var!” diye bağrışmaya başladık. Bana kızacaklar, “Gelişime değişime karşısınız” diye. Hayır, asla olmadım ve geri de durmadım. Plansız ve programsız “ben yaptım da oldu” zihniyetine karşıyım. Dünyaca ünlü Ula Evleri, Ula Mimarisi ile yapılsa; evli çiftlerin, çocuklu ailelerin kalacakları huzurlu ve düzenli bir yapıma neden karşı çıkalım? Müteahhit firmalar elbette ticari düşünecektir. Buna müsaade etmememiz gerekirken hep beraber yardımcı oluyoruz.

Bakınız etrafa: Araç bolluğundan, araç sıkışıklığından kaldırımlarda bile yürüyemez hale geldik. Bir adet giriş ve çıkışımızı sağlayan caddemiz var. Nüfusumuz 5010 iken planlanan ve düzenlenen caddemiz o yıllarda normal idi. Amma şimdilerde sadece merkezimizin nüfusu “9000/10.000” diyenler var. Yapılan bin konut dolmuş durumda. Artık trafik “sorun” geldi. Bir adet araç park yerimiz yoktur İlçem Ula’da. Var, gidin artık gerisini siz düşünün.

Ne o… Dertliymişim değil mi?..

Hoşça kalınız. Sağlıcakla kalınız.