Akarca Göletinin Kaybolmasına Seyirci Kalmayalım Olmayalım

Değerli Dostlarım;

Geçen haftadaki yazımda “’Suyumuzu nasıl kullanmalıyız’” başlığı adı altında bir yazı düzenlemiş idim. Yazılarımın okunmasına çok seviniyorum. Tenkid edenlere de çok teşekkür ediyorum. Sadece alay konusu ile ilgili itirazım var. Yağmur Duasını işlemiş ve bildiğim ve yaşanmış olayları örneklendirerek Yağmur talebi için Dua etmemiz gerekiyor,Cami görevlilerimiz ve İlçe Müftülüğü nezdinde çalışmalar yapılması gereklidir şeklindeki ifadem alaya alındı. Dua talebime katılırsınız, katılmazsınız ama alay etmemeliydiniz. Neyse böyle polemiklere girmem doğru olmaz. Ama Yörük ve İslam kültüründe Yağmur Duası vardır, yapılagelmiştir.

Gerek içmek için ve gerekse kullanmak için suyumuzu nasıl tüketmeliyiz. Suyumuzu kullanırken israf etmememiz şarttır. Geçen haftadaki yazımda bu konuyu da hatırlatarak çağrı yapmış, ferdi olarak da toplum olarak da su kullanımı hakkında toplantılar ve seminerler yapılmalıdır çağrımı tekrarlıyorum.

İlçem Ula da akarsu yoktur. Yeraltı sularımız mevcuttur. Yağmurlar oldukça az/kıt yağdığı son yıllarda yeraltı sularımız daha derinlere gitmeye başladı.  On-on iki metrede kullanmak için kuyu kazıldığında yeterli suyumuz var iken,son yıllarda kullanma suyu için en az otuz kırk metre sondaj yapılması zorunlu hale geldi.

Belki sizleri sıkıntılı bir konu ile karşı karşıya getireceğim ama ortada da bir gerçek var. Sularımız azalıyor. Tedbirler almamız gerekiyor. Kullanma için yeraltı sularımız hakkında ya damlama şeklinde  yada yağmurlama şeklindeki sistemlere geçmemiz gerekmektedir. İlçem Ula da ekip biçilecek tarla oldukça sınırlıdır.  Sınırlı olmasına rağmen kendi ihtiyacını üretmek için çaba gösteren aileler mevcuttur. Yaz aylarında dikilen sebze ve meyvelerin sulanması, su ihtiyacının dışarıdan verilmesi bitki ve meyvelerin hayat bulması için şart gibidir. Sebebi ise yeraltı sularının /başka bir tabirle taban sularının derinlere inmesinden kaynaklanan bir ihtiyaçtır.

İlçem Ula da 1985-1986 yıllarında akarca 1 adı altında gölet inşasına başlandı. kısa zamanda tamamlanarak kısıtlı olan Ula Ovasına sulama suyu verilmeye başlandı .Adı vahşi sulama denilen göletten itibaren açılan/yapılan kanaletler vasıtasıyla tarlalara kadar getirilen suyu tarla sahipleri tarafından daha önce açılmış olan arklar vasıtasıyla tarlalarımız sulanmaya başladı. Daha önce Gerek Toprak Su ve gerekse Yol/Su/ Elektrik anlamındaki (YSE) Teşkilatı tarafından imal edilerek kullanıma sokuldu. Yıllar yıllar geçti bizim akarca bir(1) göletten gelen suları taşıyan kanaletler deforme oldu/bozuldu arızalandı. Zaman zaman bu köşede çağrı yapmama dilendirmeme rağmen vahşi sulama sistemi halen devam ediyor. Göletten bırakılan suyun en az % 60 ‘ı bozulan kanaletlerden aşağıya sızarak tarlalara suyun % 40’ı ulaşabiliyor. Bu durum da zaten az olan suyun daha azalmasına israf edilmesine sebep teşkil etmektedir.

İlgilerden öğrendiğime göre bizim sınırlarımız içindeki Akarca (1) Bir göletinin hukuki durumu hakkın da bir muamma (*) var. Bir işim neticesinde Sulama işlerine bakan Daire yetkilileri ile görüşmede öğrendim. Muğla İlimiz 2014 Yılının Nisan ayında “’Büyükşehir’” statüsüne geçti. O yıllarda İl Özel idaresi bünyesinde olan Köy Hizmetleri Müdürlüğü tarafından koordine edilen “’Akarca 1 Göletimiz’” yeni büyük şehir kanununa göre Büyük Şehir Belediyesi Uhdesine geçmiş olmasını düşünürken,iş öyle gelişmemiş ve zamanın Büyükşehir Belediye Başkanlığı bahse konu Göletin Devlet Su İşleri Teşkilatına verilmesi yolunda çalışma yaparak Mahkemeye vermiş. Açılan Dava sonuçlanmış, Akarca 1 göleti Devlet Su İşlerine devir edilmesi kararı çıkmış. Buradaki antlaşmazlık şöyle gelişmiş. Karar sonrası Devlet Su İşleri Teşkilatı olarak Akarca 1 Göletinin tüm müştemilatı/sanat yapıları mesire alanları/mesire mekanları ile birlikte devir alırım sonucuyla yazışma yapmış. Büyük Şehir Belediye Başkanlığı da  karar öyle değil, sadece göletin sulama sistemi ve kanaletleri devir ederim diyerek karar uygulansın diyerek karşı çıkmış, tamamını vermeye.

Son Kullandığım paragraftan hareketle neden Büyük Şehir Belediye Başkanlığı tamamını değilde sadece su ve sulamaya yarayan kanaletleri veririm dedi. diye soru/sual aklınıza gelebilir. Biraz açmakta fayda var. 2009-2014 arasında Belediye Başkanlığı yapan Nadi Şenkal Başkanımız; Ula Göletinin etrafının güzelleştirilmesi,mesire alanı haline getirilmesi için kısa adı (GEKA) Güney Ege Kalkınma Ajansına bir proje sunar. Proje incelenir ve kabul görür. Proje için kaynak gerekmektedir. Güzey Ege Kalkınma Ajans olarak yapılıp uygun görülen bu projeye 650 Milyon lira (Yanlış anlaşılmasın eski parayla) kaynak aktarır.   Seçimler gelir ve tekrar aday olan Nadi Başkan Seçimi kaybeder. Seçimi daha önce kesintisiz yirmi yıl Belediye Başkanlığı yapan Ümit Karaaslan seçilir. Ümit Başkanımız görevi devraldıktan sonra, Geka(Güney Ege Kalkınma Ajansı tarafından uygun görülen ve desteklenen bu projeye sıcak bakmaz.  O zamanın Büyük Şehir Belediye Başkanı ve aynı zamanda Halası Ulalı olan Osman GÜRÜN Başkanımız bu projeye Sahip çıkar, aktarılan kaynak ile birlikte projeyi uhdesine (Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı) alır ve yaparak hizmete açar. Olayı bu gözden baktığımızda yapılan hadise doğru gibi görünse netice de Devlet Su İşleri Teşkilatı da Bu Devletin Resmî, Kurumudur ve işlevi de İnanlara hizmettir.    Hani derler ya “’Her Yiğidin Yoğurt Yemesi ayrıdır’”. Ne yapalım Ula Göleti şu anda hukuki yönden sahipsiz görünmektedir. Tarlalarını eken ve sebze/Meyve diken insanların “’Mağdur”’!... edilmemesi için Davanın sonuçlandığı aydan itibaren yaz aylarında gölet suyundan isteyen(SU İSTEYEN) kişilere bozulmuş/deforme olmuş kanaletlerden su verilmeye devam edilmiş ve halen edilmektedir.  Hem suyun israf edilmemesinden dem vurur ahkam keseriz, hem de suyun heba olmasından/suyun boşa gitmesinden/suyun tarlalara ulaşamadan kaybolmasından rahatsız olur gibi yapar, ne yapalım mahkeme kararı böyle, Adalet terazisi böyle tarttı diyerek olmazsa olmazımız olan suyun akıp gitmesini seyrederiz. 

Aklıma çok şeyler geliyor da buraya yazmaya korkuyorum yanlış anlaşılır da Gazetemiz zarar görür diye yutkunuyorum.   Fil ile Çimen konusu diyerek ne anlatmak istediğimi benim can dostlarımın takdirlerine bırakıyorum.

Su Akar Türk bakar diye adeta klişeleşmiş bir söz ile yazıma son vermek istiyorum. Anasır ı Erbaa denilen dört öge olan Su-Hava-Toprak ve Ateş.  Başta Su gelir. Su olmazsa hayat olmaz. Su varsa hayat vardır. Hele hele insanoğlu susuz çok az yaşar. Ama Aç olarak bir aç yaşayabilir. Su almadan Su içmeden İnsan yaşayamadığı gibi Sebze ve meyvede yaşayamaz.  Yukarıda İlçem Ula da Akar suyumuz yok demiştim. Yeraltı sularımız da em azaldı hem de daha derinlere gitti. O zaman elimizde bulunan bu su göletini en iyi biçime ,en ideal biçimde,en erimli biçimde kullanmamız gerekmez mi? Mevzuat Hazretleri denilen kitapların arasına sıkıştırılan ve insan neslinin devamı içi hazırlanan ama açıp baktığınızda oldukça çetrefilli(*) konular içeren tamamen İnsan için/tamamen insana hizmet için üretilen bu kanun/Yasa/yönetmelik vs. Pozitif/uyumlu/olgun/birleştirici/bütünleştirici gözle bakarak hayati öneme haiz bu Gölet Suyu/Gölet Meselesini çözümlesek daha iyi olmaz mı. Bu sene geçti. Seneye bir hazırlık yaparak zaten kıt/az olan suyumuzu israf etmeden ,yabana götürmeden kullansak daha iyi olmaz mı?  Atalarımız ne demişler, Üç ünlük ömüre dört günlük azık lazım derler.

Dua ile kapatalım. “’Allahım bizleri açlık ile susuzluk ile terbiye etme’”

Hoşçakalınız. Sağlıcakla kalınız.