Ahmet Aras şimdi ne yapacak? Arkan’ın Başkanlıktaki makamı hazır mı?

Abone Ol

Muğla’da iş başvurusu sürecinde iletişim kurduğu üniversite öğrencisine yönelik taciz iddiasıyla tutuklanan MUBRAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Levent Arkan, avukatlarının yaptığı itirazın üst mahkemede kabul edilmesiyle tahliye edildi. Arkan’ın tutuksuz yargılanmasına karar verildi.

Avukatların ilk başvurduğu mahkeme talebi geri çevirmişti. Bunun üzerine bir üst mahkeme 1. Asliye Ceza’ya yapılan başvurudan sonuç alındı. Mahkeme, Arkan’ın tutuksuz yargılanmasına karar verirken, dosya kapsamındaki soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.

Tahliye kararına rağmen soruşturma süreci devam ediyor. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında dosyaya yeni delillerin girip girmeyeceği ve mahkemenin vereceği nihai karar kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

Levent Arkan’ın WhatsApp üzerinden “nitelikli cinsel taciz” iddiası ile tutuklanması tartışma konusu olmuştu, tahliyesi de tartışma konusu olacak gibi görünüyor…

Bir diğer tartışma konusu da Levent Arkan’ın tutuklansa da tutuklanmasa da hüküm giyse de giymese de bundan sonra Muğla Büyükşehir Belediyesi’ndeki konumu olacaktır.

*

Bir diğer tartışma konusu da bu mesele “Hukuk meselesi midir vicdan meselesi midir?” olacaktır.

Bana sorulursa her ikisidir de hem hukuki hem vicdanidir.

Yani hukuken dosya kapansa da (ki henüz kapanmış da değil) olaydaki iddia olunan fiil vicdanlarda hep sorgulanacaktır.

Gazeteci Yazar Tandoğan Uysal’ın da dikkat çektiği gibi, bir kişinin serbest bırakılması, suçsuz olduğu anlamına gelmez. Ki Uysal bu konuda dikkat çekici bir yaklaşım gösterip, “Bu sadece yargılamanın tutuksuz devam edeceğini gösterir. Ancak siyaset için mesele tam da burada başlar.” diyor. Ardından da “Çünkü siyaset sadece mahkeme kararlarına göre değil, toplumun güven duygusuna göre de şekillenir.

Bugün Muğla’da oluşan tablo şudur: * Hukuki süreç devam ediyor * Ancak kamu vicdanında soru işaretleri duruyor * ve en önemlisi, güven zedelenmiş durumda” ifadelerinde bulunurken “Şimdi ne olacak?” diye sorup şöyle devam etmiş:

Tüm gözler şimdi Ahmet Aras’a çevrilmiş durumda. Çünkü bu kriz sadece bir kişiyle sınırlı değil. Bu, aynı zamanda bir tercihin ve bir kefaletin sonucu. Hatırlayalım… Bir dönem Ahmet Aras, ahlakına ‘kefilim’ dediği Levent Arkan’ın durumu ortada. Ve o kefalet, bugün siyasi bir yük olarak geri dönmüş durumda. Şimdi sorulması gereken net sorular var: * Levent Arkan aklanmadan görevine iade edilecek mi? *Edilecekse hangi gerekçeyle? * Edilmeyecekse bu karar neden baştan alınmadı? Ve en önemlisi: Devlet denetimine tabi olmadığı için cazip gelen ve Muğla’nın her tarafındaki devasa billboardlar, ışıklı reklam panoları ve duvarlara konulan reklamlar için tahsis edilen milyar TL’lerin işletmesini ve kontrolünü sağlayan REKLAM AŞ’nin başına gelecek mi? Bu süreçte kamuoyuna açık, net ve samimi bir açıklama yapılacak mı? Bu Tahliye, Bir Krizi Bitirir mi?

*

Bu tahliye Levent Arkan’ın neden olduğu ve Ahmet Aras’ın başını ağrıttığını ve belediyenin yönetimini de rahatsız ettiğini düşündüğüm bilmem kaçıncı kriz ortadan kalkmaz. Tandoğan Uysal’ın da vurguladığı gibi, çünkü kriz sadece adli değildir. Aynı zamanda ahlaki ve toplumsal, siyasal bir krizdir…

Tandoğan Uysal arkadaşımız dün bu ifadelerinin de yer aldığı Bodrum Gündem’deki yazısına “Kefaletin Gölgesinde Serbestlik: Ahmet Aras şimdi ne yapacak?” başlığı atmış.

“Ahmet Aras şimdi ne yapacak?

Güzel soru… Ahmet Aras Başkan şimdi ne yapar bilemem, ama önceki gün yapılan Muğla Büyükşehir Belediyesi Nisan Ayı Olağan Meclis toplantısında Arkan'ın durumu gündeme geldi. Daha önce CHP'li üyelerle 1 İYİ Partili üyenin “evet” ve Cumhur İttifakı Üyelerininçekimser” oyu ile MUBRAŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirilen Levent Arkan bu defa meclis üyelerinin “oy birliği” ile bu görevinden uzaklaştırıldı.

Bunun üzerine ben önceden ilan edilen 9 Nisan 2026 tarihli Meclis gündemine baktım, Levent Arkan ile ilgili bir madde görünmüyor. Edindiğim bilgilere göre Levent Arkan’ın durumu gündeme toplantı sırasında Ahmet Aras tarafından getirilmiş. Ama… Evet burada kocaman bir ‘ama’ var!

Arkan ile ilgili yargı süreci devam ederken alınan görevden uzaklaştırma kararı, Levent Arkan’ın Reklam A.Ş. (MUBRAŞ) de yönetim kurulu üyeliğinin devam etmesi ve yerine Başkanlığa meclis kararı ile atanan Basın Halkla İlişkiler Daire Başkanı Selçuk Şimşek’in Bodrum’dan dostu olması kamuoyunda tartışma yarattı…

Böylece yeni bir tartışma konumuz daha oldu…

*

Gazeteci Yazar Mustafa Gündoğ da Bodrum Haber’deki “Arkan Görevden Alındı, MUBRAŞ’ta Gölge Yönetim Tartışması Başladı” başlıklı yazısında dikkat çekici ifadelerde bulundu. “Ancak belediye şirketlerinin hukuki statüsü gereği, yönetim kurulu başkanlığına ilişkin nihai işlemlerin şirket yapısı içinde yürütülmesi gerektiği bilinirken, meclis kararının doğrudan mı yoksa siyasi bir yönlendirme niteliğinde mi olduğu da ayrı bir tartışma konusu oldu.” dedi.

Yazısında “MUBRAŞ’ta yaşanan bu değişim, yalnızca bir görev değişikliği olarak değil, aynı zamanda ‘gölge yönetim’ tartışmalarıyla birlikte değerlendiriliyor.” ifadesinde de bulunan Mustafa Gündoğ şöyle devam etmiş:

Levent Arkan’ın resmi görevden uzaklaştırılmasına rağmen, belediye içindeki etkisinin sürüp sürmeyeceği kamuoyunda merak konusu. Yeni atanan Selçuk Şimşek’in Arkan’a yakınlığıyla anıldığı yönündeki değerlendirmeler ise, yapılan görevlendirmenin ‘emanetçi atama’ olup olmadığı sorusunu gündeme taşıdı. Öte yandan, belediye bürokrasisinden şirket yönetimine yapılan bu geçişin hangi ölçütlere dayandığı ve MUBRAŞ’ta fiili etkinin kimde olacağı ise kamuoyunun önümüzdeki süreçte daha fazla tartışacağı başlıklar arasında yer alıyor.

Mustafa Gündoğ’un “Levent Arkan’ın resmi görevden uzaklaştırılmasına rağmen, belediye içindeki etkisinin sürüp sürmeyeceği” ifadesi de çok önemli… Çünkü Levent Arkan MUBRAŞ’ın Başkanlığından uzaklaştırılmış olsa da şirket yönetimindeki varlığı sürdüğü gibi, Ahmet Aras Başkan’a “özel danışmanlığı” da devam ediyor. Üstelik kendisine Başkanlık ana binasında özel oda da hazırlanmış bulunuyor.

Bugün yarın gelip makamına oturabilir…

*

Önceki gün XBodrum’da Selda Öztürk tarafından kaleme alınan yazı da oldukça dikkat çekici.

Gazeteci Yazar Selda ÖztürkMuğla'da Taciz İddiası ve Bürokratik İkiyüzlülük!” başlıklı yazısında Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın, “CHP, ahlaki meselelerde koyduğumuz sınırın dışına çıkan herkesi ihraç edecektir” şeklindeki o net ve iddialı çıkışını anımsatmış.

Bakın burada GünaydınBelediye Başkanları” veya “Belediye yöneticileri” demiyor. “Sınırın dışına çıkan herkesi” diyor. Tabii Levent Arkan CHP üyesi de değil… CHP üyesi olmayan biri ihraç edilebilir mi? Alın size bir tartışma konusu daha…

Selda Öztürk’te Gökhan Günaydın’ın açıklaması için “Takdir etmiştik” derken yazısına “Ancak gelin görün ki, teoride alkışlanan bu ilkeler, pratikte —özellikle de yerel yönetimlerin o kalın duvarlı koridorlarında—sınanmaya devam ediyor.” diye devam edip şunları söylemiş:

Levent Arkan sadece bir belediye iştirakinin başındaki bir bürokrat değil; o, Ahmet Aras’ın ‘özel’ danışmanı. Yani bu, kurumsal bir atamanın ötesinde, kişisel bir tercihin, siyasi yol arkadaşlığının, bir ‘akıl hocalığının’ unvanı! Sayın Aras bizzat çıkıp kamuoyunun gözünün içine baka baka, ‘Benim böyle bir zihniyetle, gücünü gencecik kadınları istismar etmek için kullandığı iddia edilen bir şahısla hiçbir özel ya da tüzel bağım kalamaz’ demediği sürece, o WhatsApp mesajları sadece durumu idare etmeye çalışan bir halkla ilişkiler hamlesinden ibarettir. Bürokratik ‘tedbirler’, siyasi ve ahlaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Nitekim kaldırmayacak gibi de görünüyor!

Selda Öztürk doğru söylüyor. Bu kişisel bir tercih… Ancak Ahmet Aras ve CHP kurmayları bu kişisel tercihin siyasi faturası olacağını da sanırım biliyorlardır…

*

Önceki yazımda da vurguladım.

İmzalandığında büyük yankı uyandıran ve yerel yönetimlere örnek teşkil eden 9 Temmuz 2024 tarihli ‘Muğla Büyükşehir Belediyesi Şiddete Karşı Tutum Belgesi’ni bizler sizler unutmuş olabiliriz, ama Bodrumlu kadınlar unutmamış ve ayaktalar… Tabii “unutan kadınlar” da olabiliyor… Selda Öztürk onlarla ilgili de “Bazı Kadınlar vardır” ara başlığı altında şunları söylemiş:

Seçim meydanlarında, lansmanlarda, o şatafatlı ‘Kadın Dostu Kent’ panellerinde kadın örgütleriyle yan yana poz verip, o gösterişli manifestoların altına boy boy imzalar atarken sesleri pek gür çıkan siyasiler ve onların yamacına ilişen kadınlar! Peki şimdi, en yakınınızdaki bir erkeğin, gencecik bir kadına ‘iş, para ve gelecek vaadiyle’ musallat olduğu iddiaları ayyuka çıkmışken, neden o manifestoların arkasında durup iki kelime edemiyorsunuz? Kadın hakları, sadece belediye bütçesiyle organize edilen etkinliklerde mi aklınıza geliyor?

… Bu sadece adli bir vaka değil; bu, kadını kullanışlı bir nesne, kendi iktidar alanını ise bir av sahası olarak gören o çürümüş erkek zihniyetinin dışavurumudur. Şimdi yeniden soruyorum; Bodrum'dan Muğla'ya Sayın Aras'ın peşinden giden, Kent Konseylerinde kadınları temsil ettiğini iddia eden Bodrum Kadın Dayanışma Derneği ve benzeri STK'lar... Neden ölü taklidi yapıyorsunuz? ‘Gereğini yapın’ diyen Bodrum Kadın Platformu dışında neden hepinizin dili lal oldu?

--------- -----------

GÜNÜN SÖZÜ: CHP Özkan Yalım da dahil olmak üzere akçalı ve ahlaki meselelerde koyduğumuz sınırın dışına çıkan herkesi ihraç edecektir. --Gökhan Günaydın