“Ahmet Aras şaşırma, sabrımızı taşırma”

Abone Ol

Ortalıktan bir hafta kadar kaybolduk, neler olmamış...

Menteşe Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde Bayır’da “Kadın ve Çocuk Yaşam Merkezi” açmış, açılışta fondaki posterler sorun olmuş. Ahmet Aras Başkan o posterlerde “kadına biçilen toplumsal rol” algısı üzerinden belediye personeline yüklenen ve ifadeleriyle ‘zihniyet devrimine’ pencere açan bir konuşma yapmış. Videosunu izlerken içimden alkışladım...

Prof. Dr. Aydın Ayaydın Fethiye’de bir iftar yemeği düzenlemiş, bu güne kadar “bu alanda” görülmüş değil. Hoca kişisel olarak gerçekleştirdiği bu iftarı galiba sürdürecekmiş de... Eee bu da şaşırtıcı olmakla birlikte fincancı katırlarını ürkütmüş. Hocanın da ne zaman ne yapacağı belli olmuyor.

CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Marmaris’in önceki Belediye Başkanı Mehmet Oktay'ın Sinpaş ile ilgili “Ne yaptıysam genel merkeze danışarak yaptım” ifadeleri yanında “Sinpaş’a ruhsat vermeden Seyit Torun'a bilgi verdim” ifadesine tepki göstererek, “Ucuz siyasi hesaplar ile iftira siyasetine başvurdu. Hatalı kararın cezasını çekecek” demiş. Tuncay Özkan bu işlerin neresinde acaba?!!

Gazetelerden okudum, “Tes-İş Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik, Maden-İş Konya Şube Başkanı Yıldırım Beyazıt Çetin, Maden-İş Yatağan Temsilcisi Kubilay Görgen ve yaklaşık 800 işçi, bugün Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ile görüştü.” diye yazanlar vardı. Ne görüşme ama... Videoları izledim, sanki adı geçenler tarafından adı geçen yerde bir engizisyon kurulmuş... Başkan Aras ‘tek başına’... Tabii “Bülbülün çektiği dili belasıdır” derler ya Başkan Aras’ınki de o hesap...

Kemerköy Termik Santrali’nin çevre izin ve lisans iptali için geçtiğimiz yıl açılan ve retle sonuçlanan dava ihtisas mahkemesinden geri dönmüş. Ancak bu davayı Ahmet Aras Başkan açmamıştı. Ya açmış olsaydı, yandıydı keten helva...

+

Bugün Tes İş ve Maden İş Sendikası üyesi 800 işçinin Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’ne ‘baskınlarını’ ele alalım. Bu TS Çağdaş Yaşam Merkezi yol geçen hanına döndü artık. Canı sıkılan basıyor... Ki Ahmet Aras Başkanın çenesi durmadığı gibi, her zaman “Kadın ve Çocuk Yaşam Merkezi” açılışında “zihniyet devrimine pencere açan” türden isabetli ifadelerde de bulunmuyor!

Bir “Siyasi karar alırız”, demiş, TS Çağdaş Yaşam Merkezi’ni Deştinliler basmıştı. Bakalım 800 işçinin baskını “hangi işe” yarar? Deştinlilerin ki kağıt üstünde “imar planı iptaline” yaradı.. Başkan Aras o “siyasi kararı” aldı, galiba başına da iş aldı... Şimdide “Görevi kötüye kullanmakla” suçlanıyor...

Tabii 800 termik işçisinin baskınından sonuç alınabilmesi içinde Deştinliler gibi Ankara’ya CHP Genel Merkezine de gitmek lazım. Ki ben de “baskın” izlenimi uyandıran engizisyon mahkemesini andıran bu ‘olaylı’ toplantıda Tes-İş Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik, Başkan Aras’a “Cumhuriyet Halk Partisi’nin madenlerle termik santralleri kapatma gibi bir politikası var mıdır?” diye sormuş. Fatih Başkan bunu pekala Ankara’da CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e sorabilir...

Allah aşkına Ahmet Aras ‘Başkan’ ama ne ‘Genel Başkan’ ne de ‘İl Başkanı’...!

Şimdi gelin TS Çağdaş Yaşam Merkezi’nde yapılan ‘görüşme’ de iyi niyet arayın. Sanki Başkan Aras “İklim değişikliğinden”, “karbon ayak izinden”, “Kömürsüz Muğla”dan söz etmese santraller sonsuza kadar çalışmaya devam edecekler.. Oysa santralin kapatılmasını en çok isteyenler, santrali işletenler... Biz ‘en pahalı’ elektriği tüketirken, adamlar zarar ediyormuş! Bunu sağır sultan duydu, santral çalışanlarının sanki haberi yok...!

“Ankara, CHP Genel Başkanı” filan deyince aklıma CHP’nin önceki Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Akbelen’e gelişi geldi. Ne olaylı geçmişti... Fatih Erçelik termik işçilerini arkasına alıp Akbelen’e Kılıçdaroğlu ile görüşmeye gelmişti. “Çevreciler ile termikçiler birbirlerine girecek” diye herkesin yüreği ağzına gelmişti. Ne provokasyondu ama... Galiba aynı oyun bu defa Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde oynandı...

+

Konuyu Datça’dan Gazeteci Yazar Sedat Kaya da ele almış. O da “Muğla’daki termik santral ve kömür ocaklarında çalışan Tes İş üyelerinin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ile görüşmek için bir araya geldiği toplantıda gerginlik yaşanıyor. İşçiler, Aras’ı yuhalıyor, sloganlarla konuşmasını engelliyor ve sonunda ona baret fırlatıyorlar.” saptamasından sonra şöyle devam ediyor:

Peki, bu olay gerçekten işçilerin haklarını savunma refleksi mi, yoksa doğanın koruması gerektiğini söyleyen bir belediye başkanına yönelik organize bir provokasyon mu? Öncelikle Ahmet Aras’ın toplantıda santrallere yönelik sözlerine bakmak gerekiyor. Aras, işçilerin ekmeğine saygı duyduğunu, ancak santrallerin çevreye zarar vermeden çalışabileceğini ifade ediyor. Onun söylediği, santrallerin tamamen kapatılması değil, eski ve kirli teknolojiler yerine temiz enerjiye geçilmesi. Fakat buna rağmen işçilerin tepkisinin doğrudan Aras’a yönelmesi, olayın doğallıktan çok planlı bir gösteri olduğu izlenimi yaratıyor.

Bence de... Çünkü 5 Mart’ta gazeteler santrallerin durma noktasına geldiğini yazıyordu. Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerinin 2030’a kadar kapatılmasının gündemde olmasının işçilerde büyük endişe yarattığını belirten sendikacılar kömür yetersizliği nedeniyle Yatağan’da 450 işçinin işten çıkarıldığını, Yeniköy Santralinin 90 gündür devre dışı kalması nedeniyle yaklaşık 2 bin çalışanın işsizlik riskiyle karşı karşıya kaldığını ifade ediyorlardı.

Bu nedenle Fatih Erçelik ve arkadaşları Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay ile Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’u da ziyaret etmişti. Fatih Başkan, CHP’nin madenler ve termikler konusunda politikasını Topuz ve Günay Başkanlara da sormuş olabilir mi bilmiyoruz, ama Büyükşehir’de yaşanan ‘işçi sınıfına’ yakışmayan olumsuzlukların yaşanmadığını biliyoruz. Başkan Aras’ın sendikacılara “Yanınızdayız” demekle yetinen Fevzi ve Günay Başkanlardan öğrenecekleri olmalıdır...

+

Gazeteci Yazar Sedat Kaya yazısında ayrıca “Normalde sendikalar, işçilerin haklarını koruma mücadelesi verirken, burada tepkilerini yerel yönetime yöneltmeleri, işin arkasında daha büyük bir yönlendirme olabileceğini düşündürüyor. Zira santrallerin ve madenlerin kaderi, belediyelerden ziyade hükümetin enerji politikalarına bağlı. Eğer işçilerin talepleri gerçekten istihdamın korunmasına yönelikse, asıl muhatapları Ankara olmalıydı.” derken şu ifadelerde bulunmuş:

Bu olayın ardında, termik santral sahiplerinin çıkarlarını koruma çabası da olabilir. İşçilerin tepkisinin böylesine sert ve doğrudan olması, onların sadece bireysel kaygılarından değil, santral sahiplerinin yönlendirmesiyle hareket etmiş olabileceklerini gösteriyor. Bir başka dikkat çekici nokta ise protesto biçimi. Demokratik haklar çerçevesinde tepki göstermek elbette meşrudur, ancak bir belediye başkanının konuşmasının engellenmesi, ona fiziki saldırı girişiminde bulunulması, olayın provokatif bir boyut kazandığını gösteriyor. Sonuç olarak, bu olay, sadece işçi hakları mücadelesi olarak değerlendirilemez. İşçilerin geleceğe dair kaygıları elbette önemlidir, ancak tepkinin yönlendiriliş şekli, bunun aynı zamanda çevreye sahip çıkanlara karşı bir sindirme girişimi olduğunu gösteriyor. Büyük sermaye gruplarının ve enerji sektöründeki çıkar odaklarının, çevreci politikalar karşısında nasıl bir direnç geliştirdiğini gözler önüne seren bu olay, doğa mücadelesinin sadece doğayla değil, ekonomik ve siyasi güç odaklarıyla da yapıldığını bir kez daha hatırlatıyor.

Düşünmek lazım...

+

“İnsan” düşünür. Düşünmeli de... Siyasilerde bir değil, bin defa düşünmeli ve öyle konuşmalı, çifte standartları olmamalı ve asla tribüne oynamamalı. Hele insanların dünyayı telefonlarıyla ceplerinde gezdirdikleri günümüzde...

O garip görüşmenin videolarını tekrar tekrar izledim. Trump’ın Zelensky’i kabulünü izler gibiydim. Sendika başkanları Tes-İş Başkanı Fatih Erçelik, Maden-İş Temsilcisi Kubilay Görgen ve (ne alaka) Maden-İş Konya Şube Başkanı Yıldırım Beyazıt Çetin ile 800 işçi; Trump... Başkan Aras ise karşılarında tek başına; Zelensky... Tabii kendisini bu duruma düşüren ve termik işçilerinin haddini aşan fütursuzluklarının kaynağı da yine kendisi... Hatta ‘sorgulayıcı’ sorularıyla Konya Şube Başkanı Yıldırım Beyazıt Çetin de adeta ‘engizisyon başı’ gibi görünüyordu... Hiç hoş ve makul bulmadım...

Doğrusu Başkan Aras’ın sabrına hayranım.. Osman Gürün olsa o yaşananlara izin vermezdi. Ya salonu terk ederdi ya da polis çağırırdı. Aslında bunları yapmasına da gerek kalmazdı. Çünkü o ortamın yaratılmasına vesile olmayacağı gibi, olup olmadık yerde “karbon ayak izinden” söz etmez, “termik santraller kapatılsın” demezdi...

Deme kardeşim ya, sen demesen de kapanmanın eşiğindeler...

Yine de fazla iyi niyetli, ‘çevre’ kadar ‘emekten’ yana olan Ahmet Aras’a salonda atılan sloganlardan biri “Ahmet Aras şaşırma, sabrımızı taşırma” oluyor... Başkan Aras’ı bilmem, ama ben çok şaşırdım...

+

Çok slogan vardı. Benim en çok dikkatimi çeken sloganlardan biri de “Santraller bizimdir kapatılamaz” sloganı oldu. Maden İş’in başında Süleyman Girgin, Tes İş’in başında yine Fatih Erçelik vardı. O zaman santrallerin özelleştirmesine karşı da “Santraller bizimdir özelleştirilemez” sloganı atılıyordu.

Santraller özelleşti... Santraller öyle ya da böyle kapanacak. Kömür bitti yol göründü...

Santraller özelleşirken çalışanların geleceğini güvence altına alamayan sendikalar, bugün de santraller kapanmanın eşiğine gelmiş çalışanların, üyelerinin geleceğini garanti altına alabilmiş değiller... Sorunun kaynağını ve sorumluluğu kendilerinde arayacaklarına, işverenlerinin önüne ‘atlayacaklarına’ Başkan Aras’ı işçilerin önüne atıyorlar...

Yatağan’da ortaya çıkan “bariyerlerin çocuklarına” her zaman saygı duymuşumdur. Bu baskın gibi görüşmeden utandım.

Bu arada Fatih Erçelik açıklama yapmış, “Yaşanan bu istemsiz olaydan dolayı üzüntü duyduğumu dile getirir, tekrardan tüm basından, basın mensubu emekçi arkadaşlarımızdan ve kamuoyundan özür dileriz” demiş. Başkan Aras’tan özür dilememiş... Sanki O yaptıklarını hak ediyor..

DİSK Genel İş Sendikası Muğla Şube Başkanı Heybet Özman da dün “Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras'a yönelik yapılan saldırıyı ve saldırı esnasında Gazeteci kardeşimize gırtlağı sıkılacak kadar içinde nefret biriktirenleri kınıyorum” demiş.

Katılıyorum. Benim ‘barikat çocuklarına’ sözüm yok. Ben Fatih Başkanın özrünü kabul etmiyorum ve o görüşmedeki olumsuzlukları engellemeyen ve üyelerinin geleceğini yanlış yerde arayan kifayetsiz sendikacıları kınıyorum...

---------------                           ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Dünyada hiçbir şey, karşısındakini kandırdığını sanan bir budalanın sevinci kadar komik değildir. --Haldun Taner