Ahmet Aras; “Biz Monarşiyle Mi Yönetiliyoruz?”

Abone Ol

Nejat Altınsoy’un dünkü yazısının başlığı buydu: “CHP 4 Mayıs’ta Sahaya İniyor: Başarı İçin İç Uyum Şart, Belediye Başkanları İçin Saha Bir Sınav…

Yazıda, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) nin, yeni yol haritası kapsamında 4 Mayıs itibarıyla Türkiye genelinde geniş çaplı saha çalışmalarına başlama kararı aldığı duyuruluyor ve Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin, Parti Meclisi toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Halkımızla doğrudan buluşarak ülkenin gerçeklerini anlatacağız” dediği belirtiliyor. Yazı “Gerçekleri Halkla Paylaşacağız” ara başlığı altında “CHP Sözcüsü Emre, saha çalışmalarının temel amacını şu sözlerle açıkladı: Yaşadıklarımızı birinci elden vatandaşlarımızla paylaşacağız. Halkımızla doğrudan iletişim kurarak ülkenin gerçeklerini anlatacağız.” diye devam ediyor.

Zaten vatandaşta “İmamoğlu’nu kurtarma mitinglerinden” sıkılmaya başlamıştı…

*

Gazeteci Yazar Nejat Altınsoy’u okurken aklıma Gazeteci Yazar Orhan Okutan arkadaşımızın Fethiye Alternatif Bakış’ta kaleme aldığı “Her Şeyi Saraya Soruyorlar. Burası Monarşi mi?” başlıklı yazısı geldi. Soruyu kim mi sormuş? Levent Arkan’ın özel danışmanlığını yaptığı Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras sormuş.

Bugün benden Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir’in “İletişim Danışmanı” olarak göreve başlattığı CHP’nin önceki dönem Parti Meclisi Üyesi Mehmet Alkım Denizaslanı’nından söz etmemi bekleyenler olduğunu da biliyorum.

Ne zamandır MHP’nin Muğla’da yeni İl Başkanı Emrah Oltulu’dan söz etmek istiyorum. İkisinden birden sonra söz ederiz. Nejat Altınsoy ise yazısını “Belediye Başkanları İçin Saha Bir Sınav” ara başlığı altında şöyle noktalamış:”

Öte yandan bu süreç, sadece örgütler açısından değil, yerel yönetimler açısından da önemli bir döneme işaret ediyor. Belediye başkanları da iki yılın ardından yapılan hizmetler ve vatandaşla kurulan ilişkiler bakımından adeta sınav niteliği taşıyan bir yüzleşme yaşayacaktır. Sahada kurulacak her temas, yerel yönetim performansının doğrudan vatandaş nezdinde değerlendirilmesine zemin hazırlayacaktır. Bu nedenle CHP’nin 4 Mayıs’ta başlatacağı saha hamlesinin başarıya ulaşması, sadece sahaya inmekle değil, sahaya nasıl bir ruh haliyle inildiğiyle de doğrudan bağlantılı olacaktır. İçeride birlik, dışarıda güçlü bir anlatı…

Bu denge kurulabildiği ölçüde, başlatılan sürecin siyasi karşılığı da güçlenecektir.

Bana sorulacak olursa “İmamoğlu mitingleri” neye olduğunu bilmiyorum, ama ne kadar başarışı olduysa “CHP örgütlerinin sokağa çıkışı” da o kadar başarılı olacaktır…

*

Ciğer dendi mi akla ilk Edirne’nin tava ciğeri, sonra şiş ciğeriyle Diyarbakır, Şanlıurfa gelir. Fethiye’nin sabah kahvaltısında yenen “yaprak ciğer kavurmasını” da yabana atmayın.

Dün Şanlıurfa’ya gitti mi bilmiyorum, Ahmet Aras Başkan önceki gün Fethiye’deydi. Ticaret ve Sanayi Odası Yöneticileri kendisini ciğerciye kahvaltıya götürmüş ve Ahmet Başkan da orada sabah sabah “yürek” yemiş olabilir mi diye düşünmedim de değil…

Sonra videodan izledim, sektör temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda şu ifadelerde bulunmuş:

Her şey bir yere soruluyor. Yani üç dönemdir bir yer imara açılıyor, bakıyorsunuz akşam resmi gazetede kararname çıkmış. Üç dönem imara açılması ile ilgili veya bir tane müdür atanacak… Bakana ver yetkiyi ya...Yani her şeye sen karar veremezsin, öyle bir şey yok ya. Bakana diyorum ki Sayın Bakanım 20 dönüm yer lazım, Bodrum'da Gündoğan'a kanalizasyon yapacağım… Bir saraya soralım diyor... Ya arkadaşlar böyle bir şey olur mu? Ne sarayı ya? Biz sarayla mı yönetiliyoruz? Sayın Barağın dediği gibi burası monarşi mi? Değil mi? Ya kardeşim burada Türkiye Cumhuriyeti 1950 de çok partili hayata geçmiş, yıllardır bu şekilde yönetiliyor. Parlamenter istemle; Bakanlar güçlü, denetim, yargı, yürütme, yasama güçler ayrılığı ortaya konmuş durumda... Böyle bir yönetim şekli yok dünyada, kalmamış… Hani birkaç tane vardı, işte en son Avrupa Birliğinin içindeki Macaristan da vardı da orda bile yönetim değişti...

Levent ArkanLavuk” dedi, “Hadsiz krizini” gündemden kaldıramadı, ama Ahmet Aras Başkan bu ifadeleri ile gündemi altüst etti… Hatta “Osman Gürün’e sallamaları” bir kere daha naftalinlendi…

*

Kendi kendime Ahmet Aras Başkan, bir gün önce CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin sözlerinden etkilenmiş olabilir mi diye de düşündüm, ama kendisi benzer ifadeleri geçenlerde Bodrum’da da etmişti de nedense “basın satın almamıştı” … Bodrum’da birkaç yayında kalmıştı. “Bodrum’da ilgi görmedi, belki Fethiye’de ilgi görür” diye düşünmüş olabilir mi onu da bilmiyorum. Levent Arkan bilir…

Orhan Okutan arkadaşımız “Aras: Biz Monarşiyle Mi Yönetiliyoruz?” başlıklı yazısında Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın Fethiye’de sektör temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda yaptığı açıklamalarla dikkat çektiğini söylüyor. Ne Fethiye’si, Muğla’yı da aşıp ülkede yankı buldu. Tabii sayenizde Orhan kardeşim. Fethiye Basınını kutluyorum…

Yazısında “Aras’ın bu çıkışı, yalnızca yerel yönetimlerin yaşadığı bürokratik engelleri değil, Türkiye’deki yönetim modeli tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı.” diyerek şöyle devam etmiş:

Özellikle ‘monarşi’ ifadesi, toplantının en çok konuşulan başlığı oldu. Muğla’dan yükselen bu çıkış, yerel yönetimlerin yetki tartışmasını aşarak doğrudan sistem tartışmasına dönüştü. Ahmet Aras’ın ‘monarşi’ çıkışına Muğla’daki AK Parti cephesinin nasıl karşılık vereceği şimdiden merak konusu oldu.

*

Aras’ın ‘Saray’ Çıkışında Yanındaki İsim Dikkat Çekti

Bu başlıkta Bodrum Haber’den Gazeteci Yazar Mustafa Gündoğ’a ait. O da Muğla’dan görülmeyeni Bodrum’dan “Görün” demiş. Kimi derseniz, Muğla Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan MUTTAŞ Deniz Hizmetleri A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Dinç’i…

Mustafa Gündoğ yazısında, Ahmet Aras Başkan’ın Fethiye’de yaptığı gündem olan “iktidar ve Saray” eleştirisi sırasında yanında oturan Orhan Dinç’in sessiz kalmasına dikkat çekmiş. MBB iştiraki MUTTAŞ Deniz Hizmetleri A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı yapılan Orhan Dinç’in geçmişte AK Parti Bodrum yönetiminde görev yapmış olmasının tartışma yarattığını anımsatan Gündoğ, Başkan Aras’ın yukarıdaki konuşmasından alıntılar yaparak “Aras’ın bu sözleri toplantı salonunda dinlenirken, yanında oturan Orhan Dinç’in sessizliği dikkat çekti. Dinç, MBB iştiraki olan MUTTAŞ Deniz Hizmetleri A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapıyor. MUTTAŞ’ın resmi sitesinde de Orhan Dinç, şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olarak yer alıyor. Dinç’in geçmişte AK Parti Bodrum İlçe Yönetim Kurulu Üyesi ve başkan yardımcısı olarak görev yaptığı da kamuoyuna yansıyan bilgiler arasındadır.” diye devam etmiş…

*

Bu tablonun Fethiye’deki toplantının ardından yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Mustafa Gündoğ, “Bir yanda Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, merkezi iktidarı ve ‘Saray’ düzenini sert sözlerle eleştiriyor. Diğer yanda, Büyükşehir Belediyesi iştirakinin başında bulunan ve geçmişte AK Parti’de görev yapmış Orhan Dinç, bu sözleri Başkan Aras’ın hemen yanında dinliyor.” diyerek şu ifadelerde bulunmuş:

Soru şu: Orhan Dinç bu eleştirilere katılıyor mu? Katılmıyorsa neden tepki göstermedi? Katılıyorsa, AK Parti geçmişi ve bugünkü göreviyle bu tabloyu nasıl açıklıyor? Kamu iştiraki olan bir şirketin başındaki ismin, siyasi açıdan bu kadar sert bir konuşmanın yanında yer alması, yerel siyaset açısından yeni soru işaretleri doğurdu.

Aras’ın sözleri merkezi iktidara yönelik siyasi bir eleştiri olarak okunabilir. Ancak aynı toplantıda yanında oturan Orhan Dinç’in konumu, bu eleştiriyi yalnızca Aras’ın çıkışı olmaktan çıkarıp Büyükşehir Belediyesi’nin kadro tercihleri ve siyasi dengeleri açısından da tartışmalı hale getirdi.

Muğla kamuoyu şimdi şu sorunun yanıtını merak ediyor: Bu tablo siyasi bir çelişki mi, yoksa Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinde yeni bir denge siyaseti mi?

Bu sorulara bir soruda ben ekleyeyim:

Ahmet Aras Başkan, belediye iştiraklerini Levent Arkan danışmanlığında AK Partililerle mi yönetiyor? Bu bir strateji mi?

*

Gazeteci Yazar Tandoğan Uysal arkadaşımızda Bodrum Gündem’deki yazısına “Ne Sarayı Ya! Burası Monarşi Mi?” başlığı attı. Ahmet Aras Başkan’ın Fethiye’de yaptığı konuşmada alışılmış siyasi dilin dışına çıktığına işaret eden Tandoğan Uysal, Ahmet Başkan için “Yuvarlamadı, saklamadı, diplomasiye sığınmadı.” ifadelerini kullanırken “Her şey Saray’dan yönetiliyor. Ne sarayı ya!” ifadesinin bir anlık çıkış olmadığını belirtmiş “Bu, sahada biriken bir rahatsızlığın dışa vurumu. Ve açık konuşalım… Bu sözler, Türkiye’de yönetim anlayışına dair ciddi bir tartışmanın kapısını aralıyor.” demiş. Bence de…

Yazısına “Ve herkesin ağzında aynı cümle: Bir soralım…’ Peki kime? İşte mesele burada düğümleniyor.” diye devam eden Tandoğan UysalBakan Var Ama Yetki Nerede?” ara başlığı altında “Bir belediye başkanı düşünün… Altyapı sorunu var. Çözüm acil. Kaynak hazır. Gidiyor bakana. Ama aldığı cevap şu: ‘Bir Saray’a soralım.’... Bu artık sadece bürokrasi değil. Bu, sistemin işleyiş biçiminin kendisi. Ahmet Aras’ın ‘Ne sarayı ya!’ çıkışı tam da bu noktada anlam kazanıyor. Bu bir slogan değil. Bu, doğrudan sistem sorgulamasıdır. Çünkü: -Yerelde alınması gereken kararlar merkezde bekliyorsa, -Bakanlar bile inisiyatif kullanamıyorsa, -Seçilmişler uygulayıcıya dönüşüyorsa… O zaman bu yapı tartışılır. Demokrasi; yetkinin dağıldığı sistemdir. Tek elde toplanan güç ise başka soruları beraberinde getirir.” diye devam etmiş.

*

Tandoğan Uysal bir de başka bir noktaya daha işaret etmiş. “Ahmet Aras, bir süre önce merkezi hükümete yönelik daha dengeli, hatta zaman zaman övgü içeren bir dil kullanıyordu. Ancak son bir ayda tablo değişti. Artık: -Daha sert, -Daha açık, -Daha doğrudan bir üslup var. Bu değişim tesadüf değil. Bu, sahadaki tıkanmanın siyasete yansımasıdır.” diyerek şöyle nokta koymuş:

Ve hedefin adresi de net: Beştepe ve merkezi yönetim anlayışı. Ankara ile İlişkiler Nereye Gider? Şimdi asıl soru şu: Bu çıkışın ardından ne olacak? Ankara ile Muğla arasında: -Gerilim mi artacak? -Yoksa yeni bir denge mi kurulacak?

Bu sorunun cevabı sadece Ahmet Aras’ı değil, Türkiye’deki tüm yerel yönetimleri ilgilendiriyor. Ahmet Aras’ın sözleri sadece bir belediye başkanının serzenişi değil. Bu, Türkiye’de yönetim modeline dair büyüyen bir sorgulamanın sesi. Ve görünen o ki, bu soru daha çok sorulacak: Bu ülke gerçekten nasıl yönetiliyor?

Şimdi 4 Mayıs’ı bekleyip görelim. Bakalım CHP bu sorunun yanıtını sokaktan nasıl verecek…

--------------- -------------

GÜNÜN SÖZÜ: Uçmak için kuş olmak gerekmiyor, Küçük sevinçler olsun yeter. --Cemal Süreyya