Ahmet Aras Başkan’a bende mi teşekkür etsem bilemedim!

Abone Ol

AHMET ARAS’I BEN DE ALKIŞLLIYORUM, AMA…

Bir MuğlalıGiden gelir mi, gelse anam bubam gelirdi” demiş.

Dün sabah bilgisayarın başına oturdum, önüme Vatandaş Ahmet ile Kurtuluş Oğan Hocanın paylaşımları geldi. Aslında Vatandaş Ahmet de Kurtuluş Hocanın paylaşımını paylaşmıştı. Siz de paylaşabilirsiniz:

tesekkurler-baskan-aras-simdi-sira-standartta

En azından okursunuz.

*

Kurtuluş Oğan’ınki siz deyin tarihi ben diyeyim nostaljik, içinde bulunduğumuz ayın güzelliğine, derinliğine yakışır bir cami fotoğrafını, üzerine yazdığı “Şehircilik Jest Değil, Standarttır.” sözüyle paylaşmış.

Fotoğrafa bir de manifesto gibi “Biz sadece yaşanabilir bir Muğla istiyoruz.” sözüyle haftada bir yazdığı Hamle’deki yazısının https://www.hamlegazetesi.com.tr/tesekkurler-baskan-aras-simdi-sira-standartta linkini iliştirmiş. Linki tıkladım, Kurtuluş HocamTeşekkürler Başkan Aras; Şimdi Sıra Standartta!” başlıklı yazısına “(Mermerlerin sökülmesi bir ‘jest’ değil, bir şehircilik borcuydu. Başkan Aras bu borcu ödemek için ilk adımı attı. Şimdi mesele, bu hatanın bir daha tekrarlanmamasını sağlayacak kalıcı standartları koyabilmektir.)” diye başlamış ve şu ifadelerde bulunmuş:

Mermerleri söktürme kararı bir lütuf değil, doğru bir yönetim refleksidir.

Bu ülkede çoğu zaman eleştiri geldiğinde savunma başlar; hata savunulur, yanlışta ısrar edilir. Bu kez öyle olmadı. Projeyi yürütenler sustu. Kent konseyi sustu. Bazı ‘çevreci’ görünümlü çevreler sustu. Ama Başkan dinledi. Bu önemlidir.

Bence de önemli ve ben o nostaljik caminin avlusunda oturan dayı gibi geldim gidiyorum, o yüzden torunum, torunlarımız için “Biz sadece yaşanabilir bir Muğla istiyoruz.” diyorum…

*

Vatandaş Ahmet’te Kurtuluş Hocamın linkini “Son Söz” ara başlığı altındaki sözleriyle

Şehirler betonla değil, hafızayla yaşar. Hafıza ise konforu değil vicdanı sever. Bir mermer sökülür, yerine toprak gelir. Ama asıl mesele zemini değil, zihniyeti değiştirebilmektir. Bizim derdimiz kişi değil, şehir. Bizim tarafımız parti değil, Muğla’dır. Çünkü şehir dediğin; gölgesinde dinlenen yaşlıdır, koşan çocuktur, cenazede saf tutan insandır. Ve şehir, en çok da insanı düşününce güzelleşir.” diye paylaşmış.

Kurtuluş Oğan Hocanın bu sözlerinin altına Vatandaş AhmetBu Herkesin Mottosu Olmalı” diye yazıp Başkan Aras’a teşekkür etmiş…

İnşallah Kurtuluş Oğan ve Vatandaş Ahmet teşekkür de acele etmemişlerdir.

Gerçi daha şehri hamama çeviren mermerlerin kaldırıldığını da görmedik, ama bir teşekkür gerekiyorsa ben öncelikle meşaleyi elinden düşürmeyen Kurtuluş Oğan’a ve sağcısıyla solcusuyla arkasında duran “samimi Muğlalılara” teşekkür ediyorum.

Onları dinleyen Ahmet Aras Başkanı da alkışlıyorum.

Tabii Kurtuluş Oğan Hocanın altını çizdiği “standartlar” da çok önemli… Hala kaldırımlarda ve kaldırım rampalarında standardı ve “estetiği” yakalayamamış olan Muğla’da Ahmet Aras Başkan’la “Dünya Kenti”ne yakışır standartlar gelir mi, hep birlikte göreceğiz…

*

HALEF SELEF BAŞKANLAR AYNI KONUDA YARGILANIMIYOR?

Fethiye’de görmezden gelinen imar fazlalıkları ilçenin halef selef Başkanları Alim Karaca ve Behçet Saatcı ile üst düzey yöneticiler hakkında yargı yolu açıldı.

Fethiye Alternatif Bakış da Orhan Okutan yazdı.

Okutan’ın haberine göre, Fethiye’nin 2. Etap Sahil Bandı’nda bulunan kaçak yapılar ile kamusal alan işgallerine bilinçli şekilde göz yumulduğu gerekçesiyle, İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturma ve yargılama izni verilenler arasında Başkan Alim Karaca ve selefi Behçet Saatcı Başkan ile imar ve zabıta başta olmak üzere 16 daire müdürü ve sorumlu personeli bulunuyor.

Söz konusu itirazın Danıştay da reddedilmesi halinde ceza soruşturmasının ve yargı sürecinin başlayacağına da dikkat çekiliyor…

*

KATMA DEĞER ÜRETİYOR DİYE USULSÜZLÜKLER GÖRMEZDEN GELİNİP YASALLAŞTIRILDI MI?

Edinilen bilgilere göre, 2. Etap Sahil Bandı, Behçet Saatcı’nın Belediye Başkanlığı döneminde; Fethiye çarşısının Paspatur ile Uğur Mumcu Parkı arasında sıkışan yapısını rahatlatmak, sahil kesimini kentle bütünleştirmek amacıyla oluşturulmuştu.

Orhan Okutan’ın haberinde bu konuda “Ancak ilk yıllarda ‘geçici’ denilerek görmezden gelinen imar fazlalıkları, Alim Karaca’nın belediye başkanlığı döneminde kontrolsüz biçimde büyüdü ve kalıcı hale getirildi.” denilirken şu ifadelere yer verildi:

Başlangıçta plastik ve sökülebilir malzemelerle kapatılan alanlar, Alim Karaca Başkanlığındaki yönetim döneminde neredeyse sabit yapılara dönüştürüldü. Bazı işletmelerde bu alanlar 300–500 metrekareye kadar genişletildi. İşletmeler, projelere açıkça aykırı biçimde kamusal alanları işgal etti. Deniz kenarında yayalar için planlanan yürüyüş yolu masa, sandalye ve cam bölmelerle kapatılarak kapalı mekânlara dönüştürüldü. Başkan Alim Karaca’nın, söz konusu işletmeler için ‘katma değer üretiyor’ ifadelerini kullanarak, bu yapıları yasal hale getirmek amacıyla Bakanlıkla görüştüklerini açıklaması ise süreci daha da tartışmalı hale getirdi. Bu açıklama, belediyenin kaçak yapılaşmayı önleme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ortaya koyarken, kaçak yapılar ve kamusal alan işgallerinin fiilen teşvik edildiği yönündeki eleştirileri güçlendirdi. Geçen sene Ekim ayında da Fethiye Belediyesi’nde inceleme yapan mülkiye müfettişinin, çalışmalarını ağırlıklı olarak 2. Etap Sahil Bandı üzerinde yoğunlaştırdığı; hazırlanan rapor doğrultusunda İçişleri Bakanlığı’nın belediye başkanı ve ilgili birim sorumluları hakkında soruşturma izni verdiği anlaşıldı.

2.Etap Sahil Bandı’nda kapalı alanları 56–125 metrekare arasında değişen 3 lokanta, 6–27 metrekare arasında değişen 14 çay satış ünitesi, bir seyyar tuvalet ve bir tören alanı (Özgecan Anıtı) bulunuyor. Ayrıca deniz kıyısında 8 metre genişliğinde yayalarca kullanılan bir imar yolu yer alıyor…

*

CHP’NİN KANAYAN ORTACA YARASI…

Dünkü yazımda CHP Ortaca İlçe Başkanı Mehmet Güzel’in “tefecilikten” hükümlü olduğuna dair haberlerle ilgili “Söylenenler doğruysa CHP Genel Merkezi’ni hukukun gereğini yerine getirme çağrısını da takan yok…” demiştim.

Bilemediniz, bunun üzerine görevden alınmadı. Ancak dünkü yayınımıza CHP Muğla İl Başkanlığı’ndan bir yalanlama da gelmedi. Demek ki CHP Genel Merkezi Muğla örgütlerinden hukukun gereğinin yapılmasını istemiş…

Ve sonunda konu öyle bir noktaya taşındı ki, AK Parti Muğla İl Başkanı Cengizhan Güngör’den de açıklama geldi. Başkan GüngörCumhuriyet Halk Partisi Ortaca İlçe Başkanı Mehmet Güzel’in tefecilik suçundan mahkûmiyeti kesinleşti” diyerek CHP Genel Merkezi’ni hukukun gereğini yerine getirmeye çağırdı...

Ortaca da Ömer Kundakçı arkadaşımız aylardır bu konuyu yazıyor. Ancak CHP İl Başkanlığı ve tüm ilgililer görmezden geldi. Olay o hale geldi ki, sonunda AK Parti Muğla İl Başkanı Cengizhan GüngörOrtaca İlçe Başkanının memnu hakları verilmedi, görevden alın” diye açıklama yaptı… Ardından da haber yaygın basına yansıdı…

Demek ki, gazeteciler yazdığında görmezden gelmek sorunu yok etmiyor, daha da büyütüyormuş! Nitekim ben de yazmak durumunda kaldım…

*

CHP MUĞLA’DA OTTOÜMMİN HASTALIK…

Bu konuda “Bu, CHP Muğla örgütünde ilk kez yaşanan bir tablo değil. Eski Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey olayı da benzer bir süreçten geçmişti. Önce sahip çıkıldı, sonra sahip çıkıldığının aksi bir durum ortaya çıktı, konu büyüdü ve Cumhurbaşkanına kadar uzanan bir siyasi malzemeye dönüştü.” diyen Orhan Okutan dilimize bir de “Otoimmün” sözcüğünü kazandırdı.

Muğla Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere birçok ilçe belediyesinde CHP’nin ilkelerine aykırı uygulamalar yaşanıyor. Gazeteciler yazıyor, halk konuşuyor. CHP’liler seyrediyor. Yokmuş gibi davranıyorlar. Fethiye Alternatif Bakış’taki yazısında bilinenin tespitini “Muğla Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere birçok ilçe belediyesinde CHP’nin ilkelerine aykırı uygulamalar yaşanıyor. Gazeteciler yazıyor, halk konuşuyor. CHP’liler seyrediyor. Yokmuş gibi davranıyorlar.” diye yapan Orhan Okutan sözlerini şöyle sürdürmüş:

Gazetecilerin yazdıklarını yok saymak, sorunları ortadan kaldırmıyor. Aksine, mesele büyüyor ve sonunda siyasi rakiplerin eline geçiyor. İl ya da ilçe başkanları, belediye başkanlarının ağzına baktıkları için Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan olaylar karşısında inisiyatif kullanarak açıklama yapmak, harekete geçmekte yetersiz kalıyor. Zamanında ve doğru tepki verilememesi, partiyi kamuoyu nezdinde ciddi biçimde yıpratıyor.

Otoimmün hastalıkta vücut, kendi bağışıklık sistemini düşman sanıp yok etmeye çalışır. Benzer şekilde Muğla CHP'de gücü ele geçirenler gelecek kaygısıyla parti içindeki muhalefeti yok etmek için savaş veriyor. Osman Gürün’e ‘partiyi dizayn etmeye çalışıyor’ diye tepki gösteriliyordu. Bugün ise Ahmet Aras’ın etkisiyle seçilen Nail Kızıl’ın, yaşanan olaylar karşısındaki yetersizliği gözler önüne seriliyor.

İlçe belediye başkanları da büyükşehir belediye başkanlarını aratmıyor. İlçe yönetimlerini atıyorlar desek fazla söylemiş olmayız. Sonuçta dışarıdan bir müdahaleye gerek kalmadan, parti kendi kendini çökertmeye başlıyor.

Teşhis belli de, tedavi nereden gelecek belli değil.

Benim bu satırlara sözüm yok. Sizin var mı?

--------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Kötü niyetli kişilerin kötü niyetlerinin seviyesi asla küçümsenmemelidir. --Arthur Schopenhauer