Nejat Altınsoy arkadaşımızın dünkü “Başkan; Cevap Verme! Cevap Verme! CEVAP VERME!” başlıklı yazısına çok güldüm. Zaten daha başlıkta beni bi gülme aldı. Yüksel Aksu’nun “Dondurmam Gaymak” kült filminin sahneleri film şeridi gibi gözümün önünden geçti.
Film şeridi gibi değil de nasıl geçecekti ki!
Süleyman Akbulut ve Nejat Altınsoy kadar ‘dostluğumuz’ olmasa da selamımız sabahımız vardır kendisiyle... Dondurmam Gaymak vizyonda iken taa Edirne’den bir dost arayıp “Nereden bulmuş böyle bir hikayeyi?” diye sormuştu. Bende o gün muzipliğim tutmuş “Molalı daha çevreciliğin kitabı yazılmamışken ‘çevreci’, Karl Marx'ın Das Kapital’i, Harun Karadeniz’in “Kapitalsiz Kapitalistler” kitabı yazılmamışken ‘anti kapitalist’ ve daha ‘Emperyalizm ve Yeni Sömürgecilik’ tanımlanmamışken ‘Anti Emperyalist’ idi. Bu film bunun hikayesidir.” demişim. O zaman dostum telefonda “Haaa..” demişti, ama sonradan öğrendim bir şey anlamamış.
Bizim Ahmet Aras Başkanın da anlayası yok... Olsun bizde hikaye çok. “İzahın bittiği yerde mizah başlar” derler ya, işte o da ilk Muğla’da başlamıştı... Hem Moolalı sabırlıdır... İftarlık Gazoz’daki teyzeyi hatırlayanınız var mı? Hani kumsalda çocuğa bir şeyler yemesi için zorlayan.. Farkımız yoktur, anlatırız...
+
Süleyman Akbulut Efem televizyon söyleşisinden yaptığım alıntıda “Yani diyecekler ki, Ahmet Aras bu konuda tepki gösterse bile 'dur bakalım'.. Bir akıl takımımız var ya.. Dolayısıyla şunu demeliler, ‘öyle güzel faaliyetler yapmalıyız ki, bu tür şirketleri muhatap bile almamalıyız.” diyor. Yani Başkan Aras’ın ORC araştırma şirketine ve dolayısıyla ‘çimentoculara’ gösterdiği tepki ile ilgili “Bir dur!” diyor... Nejat Altınsoy Efem de “Cevap verme” demiş.
Benimse artık dilimde tüy bitti... Ben de aylar önce “Elinde tuzluk, ‘hıyarım var’ diyene koşuyor” demiştim! ORC’ye de koşturdu... Tabii Bodrum’da Eylem Yolcu meslektaşımıza da...
Bakın Nejat Altınsoy dünkü yazısını şöyle noktalamış:
“En güçlü tavır bazen suskunluktur. Çünkü susmak, ‘Ben bu oyunun parçası değilim’ demektir. Her açıklama, görünürlüğü bir kademe daha büyütür; sonunda gerçek değil, gürültü kazanır. Bu yüzden Ahmet Aras’a yönelik çağrı, o videodaki sesin birebir tercümesidir: ‘Başkan; Cevap verme! Cevap verme! CEVAP VERME!’.. O yüzden Ahmet Aras’a tavsiyemiz; ‘Başkan direksiyon sende. Gaza yüklenme, frene bas. Vagonu devirmenin alemi yok”...
+
Şimdi “Hangi videodaki ses?” diyeceksiniz. Sorunuzun yanıtını Nejat Efemin dünkü yazısından şöyle özetleyelim:
“Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras son günlerde öyle bir iletişim stratejisi izliyor ki, insanın aklına ister istemez şu geliyor: ‘Her açıklama, iddialara hayat öpücüğü veriyor.’ Ortada künye yok, muhatap belli değil, kimse de üstlenmiyor. Ama Başkan, her defasında ciddiyetle kürsüye çıkıyor ya da kameraların karşısına geçiyor, yanıt üstüne yanıt veriyor. O künye taşımayan satırlar, bu sayede kamuoyunda ömrünü uzatıyor. Bir tür dezenformasyon serumuna bağlanıyor. İşin ironisi de burada: Kamu gücünü temsil eden bir makam, görünmez faillerle aynı düzleme düşüyor. Üstelik, üslup hep onların işine yarıyor. Birileri sürekli iddialar ortaya atıyor, Başkan Aras da her defasında, ‘Ben buradayım’ diye sahneye çıkıyor.
Bilirsiniz, bazen izah biter, mizah başlar. Sosyal medyanın meşhur ‘Traktör Dünyası’ videosu da tam bu eşikte durur: Yük ağır, zemin kaygan, tecrübeli bir ses ‘Gaz verme! Gaz verme! Gaz verme’ diye feryat eder. Sürücü inat eder, gazı arttırır ve trajikomik final gelir: Traktör tepetaklak, vagon devrik, ürünler telef...”
Ne diyelim Nejat Efem, aman ‘MBB’ plakalı traktörün sonu benzemesin...
+
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras farkında mı bilmiyorum.
Muğla’da iki tane gazeteciler cemiyeti, ayrı ayrı meslek örgütleri ve yan yana gelemeyen meslek erbabları vardır. Muğla istemesek de böyle bir yer... Ama o meslek erbaplarının en olmadık zamanda aynı telden çaldıkları da olmuştur, olur. Şöyle bir bakın o erbablara yine aynı telden çalmaya başladılar.
Bodrum Gündem’den “Ahmet Aras Sessizliği: Basına Kapatılan Kapılar Muğla’ya Ne Anlatıyor?” diye soran Tandoğan Uysal, sorusuna yanıt verirken şu ifadelerde bulunuyor:
“CHP Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, artık telefonlara çıkmıyor, mesajlara dönmüyor. Bunu yazmak bana kolay değil. Ama gerçek neyse onu söylemek, mesleğin en temel kuralıdır. Çünkü ben, Aras’ı Bodrum günlerinden bu yana en çok desteklemiş gazetecilerden biriyim. Ne krizler yaşandı Bodrum’da… O krizleri soğukkanlılıkla yönetmesini bildi. O günlerde her aradığımda, en geç bir mesajla da olsa dönerdi. İletişim kanalı hiç kapanmazdı. Bugün ise tablo farklı. Aradığınızda ses yok, eklediğinizde dönüş yok. Bu artık sadece bir yoğunluk meselesi değil; belli ki yeni bir “sessizlik politikası” başlamış durumda. Muğla’yı Yönetmek, Sessizlikle Olmaz. ... bugün aradığımda ulaşamamak, yıllardır yapıcı yaklaşmış bir gazeteciye değil, aslında kamuoyuna yapılmış bir tavırdır.”
Fethiye Alternatif Bakış da Orhan Okutan “Büyükşehir Belediyesi'nde, devlet ciddiyetinin yerini, dağınıklık ve sosyal medya polemikleri aldı.” başlıklı yazısında şu gözlemlerini paylaşıyor:
“Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın stres ve psikolojik baskı altında. Görünen o ki, CHP Muğla İl Başkanı Zekican Balcı’nın durumu ondan da zor. Muğla’nın onlarca acil sorunu çözüm bekliyor. Bu sorunların çözümü için çalışmak yerine, siyasetin gündemi sosyal medyaya hapsolmuş durumda. Büyükşehir Belediye Başkanı Aras’ın, sosyal medya üzerinden yapılan eleştirilere cevap vermesi başlı başına sorunken, buna “engel olması” gereken İl Başkanı Balcı’nın da aynı tartışmaların parçası haline gelmesi, şehrin geleceği adına ciddi bir talihsizlik.
Muğla Büyükşehir Belediyesi, sosyal medyanın belirlediği gündemle vakit kaybetmek yerine halkın öncelikli sorunlarına odaklanmalı. Çözüm üretmeyen yatırımlar, plansızlık ve kaygıyla verilen tepkiler, halkın güvenini sarsıyor.”
+
Selda Öztürk arkadaşımız da önceki gün X Bodrum’da “Kulis haberciliği, basın özgürlüğü ve korkunun iktidarı!” başlıklı yazısında “Kulis haberciliği çok ciddi bir iştir” derken özetle şu ifadelerde bulunuyor:
“Bugün kulis haberciliğini tartışıyoruz ama aslında tartıştığımız şey, demokrasinin oksijeni. Çünkü kulis haberciliği olmadan vatandaş, perde arkasında ne döndüğünü bilemez. Siyasetçilerin istediğini verip istemediğini sakladığı bir ‘demeç gazeteciliği’ düzeninde yaşamak, gazeteciyi basın müşavirine, haberciliği propaganda bültenine dönüştürür. Kulis haberciliğini çürüten de tek kaynaktan duyumla haber yapmak kadar, siyasetçinin basına kapıları kapatmasıdır.
Gazeteciler de siyasetçiler de şunu unutmamalı: Kulis haberciliği dedikodu değildir. Tam tersine, demokrasinin gizli gücüdür. Onu kaybedersek, geriye sadece reklâm ve propaganda kalır.”
Bu yazının tamamını meslektaşlarımızın ve siyaset yapanların okumasında yarar var. Linkini buraya bırakıyorum: https://xbodrum.com/.../kulis-haberciligi-basin-ozgurlugu...
+
Bodrum Haber’de de Canan Baykız “Çimento Tozu Üstünde Siyaset” başlığı ile ORC ve Ahmet Başkan’a atfederek “Çimento Lobisi” dediği “Çimentocular” ilişkisini ele alırken, “Mart 2025’te ORC Araştırma tarafından yapılan ankette Ahmet Aras, Türkiye’nin 30 büyükşehir belediye başkanı arasında en başarılı 5. isim olarak açıklanmıştı. Ancak tam 5 ay sonra Ağustos ayında yayımlanan yeni bir ORC anketinde aynı Ahmet Aras hakkında çarpıcı sonuçlar yer aldı: Muğla halkının %60.7’si “yolsuzluk yaptığına inanıyorum” demiş. %70.3’ü ise “şehirde hiçbir gelişim sağlamadı” görüşünü paylaştı.” diyerek şöyle devam etmiş:
“Bu keskin dönüş karşısında Ahmet Aras’tan gelen yanıt oldukça sertti: ‘Muğla’nın %60.7’sinin yolsuzluk yaptığına inandığı bir Belediye Başkanı, bu kentte değil görev yapmak, sokağa bile çıkamaz… Dolayısıyla sizi, çimento kokulu anketinizle baş başa bırakıyorum.’
Aras, kamuoyuna dolaylı ama net bir mesaj verdi: Bu anketin arkasında yalnızca ORC yok, bir ‘çimento lobisi’ de olabilir. Başkan Aras, zaten çok uzun zamandır kendisi hakkında yapılan ve adına ‘karalama kampanyası’ dediği süreci sürekli olarak çimento lobisine yoruyor ve şirketle karşılıklı açıklamalar peşi sıra geliyordu. Ve şimdi mesele yalnızca sözlü atışma düzeyinde kalmıyor. Ahmet Aras, ORC Araştırma’ya karşı hukuki mücadele başlattığını da kamuoyuna açıkladı.”
ORC Araştırma Şirketi de bir tazminat davası açarsa hiç şaşırmam...
+
Canan Baykız yazısında Ahmet Aras Başkan’a bir de “Ahmet Aras’a sorulması gerekenler” diye sorular sormuş, şöyle:
1- ORC Araştırma’yı ‘çimento kokulu anket’ yapmakla suçlarken, doğrudan Muğla Çimento firmasını mı ima ettiniz? 2- Eğer öyleyse, Muğla Çimento’nun ORC Araştırma ile iş birliği içinde olduğunu düşündüren hangi somut bilgi, belge v eya temaslar elinizde mevcut? Mahkemeye o belgelerle mi başvuracaksınız? 3- Bu anketin yayınlanması öncesinde, sizin ya da ekibinizin, anketin hazırlanacağına dair herhangi bir uyarı, ima veya tehdit aldığı oldu mu? 4- ORC Araştırma şirketi ile Mart ayında yapılan anket bir anlaşma sonucu mu yayınlanmıştı? ORC’nin para karşılığı anket yaptığını size düşündüren ve ifşada beis görmediğiniz gerekçe nedir? Gerçekten organize bir çıkar grubu varsa, bu yalnızca bir belediye başkanını değil, tüm Muğlalıları ilgilendirir.”
Evet, bizi de ilgilendirir. Ahmet Aras’a artık benim de sorularım var. Yarın...
-------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ: Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, öteki ise doğmamıştır. --Çin Atasözü