27 Mayıs'ın Yamyamları

İRFAN ÖZFATURa

Şeker fabrikası yapmaktansanığın idamına!

Hâkim Salim Başol, Hasan Polatkan'a "Niye bukadar şeker fabrikası yaptınız" diye sorar. Cevabı dinleme lütfunda bilebulunmaz, "Tamam uzatma" der, "yemeğe gideceğiz daha!"

Yıl 1915... Eskişehir.
Giray sülalesine mensup Kırım Türklerinden Abdülbari Bey ile Hafız Hacı GülsümHanım'ın bir oğlu olur, adını Hasan koyarlar.
Hasan zeki ve terbiyeli bir çocuktur. Cihan Harbi yıllarını, tek parti dönemisıkıntılarını yaşar...
Tamam, zor günlerdir ama israf, kayırma, umursamazlık da vardır ortada.
İlk, orta ve liseyi Eskişehir'de okur. Sırf iktisadi konulara merakından dolayıSiyasal bilgilere girer, Maliye bölümünü seçer. Bir müddet Ziraat Bankasındamüfettişlik yapar.
1946'da seçimlerinde DP adayı olur ve seçilir. Yine Tatarlardan MutahhareHanım'la evlenir. Sema ve Nilgün adında iki kızı olur, ailesine düşkünlüğü ilebilinir etrafında.
Dikkat çekecek kadar çalışkandır, daima işinin başında. Hatta İnönü "bu çocuğuniye bana getirmediniz" diye çıkışır CHP teşkilatına.
Bir süre Çalışma Bakanlığı yapar, sonra Maliye'nin başına.
Böyle gelişmekte olan ülkelerde denk bütçe yapabilmek maharet ister. Hasan Beybunu başarır ve muhalif yazar Metin Toker dahi hakkını verir.
"Hasan Polatkan bir çalışkan vekildir. Çok zaman saat sekizde onumakamında bulmak kabildir..." (Akis)

İŞÇİ KÖYLÜDEN YANA
Polatkan, işçiden ve köylüden yanadır, gençlerin önünü açar.
"Nüfusunun yüzde 81'i çiftçi olan bir memlekette Tarım Bakanlığınaayrılan para, Emniyet Umum Müdürlüğüne ayrılandan az olursa, bu hakikatenüzülmeye değer bir nokta" der ve teamülleri zorlar.
O günlerde en ulaşılmaz gıda şekerdir. Alpullu, Uşak, Eskişehir ve Turhalfabrikaları çalışır ama yetmez yurda.
Adnan Menderes 1953'de Adapazarı'ndan başlar, 1954 Konya, Kütahya, Amasya, 1955Susurluk, Burdur, Kayseri, 1956 Erzurum, Erzincan, Elaziz, Malatya, 1957Kastamonu Taşköprü derken Ankara...
Şeker artık el altından partililere, memurlara, ayrılan bir meta olmaktançıkar. Her bakkalda bulunur, kim ne kadar istiyorsa...
Eskişehirli pancarla hemhâldır malum, Polatkan'ın teşvikleri de unutulmaz buhususta.

ESKİŞEHİR'E İTİA
Yıl 1958, Maarif Vekili Hüseyin Celal Yardımcı ABD'ye gitmiştir. Kısa bir süreyerine Hasan Polatkan bakar.
Fırsatı değerlendirir, Eskişehir'e hemen bir İTİA (İktisadi Ticari İlimlerAkademisi) açar, Prof. Orhan Oğuz'u başına koyar. Eğer bugün Anadolu veOsmangazi Üniversitelerinde on binlerce gencimiz okuyorsa şükran borçluyuzona...
On senelik DP iktidarında ülke şantiyeye döner, Hasan Polatkan 93 milyarliralık yatırıma imza atar. Önce çalışma hayatını, sonra maliyeyi düzene sokar.Özel sektörü de güçlendirir, subay sivil arasındaki maaş farkını azaltır.
İşte ihtilalciler bunu affetmeyecek, yazacaklardır kenara.
Hele ezanın Arapça aslından okunması için Menderes'e telkinde bulununca...

BİLİYORDUR OYSA
25 Mayıs 1960. Mutahhare Hanım o sabah Eskişehir'e gidecek olan kocasının önünedurur, "Bak darbe söylentileri var, yola çıkma!"
-Hanım, o nasıl söz? Türk askeri hakkında böyle konuşma!
Hâlbuki İnönü'yle komşudurlar. Son zamanlarda Paşa'nın evi otobana dönmüştür,girenler çıkanlar...
Sabahlara kadar lambalar yanar. Belli bir şeyler olacak ama...
Zaten darbe evvelce planlanmış, hazırlıkları tamamlanmıştır. Menderes'e dehaberi gelir ama panik yapmaz.
O gün Odunpazarı mitinginde kabloları keser koparırlar, yine aldırmaz.
Havacı subaylar çocukça hareketler yapar, yok arkalarını dönmeler, marş okumalarfilan. Ayıptır seçilmiş bir başvekil vardır karşılarında.
Dahası Menderes'in otomobili üstünde alçak uçar, tacizde bulunurlar.
Ertesi gün Menderes ve Polatkan'ı Kütahya'da tutuklar, Ankara Harbiye'yekapatırlar.
CHP bildiği en iyi işi yapar, tezvirata başlar. Yok bir tayyare dolusu altınlaAvrupa'ya kaçacaklarmış da filan.
Bilahare Yassıada...
Muhalif gazeteler manşet atmaktadır: "Sabıkların cezası ölüm olacak!"