2030 Yılı

2025 yılı, bir dönüm noktası olmaya aday bir yıl bence.
Emperyalist ülkeler, kendi aralarında eski defterleri gündeme getirecek gibi görünüyor.
Trump'ın ABD'si, Kanada, Grönland başta olmak üzere Meksika ile Panama'ya kadar olan coğrafyayı da ABD'ye bağlamak istiyor.
Bu girişim, önce Birleşik Krallık Kralı III. Charles'ı rahatsız edecek.
Kanada, III. Charles'a bağlı bir Genel Vali ile yönetilen İngiliz hanedanının özel mülkü.
Grönland ise Danimarka kraliyet ailesinin mülkü.
Meksika ve Panama'ya kadar olan ülkeler de İspanyolca konuşan ve İspanya'ya yakın ülkeler.

Emperyalist Avrupa ülkeleri, sömürdükleri coğrafyalardan kovalanıyorlar. Hele Fransa, 100 yıldır iliğine kadar sömürdüğü Afrika'dan kovuluyor.
Günümüzün teknolojisiyle 8 milyar dünya insanı, dünyanın en ücra köşesinde nelerin olduğunu anında öğrenebiliyor.
Bu imkân da emperyalist ülkelerin yüzündeki maskelerin düşmesine neden oluyor.
Bugüne kadar birlikte hareket edebilen emperyalist devletler, çıkarları bozulunca birbirlerine düşeceklerdir.
Emperyalist ülkeler birlikteliklerini bir süre İslam düşmanlığı ile sağlayabilirler.
Ama insanlar, emperyalist ülkelerin gerçek yüzünü öğrendiğinde İslam düşmanlığı da para etmeyecektir.

2030 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti, bölgesinde bazı tedbirler alabilir.
Türkiye, bölgesinde "kazan-kazan" prensibiyle AB benzeri bir ekonomik birlik oluşturabilir.
Türkiye, bölgesinde NATO benzeri bir savunma birliği de oluşturabilir.
Bu birlik, Türkiye, Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan'ın iştirakiyle sağlanabilir.
Bu birliğin kardeşçe ve sağlıklı çalıştığını gören Yunanistan, Bulgaristan, Arnavutluk, Kuzey Makedonya ve Kıbrıs da birliğe dâhil olabilirler.
Bölgemizdeki ülkeler, İsrail devletinin hışmından ancak böyle bir birliktelik ile kendilerini koruyabilirler.
Çünkü İsrail devleti, Yahudi şeriatı ile yönetilen ve arkasına ABD'yi alan saldırgan ve yayılmacı bir devlet.
Yeni kurulmaya çalışılan Trump hükümetinde İsrail yanlısı çok bakan var.
Türkiye ve çevresindeki devletlerin bu girişimleri yeterli olur mu, bilmiyoruz.
Ama tedbir, tedbirdir.

Yahudilerin etkilediği Batı, 1789 yılından beri "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" vaadiyle dünya halklarını aldattı.
Batı, bu ilkeleri "Parçala, böl ve yönet" olarak kullandı.
Yahudi öğretisinin etkisindeki Batı, kendisinin dışındaki halkları insan olarak görmedi/görmüyor.
Batı, "Güçlü istediğini yapar, zayıf da kaderine razı olur" mantığıyla hareket ederek zenginleşti ve teknoloji geliştirdi.
Batı, tüm inandırıcılığını son 300 yılda tüketti.

Peki, bundan sonra neler olacak?
Son olaylara bakarsak, Yahudi küreselcilerin çıkarmak istedikleri Armegedon denen büyük savaş çıkmak üzere.
Armegedon denilen büyük afetten sonra nasıl bir dünya bekliyor insanlığı?
Süper teknolojilerle üretilen robotlar hayatımıza hızla girmeye başladı.
Her geçen gün daha ileri noktalara ulaşıyorlar.
Bu gerçeği, ABD'deki son "CES 2025" fuarında görmek mümkün oldu.
Son teknoloji ile bir insanın bilgisini, tecrübesini ve hayal gücünü bilgisayara yükleme noktasına gelindi.

Bu yeni teknolojilerle bazı güçlü insanlar "dijital ölümsüzlük" peşinde.
Beyni bilgisayara yüklenen insanlar, "robot-insanlar" oluyor.
Robot-insanlar, asılları gibi görünüyorlar ve asıllarının sesiyle konuşuyorlar.
Bugüne kadar şahit olmadığımız yeni bir çağa giriyoruz.
Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bildiğimiz normal insanlığın uzatma zamanlarını yaşıyoruz.
Başkan Trump ve Elon Musk'ın tavırları ve konuşmaları, ister istemez insanı böyle düşünmeye zorluyor.

Akıllı Olmak Zorundayız

Zor bir döneme giriyoruz.
Birbirimizi suçlayarak, kırmızı kart göstererek ya da pişik gibi hareketlerle yeni dünya düzenine ayak uydurmamız mümkün değil.
Akıllı olmak ve yeni teknolojilere ayak uydurmak zorundayız.
Teknoloji, iyi ellerde güzel sonuçlar verirken, "Biz efendiyiz, siz ise kölesiniz" mantığıyla hareket eden acımasız ve güçlü insanların elinde felaket getirir.
Pardonu olmayan bir dönemin ve çağın arifesindeyiz.