İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Yazılmaya Değer İnsan Hikâyeleri

Eklenme : 24.08.2021 00:00:00
Görüntülenme: 414

"Ne olurdu insanlar güzelde, iyide bir araya gelseler? Bu kadar mücadele sadece insana yatırım için. İnsanın kendi hikâyesini kendi yazması için. Bu yüzden keşkeleri bırakıp hep önümüze bakmalıyız."

Sevgiyi gözlerinde gördüm. O bakışlarda engin bir ufku seyre durabilirdiniz. O kadar huzur dolu, güvenli. Gözlerinden sözlerine akıp gelenler onu bir başka kılmıştı. Samimi, sıcak ve gönülden gelen sözler. Sevgiyle harmanlanmış yerinde bir saygı. Her şey yerli yerinde.

O zaman şunu düşünmüştüm. Bu delikanlıda bütün bu güzel özelliklerin yanında bir farklılık var. Bu tamamlanışın ardında bir kaynak olmalı. Bu sağlam duruş dengesini nereden alıyor? Bazen insanlar yaşının çok üstünde bir duruşa, bir olgunluğa sahip olabilir. Farklı hayat hikâyeleri çıkar karşımıza. Öğretmeniz ne de olsa gönülden şarkılar çalanız, çaldıranız. Bakışlardan önsözleri okuyabiliyoruz.

Bu öyle değil. Bu delikanlı olgun, ağırbaşlı ama yaşının da hakkını veriyor. Sadece daha olgunlaşamamanın verdiği sıkıntıları yaşamıyor. Bir hafifliği, sürgeçerliliği yok. Ayak izlerini ya da gölgesini takip ettiğinizde bir şeyler havada kalmıyor. Gölgeler zikzak çizmiyor, bir görünüp kaybolmuyor. Ayak izleri dersen teke teke basaraktan gitmiyor. Bastığı her yerde görülen ayak izleri ona ait.

Bir karakter, şahsiyet, bir kendine özgülük var ama bunun destek noktası ne ya da kim? Çözmem için onunla daha çok vakit geçirmem gerekecek. Olaylara, davranışlara gösterdiği etkileşimi görmem gerek. Tepki sözcüğünü kullanmadım. Her nerede olursa olsun kontrollü olduğunu görüyorum. Sevindiğinde, üzüldüğünde ya da kızdığında davranışlarını kendine has bir üslupla gösteriyor.

"Ben" üzerinde son derece dikkatli. Çevresinde kim varsa bir koşula bağlanmaksızın iletişime ve paylaşıma açık. Bir yerde lider, bir yerde tamamlayıcı. Gerektiğinde sonuca ulaşma adına özverili. Başladığı işi bitirmeden bırakmıyor. Yaptığımız her işte bir imzamız olmalı hocam, diyor. Arkadaşlarına bazen çıraklık, bazen ustalık yapabiliyor. Benim yanımda her daim kalfa olduğunu hissettiriyor. Zaman zaman kendi kanatlarınla uçmalısın. Burada bu çalışma tamamen senin kontrolünde dediğim an son noktayı koyuncaya kadar fikrimi almaya devam ediyor.

Onun hikâyesi tatlı bir meltem esintisinde yaşanılmaya, gönüllere ferahlık katmaya devam ederken arkadaşlarını mutlu etmekten ne kadar da mutlu olduğunu fark ediyorum. Başkalarının mutluluğu onun hayatına da güzellikler katıyor. Çoğu gençte bunu göremiyorum. "Ben"in mutluluğu için başkalarının mutsuzluğundan mutlu olanları görüyorum. Kendi hayatlarının hikâyesini yazamayan mutsuz insanlar geçiyor gözümün önünden.

Onun hikâyesinde umuda dair hayatıma taşınan yepyeni cümleler ekliyorum. Tazeleniyorum, aydınlanıyorum, mutlanıyorum. Nefes alırken, pencereden bakarken, insanlara seslenirken içimde hayatı kucaklayan heyecanlar yaşıyorum.

Dört yıl ne kadar da çabuk geçti seninle sevgili evladım. Sadece beni değil hayatına eklenen insanları da mutlu ettin. Onların da hayatlarına nice güzellikler kattın. Ve katmaya devam edeceksin. Bundan sonrası seni takip etmek. Güzel haberlerinle mutlu olmak, heyecanlanmak. Bak veda konuşması gibi geliyor yazdıklarım. Hayat bir yerde tamamlanmak değil mi? Yarın ne yaşayacağımızı, hayatımıza kimlerin ekleneceğini nereden bilebiliriz ki? Hayat akmaya devam ediyor, bugün buradayken yarın başka yerlerde olsak da sevgimiz, anlayışımız esas olan değil mi? Gönüllerde yer etmek.

Sohbetlerimiz zamanı aşan o tatlı sohbetlerimiz. Karşı çıkışların, isyanların, kabullenişlerin ama teslim olmadan; hep kendi bakışından bakmaya devam etmek. Bir yerde ne demiştim? "Ne olurdu insanlar güzelde, iyide bir araya gelseler? Bu kadar mücadele sadece insana yatırım için. İnsanın kendi hikâyesini kendi yazması için. Bu yüzden keşkeleri bırakıp hep önümüze bakmalıyız." Sen ise; "Ben önüme bakamam hocam, uzaklara bakıyorum. Hayâllerimiz, hedeflerimiz hep uzaklarda olmalı. Hep önümüze bakarsak vazgeçebiliriz."

Sözlerde anlaşmanın bir yolu vardı. Tecrübe diyorduk da hayâller, hedefler bir yerde yeni tecrübeler yaşamak için değil miydi? Nereden nereye? Aslında seni anlatırken içimde özlemini duyduğum insanı da anlatmak istiyorum. İnsan olarak hiçbir zaman tamam diyemeyiz. Ama önümüzdeki güzel örnekleri önümüze bakmadan, önümüzdekini görmeden bulamayız. Hayatımıza katamayız.

Sözümün başlarında aklıma takılan bir sorudan bahsetmiştim. Bu örnek güzelliğin dayandığı bir kaynak var mıydı, diye. Sorunun cevabı kendiliğinden geldi. Bu güzel gencin dedesi. O dede apayrı bir yazı konusu. Sadece bu güzel gence çeliğe su verir gibi şekil veren dedenin sözlerini aktaracağım: "Ben evlatlarıma da torunlarıma da hep aynı gözle baktım. Uzaktan izledim. Onların kendilerini bulmaları için hayatı onlara bıraktım. Ama insan olmanın özünde olması gereken sevgi, emek, merhamet ve saygı. Bunlardan taviz vermedim."

Uzaktayken yakın olma, yanında olma. Kendi kanatlarınla uçabilme cesaretini kendi içinde yaşama ama o gücü yanında da hissedebilme. İnsana dair hikâyelerimizde, örnek hikâyelerimizde ne kadar da okunası, görülesi noktalar var. O noktadan yola çıkarak kendimize yepyeni cümle kapıları ekleyebilir, o kapılardan geçip hayat yolumuza sevgi dolu adımlarla devam edebiliriz.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft