İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl, küresel iklim sisteminde yaşanacak büyük kırılmalara dair kritik değerlendirmelerde bulundu. Pasifik Okyanusu'nda deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkmasıyla oluşan El Nino etkisinin, doğrudan olmasa da Türkiye'nin atmosferik yapısını ve sirkülasyonunu dolaylı yoldan değiştireceği belirtiliyor.
YAZ MEVSİMİNDE AŞIRI SICAKLIK VE YANGIN RİSKİ KAPIDA
Tağıl'ın analizlerine göre, yaklaşan yaz mevsimi alışılmışın dışında geçecek. 1997 ve 2015 yılları gibi geçmişteki güçlü El Nino dönemlerinde yaşanan kuraklık ile orman yangını artışlarının bu yıl da tekrarlanması öngörülüyor. Uzmanlar, stabil bir yaz yaşanmayacağı, kuraklığın şiddetleneceği ve kısa süreli ekstrem hava olaylarının bu dönemi böleceği konusunda hemfikir.
AKDENİZ'DE TROPİKAL FIRTINA TEHLİKESİ: MEDİCANE ETKİSİ
Yaz boyunca deniz yüzeyinde biriken yüksek sıcaklıklar, sonbahar aylarında kuzeyden inen soğuk hava dalgalarıyla çarpışmaya hazırlanıyor. Bu tehlikeli buluşmanın fırtınalara ve kuvvetli sağanaklara zemin hazırlayacağı ifade ediliyor. Özellikle Akdeniz ve Karadeniz havzasında, Doğu Akdeniz merkezli tropikal benzeri 'medicane' fırtınalarının oluşma ihtimali ciddi bir risk barındırıyor.
YENİ SICAKLIK REKORLARI İÇİN TARİH VERİLDİ
İklim dengesizliği sadece bu yılla sınırlı kalmayacak. Süper El Nino dalgasının 2027 yılı boyunca da etkisini sürdürmesi bekleniyor. Gelecek sonbahar mevsiminin normallerin çok üzerinde sıcaklıklarla geçeceğini belirten Tağıl, 2026 yazı ile 2027 yılı içinde yeni sıcaklık rekorlarının kırılabileceğine dikkat çekiyor.
BÖLGESEL RİSK HARİTASI VE STRATEJİK HAZIRLIK ŞART
Uyarıların bölgesel yansımaları da netleşmeye başladı. Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kuraklık tehdidi büyürken, Karadeniz Bölgesi'nde şiddetli yağış ve sel baskınlarının öne çıkacağı belirtiliyor. Uzmanlar, sürecin basit bir meteorolojik gelişmeden ziyade enerji, tarım ve su yönetimi açısından stratejik bir kriz dönemi olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Doğal su kaynaklarının korunması ve afet risklerine karşı önlemlerin artırılması artık kaçınılmaz görünüyor.