Uygur Lokantasında Bir Akşam Yemeği…

Bu haber 07 Ağustos 2019 - 0:41 'de eklendi ve 1.900 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Geçen hafta bir çalıştay nedeniyle İstanbul’daydım. Cumartesi sabah Çınaraltı Yayınlarının sahibi Fatih Demir ile kahvaltı için buluştuk. Üsküdar sahilindeki Nevmekan, kitapseverleri ve sanatseverleri kahve ve kahvaltı konseptinde buluşturan çok özel bir mekan olmuş. Bir yayıncı ile yazarın buluşması için Nevmekan’dan daha güzel bir mekan olamazdı. İstanbul’a yolunuz düşerse mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Ardından Hafıza 15 Temmuz Müzesi, Nakkaştepe Millet Parkı, Kuzguncuk, Fethipaşa Korusu, Sütlüce, Büyük Çamlıca Camii ile Büyük ve Küçük Çamlıca koruları ile Eyüp, Eminönü ve Süleymaniye’yi gezdim.

Yoğun geçen bir haftanın ardından, Cuma günü akşam yemeğine davetliydik. Doğu Türkistan’ın Kaşgar şehrinde doğan, üniversiteyi Pekin’de okuyan ve uzun yıllardır ülkemizde akademik ve kültürel çalışmalarına devam eden Dr. Ferhat Kurban Tanrıdağlı’nın davetiyle Fındıkzade’de bulunan bir Uygur lokantasına geldik. Daha önce böyle bir deneyim yaşamadığımız ve Uygur mutfağı hakkında hiç bilgimiz olmadığı için meraklı ve endişeliydik.

Ferhat Kurban Hoca bizden önce gelmişti. Yemekleri beklerken çay servisi yapıldı. Yemek öncesinde sindirimi kolaylaştırsın diye sıcak çay ikram edilirmiş. Garson servis açarken önümüze çubuklar koydu. Hepimiz garsona ve birbirimize baktık. Bu çubuklarla mı yiyecektik? Şaşkınlığımızı gören Ferhat Kurban Hoca garsondan çatal istedi. Yalnızca Çinliler değil, tüm Güneydoğu Asya yemekte çubuk kullanırmış.

Önce “samsa” dedikleri içinde kuzu eti olan bir hamur işi ve soğuk nişasta geldi. Acılı sosla servis edilen dilimli soğuk nişasta bizim peltenin şekersiz haliydi. Samsayı beğendik, ama soğuk nişastanın bir dilimini zor bitirdik. Daha sonra dana eti, kırmızı biber, yeşil soğan yaprağı ile harmanlanmış, susam ile süslenmiş bir makarna tabağı geldi önümüze. El işi hamurdan yapılan “makarna kavurması”nı hepimiz çok beğendik. Türk müşteriler makarna kavurması yemek için sıkça Uygur lokantalarına geliyormuş.

Tanrıdağlı’nın anlattığına göre Marco Polo Yarkent’ten geçerken makarnayı görüp İtalya’ya götürmüş ve bunu da günlüklerinde anlatmış. Makarna kavurmasının ardından “bıldırcın çorbası” geldi. İçerisinde soya peyniri, mantı hamuru, hünnap, bıldırcın eti ve yumurtası, kayın mantarı bulunan çorba; ince ve sert tandır ekmeği ile birlikte servis edildi. Bıldırcın çorbası, tansiyonu dengeleyen sağlıklı bir çorbaymış. Ayrıca hünnapın (hun: kan, nap: su demekmiş) kan yapıcı bir özelliği varmış. Bu arada yan masalara bakır tepsilerde çok güzel sebze yemekleri servis ediliyordu. Görsel olarak oldukça güzel olan çorba, pek de bizim damak tadımıza göre değildi. Ardından gelen kuzu şiş, güzel bir final oldu.

Uygur yemeklerini tadarken bir taraftan da Uygur bölgesinde yaşanan Çin baskısı ve asimilasyon üzerine sohbet ettik. Tanrıdağlı, Çin’in kendilerine yönelik şiddetli bir kültürel baskısının olduğunu, ancak bu baskıların bölgede bir etkisinin olmadığını; onun için de Anadolu dışında milli ve manevi değerlerine en fazla önem veren bölgenin Uygur bölgesi olduğunu söyledi.

Yemekte bizimle olan milli eğitim müdürü arkadaşım, lisede okuyan bir öğrencisinin durumunun Çin Hükümeti tarafından ısrarla sorulduğunu anlatarak, bu ısrarın nedenini sordu. Koskoca bir Çin devleti, bir lise öğrencisinin peşine niye düşerdi? Meğer Çinliler, baskıların ülke dışında duyulmasını önlemek amacıyla Uygur coğrafyası dışında bir yakını bulunan Uygur Türklerine pek fazla baskı yapmıyormuş. Bu nedenle, konsolosluk aracılığı ile girişimlerde bulunarak ülke dışında bulunan Uygurların iadesini istiyormuş. Ancak bölgedeki kimsesiz ailelere yönelik ciddi baskı ve işkence yapılıyormuş. İşkencelerde domuz bağı yerine köpek bağı kullanıyormuş.

Tanrıdağlı’ya herkesin merak ettiği ve sosyal medyada sıkça dolaşan işkence fotoğraflarının gerçekliğini sordum. Fotoğrafların bir kısmının gerçek olduğunu, bir kısmının ise Çin tarafından manipülasyon, kışkırtma ve Uygur Türklerini Dünya kamuoyunda yalancı çıkarmak amacıyla servis edildiğini söyledi. Bu servisler, özel bir ekip tarafından yapılıyormuş.

sinoturknews.org isimli haber sitesinin kurucusu ve yayın yönetmeni olan Dr. Ferhat Kurban Tanrıdağlı, yüksek lisans öğrencilerine dersler veriyor. Kendisine ait bir tercüme bürosu da olan Tanrıdağlı, uzun yıllar Uygur Türklerinin sözcüsü olan siyasetçi ve fikir adamı İsa Yusuf Alptekin’in özel kalem müdürlüğünü yapmış. Tanrıdağlı ailesi sanatçı bir aile. Kendisi de iki telli yöresel bir çalgı olan “dutar” çalıyor.

Dr. Ferhat Kurban Tanrıdağlı’nın “Küresel Güç Olma Sevdası-Çin Rüyası” isimli çalışması geçen ay yayımlandı. Kitap, Çin’in yeni ipek yolu projesi olan “Çin Rüyası” projesini anlatıyor. Uygur coğrafyasının sorunları ile ilgilenen herkese, Çin’in Avrasya’ya hakim olma ve dünyaya hükmetme sevdasının anlatıldığı bu çalışmayı okumalarını tavsiye ederim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.