Tarihî Beçin Şehri Kurtarılıyor

Bu haber 17 Eylül 2019 - 0:17 'de eklendi ve 1.252 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Namık Açıkgöz

 Menteşe Beyliği (1262-1424), Selçuklu’dan sonraki Anadolu beyliklerindendir ve merkezi Milas’ın yanındaki Beçin’dir.

Beçin, Menteşe beyliğinin merkezi olduğu için, bir başkentte olması gereken her şey, neredeyse ufacık Beçin kentinde de varmış. Önceleri müstahkem bir kale ile korunan şehir, daha sonra dış sur ile çevrilerek daha da korunaklı bir şehir olmuş. Zamanla surları aşan şehir Milas’a doğru kaymış. Nitekim Osmanlı egemenliğine girdikten sonra, şehrin imarı kale tarafına değil de Milas tarafına yönelmiş.

Beçin’e ve kaleye 1996’da gittim ilk defa… Sonra öğrencilerimle gittim birkaç defa… Her gidişimde için acıdı. 1980’lerde Prof. Dr. Rüçhan Arık’ın başlattığı kazı ve restorasyon çalışmasını 1995’te Prof. Dr. Hüseyin Rahmi Ünal üstlenmişti. Hüseyin Rahmi bey zamanında ortaya çıkarılan bakır sikkeler hayli gündemde kalmıştı ama anlaşılan o bakır sikkelerin değeri kadar bütçe verilmemiş ki kazı ve restorasyon bir türlü devam etmiyordu. Kazı ve restorasyon çalışmaları, kalede değil, dış surların içinde kalan şehirde devam ediyordu… Zeytin ağaçları ile kaplı olan alanda, surlar, medreseler, çeşmeler, kervansaraylar nispeten ayaktaydı ama müdahale de şarttı.

O yıllarda, mesela medrese ve kervansaray, hayvan ağılı gibi kullanılıyordu. Ahmet Gazi’nin mezarının bulunduğu yerin yan taraflarındaki müderris odalarında bile koyunlar keçiler vardı. Her gidişimde elimizden üzülmekten başka bir şey gelmiyordu.

Kazı ve restorasyon işini 2010 yılında Prof. Dr. Kadir Pektaş alınca, Beçin’de bir kıpırdama başladı. Kadir beyin zar zor bütçe bulup bir şeyler yapmaya çalıştığını duyuyor, gelip geçerken uğradığımızda yapılanları gördükçe seviniyorduk. Son birkaç yıl, Kadir beyin davetine bir türlü icabet edememiştim. Nihayet geçen hafta sonu imkânım oldu ve eski Beçin’e gittim.

İyi ki gitmişim!… Yoksa bir yanım hep hüzün tütecekmiş…

Başta Ahmet Gazi türbesi ve çevresindeki odalar uluslararası müze standartlarına göre tanzim edilmiş ve Milas Müzesi’nin bahçesinde tabiatın insafına terk edilen Menteşe Beyliği dönemi mezar taşları bu odalarda ışıklandırılarak ziyarete açılmış. Sunum şekli harika olmuş ama keşke her taş birer heykel gibi ortaya konsa ve her tarafı görünebilseydi’… Sunum odası, türbenin tanzimi, bazı tarihi mekânların ortaya çıkarılması ve bütün bu işleri yapacak ekip için hem eski Beçin’de hem de Milas’ta birer kazı evinin olması, beni hayli sevindirdi ve ümitlendirdi. Genç, dinamik ve heyecanlı bir ekiple (Yasin Saygılı, Kubilay Arpacı, Coşkun Hamarat, Cüneyt Sert,  Uğur Ürer) Beçin’i tarihî değerine kavuşturmaya çalışan Prof. Dr. Kadir Pektaş’a Muğlalılar olarak ne kadar teşekkür etsek azdır. O tepede pırlanta gibi bir tarihî şehir doğuyor; hepimiz bu şehre sahip çıkalım ve uluslararası turizmin önemli bir merkezi haline getirelim.

SON BEÇİNLİ DE ÖLMÜŞ

Geçen hafta sonu ziyaretimde, acı bir haber duydum: Kalede yaşayan son Beçinli de ölmüş. Birkaç defa kaleye çıktığımızda, o yıkıntılar arasında bir evde yaşayan Pembe Şen nine, zorluklara dayanamamış ve önce Milas’taki akrabalarının yanına götürülmüş ve 4 Ocak 2019 günü de vefat etmiş. Böylece kalede, yani gerçek Beçin’de yaşayan son Beçinli de ölmüş. Artık oralar ıssız. Pembe ninenin torunu güvenlik görevlisi Atalay kardeşimiz var oralarda. Tabii o da görev zamanı eski Beçin’de…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.