<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>| Hamle Gazetesi - Muğla Haber</title>
    <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr</link>
    <description>Muğla’nın dijital hafızası Hamle ile şehrin nabzını tutun. En hızlı Muğla son dakika haberleri, anlık hava durumu ve güncel namaz vakitleri... Aradığınız tüm Muğla Son Dakika haberleri, en doğru adreste.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 Hamle Gazetesi - Muğla Haber ve Son Dakika Gelişmeleri. Tüm Hakları Saklıdır. Muğla'nın Haber Merkezi.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 22 Jul 2026 02:45:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Cilt ve Saç Tedavisinde Mezoterapi Dönemi]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/cilt-ve-sac-tedavisinde-mezoterapi-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/cilt-ve-sac-tedavisinde-mezoterapi-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cilt yenileme ve saç dökülmesine yönelik destekleyici yöntemler arasında yer alan mezoterapi, Yücelen Hastaneleri’nde kişiye özel planlama ve uzman hekim kontrolünde uygulanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Estetik tıp alanında son yıllarda öne çıkan uygulamalardan mezoterapi, cilt yenileme ve saç dökülmesi tedavilerinde destekleyici yöntem olarak tercih ediliyor.</p>

<p>Yücelen Hastaneleri uzmanları, mezoterapi uygulamasının vitamin, mineral ve aminoasitlerden oluşan içeriklerin mikro enjeksiyon yöntemiyle cilt altına verilmesi esasına dayandığını belirtti. Uygulamayla cilt dokusunun yenilenme sürecinin desteklenmesi amaçlanıyor.</p>

<h2>Tedavi kişiye özel planlanıyor</h2>

<p>Konuya ilişkin bilgi veren Op. Dr. Nurşin Kaynarca Külcü, mezoterapinin saç dökülmesi, cilt elastikiyetinde azalma, ince kırışıklıklar ve cilt lekelerinde destekleyici tedavi olarak kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<p>Uygulamanın her hastaya aynı içerik ve yöntemle yapılmadığına dikkat çeken Külcü, “Kişinin cilt yapısı, yaşı ve ihtiyacına göre içerik ve seans planı belirlenmelidir. Mezoterapi tek başına mucize bir yöntem değildir. Doğru hasta seçimi ve düzenli takip ile başarılı sonuçlar elde edilebilir.” dedi.</p>

<h2>Günlük yaşama kısa sürede dönüş sağlanıyor</h2>

<p>Uzmanlar, mezoterapi işleminin ardından günlük yaşama kısa sürede dönülebilmesinin yöntemin tercih edilmesinde etkili olduğunu belirtti. Özellikle güneşe bağlı cilt hasarlarının ardından cilt yenileme amacıyla yapılan başvuruların yaz döneminde arttığı ifade edildi.</p>

<p>Yücelen Hastaneleri bünyesindeki estetik ve medikal uygulamaların, hastaların ihtiyaçları doğrultusunda kişiye özel olarak planlandığı ve uzman hekimlerin kontrolünde gerçekleştirildiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Metin Karakoç</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/cilt-ve-sac-tedavisinde-mezoterapi-donemi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/07/my/14-7/cilt-ve-sac-tedavisinde-mezoterapi-donemi.jpg" type="image/jpeg" length="61210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Sıcaklarında Serinleten Beslenme Önerileri]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-sicaklarinda-serinleten-beslenme-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-sicaklarinda-serinleten-beslenme-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Betül Merd, yaz sıcaklarında sıvı kaybına karşı karpuz, kavun, salatalık, yoğurt ve ayran tüketilmesini önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, yaz aylarında hiçbir besinin klima etkisi oluşturamayacağını belirterek, sıvı ve mineral kaybına karşı su oranı yüksek besinlerin sofralarda yer alması gerektiğini söyledi.</p>

<h2>“Hiçbir Besin Klima Etkisi Oluşturmaz”</h2>

<p>Yaz aylarında artan hava sıcaklıklarıyla birlikte vücudun sıvı ve mineral ihtiyacı da artıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, yazın doğru besin tercihiyle vücudun sıvı dengesinin korunabileceğini belirtti.</p>

<p>Yaz sıcaklarında en sık sorulan sorulardan birinin “Hangi besinler bizi serin tutar?” olduğunu ifade eden Merd, “Aslında hiçbir besin klima etkisi oluşturmaz ancak doğru besin seçimleriyle vücudumuzun sıvı dengesini koruyabilir ve sıcak havaları daha rahat geçirebiliriz” dedi.</p>

<h2>Su Oranı Yüksek Besinler Sofralarda Olmalı</h2>

<p>Sıcaklık arttığında vücudun ısı dengesini sağlamak için daha fazla terlediğini belirten Uzman Diyetisyen Betül Merd, terleme ile yalnızca su değil, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi önemli minerallerin de kaybedildiğini söyledi.</p>

<p>Merd, yaz aylarında beslenmenin temel amacının sıvı ve mineral kayıplarını yerine koymak olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Yüksek su içeriğine sahip karpuz, kavun, salatalık, domates, marul ve semizotu gibi besinler yaz sofralarının vazgeçilmezi olmalıdır. Örnek verecek olursak karpuzun yaklaşık yüzde 92’si sudan oluşur. Bu nedenle hem sıvı alımına katkı sağlar hem de serinletici bir alternatif oluşturur.”</p>

<h2>Ayran ve Yoğurt Yaz Aylarında Öne Çıkıyor</h2>

<p>Yoğurt ve ayranın da yaz aylarında öne çıkan besinler arasında yer aldığını belirten Merd, özellikle ayranın terleme ile kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konulmasına yardımcı olabileceğini söyledi.</p>

<p>Ara öğünlerde meyve ve yoğurdun birlikte tüketilmesinin hem serinletici hem de dengeli bir seçenek olacağını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Yağlı ve Baharatlı Yiyeceklere Dikkat</h2>

<p>Uzman Diyetisyen Betül Merd, yaz sıcaklarında çok yağlı, kızartılmış ve aşırı baharatlı yiyeceklerin sindirim sürecinde vücudun daha fazla enerji harcamasına neden olabileceğini belirtti.</p>

<p>Merd, bu durumun sıcak havalarda kişinin kendini daha yorgun ve bunalmış hissetmesine yol açabileceğini kaydetti.</p>

<h2>“Susamayı Beklemeden Su İçilmeli”</h2>

<p>Su tüketiminin yaz aylarında büyük önem taşıdığını vurgulayan Merd, birçok kişinin susamayı bekleyerek su içtiğini ancak susuzluk hissi oluştuğunda vücudun sıvı kaybetmeye başlamış olduğunu söyledi.</p>

<p>Gün boyunca düzenli su tüketilmesi gerektiğini belirten Merd, günlük en az 2-2,5 litre su içilmesine özen gösterilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h2>Yaz Sofraları İçin Pratik Öneri</h2>

<p>Uzman Diyetisyen Betül Merd, yaz aylarında öğle ve akşam yemeklerinde büyük bir mevsim salatası, yanında yoğurt veya ayran ve gün içinde 2-3 porsiyon su oranı yüksek meyve tüketilmesini önerdi.</p>

<p>Merd, bu beslenme düzeninin hem sıvı ihtiyacının karşılanmasına hem de sıcakların daha rahat tolere edilmesine yardımcı olabileceğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-sicaklarinda-serinleten-beslenme-onerileri</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/07/my/7-7/a-w742180-01.jpg" type="image/jpeg" length="97739"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarının Gizli Tehlikesi: Eriyen Dondurmayı Buzluğa Geri Atanları Bekleyen Büyük Risk]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-aylarinin-gizli-tehlikesi-eriyen-dondurmayi-buzluga-geri-atanlari-bekleyen-buyuk-risk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-aylarinin-gizli-tehlikesi-eriyen-dondurmayi-buzluga-geri-atanlari-bekleyen-buyuk-risk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak yaz günlerinde marketten eve ulaşana kadar yumuşayan dondurmaların yeniden dondurucuya atılması sıkça karşılaşılan bir durum olarak öne çıkıyor. Ancak bu masum görünen alışkanlık, gıda güvenliği açısından ciddi tehlikeleri beraberinde getirebiliyor. Dondurma tüketiminde gözden kaçırılan hayati kurallar sağlığı doğrudan etkiliyor. İşte gelişmenin tüm ayrıntıları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin vazgeçilmez lezzetlerinden olan dondurma, satın alma ve saklama aşamalarında dikkat edilmediğinde sağlık için risk oluşturan bir besine dönüşebiliyor. Özellikle alışveriş sonrası eve dönüş yolunda erimeye başlayan sütlü tatlıların doğrudan buzluğa geri konulması, toplum genelinde yaygın bir refleks olarak dikkat çekiyor. Beslenme uzmanları dondurmanın içeriğindeki yüksek su, süt ve şeker oranının, yanlış sıcaklık koşullarında zararlı mikroorganizmalar için ideal bir üreme alanı yarattığı konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Dondurmanın tamamen çözülüp çözülmediği ve oda sıcaklığında ne kadar süre beklediği, bu noktada belirleyici bir rol üstleniyor.</p>

<h2>NEDEN TEHLİKE SAÇIYOR?</h2>

<p>Süt, krema ve yumurta gibi hassas bileşenlerden üretilen dondurma, ısı değişimlerine karşı son derece savunmasız bir yapı barındırıyor. Üretim sürecinde uygulanan pastörizasyon işlemi zararlı bakterileri büyük oranda yok etse de, ürünün erimesi ve uygun olmayan koşullarda beklemesiyle birlikte tehlike yeniden ortaya çıkıyor. Özellikle 5 ile 60 santigrat derece arasındaki sıcaklıklar, gıda güvenliği literatüründe tehlikeli bölge olarak tanımlanıyor. Bu sıcaklık aralığında uzun süre kalan dondurmalarda Salmonella, Listeria ve Staphylococcus gibi bakteriler hızla çoğalma imkanı buluyor. Bu sebeple soğuk zincirin kırılmaması büyük önem taşıyor.</p>

<h2>YUMUŞAMA VE ERİME ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ</h2>

<p>Tüketicilerin en çok yanıldığı noktaların başında, ürünün hafif yumuşaması ile tamamen sıvı hale gelmesi arasındaki fark geliyor. Dondurmanın sadece kaşık girecek kadar yumuşaması, buz kristallerinin tamamen kaybolduğu anlamına gelmiyor. Bu durumdaki bir ürünün yeniden dondurulması genellikle güvenli kabul ediliyor. Ancak kutu içinde sıvılaşma başlamışsa, şekil tamamen bozulmuşsa ve ürün akışkan bir kıvama gelmişse, yeniden dondurucuya konulması kesinlikle tavsiye edilmiyor.</p>

<h2>SADECE SAĞLIK DEĞİL LEZZET DE KAYBOLUYOR</h2>

<p>Tamamen çözülmüş bir dondurma tekrar dondurulduğunda, yapısındaki hava kabarcıkları yok olduğu için eski formunu kaybediyor. İri buz kristallerinin oluşması, ürünün o sevilen kremsi dokusunu ortadan kaldırıyor. Tüketim sırasında ağızda kumlu bir his bırakan bu ürünlerin aroma yoğunluğu da ciddi şekilde azalıyor. Kısacası gıda güvenliği riski olmasa bile, eriyip yeniden donan bir tatlıdan ilk günkü lezzeti almak mümkün olmuyor.</p>

<h2>RİSKLİ ÜRÜN NASIL ANLAŞILIR?</h2>

<p>Market raflarındaki bir ürünün daha önce eriyip tekrar donduğunu anlamak, dikkatli gözler için pek de zor olmuyor. Kutunun kenarlarında veya kapağında yoğun buz tabakalarının bulunması, yüzeyde meydana gelen çöküntüler ve iri buz parçacıkları, soğuk zincirin bir aşamada kırıldığını gösteren net işaretler olarak değerlendiriliyor. Katılaşmış ve homojenliğini yitirmiş bu tür ürünlerin satın alınmaması büyük önem taşıyor.</p>

<h2>KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?</h2>

<p>Bozulan süt ürünlerinin tüketimi, sağlıklı bireyler için bile zehirlenme riski taşırken, bazı gruplar için çok daha kritik sonuçlar doğurabiliyor. Küçük çocuklar, hamile kadınlar, ileri yaştaki vatandaşlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler bu bakteriyel tehditlere karşı çok daha savunmasız durumda bulunuyor. Bu nedenle şüphe uyandıran ürünlerin kesinlikle tüketilmemesi gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>GÜVENLİ TÜKETİM İÇİN ALTIN KURALLAR</h2>

<p>Dondurmanın kalitesini ve insan sağlığını korumak adına alınabilecek basit ama etkili önlemler bulunuyor. Alışveriş sırasında dondurulmuş gıdaların sepete en son eklenmesi, taşıma esnasında termal poşetlerin kullanılması ve eve ulaşılır ulaşılmaz ürünlerin -18°C sıcaklıktaki dondurucuya yerleştirilmesi gerekiyor. Ayrıca ikram sırasında ürünün dışarıda uzun süre bekletilmemesi, çözülen ürünün yeniden dondurulmaması gıda güvenliğinin temel şartları arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-aylarinin-gizli-tehlikesi-eriyen-dondurmayi-buzluga-geri-atanlari-bekleyen-buyuk-risk</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/07/dondurma-erimis.jpg" type="image/jpeg" length="30205"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karın çevresindeki yağları vermenin kolay yolu açıkladı!]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/karin-cevresindeki-yaglari-vermenin-kolay-yolu-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/karin-cevresindeki-yaglari-vermenin-kolay-yolu-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarının gelmesiyle artan egzersiz temposunda bölgesel yağ yakma hedefinin fizyolojik olarak imkânsız olduğu kanıtlandı. Uzmanlar, karın bölgesindeki yağlardan kurtulmak ve bedensel sağlığı korumak için kardiyo yerine düzenli kuvvet çalışmalarını öneriyor. İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte forma girmek isteyen birçok kişi uzun süreli koşulara veya sadece mekik çekmeye yöneliyor. Ancak tıp dünyasından gelen güncel analizler, bedenin yalnızca tek bir noktasındaki yağ dokusunu izole ederek eritmenin mümkün olmadığını ortaya koyuyor. Fitness araştırma kuruluşlarının yayımladığı veriler, bel çevresini inceltmenin tek yolunun genel vücut yağ oranını düşürmekten geçtiğini gösteriyor. Beden bütünüyle bir yağ kaybı mekanizması işlettiği için geleneksel yöntemler yerine çok daha stratejik antrenman modelleri gerekiyor.</p>

<h2>DİRENÇ ÇALIŞMALARI KARDİYOYU GERİDE BIRAKIYOR</h2>

<p>İngiliz tıp uzmanı Doktor Michael Mosley, kardiyovasküler egzersizlerin karın bölgesindeki lipitleri azaltmada yetersiz kaldığını bilimsel verilerle savundu.</p>

<p>İnsan anatomisi otuz yaşından itibaren doğal bir kas kaybı sürecine giriyor.</p>

<p>Düzenli kuvvet çalışması yapılmadığı takdirde bu erime her geçen yıl ivme kazanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ON İKİ HAFTALIK DİSİPLİN VE BİLİŞSEL FAYDALARI</h2>

<p>İnsan bedeni ağırlık çalışmalarına olağanüstü bir hızla uyum sağlıyor. Klinik araştırmalar, yalnızca on iki hafta boyunca disiplinli şekilde uygulanan kuvvet egzersizlerinin kas hacmini yüzde 10 büyüttüğünü ispatladı. Bu kısa zaman diliminde kas gücündeki artış yüzde 150 seviyelerine kadar tırmanabiliyor.</p>

<p>Kuvvet antrenmanları sadece fiziksel değil zihinsel yaşlanmayı da yavaşlatıyor.</p>

<p>Elli yaş üstü bireyleri inceleyen analizler, bellek ve sorun çözme gibi yürütücü işlevlerde direnç egzersizlerinin aerobik çalışmalara kıyasla çok daha keskin faydalar yarattığını saptadı.</p>

<h2>HARVARD ARAŞTIRMASI VE PREDİYABET TEHLİKESİ</h2>

<p>• Bölgesel yağlanma, estetik kaygının yanı sıra ciddi metabolik tehditler de taşır.</p>

<p>• Harvard Üniversitesi’nin 10.000 erkek denek üzerinde 12 yıl süren araştırması, ağırlık kaldıranların karın yağı yakımında kardiyo yapanlardan daha başarılı olduğunu göstermiştir.</p>

<p>Karın etrafında biriken yağ dokuları, kan şekerini dalgalandıran zararlı kimyasallar salgılıyor.</p>

<p>Kas dokusu kanda bulunan şekeri adeta bir sünger gibi emerek metabolizmayı dengede tutuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/karin-cevresindeki-yaglari-vermenin-kolay-yolu-acikladi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/07/kilo-verme-190226-01.jpg" type="image/jpeg" length="43809"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında cilt sağlığı için güneş uyarısı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-aylarinda-cilt-sagligi-icin-gunes-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-aylarinda-cilt-sagligi-icin-gunes-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cilt sağlığı için güneş koruması şart. Doç. Dr. Emine Tuba Alataş, SPF 30 ve üzeri ürünler ile bol su tüketimi önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları ve yoğun güneş ışığı, cilt sağlığı açısından risk oluşturuyor. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emine Tuba Alataş, ultraviyole ışınlarına karşı doğru korunmanın güneş yanığı, cilt lekesi, erken yaşlanma ve uzun vadede cilt kanseri riskini azaltmada etkili olduğunu söyledi. Alataş, güneş koruyucu ürünlerin düzenli kullanılmasını, özellikle 10.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneşe çıkılmamasını önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Güneş koruyucu ürün seçiminde SPF 30 sınırı</h2>

<p>Doç. Dr. Emine Tuba Alataş, güneşten korunmada doğru ürün seçiminin temel adım olduğunu belirtti. Alataş, “Güneşten korunmak için güneş koruyucu ürünlerin doğru ve düzenli kullanımı büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla en az SPF 30 koruma faktörüne sahip, hem UVA hem de UVB koruması içeren geniş spektrumlu güneş kremleri tercih edilmelidir” dedi.</p>

<p>Güneş kreminin dışarı çıkmadan 15-30 dakika önce uygulanması gerektiğini hatırlatan Alataş, açık havada kalınan süre boyunca ürünün iki saatte bir yenilenmesi gerektiğini söyledi. Deniz, havuz ve yoğun terleme sonrasında da güneş koruyucunun mutlaka tekrar sürülmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>Cilt sağlığı için fiziksel korunma ihmal edilmemeli</h2>

<p>Cilt sağlığını korumada sadece güneş kremi kullanmanın yeterli olmadığını belirten Alataş, fiziksel önlemlerin de önem taşıdığını ifade etti. Özellikle güneş ışınlarının en dik geldiği saatlere dikkat çekti.</p>

<p>Alataş, “10.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneşe maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Geniş kenarlı şapka, UV korumalı güneş gözlüğü ve tercihen açık renkli, koruyucu giysiler kullanılarak fiziksel korunma da sağlanmalıdır” diye konuştu.</p>

<h2>Yaz sıcaklarında bol su tüketimi cildi destekliyor</h2>

<p>Yaz aylarında vücudun sıvı kaybının arttığını söyleyen Doç. Dr. Alataş, cildin nem dengesini korumak için su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Alataş, yeterli sıvı alımının hem genel sağlık hem de cilt sağlığı için gerekli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Alataş, “Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte vücudun sıvı ihtiyacı arttığından, gün boyunca yeterli miktarda su tüketilmesi hem genel sağlık hem de cilt sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır” dedi.</p>

<h2>Risk grubundaki kişiler güneşe karşı daha dikkatli olmalı</h2>

<p>Güneş ışınlarına karşı herkesin aynı hassasiyette olmadığını belirten Alataş, çocuklar, yaşlı bireyler, açık tenli kişiler ve geçmişinde cilt kanseri öyküsü bulunanların daha yüksek risk altında olduğunu söyledi.</p>

<p>Bazı ilaçların ve kronik dermatolojik hastalıkların da güneşe duyarlılığı artırabileceğini kaydeden Alataş, “Bu gruptaki bireylerin hekim önerilerine titizlikle uymaları gerekmektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Güneşten korunma yıl boyunca sürmeli</h2>

<p>Doç. Dr. Emine Tuba Alataş, güneşten korunmanın yalnızca yaz aylarına veya plajlara özgü bir alışkanlık olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Alataş, “Güneşten korunma yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca sürdürülmesi gereken bir sağlıklı yaşam alışkanlığıdır” dedi.</p>

<p>Düzenli güneş koruyucu kullanımı ve uygun korunma önlemlerinin cilt sağlığını desteklediğini belirten Alataş, bu alışkanlıkların güneşe bağlı cilt hastalıklarının gelişme riskini azaltmaya yardımcı olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-aylarinda-cilt-sagligi-icin-gunes-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/07/my/4-7/a-w739727-01.jpg" type="image/jpeg" length="13832"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Ilgaz Kayılıoğlu ile Genel Cerrahide Güvenilir ve Akademik Yaklaşım]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/doc-dr-ilgaz-kayilioglu-ile-genel-cerrahide-guvenilir-ve-akademik-yaklasim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/doc-dr-ilgaz-kayilioglu-ile-genel-cerrahide-guvenilir-ve-akademik-yaklasim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ilgaz Kayılıoğlu, Yücelen Sağlık Grubu bünyesinde; obezite cerrahisi, kanser cerrahisi, tümör cerrahisi, kapalı ameliyatlar ve ileri düzey genel cerrahi uygulamalarında deneyimiyle hastalarına hizmet veriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genel cerrahi alanı; sindirim sistemi hastalıklarından meme ve tiroid hastalıklarına, obezite tedavisinden kanser cerrahilerine kadar geniş bir tedavi alanını kapsamaktadır. Bu kapsamda obezite cerrahisi, kapalı safra kesesi ameliyatları, fıtık onarımı, mide ve bağırsak ameliyatları, meme hastalıklarının tanı ve cerrahi tedavileri, hemoroid (basur), anal fissür, fistül, kıl dönmesi, reflü hastalığı, guatr, tiroid nodülleri ile sindirim sistemi, tiroid ve meme kanserlerinin cerrahi tedavileri genel cerrahinin önemli uygulama alanları arasında yer almaktadır.</p>

<h2>Tümör ve Kanser Cerrahisinde Deneyimli Yaklaşım</h2>

<p>Özellikle tümör cerrahisi ve kanser cerrahisi alanında sahip olduğu deneyimle öne çıkan Doç. Dr. Ilgaz Kayılıoğlu, hastalarının tedavi süreçlerini ayrıntılı şekilde değerlendirerek kişiye özel cerrahi planlama yapmaktadır.</p>

<p>Kanser tedavisinde başarılı sonuçların; doğru tanı, uygun tedavi planlaması, deneyimli cerrahi ekip ve ameliyat sonrası takip süreciyle birlikte mümkün olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Kayılıoğlu, modern cerrahi yöntemleri ve güncel tıbbi yaklaşımları hastalarının hizmetine sunmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kapalı Cerrahi Yöntemlerle Konforlu Tedavi Süreci</h2>

<p>Günümüzde birçok cerrahi işlemde kullanılan minimal invaziv ve kapalı cerrahi yöntemler; hastalara daha küçük kesiler, daha hızlı iyileşme süreci ve günlük yaşama daha kısa sürede dönüş gibi avantajlar sağlayabilmektedir.</p>

<p>Doç. Dr. Ilgaz Kayılıoğlu; uygun hastalarda laparoskopik cerrahi yöntemlerden yararlanarak, güvenli ve etkin tedavi süreçleri oluşturmayı hedeflemektedir.</p>

<h2>Akademik Kariyeri ve Cerrahi Deneyimi</h2>

<p>Doç. Dr. Ilgaz Kayılıoğlu, 1984 yılında Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde doğdu. Eğitim hayatına farklı şehirlerde devam eden Kayılıoğlu, ilkokulu Trabzon’da, ortaokulu Van’da tamamladı. 2002 yılında Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’nden mezun olarak aynı yıl Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimine başladı.</p>

<p>2008 yılında mezuniyetinin ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine başlayan Doç. Dr. Kayılıoğlu, 2013 yılında Genel Cerrahi Uzmanı oldu.</p>

<p>Uzmanlık sonrası Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde beş yıl görev yapan Kayılıoğlu, 2018 yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde Doktor Öğretim Üyesi olarak akademik çalışmalarını sürdürdü. 2020 yılında akademik başarıları sonucunda Doçentlik unvanını aldı.</p>

<h2>Hastalarına Güven Veren Genel Cerrahi Hizmeti</h2>

<p>Cerrahinin yalnızca teknik bir işlem olmadığını; doğru değerlendirme, hasta iletişimi ve ameliyat sonrası takip ile bir bütün olduğunu benimseyen Doç. Dr. Ilgaz Kayılıoğlu, her hastasına bilimsel veriler ışığında kişiye özel tedavi yaklaşımı sunmaktadır.</p>

<p>Yücelen Sağlık Grubu’nda hizmet veren Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ilgaz Kayılıoğlu, deneyimi ve akademik birikimiyle obezite cerrahisi, tümör cerrahisi, kanser cerrahisi ve genel cerrahi alanlarında hastalarının yanında olmaya devam etmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/doc-dr-ilgaz-kayilioglu-ile-genel-cerrahide-guvenilir-ve-akademik-yaklasim</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/07/my/2-7/doc-dr-ilgaz-kayilioglu-ile-genel-cerrahide-guvenilir-ve-akademik-yaklasim.jpg" type="image/jpeg" length="40081"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak Havalarda Kaliteli Uyku İçin 8 Öneri]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/sicak-havalarda-kaliteli-uyku-icin-8-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/sicak-havalarda-kaliteli-uyku-icin-8-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Bodrum Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Fatma Arıcak, yaz aylarında artan sıcaklıkların uyku düzenini bozabileceğini belirterek kaliteli uyku için önerilerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında etkisini artıran yüksek hava sıcaklıkları, uyku düzenini olumsuz etkiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Fatma Arıcak, sıcak havalarda kaliteli uykunun korunması için alınabilecek önlemleri sıralarken, uzun süren uyku sorunlarının farklı hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Yüksek hava sıcaklıklarının yalnızca günlük yaşam konforunu değil, uyku düzenini de olumsuz etkilediğini belirten Dr. Fatma Arıcak, aşırı sıcakların uykuya dalmayı güçleştirdiğini, gece boyunca sık uyanmalara neden olduğunu ve bunun da bedensel ile zihinsel performansı düşürdüğünü ifade etti.</p>

<h2>Uyku ortamı doğru hazırlanmalı</h2>

<p>Kaliteli uykunun gün içerisinde harcanan enerjinin yeniden kazanılmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini ve zihinsel fonksiyonların sağlıklı şekilde sürdürülebilmesini sağladığını belirten Arıcak, “Uyku, günün yorgunluğunu atmak ve sonraki güne fiziksel ve psikolojik olarak hazır olmak için gerekli fizyolojik bir süreçtir. Ancak yeterli süre uyunmasına rağmen uyku kalitesinin düşük olması, beklenen fiziksel ve zihinsel yenilenmeyi sağlayamaz. Özellikle sıcak havalarda uygun olmayan oda şartları, psikolojik stres, beslenme alışkanlıkları, aşırı kafein tüketimi ve kronik hastalıklar uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir” dedi.</p>

<p>Uykuya geçiş sırasında vücut çekirdek ısısının doğal olarak düştüğünü belirten Arıcak, yüksek çevre sıcaklığının bu fizyolojik süreci bozabildiğini söyledi. Arıcak, “Yüksek çevre sıcaklığı bu fizyolojik süreci bozarak uykuya dalma süresini uzatabilir, derin uyku evrelerini azaltabilir ve gece boyunca sık uyanmalara neden olabilir. Özellikle REM ve derin uyku evrelerindeki bozulma, ertesi gün dikkat, hafıza, öğrenme kapasitesi ve ruh hali üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Serin, karanlık ve iyi havalandırılmış bir uyku ortamı ise melatonin hormonunun salgılanmasını destekleyerek daha kaliteli bir uyku düzenine katkı sağlar” diye konuştu.</p>

<h2>Kalitesiz uyku sağlığı da etkiliyor</h2>

<p>Kalitesiz uykunun dikkat dağınıklığı, unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik ve gün boyu yorgunluk hissine neden olabileceğini vurgulayan Arıcak, uzun vadede bağışıklık sisteminin zayıflaması ile tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkların kontrolünü zorlaştırabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="Sıcak Havalarda Kaliteli Uyku İçin 8 Öneri1" class="detail-photo img-fluid" height="740" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/07/my/30-6/a-w737468-01.jpg" width="781" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sıcak havalarda kaliteli uyku için 8 öneri</h2>

<p>Dr. Fatma Arıcak, sıcak havalarda daha rahat uyuyabilmek için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“Uyku öncesinde ağır egzersizlerden kaçının. Yatmadan önce ılık duş alarak vücut ısınızı dengeleyin. Pamuklu ve terletmeyen uyku kıyafetleri tercih edin. Hafif nevresim ve çarşaf kullanın. Yatak odasını serin, karanlık ve iyi havalandırılmış tutun. Akşam saatlerinde kafeinli içecek tüketimini sınırlandırın. Gün içerisinde yeterli sıvı tüketmeye özen gösterin. Düzenli uyku saatlerini koruyun.”</p>

<h2>Uzun süren uyku sorunları ciddiye alınmalı</h2>

<p>Uyku düzensizliğinin haftalar boyunca devam etmesi, gündüz yaşam kalitesini belirgin şekilde etkilemesi veya horlama, nefes durması ve aşırı gündüz uykululuğu gibi belirtilerle birlikte görülmesi durumunda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Arıcak, uzun süren uyku problemlerinde altta yatan hastalıkların araştırılması gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Arıcak, “Uzun süre devam eden uyku problemlerinde altta yatan nörolojik, psikiyatrik veya sistemik hastalıklar araştırılmalıdır. Hastanın ayrıntılı öyküsü alınır, gerekirse laboratuvar tetkikleri ve uyku testleri planlanabilir. Uyku hijyeninin düzenlenmesi, yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekli görülen durumlarda uygulanacak uygun tedavi yöntemleriyle hastaların uyku kalitesi önemli ölçüde iyileştirilebilir” dedi.</p>

<p>Dr. Fatma Arıcak, yeterli süre ve kaliteli uykunun kişinin yeni güne hem fiziksel hem de zihinsel açıdan daha dinç başlamasını sağladığını, yaşam kalitesinin korunmasına da önemli katkı sunduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bodrum Haberleri, Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/sicak-havalarda-kaliteli-uyku-icin-8-oneri</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/07/my/30-6/sicak-havalarda-kaliteli-uyku-icin-8-oneri.png" type="image/jpeg" length="41617"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Tatilinde Çocukları Bekleyen 5 Sağlık Riski]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-tatilinde-cocuklari-bekleyen-5-saglik-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-tatilinde-cocuklari-bekleyen-5-saglik-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz tatiliyle birlikte deniz, havuz ve açık havada geçirilen süre artarken, çocuklarda kulak enfeksiyonları, güneş yanıkları, sıvı kaybı, sinek ısırıkları ve cilt tahrişleri daha sık görülüyor. Acıbadem Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Burak Seven, ailelere yaz aylarında dikkat edilmesi gereken sağlık sorunları konusunda uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz ayları çocuklar için deniz, havuz ve açık havada geçirilen uzun günler anlamına gelirken, mevsimsel koşullar bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Acıbadem Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Burak Seven, özellikle gün boyu sudan çıkmayan çocuklarda dış kulak enfeksiyonunun sık görüldüğünü belirterek, kulakta kaşıntı, dolgunluk hissi, ağrı ve akıntı gibi belirtilere karşı ailelerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<h2>“Yazın Kulak Ağrısının Nedeni Yüzücü Kulağı Olabilir”</h2>

<p>Kış aylarında çocuklarda daha çok orta kulak enfeksiyonlarının görüldüğünü belirten Dr. Mustafa Burak Seven, yaz döneminde ise farklı bir tabloyla karşılaştıklarını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seven, “Yazın en sık gördüğümüz sorunlardan biri dış kulak yolu enfeksiyonu, yani halk arasında bilinen adıyla ‘yüzücü kulağıdır’. Kulakta uzun süre kalan nem; kaşıntı, dolgunluk hissi, ağrı ve bazen akıntıya neden olabilir. Özellikle gün boyu sudan çıkmayan çocuklarda risk belirgin şekilde artar” dedi.</p>

<p>Yüzme sonrasında kulakların havluyla nazikçe kurulanması gerektiğini vurgulayan Seven, “Kulak içine pamuklu çubuk sokmak sanılanın aksine koruyucu bariyeri bozuyor. Kulak kiri aslında doğal bir kalkandır” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“Çocuklar Susadıklarını Unutabiliyor”</h2>

<p>Yaz aylarında ailelerin en sık gözden kaçırdığı konulardan birinin sıvı tüketimi olduğunu belirten Seven, çocukların oyun sırasında ya da havuzda serinlerken susadıklarını fark etmeyebildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Seven, “Çocuklar oyuna daldıklarında ya da havuzda serinlerken susadıklarını fark etmeyebilirler. Halsizlik, baş ağrısı, ağız kuruluğu ve koyu renkli idrar, vücudun susuz kaldığının erken uyarı işaretleridir” diye konuştu.</p>

<p>Şekerli ve gazlı içeceklerin suyun yerini tutmadığını vurgulayan Seven, “Yaz aylarında çocuklar için en önemli sıvı kaynağı sudur. Susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmeleri teşvik edilmelidir” dedi.</p>

<h2>“Güneş Kremi Tek Başına Yeterli Değil”</h2>

<p>Çocukları güneşten korurken yalnızca güneş kremine güvenmenin doğru olmadığını ifade eden Seven, güneşten korunmada saat seçiminin büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Seven, “En etkili korunma yöntemi, güneşle doğru saatlerde buluşmaktır. Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında çocukların doğrudan güneş altında kalmaması gerekir. Şapka, açık renkli kıyafetler ve gölgede vakit geçirmek de en az güneş kremi kadar önemlidir” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“Bazı Çocuklarda Sinek Isırıkları Daha Fazla Şişebilir”</h2>

<p>Yaz aylarında çocuklarda en sık görülen şikayetlerden birinin de sinek ısırıkları olduğunu belirten Seven, bazı çocuklarda ısırık bölgesinde daha belirgin reaksiyon oluşabileceğini dile getirdi.</p>

<p>Seven, “Bazı çocuklarda bağışıklık sistemi sineğin salgısına daha güçlü tepki verebilir. Kızarıklık ve şişliğin fazla olması çoğu zaman enfeksiyon anlamına gelmez. Ancak kızarıklık hızla büyüyorsa, bölgede aşırı sıcaklık, ağrı, akıntı veya ateş gelişiyorsa mutlaka bir hekime başvurulmalıdır” dedi.</p>

<h2>“Çocuk Uzun Süre Islak Mayo ile Kalmamalı”</h2>

<p>Ailelerin en sık sorduğu sorulardan birinin “Deniz mi, havuz mu?” olduğunu belirten Seven, hijyen şartlarına dikkat edildiği sürece her ikisinin de çocuk gelişimine katkı sunduğunu söyledi.</p>

<p>Seven, “Hijyen şartlarına dikkat edildiği sürece her ikisinin de çocuk gelişimine katkısı vardır. Asıl önemli olan çocuğun uzun süre ıslak mayo ile kalmamasıdır. Bu durum cilt tahrişleri, pişik ve mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilir. Ayrıca havuzdan çıktıktan sonra duş almak, klorun cilt ve göz üzerindeki etkilerini azaltmak açısından önemlidir” diye konuştu.</p>

<p>Dr. Mustafa Burak Seven, yaz aylarında alınacak basit önlemlerin çocukların tatillerini hastalıklarla geçirmek yerine sağlıklı ve keyifli geçirmelerine yardımcı olacağını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/yaz-tatilinde-cocuklari-bekleyen-5-saglik-riski</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 21:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/29-6/yaz-tatilinde-cocuklari-bekleyen-5-saglik-riski.jpg" type="image/jpeg" length="33991"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından kene uyarısı: Yanlış müdahale enfeksiyon riskini artırabilir]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmanindan-kene-uyarisi-yanlis-mudahale-enfeksiyon-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmanindan-kene-uyarisi-yanlis-mudahale-enfeksiyon-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarıyla birlikte artan kene vakalarına karşı uzmanlardan uyarı geldi. Dr. Teoman Kaynar, yanlış müdahalenin ciddi enfeksiyon riskini artırabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, yaz aylarıyla birlikte artan kene vakalarına karşı vatandaşları uyardı. Kaynar, kene tutunması halinde paniğe kapılmadan doğru müdahale yapılması gerektiğini belirterek, ateş ve halsizlik gibi belirtilerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kırsal alanlar, piknik bölgeleri, parklar ve tarla gibi açık alanlarda kene vakalarında artış yaşanıyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, özellikle doğada vakit geçiren vatandaşların kene riskine karşı dikkatli olması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2>“Panik yapmayın”</h2>

<p>Kene tutunması durumunda paniğe kapılmadan doğru yöntemin uygulanması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Teoman Kaynar, “Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı, ateş, halsizlik gibi belirtiler görülmesi halinde ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Havaların ısınmasıyla birlikte kene popülasyonunda gözle görülür bir artış yaşanıyor. Yanlış müdahaleler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olmak üzere ciddi enfeksiyon risklerini artırabiliyor” dedi.</p>

<p><img alt="Uzmanından Kene Uyarısı Yanlış Müdahale Enfeksiyon Riskini Artırabilir" class="detail-photo img-fluid" height="999" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/27-6/uzmanindan-kene-uyarisi-yanlis-mudahale-enfeksiyon-riskini-artirabilir.jpg" width="814" /></p>

<h2>Kene nasıl çıkarılmalı?</h2>

<p>Kenenin vücuda tutunması halinde kolonya, alkol, gaz yağı veya sigara ateşi gibi yöntemlerin kesinlikle kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Kaynar, kenenin ince uçlu bir cımbızla deriye en yakın noktadan tutulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kaynar, “Kene, ince uçlu bir cımbızla deriye en yakın noktadan tutulmalı, sağa sola çevrilmeden dik ve yavaş bir şekilde çekilmelidir. Baş kısmının deri içinde kalması durumunda vatandaşlar kendileri müdahale etmemeli, en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kene çıkarıldıktan sonra ısırılan bölgenin bol su ve sabunla yıkanması gerektiğini belirten Kaynar, kişinin en az 10 gün boyunca kendisini gözlemlemesinin önemli olduğunu kaydetti. Bu süreçte ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma ya da ısırık bölgesinde kızarıklık gibi belirtilerin görülmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği ifade edildi.</p>

<h2>“Erken başvuru hayat kurtarabilir”</h2>

<p>Keneden korunmak için açık renkli ve vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Kaynar, pantolon paçalarının çorap içine alınmasını, doğa yürüyüşü veya tarla çalışmalarının ardından vücudun ayrıntılı şekilde kontrol edilmesini önerdi.</p>

<p>Evcil hayvanların da düzenli olarak kontrol edilmesi ve veteriner hekim önerileri doğrultusunda dış parazit uygulamalarının aksatılmaması gerektiğini belirten Kaynar, kırsal bölgelerde yaşayanlar ile hayvancılıkla uğraşan vatandaşların daha yüksek risk altında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Açık alanlardan dönüşte yapılacak kısa bir vücut kontrolünün ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Teoman Kaynar, “Yaz boyunca artış göstermesi beklenen kene vakalarına karşı vatandaşların bilinçli davranması, doğru müdahalede bulunması ve erken dönemde sağlık kuruluşuna başvurması hayat kurtarabilir” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmanindan-kene-uyarisi-yanlis-mudahale-enfeksiyon-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/27-6/20250623aw481966.jpg" type="image/jpeg" length="81335"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tekne Tatiline Çıkacaklar Dikkat: Sağlık Çantası Hayat Kurtarabilir]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/tekne-tatiline-cikacaklar-dikkat-saglik-cantasi-hayat-kurtarabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/tekne-tatiline-cikacaklar-dikkat-saglik-cantasi-hayat-kurtarabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Bodrum Hastanesi Acil Servis Sorumlu Hekimi Dr. Haldun Şentürk, yaz aylarında tekne tatili ve mavi yolculuğa çıkacak vatandaşları deniz tutması, güneş çarpması, sıvı kaybı, gıda zehirlenmesi ve küçük yaralanmalara karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yaz mevsimiyle birlikte deniz tatili sezonu açılırken, tekne tatili ve mavi yolculuğu tercih eden vatandaşlara sağlık uyarısı geldi. Acıbadem Bodrum Hastanesi Acil Servis Sorumlu Hekimi Dr. Haldun Şentürk, karadan uzak ve izole ortamlarda yaşanabilecek sağlık sorunlarına karşı hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Tekne tatillerinin keyifli bir tatil fırsatı sunduğunu ancak bazı sağlık sorunlarının tatili yarıda bırakabileceğini belirten Dr. Şentürk, “Tekne tatilleri harika bir tatil fırsatı sunuyor ancak deniz tutmasından güneş çarpmasına, gıda zehirlenmelerinden sıvı kaybına kadar birçok sağlık sorunu tatili yarıda bırakabiliyor” dedi.</p>

<h2>Deniz Tutmasına Karşı Ufka Bakın</h2>

<p>Tekne tatillerinde en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından birinin hareket hastalığı olduğunu ifade eden Şentürk, iç kulaktaki denge mekanizması ile gözlerin algıladığı hareket arasındaki uyumsuzluğun deniz tutmasına yol açtığını belirtti.</p>

<p>Bulantı, kusma, baş dönmesi, soğuk terleme ve halsizlik gibi belirtilerin görülebileceğini söyleyen Şentürk, “Teknenin orta kısmında bulunmak, ufka bakmak ve temiz hava almak şikayetleri hafifletebilir. Gerekli durumlarda seyir öncesinde hekim önerisiyle bulantı ilaçları kullanılabilir” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Rüzgar Serinletse de Güneşin Etkisi Azalmıyor</h2>

<p>Denizde güneşin etkisinin çoğu zaman fark edilmediğine dikkat çeken Şentürk, rüzgarın serinlik hissi verse de güneş ışınlarının deniz yüzeyinden yansıyarak etkisini artırdığını söyledi.</p>

<p>Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında kalmanın güneş yanığı ve güneş çarpmasına yol açabileceğini belirten Şentürk, yüksek koruma faktörlü güneş kremi, şapka ve güneş gözlüğünün ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>Susamayı Beklemeden Su İçilmeli</h2>

<p>Tekne tatillerinde güneş, rüzgar ve fark edilmeyen terleme nedeniyle sıvı kaybının hızlandığını belirten Şentürk, deniz tutmasına bağlı kusmaların bu tabloyu ağırlaştırabileceğini ifade etti.</p>

<p>Dudak kuruluğu, baş ağrısı, koyu renkli idrar ve sersemlik hissinin vücudun susuz kaldığını gösteren önemli işaretler olduğunu kaydeden Şentürk, “Susama hissini beklemeden günde en az 2,5-3 litre su tüketmek gerekiyor” dedi.</p>

<h2>Denizanası Temasında Tatlı Su Kullanmayın</h2>

<p>Tekne yaşamında çarpma, düşme, kesik gibi küçük travmaların yanı sıra denizanası ve deniz kestanesi temaslarının da görülebileceğini belirten Şentürk, denizanası temasında yapılan en büyük yanlışın bölgeyi tatlı suyla yıkamak olduğunu söyledi.</p>

<p>Şentürk, “Bu durum zehrin daha fazla yayılmasına neden olabilir. Bölgenin deniz suyu veya sirke ile temizlenmesi gerekir” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Gıda Zehirlenmelerine Karşı Saklama Koşullarına Dikkat</h2>

<p>Teknelerde sınırlı depolama alanlarının gıdaların daha hızlı bozulmasına neden olabileceğini belirten Şentürk, özellikle tavuk, mayonez ve süt ürünleri gibi çabuk bozulan besinlerin dikkatli saklanması ve kısa sürede tüketilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Karın ağrısı, ishal, kusma ve ateş gibi belirtilerin gıda zehirlenmesini düşündürebileceğini belirten Şentürk, bu tür şikayetlerde sağlık desteği alınması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2>Yüzücü Kulağı Yaz Aylarında Sık Görülüyor</h2>

<p>Uzun süre deniz suyuna maruz kalmanın dış kulak yolu enfeksiyonlarına yol açabileceğini belirten Şentürk, halk arasında “yüzücü kulağı” olarak bilinen dış kulak enfeksiyonlarının yaz aylarında sık görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Şentürk, denizden çıktıktan sonra kulakların kurulanmasının ve hassas bünyelerde yüzücü tıkacı kullanılmasının faydalı olabileceğini kaydetti.</p>

<p><img alt="Tekne" class=" detail-photo img-fluid" height="600" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/24-6/tekne.jpg" width="460" /></p>

<h2>Alkol Aldıktan Sonra Gece Denize Girilmemeli</h2>

<p>Tekne tatillerinde akşam eğlenceleri sırasında tüketilen alkolün denizde daha büyük risk oluşturduğunu belirten Şentürk, alkolün denge ve refleksleri olumsuz etkilediğini söyledi.</p>

<p>Gece karanlığında denize girmenin akıntıların fark edilmesini zorlaştırdığını ve tekneden uzaklaşma riskini artırdığını ifade eden Şentürk, alkol alındığında gece yüzmekten kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>Sağlık Çantası Tatilin Yarıda Kalmasını Önleyebilir</h2>

<p>Karadan uzak ortamlarda sağlık hizmetine ulaşmanın zaman alabileceğini belirten Dr. Haldun Şentürk, tekne tatiline çıkmadan önce kapsamlı bir sağlık çantası hazırlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Şentürk, sağlık çantasında ağrı kesiciler, alerji ilaçları, yara bakım malzemeleri, güneş yanığı kremleri, böcek kovucular ve kişisel ilaçların bulunması gerektiğini belirterek, “Astım, diyabet, kalp hastalığı veya ciddi alerjisi olan kişiler de kaptanı önceden bilgilendirmeli. Basit görünen hazırlıklar, tatilin yarıda kesilmesini önleyebilir” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bodrum Haberleri, Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/tekne-tatiline-cikacaklar-dikkat-saglik-cantasi-hayat-kurtarabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/24-6/tekne1.png" type="image/jpeg" length="67797"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Menopoz Döneminde Kemik Sağlığı İçin “Gökkuşağı” Beslenme Önerisi]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/menopoz-doneminde-kemik-sagligi-icin-gokkusagi-beslenme-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/menopoz-doneminde-kemik-sagligi-icin-gokkusagi-beslenme-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Mehmet Refik Sezgin, menopoz döneminde kemik sağlığını korumak için tek tip beslenmeden kaçınılması ve sofralarda besin çeşitliliğine yer verilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyetisyen Mehmet Refik Sezgin, menopoz döneminde kemik sağlığını korumak için tek tip beslenmeden kaçınılması gerektiğini belirterek, sofralarda çeşitliliğin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Medstar Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Mehmet Refik Sezgin, menopoz döneminde değişen hormon seviyeleri, azalan fiziksel aktivite ve hızlı kilo değişimlerinin kemik sağlığını olumsuz etkileyebileceğini söyledi.</p>

<p>Bu dönemde doğru beslenmenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Sezgin, kemik sağlığının korunmasının yalnızca kalsiyum tüketimiyle mümkün olmadığını ifade etti. Sezgin, kemik dokusunu korumak ve güçlendirmek için yeterli protein alımı, D vitamini düzeylerinin desteklenmesi, magnezyum, fosfor ve K vitamini gibi besin öğelerinin dengeli şekilde alınması gerektiğini belirtti.</p>

<h2>“Menopozda tabağınız gökkuşağı gibi olsun”</h2>

<p>Menopoz döneminde beslenme çeşitliliğinin önemine değinen Dyt. Sezgin, “Menopoz döneminde kemik sağlığını korumanın sırrı, tek tip beslenmeden kaçınıp sofrayı adeta bir gökkuşağı gibi renklendirmekten geçiyor” dedi.</p>

<p>Günlük beslenmede kalsiyum ihtiyacını karşılamak için süt, yoğurt ve peynir gibi geleneksel kaynaklara yer verilmesi gerektiğini belirten Sezgin, tabağın geri kalanında da koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve sağlıklı yağlı tohumların dengeli şekilde bulunmasının önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Sezgin, mineral ve K vitamini açısından zengin koyu yeşil yapraklı sebzelerin, bitkisel protein ve lif kaynağı kuru baklagillerin, fındık, badem ve susam gibi yağlı tohumlarla desteklenmesinin kemik sağlığı açısından faydalı olabileceğini kaydetti.</p>

<h2>Kemikleri zayıflatan alışkanlıklara dikkat</h2>

<p>Kemik sağlığını olumsuz etkileyen bazı beslenme alışkanlıklarına da dikkat çeken Sezgin, hızlı kilo vermek amacıyla yapılan düşük kalorili ve tek tip diyetlerin kemik mineral yoğunluğunu olumsuz etkileyebileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetersiz ya da aşırı protein alımının kemik yapısını bozabileceğini ifade eden Sezgin, fazla kahve ve çay tüketiminin yetersiz sıvı alımıyla birleştiğinde kemikleri zayıflatabileceğini söyledi.</p>

<p>Sezgin ayrıca yüksek işlenmiş gıda tüketiminin kemik kalitesini düşürebileceğini belirterek, menopoz döneminde dengeli, çeşitli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının önem taşıdığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/menopoz-doneminde-kemik-sagligi-icin-gokkusagi-beslenme-onerisi</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/21-6/a-w729914-01.jpg" type="image/jpeg" length="20437"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sürekli Yorgunluk ve Yaygın Ağrı Fibromiyalji Belirtisi Olabilir]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/surekli-yorgunluk-ve-yaygin-agri-fibromiyalji-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/surekli-yorgunluk-ve-yaygin-agri-fibromiyalji-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürekli yorgunluk, yaygın vücut ağrısı ve uyku bozukluğunun fibromiyalji belirtisi olabileceğini belirten uzmanlar, erken teşhis ve yaşam tarzı değişikliğinin tedavide önemli olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Yener Güçlü, “Her yerim ağrıyor, uyku düzenim yok, sabahları yorgun kalkıyorum, bir türlü dinlenemiyorum” şikayetlerinin fibromiyalji belirtisi olabileceğini belirterek, hastalığın erken teşhis ve doğru tedavi yaklaşımıyla kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Memorial Antalya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, fibromiyaljinin yaygın vücut ağrısı, uyku bozukluğu, yorgunluk, tüm vücutta tutukluk, baş ağrısı, el ve ayaklarda uyuşma gibi belirtilerle ortaya çıkabildiğini ifade etti.</p>

<p>Fibromiyaljinin nedeninin tam olarak bilinmediğini belirten Güçlü, travma, spor yaralanmaları, uyku bozuklukları, otonomik disfonksiyon ve psikolojik sorunların hastalığın gelişiminde rol oynayabileceğini kaydetti. Hastalığın erkeklere göre kadınlarda daha sık görüldüğünü aktaran Güçlü, fibromiyaljinin her yaştan kişiyi etkileyebileceğini söyledi.</p>

<h2>“Doğru tanı ve düzenli tedavi şart”</h2>

<p>Fibromiyaljiyi tetikleyen faktörler arasında stres, düzensiz yaşam, yorgunluk, aşırı sigara ve alkol tüketimi, psikolojik sorunlar, uzun süre oturma ya da ayakta durma ile yoğun çalışma temposunun yer aldığını belirten Dr. Güçlü, tedavide istikrarın büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güçlü, yanlış veya eksik tanı durumunda hastaların farklı doktorlara başvurabildiğini ve gereksiz ilaç yüküyle karşılaşabildiğini belirterek, “Fibromiyaljinin tedavisinde istikrar büyük önem taşır. Yanlış veya eksik tanı konulduğunda hastalar farklı doktorlara giderek gereksiz ilaç yükü altında kalabiliyor ve hastalık kronikleşebilir. Bu nedenle doğru tanı ve düzenli tedavi yaklaşımı şarttır” dedi.</p>

<p>Tanı sürecinde vücudun üst ve alt yarısında, birden fazla bölgede 3 aydan uzun süren kronik ağrı ve hassas noktaların dikkate alındığını ifade eden Güçlü, diğer hastalıkların dışlanması için detaylı muayene yapılması gerektiğini söyledi.</p>

<h2>Tedavide yaşam tarzı değişikliği önemli</h2>

<p>Fibromiyalji tedavisinde yalnızca ilaç kullanımının yeterli olmadığını vurgulayan Güçlü, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçların yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin de tedavinin önemli bir parçası olduğunu belirtti.</p>

<p>Güçlü, stresten uzak düzenli bir yaşam, dengeli beslenme ve kaliteli uykunun tedavinin temel unsurları arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p><img alt="A W730277 01" class="detail-photo img-fluid" height="648" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/21-6/a-w730277-01.jpg" width="999" /></p>

<h2>Robotik lazer tedavisi tercih edilebiliyor</h2>

<p>Son yıllarda fibromiyalji yönetiminde yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisinin de tercih edildiğini belirten Dr. Ayşe Yener Güçlü, bu yöntemin etkili, non-invaziv ve güvenli bir uygulama olduğunu söyledi.</p>

<p>Yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisinin derin dokulara etki ederek hücre seviyesinde biyostimülasyon sağladığını ifade eden Güçlü, “Bu sayede iltihabı azaltır, kan dolaşımını ve oksijenlenmeyi artırır, kas gerginliğini gevşetir, doku onarımını hızlandırır ve sinir uçlarındaki ağrı sinyallerini bloke ederek hızlı ağrı kesici etkisi oluşturur” dedi.</p>

<p>Güçlü, fibromiyalji hastalarında bu tedaviyle ağrı şiddetinde azalma, uyku kalitesinde iyileşme, sabah yorgunluğu ve genel yorgunluk hissinde gerileme, vücut esnekliğinde artış ve günlük yaşam kalitesinde düzelme görülebildiğini belirtti.</p>

<p>Tedavinin genellikle 8-10 seanslık kürler halinde uygulandığını ifade eden Güçlü, yöntemin ilaç veya enjeksiyon gerektirmediğini, yan etkisinin minimum düzeyde olduğunu ve hastalar tarafından konforlu bulunduğunu kaydetti.</p>

<h2>Düzenli egzersiz önerisi</h2>

<p>Fibromiyalji tedavisinde sporun da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Güçlü, haftada en az 3 gün düzenli egzersiz yapılmasını önerdi.</p>

<p>Uzun saatler masa başında çalışmak, hareketsizlik, uzun süre yazı yazmak, ağırlık kaldırmak ve kolları gergin pozisyonda tutmanın şikayetleri artırabileceğini ifade eden Güçlü, fibromiyaljiden korunmak için uykunun düzenlenmesi, düzenli spor yapılması, sağlıklı ve dengeli beslenilmesi ve stresten uzak durulması gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/surekli-yorgunluk-ve-yaygin-agri-fibromiyalji-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/21-6/surekli-yorgunluk-ve-yaygin-agri-fibromiyalji-belirtisi-olabilir.png" type="image/jpeg" length="67240"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene Isırmasına Karşı Uzman Uyardı: Üzerine Madde Sürmeyin!]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/kene-isirmasina-karsi-uzman-uyardi-uzerine-madde-surmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/kene-isirmasina-karsi-uzman-uyardi-uzerine-madde-surmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yaz aylarında artan kene riskine karşı vatandaşları uyardı. Kene tutunması sonrası ateş, halsizlik ve bulantı gibi belirtilerin 10 gün boyunca takip edilmesi gerektiği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte doğada geçirilen sürenin artması, kene vakalarına karşı dikkatli olunması gerektiğini bir kez daha gündeme getirdi. Uzmanlar, özellikle açık alanlarda bulunan vatandaşları kene ısırmalarına karşı uyardı.</p>

<p>Medicana Bursa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reşit Mıstık, sıcaklıkların artmasıyla birlikte kenelerin daha aktif hale geldiğini belirterek, kene tutunmalarının ciddi hastalıklara yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p>Kenelerin insan vücuduna tutunarak kan emen dış parazitler olduğunu belirten Prof. Dr. Mıstık, ağrı ve kaşıntı hissi oluşturmadıkları için çoğu zaman fark edilmelerinin zor olduğunu söyledi. Kenelerin başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olmak üzere Lyme hastalığı, Akdeniz Benekli Ateşi, Q Ateşi ve babezyoz gibi birçok hastalığın taşınmasında rol oynayabildiğini kaydetti.</p>

<p>Prof. Dr. Mıstık, 2002 yılında Tokat’ta başlayan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarının zamanla İç Karadeniz’in büyük bölümüne yayıldığını belirterek, kene tutunması sonrası belirtilerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Mıstık, “Kene tutunmasından sonraki 10 gün boyunca kişi ateş, halsizlik, baş ağrısı, bulantı gibi belirtiler açısından kendini izlemeli ve herhangi bir belirti durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W730243 01" class="detail-photo img-fluid" height="422" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/21-6/a-w730243-01.jpg" width="697" /></p>

<h2>Kene Tutunmasında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Kene ısırması durumunda yapılması gerekenlere de dikkat çeken Prof. Dr. Reşit Mıstık, kenenin ezilmeden, mümkünse ince uçlu bir penset yardımıyla vücuda tutunduğu yerden çıkarılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kenenin üzerine kolonya, yağ, deterjan gibi maddelerin kesinlikle sürülmemesi gerektiğini belirten Mıstık, çıplak elle temas edilmemesi uyarısında bulundu. Çıkarılan kenenin çamaşır suyuna atılarak imha edilmesi ve kişinin en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Uzmanlar, kene tutunmasının ardından 10 gün boyunca ateş, halsizlik, baş ağrısı ve bulantı gibi belirtilerin izlenmesini öneriyor.</p>

<h2>Korunmak İçin Bunlara Dikkat Edin</h2>

<p>Kene riskine karşı özellikle kırsal alan, tarla, bahçe, piknik alanı ve ormanlık bölgelerde dikkatli olunması gerektiğini belirten uzmanlar, uzun kollu kıyafet ve pantolon tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>Pantolon paçalarının çorap içine sokulması, açık renkli kıyafetler giyilmesi ve doğadan dönüşte tüm vücudun kene açısından kontrol edilmesi gerektiği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/kene-isirmasina-karsi-uzman-uyardi-uzerine-madde-surmeyin</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/21-6/kene.jpg" type="image/jpeg" length="20028"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araç ve Ev Klimalarındaki Büyük Hata! Yüz Felcine Neden Olan Klima Hastalığı Nedir?]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/arac-ve-ev-klimalarindaki-buyuk-hata-yuz-felcine-neden-olan-klima-hastaligi-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/arac-ve-ev-klimalarindaki-buyuk-hata-yuz-felcine-neden-olan-klima-hastaligi-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında kavurucu sıcakların bastırmasıyla birlikte ev, araç ve iş yerlerinde klima kullanımı zirveye ulaştı. Ancak serinlemek için açtığımız klimalar, doğru kullanılmadığında komaya kadar götürebilen ölümcül Lejyoner hastalığına davetiye çıkarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında kavurucu sıcakların bastırmasıyla birlikte ev, araç ve iş yerlerinde klima kullanımı zirveye ulaştı. Ancak serinlemek için açtığımız klimalar, doğru kullanılmadığında komaya kadar götürebilen ölümcül Lejyoner hastalığına davetiye çıkarıyor. Vatandaşlar arama motorlarında hızla "klima çarpması belirtileri nelerdir", "klima hastalığı nedir", "Lejyoner hastalığı ölümcül mü" ve "klima zatürresi nasıl geçer" gibi sorguları sıkça araştırmaya başladı. İşte konuya dair tüm merak edilen o soruların yanıtları...</p>

<p>Bunaltıcı yaz sıcaklarından korunmak için başvurduğumuz klimalar, bakımları düzenli yapılmadığında sağlığımızı gizliden gizliye tehdit ediyor. Özellikle son günlerde acil servislere başvuran hasta sayısındaki olağandışı artış, uzmanların gözünü yeniden havalandırma sistemlerine çevirdi. Tıp dünyasında "Lejyoner Hastalığı" olarak bilinen ve halk arasında klima hastalığı şeklinde adlandırılan bu rahatsızlık, basit bir gribal enfeksiyon gibi başlayıp hayati risk taşıyan ağır bir zatürreye dönüşebiliyor. Peki, geçmeyen halsizlik ve şiddetli kas ağrılarıyla kendini gösteren bu sinsi tehlike tam olarak ne? Serinlerken sağlığımızdan olmamak için hangi önlemleri almalıyız?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KLİMA HASTALIĞI (LEJYONER HASTALIĞI) NEDİR?</h2>

<p>Uzman Doktor Özkan Akyol, tıp literatüründe 'legionella pneumophila' adı verilen bakterinin neden olduğu hastalığın detaylarını paylaştı. Tarihte ilk kez 1976 yılında ABD'nin Pensilvanya eyaletinde bir toplantıya katılan grupta tespit edilen bu rahatsızlık, klimaların filtre sistemlerinde gizleniyor. Bakteri, filtrelerde uygun ısı ve nemi bulduğu an hızla çoğalıyor ve ortam havasına karışarak solunum yoluyla insan vücuduna giriyor.</p>

<h2>KLİMA HASTALIĞI İNSANDAN İNSANA BULAŞIR MI?</h2>

<p>Vatandaşların en çok merak ettiği konuların başında hastalığın bulaşıcı olup olmadığı geliyor. Dr. Akyol'un verdiği bilgilere göre, klima hastalığı insandan insana kesinlikle bulaşmıyor. Salgınlar genellikle büyük oteller, hastaneler ve devasa havalandırma sistemlerine sahip plazalarda ortaya çıkıyor. Bakteri doğrudan havalandırma cihazlarından, solunum aletlerinden veya hastanelerdeki solunum yolu işlemlerinden akciğerlere sızıyor. Bu sebeple klimalı büyük işletmelerde çalışanlar ve sağlık personeli birincil risk grubunda yer alıyor.</p>

<p><img alt="Grip Klima 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/grip-klima-1.jpg" width="1280" /></p>

<h2>LEJYONER HASTALIĞI BELİRTİLERİ NELER, KİMLER RİSK ALTINDA?</h2>

<p>Hastalık herkesi aynı şiddette etkilemiyor. Özellikle sigara tiryakileri, şeker hastaları, alkol bağımlıları, kemoterapi tedavisi görenler ile kronik böbrek ve akciğer rahatsızlığı olan bireyler bu bakteriye çok daha çabuk yenik düşüyor. Belirtiler ise klasik zatürreden oldukça farklı seyrediyor. Şiddetli kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, geçmeyen halsizlik, huzursuzluk ve yüksek ateş en belirgin işaretler arasında öne çıkıyor. Başlangıçta ortaya çıkan kuru öksürüğe; bulantı, kusma ve ishal gibi sindirim sistemi şikayetleri de eşlik edebiliyor. Tedavi gecikirse odaklanma bozukluğu, aşırı ajitasyon ve hatta hastayı komaya sürükleyen ağır tablolar ortaya çıkıyor.</p>

<h2>KLİMA ZATÜRRESİ NASIL GEÇER, TEDAVİSİ VAR MI?</h2>

<p>Bu sinsi hastalıkta erken teşhis hayat kurtarıyor. Uzmanlar, kavurucu sıcakların yaşandığı şu günlerde ortaya çıkan ağır gribal enfeksiyon belirtilerinin asla hafife alınmaması gerektiğini vurguluyor. Basit bir yaz nezlesi sandığınız durum, aslında klimaya bağlı tehlikeli bir zatürre çıkabiliyor. Doğru teşhisin ardından uzman hekim kontrolünde, uygun doz ve sürede uygulanan antibiyotik tedavisi ile hastalar sağlığına kavuşuyor.</p>

<h2>ARAÇ KLİMASI KULLANIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</h2>

<p>Sadece kapalı mekan klimaları değil, araç içi klimaları da yanlış kullanımda büyük riskler barındırıyor. Bakımı ihmal edilen ve iyi temizlenmeyen klimalarda üreyen küf mantarları, alerjik rinit ve astım krizlerini tetikliyor. Ayrıca araç içindeki soğuk havanın doğrudan yüze ve göğüs bölgesine vurması sinüzit, kulak iltihabı ve yüz felci gibi geri dönüşü zor rahatsızlıklara neden oluyor. Uzmanlar, araçta klima açarken havayı bedene değil, mutlaka ön cama doğru yönlendirmeniz konusunda kesin uyarılarda bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/arac-ve-ev-klimalarindaki-buyuk-hata-yuz-felcine-neden-olan-klima-hastaligi-nedir</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/klima-acan-kadin-grip.jpg" type="image/jpeg" length="98393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pazar Tezgahlarının Gizli Hazinesi Alıç: Alıcın Cilde ve Sindirime Faydaları Neler?]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/pazar-tezgahlarinin-gizli-hazinesi-alic-alicin-cilde-ve-sindirime-faydalari-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/pazar-tezgahlarinin-gizli-hazinesi-alic-alicin-cilde-ve-sindirime-faydalari-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğal yollarla şifa arayanların son günlerdeki bir numaralı tercihi haline gelen alıç meyvesi, sayısız faydasıyla internette en çok araştırılan konular arasına girdi. Pazarlarda sıkça gördüğümüz ancak çoğumuzun değerini bilmeden es geçtiği "alıcın faydaları nelerdir, alıç neye iyi gelir ve alıç çayı ne işe yarar" gibi sorgular arama motorlarında zirveye yerleşti. İşte konuyla ilgili tüm merak edilenlerin ayrıntıları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yoğun iş hayatı, bitmek bilmeyen stres ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları yüzünden pek çok kişi artık çareyi doğanın sunduğu mucizelerde arıyor. Tam da bu noktada, yol kenarlarında, aktarlarda veya pazar tezgahlarında kırmızı ve sarı renkleriyle bize göz kırpan o küçük meyve devreye giriyor. Geleneksel tıpta yüzlerce yıldır kullanılan ve günümüzde bilim insanlarının da sıkça araştırdığı alıç, adeta bir "süper gıda" olarak yeniden keşfediliyor. Dağlarda dikenli çalılarda kendi kendine yetişen bu mütevazı bitkinin içinde yatan gücü duyduğunuzda çok şaşıracaksınız. Peki, kalp sağlığından cilt güzelliğine kadar vücuda sayısız katkı sunan alıç tam olarak nedir ve düzenli tüketildiğinde vücudumuza ne gibi faydalar sağlar?</p>

<h2>ALIÇ FAYDALARI NELERDİR, HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİR?</h2>

<p>Anadolu'nun dağlık bölgelerinde kendiliğinden yetişen alıç, kırmızı, sarı ve turuncu tonlarıyla aslında tam bir şifa deposu. Özellikle kalp ve damar sağlığı üzerindeki olumlu etkileriyle biliniyor. İçinde barındırdığı yüksek orandaki flavonoidler ve antioksidanlar sayesinde kan dolaşımını destekliyor, damar sağlığını korumaya yardımcı oluyor. Uzmanlar, bu meyvenin dolaşım sistemi için eşsiz bir dost olduğu konusunda hemfikir. Kalp hastalıklarına karşı doğal bir kalkan oluşturmak isteyenler, son dönemde alıç tüketimine büyük ilgi gösteriyor.</p>

<h2>STRES VE YORGUNLUĞA KARŞI ALIÇ ÇAYI NASIL KULLANILIR?</h2>

<p>Sadece fiziksel hastalıklar değil, ruhsal rahatlama için de alıç birebir. Özellikle akşam saatlerinde demlenen bir fincan alıç çayı, gün boyu biriken stresi ve yorgunluğu atmak için harika bir doğal seçenek sunuyor. Tüketen pek çok kişi, bu bitkinin sinirleri yatıştırdığını ve kendilerini çok daha huzurlu hissetmelerini sağladığını belirtiyor. Uyku kalitesini artırmak, günün yorgunluğunu geride bırakmak ve zihni sakinleştirmek isteyenler için alıç çayı, arama trendlerinde ilk sıralarda yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Alıç 2" class="detail-photo img-fluid" height="326" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/alic-2.jpg" width="578" /></p>

<h2>SİNDİRİM SİSTEMİ VE CİLT SAĞLIĞINA ETKİLERİ NELER?</h2>

<p>Alıcın marifetleri sadece kalp ve sinir sistemiyle sınırlı kalmıyor. Zengin lif kaynağı olması sebebiyle sindirim sistemini adeta bir saat gibi çalıştırıyor. Dengeli beslenme programı uygulayanlar veya formunu korumak isteyenler için uzun süreli tokluk hissi yaratıyor ve bağırsak düzenini sağlıyor. Diğer yandan, vücuda giren serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarı en aza indiriyor. Bu güçlü antioksidan etki, cildin zamanla çok daha parlak, canlı ve sağlıklı bir görünüme kavuşmasına zemin hazırlıyor.</p>

<h2>ALIÇ NASIL TÜKETİLİR, GÜNLÜK BESLENMEYE NASIL EKLENİR?</h2>

<p>"Peki bu şifalı meyveyi hayatımıza nasıl dahil edeceğiz?" sorusu en çok araştırılan konuların başında geliyor. Alıcı taze bir meyve olarak atıştırmalık şeklinde doğrudan tüketebileceğiniz gibi, kurutulmuş formunu sıcak suyla demleyerek şifalı bir bitki çayı da hazırlayabilirsiniz. Ayrıca son yılların en popüler ürünlerinden biri olan alıç sirkesi, salatalara ve çeşitli yemek tariflerine kattığı eşsiz aromayla mutfakların vazgeçilmezi olma yolunda ilerliyor. Doğanın bizlere sunduğu bu küçük ama etkisi büyük meyve, sağlıklı yaşam tutkunlarının sofralarından eksik etmeyeceği bir hazine olarak öne çıkıyor</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/pazar-tezgahlarinin-gizli-hazinesi-alic-alicin-cilde-ve-sindirime-faydalari-neler</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/alic-1.jpg" type="image/jpeg" length="89526"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın Bu Beslenme Hataları Sağlığı Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/yazin-bu-beslenme-hatalari-sagligi-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/yazin-bu-beslenme-hatalari-sagligi-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Çisem Gündüz, yaz aylarında su yerine çay-kahve tüketimi, ağır yemekler ve kontrolsüz meyve tüketimi konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte su tüketimi, hafif beslenme ve güvenli gıda seçimi daha da önemli hale geliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, su yerine çay ve kahve tüketmenin yanlış bir alışkanlık olduğunu belirterek, ağır yemekler, kontrolsüz meyve tüketimi ve yanlış içecek seçimlerinin hem kilo kontrolünü zorlaştırabileceğini hem de sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p>

<h2>Su Yerine Çay ve Kahve İçmek Neden Riskli?</h2>

<p>Havaların ısınmasıyla birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artarken, yaz aylarında yapılan bazı beslenme hataları sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, yaz döneminde yeterli su tüketilmemesi, ağır yemeklerin tercih edilmesi ve yanlış içecek seçimlerinin vücudu olumsuz etkileyebileceğini belirtti.</p>

<p>Gündüz, özellikle su yerine çay ve kahve tüketerek sıvı ihtiyacının karşılandığını düşünmenin yanlış bir alışkanlık olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, “Yeterli su tüketilmemesi, ağır yemeklerin tercih edilmesi, kontrolsüz meyve tüketimi ve yanlış içecek seçimleri hem kilo kontrolünü zorlaştırır hem de çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir” dedi.</p>

<h2>Çay ve Kahve Suyun Yerini Tutmuyor</h2>

<p>Yaz aylarında terlemeyle birlikte vücudun daha fazla sıvı ve elektrolit kaybettiğini ifade eden Gündüz, artan sıcakların su ihtiyacını yükselttiğini söyledi.</p>

<p>Gündüz, “Artan sıcakların etkisiyle vücudun su ihtiyacı yükseliyor. Kaybedilen sıvının yerine konulması için düzenli su tüketimi büyük önem taşıyor. Bireylerin yaptığı en büyük hatalardan biri ise su yerine çay ve kahve tüketmek. Çay ve kahve suyun yerini tutmaz. Aksine vücudun sıvı ihtiyacını daha da artırabilir” diye konuştu.</p>

<p>Uzmanlara göre sıcak havalarda su tüketiminin ihmal edilmesi halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon kaybı ve sindirim problemleri gibi şikayetleri artırabiliyor. Bu nedenle yaz aylarında susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içilmesi öneriliyor.</p>

<h2>Ağır Yemekler Sindirim Sistemini Yorabilir</h2>

<p>Yaz aylarında beslenme alışkanlıklarının mevsime uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini belirten Çisem Gündüz, kızartma ve kavurma gibi ağır yemekler yerine daha hafif alternatiflerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Gündüz, “Kızartma ve kavurma gibi ağır yemekler yerine zeytinyağlı sebze yemekleri, soğuk çorbalar ve tahıllı salatalar tercih edilmeli. Sıcak havalarda tüketilen ağır yemekler sindirim sistemi üzerinde yük oluştururken, bazı kardiyovasküler sorunların da tetiklenmesine neden olabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yaz sofralarında zeytinyağlı sebzeler, yoğurtlu alternatifler, soğuk çorbalar, tahıllı salatalar ve hafif protein kaynakları hem sindirim sistemini rahatlatıyor hem de kilo kontrolüne destek oluyor.</p>

<h2>Yaz Meyvelerinde Porsiyon Kontrolü Şart</h2>

<p>Yaz meyveleri vitamin ve mineral açısından değerli olsa da kontrolsüz tüketildiğinde kan şekeri dengesini olumsuz etkileyebiliyor. Diyetisyen Çisem Gündüz, özellikle incir, üzüm, kavun ve karpuz gibi meyvelerde porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Gündüz, “İncir, üzüm, kavun ve karpuz yaz aylarının vazgeçilmez meyveleri arasında yer alıyor. Ancak bu meyvelerin glisemik indeksleri yüksektir. Özellikle diyabet hastalarının tüketim miktarlarına dikkat etmesi gerekir. Sağlıklı bireylerde günlük meyve tüketimi kadınlarda ortalama iki, erkeklerde ise üç porsiyonu geçmemelidir” dedi.</p>

<p>Uzmanlar, meyvelerin tek başına ve büyük porsiyonlarla tüketilmesi yerine, dengeli öğünlerin parçası olarak ölçülü şekilde tercih edilmesini öneriyor.</p>

<h2>Besin Zehirlenmeleri Yazın Daha Sık Görülüyor</h2>

<p>Yüksek sıcaklıklar, gıda güvenliği açısından da önemli riskler oluşturuyor. Sıcak havalarda açıkta bekletilen yiyecekler, özellikle çabuk bozulan hayvansal gıdalar nedeniyle besin zehirlenmelerine yol açabiliyor.</p>

<p>Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, yaz aylarında besin zehirlenmelerine karşı şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>“Et, tavuk, balık, yumurta ve süt gibi çabuk bozulan besinlerin açıkta bekletilmesi ciddi besin zehirlenmelerine yol açabilir. Yaz aylarında özellikle dışarıda tüketilen yiyeceklerde saklama şartlarına dikkat edilmeli. Sıcak havalarda serinlemek amacıyla asitli ve şekerli içeceklere yönelmekte sakıncalı. Bu tür içecekler hem gereksiz kalori alımına neden oluyor hem de sindirim sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Bunun yerine soğutulmuş bitki çayları, maden suyu ve su bazlı içecekler tercih edilebilir. Böylece hem sıvı hem de elektrolit dengesi daha sağlıklı şekilde korunabilir.”</p>

<p><img alt="A W719372 01" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/6-6/a-w719372-01.jpg" width="661" /></p>

<h2>Şekerli ve Asitli İçecekler Yerine Ne Tüketilmeli?</h2>

<p>Sıcak havalarda serinlemek için tercih edilen asitli ve şekerli içecekler, kısa süreli ferahlık sağlasa da vücuda gereksiz kalori yükleyebiliyor. Ayrıca bu tür içecekler, sindirim sistemini olumsuz etkileyerek şişkinlik ve rahatsızlık hissini artırabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çisem Gündüz, yaz aylarında suyun yanı sıra soğutulmuş bitki çayları, maden suyu ve su bazlı içeceklerin tercih edilebileceğini belirtti. Bu seçenekler, hem sıvı alımını destekliyor hem de elektrolit dengesinin korunmasına yardımcı oluyor.</p>

<h2>Yazın Sağlıklı Kalmak İçin Nelere Dikkat Edilmeli?</h2>

<p>Gündüz’e göre yaz aylarında sağlıklı kalmanın temelinde dört önemli nokta yer alıyor: yeterli su tüketimi, hafif beslenme, porsiyon kontrolü ve güvenli gıda tüketimi.</p>

<p>Sıcaklıkların arttığı dönemlerde yemek tercihlerini hafifletmek, açıkta bekleyen gıdalardan uzak durmak, su tüketimini ihmal etmemek ve meyvelerde porsiyon kontrolü yapmak, yaz aylarında hem kilo kontrolü hem de genel sağlık açısından büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/yazin-bu-beslenme-hatalari-sagligi-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/6-6/yazin-bu-beslenme-hatalari-sagligi-tehdit-ediyor.png" type="image/jpeg" length="92986"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ani Ateş ve Eklem Ağrısına Dikkat]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/ani-ates-ve-eklem-agrisina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/ani-ates-ve-eklem-agrisina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Bodrum Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Muharrem Güler, chikungunya virüsünün en belirgin belirtilerinin ani başlayan yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrıları olduğunu belirtti. Uzmanlar, enfekte sivrisineklerle bulaşan virüsün özellikle yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha ağır seyredebileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde yayılımı artan chikungunya virüsü, enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan viral hastalıklar arasında yer alıyor. Yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrılarıyla kendini gösteren hastalık, özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde daha sık görülüyor.</p>

<p>Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri nedeniyle virüsün daha geniş coğrafyalara yayılabildiği belirtilirken, uzmanlar aedes türü sivrisinekler aracılığıyla bulaşan chikungunya virüsüne karşı kişisel korunma önlemlerinin büyük önem taşıdığını vurguluyor.</p>

<h2>En Belirgin Belirti Yüksek Ateş ve Eklem Ağrısı</h2>

<p>Memorial Bodrum Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Muharrem Güler, chikungunya virüsünün kuluçka süresinin genellikle 3 ila 7 gün arasında değiştiğini belirtti. Güler, bazı vakalarda bu sürenin 12 güne kadar uzayabildiğini ifade etti.</p>

<p>Hastalığın en dikkat çeken bulguları arasında ani başlayan yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrıları yer alıyor. Özellikle el, ayak, bilek ve dizlerde görülen yoğun eklem ağrılarının bazı hastalarda haftalar, hatta aylar boyunca devam edebildiği belirtiliyor.</p>

<h2>Belirtiler Haftalarca Sürebiliyor</h2>

<p>Dr. Muharrem Güler, yüksek ateş ve eklem ağrılarının yanı sıra baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, mide bulantısı, kusma ve cilt döküntülerinin de chikungunya virüsünde sık görülen belirtiler arasında olduğunu söyledi.</p>

<p>Güler, hastalığın özellikle yaşlı bireyler, kronik hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha ağır seyredebildiğine dikkat çekti. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin belirtiler konusunda daha dikkatli olması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sivrisineklerden Korunmak Neden Bu Kadar Önemli?</h2>

<p>Virüsün doğrudan insandan insana bulaşmadığını belirten Güler, bulaşın temel kaynağının enfekte sivrisinekler olduğunu ifade etti. Bu nedenle sivrisineklerle mücadele ve kişisel korunma önlemleri hastalığın yayılmasını önlemede kritik rol oynuyor.</p>

<p>Durgun su birikintilerinin sivrisineklerin çoğalması için uygun ortam oluşturduğunu aktaran Dr. Güler, çevresel kontrolün büyük önem taşıdığını söyledi. Sivrisinek kovucuların kullanılması, uzun kollu kıyafetlerin tercih edilmesi ve riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli sağlık önlemlerinin alınması korunmada etkili yöntemler arasında gösteriliyor.</p>

<h2>Tedavi Nasıl Uygulanıyor?</h2>

<p>Chikungunya virüsüne karşı spesifik bir antiviral tedavi bulunmadığını belirten Güler, tedavinin daha çok semptomların hafifletilmesine yönelik uygulandığını ifade etti.</p>

<p>Ateş ve ağrı kontrolü, yeterli sıvı tüketimi ve dinlenmenin iyileşme sürecinde önemli rol oynadığını belirten Dr. Güler, Türkiye’de yaygın kullanıma sunulmuş bir chikungunya aşısı bulunmadığını, ancak yurt dışında FDA onaylı Ixchiq ve Vimkunya isimli aşıların kullanımda olduğunu aktardı.</p>

<h2>Seyahat Öncesi Sağlık Uzmanına Danışılmalı</h2>

<p>Dr. Muharrem Güler, özellikle riskli bölgelere seyahat edecek kişilerin sağlık uzmanlarına danışarak gerekli önlemleri almasının önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Uzmanlara göre, chikungunya virüsünden korunmada en etkili yöntemlerden biri sivrisinek temasını azaltmak. Bu nedenle hem bireysel korunma hem de çevresel temizlik, hastalığın yayılmasını önlemede önemli bir basamak olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/ani-ates-ve-eklem-agrisina-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/4-6/a-w717812-01.jpg" type="image/jpeg" length="31538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram Sofralarında Gizli Tehlike: Fazla Protein Vücudu Yorabiliyor]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gizli-tehlike-fazla-protein-vucudu-yorabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gizli-tehlike-fazla-protein-vucudu-yorabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar Kurban Bayramı’nda aşırı kırmızı et tüketimine karşı uyardı. Fazla protein, lif eksikliği ve sosyal yeme baskısı sindirim sorunlarını artırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, uzun süren sofralar ve düzensiz öğünler sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabiliyor. Uzmanlar, bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; kontrolsüz protein tüketimi, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısının da sağlık sorunlarını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken uzmanlar, dengeli tabak oluşturmanın önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Deniz Pirçek, bayram sofralarında kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketiminin artarken fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemini zorlayabileceğini belirtti. Liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini bozabileceğini ifade eden Pirçek, sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını da etkileyebildiğini söyledi.</p>

<h2>Lif Eksikliği Sindirim Sorunlarını Artırıyor</h2>

<p>Pirçek, fazla kırmızı et tüketiminin bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına yol açabileceğini belirterek, özellikle lif tüketiminin düşük olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunların daha sık görüldüğünü ifade etti.</p>

<p>Uzman isim, et tüketiminin mutlaka sebze, yeşillik ve tam tahıllarla dengelenmesi gerektiğini vurguladı. Roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirimi desteklediğini belirten Pirçek; brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de sofralarda daha fazla yer alması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini öneren Pirçek, mercimek, nohut ve barbunya gibi kuru baklagillerin de bağırsak sağlığı açısından önemli birer lif kaynağı olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><img alt="A W711311 01" class=" detail-photo img-fluid" height="667" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/22-05/a-w711311-01.jpg" width="1000" /></p>

<h2>Fazla Protein Sessiz Yük Oluşturabiliyor</h2>

<p>Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini ifade eden Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirtti.</p>

<p>“Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir” diyen Pirçek, fazla protein tüketiminin karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini belirten Pirçek, bayram sonrası yaşanan halsizlik ve ağırlık hissinin yalnızca tatlı tüketiminden değil, yoğun protein yükünden de kaynaklanabileceğini dile getirdi.</p>

<h2>“Bir Tabak Daha Ye” Baskısına Dikkat</h2>

<p>Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; paylaşım ve sosyal bağ anlamı da taşıdığını belirten Pirçek, sosyal yeme baskısının fark edilmeden aşırı tüketime neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>“Bir tabak daha al”, “Bayramda diyet mi olur?” gibi ifadelerin çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde baskı oluşturabildiğini ifade eden Pirçek, özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi yaratabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Bu durumun fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten uzman isim, bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusunun yeni bir kısır döngüye neden olabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Bayram Tabağında Denge Öne Çıkıyor</h2>

<p>Pirçek, ideal bir bayram tabağında yalnızca etin değil; sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının da bulunması gerektiğini vurguladı. Bol yeşillik, yeterli su tüketimi ve küçük porsiyonlarla ilerlemenin sindirim sistemini desteklediğini belirten Pirçek, bayram boyunca fiziksel aktivitenin tamamen bırakılmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Zeynep Nizamoğlu Özkaya</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gizli-tehlike-fazla-protein-vucudu-yorabiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/22-05/bayram-sofralarinda-gizli-tehlike-fazla-protein-vucudu-yorabiliyor.png" type="image/jpeg" length="14807"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram Sofralarında Gıda Zehirlenmesi Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, Kurban Bayramı’nda sıcak hava ve uygun saklanmayan yiyecekler nedeniyle gıda zehirlenmesi riskine karşı uyardı. İlk 6 saatin kritik olduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda artan et tüketimi, sıcak hava ve uygun koşullarda saklanmayan yiyecekler nedeniyle gıda zehirlenmesi vakalarında artış yaşanabileceği uyarısı yapıldı. Uzmanlar, özellikle uzun süre açıkta bekleyen et ve sütlü ürünlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Emel Sakınç Çağlar, bayram sofralarında uygun şartlarda muhafaza edilmeyen yiyeceklerin sağlık açısından ciddi risk oluşturduğunu belirterek, gıda zehirlenmelerinin çoğunlukla bakteri, virüs veya toksin içeren besinlerin tüketilmesi sonucu ortaya çıktığını söyledi.</p>

<h2>Açıkta Bekleyen Gıdalar Risk Taşıyor</h2>

<p>Uzman Dr. Çağlar, özellikle sıcak havalarda uygun koşullarda saklanmayan et ürünlerinin kısa sürede bakteri üretimine açık hale geldiğini ifade etti.</p>

<p>Açıkta bekleyen sütlü tatlılar, mayonez içeren yiyecekler, iyi yıkanmamış çiğ sebze ve salatalar ile uygun şartlarda saklanmayan tavuk ürünlerinin gıda zehirlenmesine neden olabileceğini belirten Çağlar, bayram ziyaretlerinde tüketilen yiyeceklerin tazeliğine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<h2>İlk 6 Saat Kritik Öneme Sahip</h2>

<p>Gıda zehirlenmelerinde en büyük riskin hızlı sıvı kaybı olduğuna dikkat çeken Çağlar, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, halsizlik, ateş ve baş dönmesinin en sık görülen belirtiler arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>İlk 6 saatin kritik olduğunu belirten Çağlar, kaybedilen sıvının yerine konması için bol su tüketilmesi gerektiğini söyledi. Ayran ve maden suyu gibi elektrolit içeren içeceklerin tercih edilmesini öneren uzman isim, ağır ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini kaydetti.</p>

<p><img alt="A W711434 01" class="detail-photo img-fluid" height="634" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/23-05/a-w711434-01.jpg" width="998" /></p>

<h2>Hangi Durumlarda Hastaneye Gidilmeli?</h2>

<p>Pirinç lapası, haşlanmış patates, muz ve yoğurt gibi hafif gıdaların tercih edilmesini öneren Çağlar, bazı belirtilerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>38.5 derecenin üzerinde ateş, kanlı ishal, geçmeyen kusma, ağız kuruluğu, idrar miktarında azalma, şiddetli karın ağrısı ve bilinç bulanıklığı gibi durumların ciddi tabloya işaret edebileceğini belirtti.</p>

<h2>Çocuklarda Risk Daha Büyük</h2>

<p>Çocuklarda sıvı kaybının çok daha hızlı ilerlediğine dikkat çeken Çağlar, ağız kuruluğu, gözlerde çökme, sürekli uyku hali, ağlarken gözyaşı olmaması ve bebeklerde bezin uzun süre kuru kalmasının ciddi sıvı kaybı belirtileri olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Özellikle küçük çocuklarda kusma ve ishalin birlikte görülmesi durumunda zaman kaybetmeden hastaneye başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/23-05/kurban-eti.png" type="image/jpeg" length="59560"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar açıkladı: Yumurtanın beyazı mı yoksa sarısı mı faydalı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmanlar-acikladi-yumurtanin-beyazi-mi-yoksa-sarisi-mi-faydali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmanlar-acikladi-yumurtanin-beyazi-mi-yoksa-sarisi-mi-faydali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi için yıllardır süren bir ezber bozuldu. Sadece akını yemek aslında vücudu asıl besinden mahrum bırakıyor. Diyetisyen Gamze Ustabaş, çöpe atılan o sarı kısmın gizli bir şifa deposu olduğunu vurguladı. İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar yıllarca kolesterol korkusuyla sarı kısımdan uzak durdu. Akını yiyip sarısını atmak bir dönem adeta değişmez bir sağlık kuralıydı. Ancak Kanal D Ana Haber bültenine değerlendirmelerde bulunan Diyetisyen Gamze Ustabaş, bu hatalı yaklaşımın besin değerlerini yok ettiğinin altını çizdi.</p>

<p>Ustabaş, değişen bilimsel verileri "Yumurtanın en değerli kısmı sadece akı değil, sarısıyla birlikte tamamıdır. Yumurta sarısındaki kolesterol nedeniyle korkuluyordu. Güncel araştırmalar yumurtanın sanıldığı gibi kan kolesterolünün tek başına kötüleştirmediğini ortaya çıkardı." ifadeleriyle kamuoyuna duyurdu.</p>

<p><img alt="Yumurta 4" class="detail-photo img-fluid" height="427" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/yumurta-4.jpg" width="640" /></p>

<h2>HDL Seviyesini Artıran Formül</h2>

<p>Beyaz kısmı ayırıp tek başına tüketmek, ürünün asıl gücünü israf etmekle eşdeğer tutuluyor. Uzmanlar gıdanın bütün halinde yenmesini şart koşuyor. Düzenli tüketim sağlandığında HDL adı verilen iyi kolesterol dengesi hızla yükselişe geçiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İçeriğindeki bileşenler vücut savunması için çok kritik. Gıda, özellikle göz, beyin ve bağışıklık sistemi için hayati yapı taşları barındırıyor.</p>

<p>Pişirme yöntemi ve ürün seçimi de en az yeme şekli kadar önemli. Tüketiciler doğal beslenen tavukların yumurtalarına yönelmeli. Tavada aşırı yakmak besini öldürüyor. Hafif pişmiş form, insan bedeni için her zaman en yüksek faydayı sağlayacak.</p>

<div id="F648102C_2771_AB7D_C22C_A4847D7BD3FE"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmanlar-acikladi-yumurtanin-beyazi-mi-yoksa-sarisi-mi-faydali</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 21:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/yumurta-1.jpg" type="image/jpeg" length="86366"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
