<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>| Hamle Gazetesi - Muğla Haber</title>
    <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr</link>
    <description>Muğla’nın dijital hafızası Hamle ile şehrin nabzını tutun. En hızlı Muğla son dakika haberleri, anlık hava durumu ve güncel namaz vakitleri... Aradığınız tüm Muğla Son Dakika haberleri, en doğru adreste.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 Hamle Gazetesi - Muğla Haber ve Son Dakika Gelişmeleri. Tüm Hakları Saklıdır. Muğla'nın Haber Merkezi.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 05 Jun 2026 20:24:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ani Ateş ve Eklem Ağrısına Dikkat]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/ani-ates-ve-eklem-agrisina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/ani-ates-ve-eklem-agrisina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Bodrum Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Muharrem Güler, chikungunya virüsünün en belirgin belirtilerinin ani başlayan yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrıları olduğunu belirtti. Uzmanlar, enfekte sivrisineklerle bulaşan virüsün özellikle yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha ağır seyredebileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde yayılımı artan chikungunya virüsü, enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan viral hastalıklar arasında yer alıyor. Yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrılarıyla kendini gösteren hastalık, özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde daha sık görülüyor.</p>

<p>Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri nedeniyle virüsün daha geniş coğrafyalara yayılabildiği belirtilirken, uzmanlar aedes türü sivrisinekler aracılığıyla bulaşan chikungunya virüsüne karşı kişisel korunma önlemlerinin büyük önem taşıdığını vurguluyor.</p>

<h2><strong>En Belirgin Belirti Yüksek Ateş ve Eklem Ağrısı</strong></h2>

<p>Memorial Bodrum Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Muharrem Güler, chikungunya virüsünün kuluçka süresinin genellikle 3 ila 7 gün arasında değiştiğini belirtti. Güler, bazı vakalarda bu sürenin 12 güne kadar uzayabildiğini ifade etti.</p>

<p>Hastalığın en dikkat çeken bulguları arasında ani başlayan yüksek ateş ve şiddetli eklem ağrıları yer alıyor. Özellikle el, ayak, bilek ve dizlerde görülen yoğun eklem ağrılarının bazı hastalarda haftalar, hatta aylar boyunca devam edebildiği belirtiliyor.</p>

<h2><strong>Belirtiler Haftalarca Sürebiliyor</strong></h2>

<p>Dr. Muharrem Güler, yüksek ateş ve eklem ağrılarının yanı sıra baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, mide bulantısı, kusma ve cilt döküntülerinin de chikungunya virüsünde sık görülen belirtiler arasında olduğunu söyledi.</p>

<p>Güler, hastalığın özellikle yaşlı bireyler, kronik hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha ağır seyredebildiğine dikkat çekti. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin belirtiler konusunda daha dikkatli olması gerektiği vurgulandı.</p>

<h2><strong>Sivrisineklerden Korunmak Neden Bu Kadar Önemli?</strong></h2>

<p>Virüsün doğrudan insandan insana bulaşmadığını belirten Güler, bulaşın temel kaynağının enfekte sivrisinekler olduğunu ifade etti. Bu nedenle sivrisineklerle mücadele ve kişisel korunma önlemleri hastalığın yayılmasını önlemede kritik rol oynuyor.</p>

<p>Durgun su birikintilerinin sivrisineklerin çoğalması için uygun ortam oluşturduğunu aktaran Dr. Güler, çevresel kontrolün büyük önem taşıdığını söyledi. Sivrisinek kovucuların kullanılması, uzun kollu kıyafetlerin tercih edilmesi ve riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli sağlık önlemlerinin alınması korunmada etkili yöntemler arasında gösteriliyor.</p>

<h2><strong>Tedavi Nasıl Uygulanıyor?</strong></h2>

<p>Chikungunya virüsüne karşı spesifik bir antiviral tedavi bulunmadığını belirten Güler, tedavinin daha çok semptomların hafifletilmesine yönelik uygulandığını ifade etti.</p>

<p>Ateş ve ağrı kontrolü, yeterli sıvı tüketimi ve dinlenmenin iyileşme sürecinde önemli rol oynadığını belirten Dr. Güler, Türkiye’de yaygın kullanıma sunulmuş bir chikungunya aşısı bulunmadığını, ancak yurt dışında FDA onaylı Ixchiq ve Vimkunya isimli aşıların kullanımda olduğunu aktardı.</p>

<h2><strong>Seyahat Öncesi Sağlık Uzmanına Danışılmalı</strong></h2>

<p>Dr. Muharrem Güler, özellikle riskli bölgelere seyahat edecek kişilerin sağlık uzmanlarına danışarak gerekli önlemleri almasının önem taşıdığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre, chikungunya virüsünden korunmada en etkili yöntemlerden biri sivrisinek temasını azaltmak. Bu nedenle hem bireysel korunma hem de çevresel temizlik, hastalığın yayılmasını önlemede önemli bir basamak olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/ani-ates-ve-eklem-agrisina-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/06/my/4-6/a-w717812-01.jpg" type="image/jpeg" length="60546"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram Sofralarında Gizli Tehlike: Fazla Protein Vücudu Yorabiliyor]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gizli-tehlike-fazla-protein-vucudu-yorabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gizli-tehlike-fazla-protein-vucudu-yorabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar Kurban Bayramı’nda aşırı kırmızı et tüketimine karşı uyardı. Fazla protein, lif eksikliği ve sosyal yeme baskısı sindirim sorunlarını artırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, uzun süren sofralar ve düzensiz öğünler sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabiliyor. Uzmanlar, bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; kontrolsüz protein tüketimi, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısının da sağlık sorunlarını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken uzmanlar, dengeli tabak oluşturmanın önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Deniz Pirçek, bayram sofralarında kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketiminin artarken fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemini zorlayabileceğini belirtti. Liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini bozabileceğini ifade eden Pirçek, sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını da etkileyebildiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Lif Eksikliği Sindirim Sorunlarını Artırıyor</strong></h2>

<p>Pirçek, fazla kırmızı et tüketiminin bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına yol açabileceğini belirterek, özellikle lif tüketiminin düşük olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunların daha sık görüldüğünü ifade etti.</p>

<p>Uzman isim, et tüketiminin mutlaka sebze, yeşillik ve tam tahıllarla dengelenmesi gerektiğini vurguladı. Roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirimi desteklediğini belirten Pirçek; brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de sofralarda daha fazla yer alması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini öneren Pirçek, mercimek, nohut ve barbunya gibi kuru baklagillerin de bağırsak sağlığı açısından önemli birer lif kaynağı olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><img alt="A W711311 01" class=" detail-photo img-fluid" height="667" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/22-05/a-w711311-01.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Fazla Protein Sessiz Yük Oluşturabiliyor</strong></h2>

<p>Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini ifade eden Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir” diyen Pirçek, fazla protein tüketiminin karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabileceğini söyledi.</p>

<p>Ayrıca aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini belirten Pirçek, bayram sonrası yaşanan halsizlik ve ağırlık hissinin yalnızca tatlı tüketiminden değil, yoğun protein yükünden de kaynaklanabileceğini dile getirdi.</p>

<h2><strong>“Bir Tabak Daha Ye” Baskısına Dikkat</strong></h2>

<p>Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; paylaşım ve sosyal bağ anlamı da taşıdığını belirten Pirçek, sosyal yeme baskısının fark edilmeden aşırı tüketime neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>“Bir tabak daha al”, “Bayramda diyet mi olur?” gibi ifadelerin çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde baskı oluşturabildiğini ifade eden Pirçek, özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi yaratabildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Bu durumun fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten uzman isim, bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusunun yeni bir kısır döngüye neden olabileceğini söyledi.</p>

<h2><strong>Bayram Tabağında Denge Öne Çıkıyor</strong></h2>

<p>Pirçek, ideal bir bayram tabağında yalnızca etin değil; sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının da bulunması gerektiğini vurguladı. Bol yeşillik, yeterli su tüketimi ve küçük porsiyonlarla ilerlemenin sindirim sistemini desteklediğini belirten Pirçek, bayram boyunca fiziksel aktivitenin tamamen bırakılmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Zeynep Nizamoğlu Özkaya</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gizli-tehlike-fazla-protein-vucudu-yorabiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/22-05/bayram-sofralarinda-gizli-tehlike-fazla-protein-vucudu-yorabiliyor.png" type="image/jpeg" length="19508"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram Sofralarında Gıda Zehirlenmesi Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, Kurban Bayramı’nda sıcak hava ve uygun saklanmayan yiyecekler nedeniyle gıda zehirlenmesi riskine karşı uyardı. İlk 6 saatin kritik olduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda artan et tüketimi, sıcak hava ve uygun koşullarda saklanmayan yiyecekler nedeniyle gıda zehirlenmesi vakalarında artış yaşanabileceği uyarısı yapıldı. Uzmanlar, özellikle uzun süre açıkta bekleyen et ve sütlü ürünlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Emel Sakınç Çağlar, bayram sofralarında uygun şartlarda muhafaza edilmeyen yiyeceklerin sağlık açısından ciddi risk oluşturduğunu belirterek, gıda zehirlenmelerinin çoğunlukla bakteri, virüs veya toksin içeren besinlerin tüketilmesi sonucu ortaya çıktığını söyledi.</p>

<h2><strong>Açıkta Bekleyen Gıdalar Risk Taşıyor</strong></h2>

<p>Uzman Dr. Çağlar, özellikle sıcak havalarda uygun koşullarda saklanmayan et ürünlerinin kısa sürede bakteri üretimine açık hale geldiğini ifade etti.</p>

<p>Açıkta bekleyen sütlü tatlılar, mayonez içeren yiyecekler, iyi yıkanmamış çiğ sebze ve salatalar ile uygun şartlarda saklanmayan tavuk ürünlerinin gıda zehirlenmesine neden olabileceğini belirten Çağlar, bayram ziyaretlerinde tüketilen yiyeceklerin tazeliğine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<h2><strong>İlk 6 Saat Kritik Öneme Sahip</strong></h2>

<p>Gıda zehirlenmelerinde en büyük riskin hızlı sıvı kaybı olduğuna dikkat çeken Çağlar, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, halsizlik, ateş ve baş dönmesinin en sık görülen belirtiler arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>İlk 6 saatin kritik olduğunu belirten Çağlar, kaybedilen sıvının yerine konması için bol su tüketilmesi gerektiğini söyledi. Ayran ve maden suyu gibi elektrolit içeren içeceklerin tercih edilmesini öneren uzman isim, ağır ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini kaydetti.</p>

<p><img alt="A W711434 01" class="detail-photo img-fluid" height="634" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/23-05/a-w711434-01.jpg" width="998" /></p>

<h2><strong>Hangi Durumlarda Hastaneye Gidilmeli?</strong></h2>

<p>Pirinç lapası, haşlanmış patates, muz ve yoğurt gibi hafif gıdaların tercih edilmesini öneren Çağlar, bazı belirtilerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>38.5 derecenin üzerinde ateş, kanlı ishal, geçmeyen kusma, ağız kuruluğu, idrar miktarında azalma, şiddetli karın ağrısı ve bilinç bulanıklığı gibi durumların ciddi tabloya işaret edebileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>Çocuklarda Risk Daha Büyük</strong></h2>

<p>Çocuklarda sıvı kaybının çok daha hızlı ilerlediğine dikkat çeken Çağlar, ağız kuruluğu, gözlerde çökme, sürekli uyku hali, ağlarken gözyaşı olmaması ve bebeklerde bezin uzun süre kuru kalmasının ciddi sıvı kaybı belirtileri olabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle küçük çocuklarda kusma ve ishalin birlikte görülmesi durumunda zaman kaybetmeden hastaneye başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayram-sofralarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/23-05/kurban-eti.png" type="image/jpeg" length="49740"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar açıkladı: Yumurtanın beyazı mı yoksa sarısı mı faydalı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmanlar-acikladi-yumurtanin-beyazi-mi-yoksa-sarisi-mi-faydali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmanlar-acikladi-yumurtanin-beyazi-mi-yoksa-sarisi-mi-faydali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi için yıllardır süren bir ezber bozuldu. Sadece akını yemek aslında vücudu asıl besinden mahrum bırakıyor. Diyetisyen Gamze Ustabaş, çöpe atılan o sarı kısmın gizli bir şifa deposu olduğunu vurguladı. İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar yıllarca kolesterol korkusuyla sarı kısımdan uzak durdu. Akını yiyip sarısını atmak bir dönem adeta değişmez bir sağlık kuralıydı. Ancak Kanal D Ana Haber bültenine değerlendirmelerde bulunan Diyetisyen Gamze Ustabaş, bu hatalı yaklaşımın besin değerlerini yok ettiğinin altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ustabaş, değişen bilimsel verileri "Yumurtanın en değerli kısmı sadece akı değil, sarısıyla birlikte tamamıdır. Yumurta sarısındaki kolesterol nedeniyle korkuluyordu. Güncel araştırmalar yumurtanın sanıldığı gibi kan kolesterolünün tek başına kötüleştirmediğini ortaya çıkardı." ifadeleriyle kamuoyuna duyurdu.</p>

<p><img alt="Yumurta 4" class="detail-photo img-fluid" height="427" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/yumurta-4.jpg" width="640" /></p>

<h2><strong>HDL Seviyesini Artıran Formül</strong></h2>

<p>Beyaz kısmı ayırıp tek başına tüketmek, ürünün asıl gücünü israf etmekle eşdeğer tutuluyor. Uzmanlar gıdanın bütün halinde yenmesini şart koşuyor. Düzenli tüketim sağlandığında HDL adı verilen iyi kolesterol dengesi hızla yükselişe geçiyor.</p>

<p>İçeriğindeki bileşenler vücut savunması için çok kritik. Gıda, özellikle göz, beyin ve bağışıklık sistemi için hayati yapı taşları barındırıyor.</p>

<p>Pişirme yöntemi ve ürün seçimi de en az yeme şekli kadar önemli. Tüketiciler doğal beslenen tavukların yumurtalarına yönelmeli. Tavada aşırı yakmak besini öldürüyor. Hafif pişmiş form, insan bedeni için her zaman en yüksek faydayı sağlayacak.</p>

<div id="F648102C_2771_AB7D_C22C_A4847D7BD3FE"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmanlar-acikladi-yumurtanin-beyazi-mi-yoksa-sarisi-mi-faydali</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 21:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/yumurta-1.jpg" type="image/jpeg" length="25015"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Sessiz katil” uyarısı: Tansiyonunuzu düzenli ölçtürün]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/sessiz-katil-uyarisi-tansiyonunuzu-duzenli-olcturun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/sessiz-katil-uyarisi-tansiyonunuzu-duzenli-olcturun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Endokrinoloji Uzmanı Dr. Esma Pehlivan Köroğlu, Dünya Hipertansiyon Günü’nde yüksek tansiyonun sessiz ilerlediğini belirterek düzenli kontrol çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Esma Pehlivan Köroğlu, hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çekerek vatandaşlara düzenli tansiyon kontrolü çağrısında bulundu. “Sessiz katil” olarak bilinen hastalığın kontrol altına alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Köroğlu, erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi.</section>

<section dir="auto">
<p>Merkezefendi Devlet Hastanesi bünyesinde görev yapan Dr. Köroğlu, yüksek tansiyonun kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve damar hastalıkları gibi ağır sonuçlara neden olabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Hangi tansiyon değerleri riskli?</strong></h2>

<p>Türk Hipertansiyon Uzlaşı Raporu 2025 verilerine değinen Köroğlu, güncel kan basıncı değerleri hakkında bilgi verdi. Buna göre 120/80 mmHg altındaki değerlerin normal kabul edildiğini belirten Köroğlu, büyük tansiyonun 120-139 mmHg veya küçük tansiyonun 80-89 mmHg arasında olmasının “artmış kan basıncı” olarak değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p>140/90 mmHg ve üzerindeki değerlerin ise hipertansiyon olarak tanımlandığını ifade eden Köroğlu, düzenli ölçüm yapılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Kimler daha büyük risk altında?</strong></h2>

<p>Hipertansiyon riskinin özellikle ileri yaş grubunda daha yüksek olduğunu belirten Köroğlu, ailesinde tansiyon hastalığı bulunan bireylerin de dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Fazla kilolu bireyler, diyabet hastaları ve böbrek rahatsızlığı bulunan kişilerin risk grubunda yer aldığını ifade eden Köroğlu, stresli yaşam tarzının da tansiyonu olumsuz etkilediğini belirtti.</p>

<h2><strong>Tuz, stres ve hareketsizlik tehlikeyi artırıyor</strong></h2>

<p>Aşırı tuz tüketimi, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşamın hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında bulunduğunu vurgulayan Köroğlu, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının tansiyon kontrolünde büyük rol oynadığını söyledi.</p>

<p>Köroğlu, “Dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, ideal kiloyu korumak ve sigara ile alkolden uzak durmak tansiyon kontrolünde en etkili yöntemlerdir. Erken farkındalık hayat kurtarır” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Kendi tansiyonunuzu ihmal etmeyin”</strong></h2>

<p>17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında vatandaşlara çağrıda bulunan Dr. Köroğlu, herkesin hem kendi tansiyonunu hem de yakınlarının tansiyonunu düzenli olarak ölçtürmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle hiçbir belirti göstermeden ilerleyebilen hipertansiyonun düzenli kontroller sayesinde erken dönemde tespit edilmesinin, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini belirtiyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/sessiz-katil-uyarisi-tansiyonunuzu-duzenli-olcturun</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 21:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/17-05/a-w706646-01.jpg" type="image/jpeg" length="97935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan kritik uyarı: Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmandan-kritik-uyari-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmandan-kritik-uyari-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım, çocukluk çağı obezitesinin hızla arttığını belirterek ailelere sağlıklı beslenme ve hareket çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>17 Mayıs Avrupa Obezite Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Ahmet Yıldırım, çocukluk çağı obezitesinin hem Türkiye’de hem de dünyada hızla yayılan ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini söyledi. Yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamın çocuklarda obezite riskini artırdığına dikkat çeken Yıldırım, ailelerin erken yaşta sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmasının hayati önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Memorial Antalya Hastanesi bünyesinde görev yapan Yıldırım, çocukluk çağında ortaya çıkan obezitenin ilerleyen yaşlarda ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“Şişman çocuk sağlıklıdır” düşüncesi yanlış</strong></h2>

<p>Çocukluk çağı obezitesinin büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çeken Yıldırım, toplumda yaygın olan bazı yanlış inanışların çocuk sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yıldırım, “Erken dönemde önlenmezse yetişkinlikte diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve psikososyal sorunlara zemin hazırlamaktadır. ‘Şişman çocuk sağlıklıdır’ yanılgısından vazgeçip, düzenli kontroller ve dengeli yaşam tarzıyla hareket edilmelidir” dedi.</p>

<h2><strong>Fast food ve ekran süresi riski artırıyor</strong></h2>

<p>Çocuklarda obezitenin en sık nedenleri arasında yanlış beslenme alışkanlıklarının bulunduğunu belirten Yıldırım, özellikle işlenmiş gıdalar ve hareketsiz yaşam konusunda aileleri uyardı.</p>

<p>Uzman doktor, “Aşırı kalorili ve işlenmiş gıda tüketimi, şekerli içecekler, fast food ve paketli atıştırmalıklar obezitenin en sık görülen nedenleri arasında yer almaktadır. Bunun yanında yetersiz fiziksel aktivite, uzun ekran süresi, aile beslenme alışkanlıkları, genetik yatkınlık, uyku düzeninin bozulması ve psikososyal faktörler de obeziteyi tetiklemektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>Tedavi edilmeyen obezite ciddi hastalıklara yol açabiliyor</strong></h2>

<p>Çocuklarda kilo artışının erken dönemde fark edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Yıldırım, zamanında müdahale edilmediğinde obezitenin ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Yıldırım, “Obez çocuklarda erken müdahale ile büyüme ve gelişme olumsuz etkilenmeden sağlıklı kiloya dönmek mümkündür. Tedavi edilmeyen obezite ise ilerleyen yaşlarda Tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, eklem sorunları ve özgüven kaybı gibi komplikasyonlara yol açabilir” dedi.</p>

<h2><strong>Ailelere sağlıklı yaşam çağrısı</strong></h2>

<p>Çocukların günlük yaşam alışkanlıklarının aileler tarafından doğru yönlendirilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı.</p>

<p>Uzman doktor, “Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su, ayran veya süt tercih edilmelidir. Çocukların ekran süresi sınırlandırılmalı, günlük en az 60 dakika fiziksel aktivite yapmaları sağlanmalıdır. Ayrıca ailelerin sağlıklı yaşam konusunda çocuklarına örnek olması büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.</p>

<p>Uyku düzeninin de obezite riskini etkilediğini belirten Yıldırım, yaşa uygun kaliteli uykunun çocuk sağlığı açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmandan-kritik-uyari-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/17-05/a-w706639-01.jpg" type="image/jpeg" length="49056"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan kadınlara kritik uyarı: İdrar kaçırma kader değil]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmandan-kadinlara-kritik-uyari-idrar-kacirma-kader-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmandan-kadinlara-kritik-uyari-idrar-kacirma-kader-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları Uzmanı İbrahim Uğraş Toktaş, kadınlarda sık görülen idrar kaçırmanın doğru tedaviyle kontrol altına alınabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">Kadınlarda sık görülen ancak çoğu zaman utanma duygusu nedeniyle gizlenen idrar kaçırma sorununun, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğüne dikkat çekildi. İbrahim Uğraş Toktaş, toplumda çoğu zaman yaşlanmanın doğal sonucu ya da doğum sonrası normal bir durum gibi görülen idrar kaçırmanın tedavi edilebilir önemli bir sağlık sorunu olduğunu söyledi.</section>

<section dir="auto">
<p>Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nde görev yapan Toktaş, sorunun kadınların sosyal yaşamını, psikolojik durumunu ve özgüvenini olumsuz etkileyebildiğini belirtti.</p>

<h2><strong>“Kadınlar sosyal ortamlardan uzaklaşabiliyor”</strong></h2>

<p>İdrar kaçırmanın yalnızca fiziksel bir rahatsızlık olmadığını ifade eden Toktaş, birçok kadının günlük yaşamında ciddi kısıtlamalar yaşadığını söyledi.</p>

<p>Toktaş, “Kadınlar uzun yolculuklardan kaçınabiliyor, sosyal ortamlara girmek istemeyebiliyor. Hatta bazı hastalar gülmekten ya da hapşırmaktan çekinir hale geliyor. Ancak uygun tedaviyle tamamen iyileşmek mümkün olabiliyor” dedi.</p>

<h2><strong>Üç farklı tipte görülebiliyor</strong></h2>

<p>İdrar kaçırmanın üç temel tipte görüldüğünü belirten Toktaş, şikâyetlerin türüne göre tedavi planlandığını ifade etti.</p>

<p>Uzman doktor, “Stres tipi idrar kaçırma; öksürme, hapşırma veya ağır kaldırma gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Sıkışma tipi ise aniden gelen ve durdurulamayan tuvalet ihtiyacı ile gelişmektedir. Karışık yani mikst tipte ise her iki durum aynı anda görülmektedir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>Doğum, menopoz ve obezite riski artırıyor</strong></h2>

<p>Pelvik taban kaslarının zayıflaması, zor doğum öyküsü ve menopoz dönemindeki hormonal değişimlerin idrar kaçırmayı tetikleyen başlıca nedenler arasında yer aldığını belirten Toktaş, obezite, kronik kabızlık ve diyabetin de riski artırdığını söyledi.</p>

<p>Özellikle doğum sonrası dönemde kadınların belirtileri “normal” kabul ederek doktora başvurmadığını ifade eden Toktaş, erken müdahalenin tedavi başarısını yükselttiğini kaydetti.</p>

<p><img alt="A W706137 01" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/17-05/a-w706137-01.jpg" width="999" /></p>

<h2><strong>İlk adım yaşam tarzı değişikliği</strong></h2>

<p>Tedavinin kişiye özel planlandığını belirten Toktaş, ilk aşamada genellikle cerrahi dışı yöntemlerin uygulandığını söyledi.</p>

<p>Toktaş, “Doğru uygulanan pelvik taban egzersizleri idrar sızıntısını belirgin şekilde azaltabilmektedir. Bunun yanında kilo verme, sigaranın bırakılması ve mesane eğitimi gibi yaşam tarzı düzenlemeleriyle yüksek başarı oranları elde edilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Menopoza bağlı şikâyetlerde lokal tedavilerin de semptomların hafiflemesine katkı sağladığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Cerrahi tedavi kişiye göre planlanıyor</strong></h2>

<p>Cerrahi müdahalenin her hasta için standart bir yöntem olmadığını vurgulayan Toktaş, ameliyat kararının hastanın yaşına, fiziksel durumuna ve gelecek gebelik planlarına göre değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p>Özellikle stres tipi idrar kaçırmada uygulanan askı operasyonlarının ve organ sarkmasının eşlik ettiği durumlarda yapılan onarıcı cerrahilerin başarılı sonuçlar verdiğini belirten Toktaş, gelişen teknoloji sayesinde ameliyatların çoğunlukla kapalı yöntemlerle yapıldığını ifade etti.</p>

<p>Uzman doktor, hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ve sosyal hayatlarını yeniden kazanabildiğini söyledi.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmandan-kadinlara-kritik-uyari-idrar-kacirma-kader-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/17-05/uzmandan-kadinlara-kritik-uyari-idrar-kacirma-kader-degil.png" type="image/jpeg" length="53657"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan ailelere bahar alerjisi uyarısı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmandan-ailelere-bahar-alerjisi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmandan-ailelere-bahar-alerjisi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Mesut Arslan, bahar aylarında artan alerjik nezlenin çocuklarda uzun süren burun akıntısı ve aksırık nöbetlerine yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">Bahar aylarının gelmesiyle birlikte çocuklarda alerjik nezle şikâyetleri de artmaya başladı. Mesut Arslan, halk arasında “saman nezlesi” olarak da bilinen alerjik nezlenin özellikle çocuklarda yaşam kalitesini olumsuz etkileyebildiğini belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu.</section>

<section dir="auto">
<p>Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nde görev yapan Uzm. Dr. Arslan, bahar aylarında ortaya çıkan hapşırık krizleri, burun akıntısı ve kaşıntı gibi belirtilerin çoğu zaman alerjik nezleye işaret ettiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Bahar nezlesi ile ev tipi alerji farklı</strong></h2>

<p>Alerjik nezlenin iki farklı gruba ayrıldığını belirten Arslan, “Bahar nezlesi çimen, ağaç ve ot polenlerine bağlı gelişirken, perennial alerjik nezle ise ev tozu akarı, hamamböceği, küf ve evcil hayvanlara bağlı gelişmektedir” dedi.</p>

<p>Özellikle bahar aylarında burun akıntısı ve burun tıkanıklığı yaşayan çocukların yaklaşık yarısında bahar nezlesi görüldüğünü ifade eden Arslan, bazı çocuklarda şikâyetlerin yıl boyunca da devam edebildiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Arka arkaya hapşırık nöbetleri görülebiliyor</strong></h2>

<p>Alerjik nezlenin en belirgin belirtilerine değinen Arslan, sık tekrarlayan aksırık nöbetlerinin önemli bir işaret olduğunu belirtti.</p>

<p>Uzman doktor, “Sık tekrarlayan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve aksırık nöbetleri ile kendini gösterir. Aksırıklar arka arkaya 10-20 atak halinde olabilir. Burun akıntısı ise su gibi, yoğun ve süreklidir. Bazı çocuklarda göz sulanması, göz kaşıntısı ve damakta kaşıntı hissi de görülebilir” diye konuştu.</p>

<h2><strong>Soğuk algınlığıyla karıştırılıyor</strong></h2>

<p>Alerjik nezlenin çoğu zaman soğuk algınlığı ile karıştırıldığını söyleyen Arslan, belirtilerin süresine dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Arslan, “Eğer nezle ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme göstermiyorsa alerjik nezle ihtimali güçlenir. Böyle durumlarda mutlaka doktora başvurulmalıdır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bahar alerjisinin genellikle 2 yaşından önce nadir görüldüğünü belirten Arslan, okul çağındaki çocuklarda daha sık rastlandığını kaydetti.</p>

<h2><strong>Astım riski de eşlik edebiliyor</strong></h2>

<p>Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım görülme ihtimalinin de arttığını vurgulayan Arslan, ailelerin özellikle öksürük ve hırıltı belirtilerini göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Çocukluk döneminde başlayan alerjik hastalıkların yetişkinlikte de devam edebileceğini belirten Arslan, erken tanının önemine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Test ve aşı tedavisi uygulanabiliyor</strong></h2>

<p>Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiğinde cilt veya kan testleriyle alerjenin tespit edilebildiğini ifade eden Arslan, uygun tedavi yöntemleriyle şikâyetlerin kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p>

<p>Arslan, “Tedavinin ilk adımı alerjiye neden olan etkenlerden uzak durmaktır. Çevresel önlemlerin yetersiz kaldığı durumlarda ilaç tedavisi uygulanabilir. İlaç tedavisi yeterli olmazsa çocuklarda immünoterapi yani aşı tedavisi uygulanmaktadır” ifadelerini kullandı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzmandan-ailelere-bahar-alerjisi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/17-05/uzmandan-ailelere-bahar-alerjisi-uyarisi.png" type="image/jpeg" length="28127"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muğla’daki Hayırseverlerden Hastaneye Anlamlı Destek]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/mugladaki-hayirseverlerden-hastaneye-anlamli-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/mugladaki-hayirseverlerden-hastaneye-anlamli-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören yatağa bağımlı hastalar için önemli bir bağış gerçekleştirildi. Hayırsever iş insanları Sezai Kavasoğlu, Cemal Kavasoğlu ve Şakir Köroğlu tarafından hastaneye havalı yatak desteği sağlanırken, yapılan bağışın özellikle yoğun bakım ve palyatif bakım servislerinde hasta konforuna katkı sunacağı belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar sürerken, hayırsever vatandaşların destekleri de dikkat çekmeye devam ediyor. Son olarak Muğlalı iş insanları Sezai Kavasoğlu, Cemal Kavasoğlu ve Şakir Köroğlu tarafından hastaneye havalı yatak bağışında bulunuldu.</p>

<p>Uzun süre yatağa bağlı kalan hastaların tedavi süreçlerinde büyük önem taşıyan havalı yatakların, özellikle yatak yaralarının oluşmasını önlemede etkili olduğu belirtildi. Hastane yönetimi, yapılan desteğin yoğun bakım ve palyatif bakım servislerindeki ihtiyaçların karşılanmasına önemli katkı sağlayacağını ifade etti.</p>

<h2><strong>Hasta Konforuna Katkı Sağlayacak</strong></h2>

<p>Modern sağlık hizmetlerinde hasta konforunun tedavi sürecinin önemli bir parçası olduğuna dikkat çekilirken, bağışlanan ekipmanların hem hastaların yaşam kalitesini artıracağı hem de sağlık çalışanlarının bakım süreçlerini kolaylaştıracağı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, bağışçıların gösterdiği duyarlılığın örnek bir davranış olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Sayın Sezai Kavasoğlu, Sayın Cemal Kavasoğlu ve Sayın Şakir Köroğlu’na hastanemize yapmış oldukları havalı yatak bağışı dolayısıyla teşekkür ediyor, sağlık hizmetlerine sundukları katkılar nedeniyle şükranlarımızı sunuyoruz.”</p>

<h2><strong>Yoğun Bakım ve Palyatif Servislere Destek</strong></h2>

<p>Özellikle uzun süreli tedavi gören hastalarda oluşabilecek sağlık sorunlarının önlenmesinde kritik rol oynayan havalı yatakların, hastaların iyileşme sürecine de olumlu katkı sunduğu ifade edildi.</p>

<p>Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen bu bağışın, sağlık alanında toplumsal dayanışmanın güçlü örneklerinden biri olduğu değerlendirilirken, hayırsever desteğinin sağlık hizmetlerine katkı sağlamayı sürdürdüğü belirtildi.</p>

<p></p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Metin Karakoç</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/mugladaki-hayirseverlerden-hastaneye-anlamli-destek</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/05/my/14-05/a-w704376-01.jpg" type="image/jpeg" length="31366"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar yorgunluğuna karşı 10 besinle güçlü dönüş!]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bahar-yorgunluguna-karsi-10-besinle-guclu-donus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/bahar-yorgunluguna-karsi-10-besinle-guclu-donus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar yorgunluğuna ne iyi gelir? Diyetisyen Duygu Özbay açıkladı: Ispanak, yoğurt, somon ve yulaf gibi besinlerle enerji seviyenizi yükseltin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, bahar aylarında artan yorgunluk ve enerji düşüklüğüne karşı beslenmenin kritik rol oynadığını açıkladı. Özbay, özellikle magnezyum, demir ve omega-3 açısından zengin besinlerin düzenli tüketilmesinin hem bağışıklığı güçlendirdiğini hem de gün boyu enerjiyi dengelediğini vurguladı.</p>

<p><img alt="A W690557 01" class="detail-photo img-fluid" height="593" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/25-04/a-w690557-01.jpg" width="1000" /></p>

<p>Bahar aylarıyla birlikte birçok kişi halsizlik, isteksizlik ve enerji düşüşü yaşıyor. Uzmanlara göre bu süreci rahat atlatmanın en etkili yolu doğru beslenme alışkanlıklarından geçiyor. Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengin gıdaların tüketilmesinin enerji seviyesini doğrudan etkilediğini belirtti.</p>

<p><img alt="2148115013" class="detail-photo img-fluid" height="646" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/25-04/2148115013.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Ispanak ve yumurta: Günün enerjisini belirliyor</strong></h2>

<p>Özbay, ıspanağın demir içeriğiyle oksijen taşınmasını desteklediğini ve halsizliği azalttığını ifade ederek, “Magnezyum içeriği kas fonksiyonlarını düzenler, stres ve yorgunluğu hafifletir. Bahar aylarında düzenli tüketilmesi önemlidir” dedi.</p>

<p>Yumurta ise tüm temel amino asitleri içermesi sayesinde uzun süre tokluk sağlıyor. Sabah kahvaltısında tüketildiğinde gün boyu dengeli enerji sunarken, B vitaminleri ile zihinsel performansı da destekliyor.</p>

<p><img alt="45190" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/25-04/45190.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Ara öğünlerde muz ve badem öne çıkıyor</strong></h2>

<p>Muzun doğal şeker içeriğiyle hızlı enerji sağladığını belirten Özbay, potasyum sayesinde kasların düzgün çalışmasına katkı sunduğunu söyledi.</p>

<p>Bademin ise sağlıklı yağlar ve E vitamini içeriğiyle hücreleri koruduğunu, aynı zamanda magnezyum desteğiyle kas yorgunluğunu azalttığını vurguladı. Gün içinde bir avuç badem tüketiminin enerji dengesini koruduğu ifade edildi.</p>

<p><img alt="68557" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/25-04/68557.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Bağışıklık için yoğurt ve portakal şart</strong></h2>

<p>Probiyotik kaynağı yoğurdun bağırsak sağlığını desteklediğini belirten Özbay, güçlü bir sindirim sisteminin enerji seviyesine doğrudan katkı sağladığını dile getirdi.</p>

<p>Portakal ise yüksek C vitamini içeriğiyle bağışıklığı güçlendiriyor ve mevsim geçişlerinde görülen halsizliğe karşı koruyucu etki sunuyor.</p>

<p><img alt="77106" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/25-04/77106.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Uzun süreli enerji: Yulaf ve avokado</strong></h2>

<p>Yulafın kompleks karbonhidrat yapısı sayesinde kan şekerini dengeli yükselttiğini söyleyen Özbay, özellikle kahvaltıda tercih edilmesinin gün boyu zindelik sağladığını belirtti.</p>

<p>Avokado ise sağlıklı yağlarıyla uzun süreli tokluk ve enerji sağlarken, lifli yapısıyla sindirim sistemini destekliyor.</p>

<p><img alt="6743" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/25-04/6743.jpg" width="1000" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Omega-3 ve yeşil çay: Zihinsel destek</strong></h2>

<p>Somon balığının omega-3 yağ asitleriyle beyin fonksiyonlarını desteklediğini belirten Özbay, ruh halini dengeleyerek isteksizlik hissini azalttığını söyledi.</p>

<p>Yeşil çayın ise antioksidan etkisiyle vücudu koruduğunu ve içerdiği hafif kafein sayesinde zihinsel uyanıklığı artırdığını ifade etti. Gün içinde 1-2 fincan tüketiminin yeterli olacağı, ancak hamilelerin doktora danışması gerektiği hatırlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bahar-yorgunluguna-karsi-10-besinle-guclu-donus</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/25-04/bahar-yorgunluguna-karsi-10-besinle-guclu-donus.png" type="image/jpeg" length="50909"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kapalı ameliyat dönemi: Laparoskopi öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/kapali-ameliyat-donemi-laparoskopi-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/kapali-ameliyat-donemi-laparoskopi-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Laparoskopik cerrahi jinekolojide standart hale geliyor. Uzmanlar, kapalı ameliyatın daha az ağrı ve hızlı iyileşme sağladığını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Tekden Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Zeynep Ceren Çerçi, jinekolojik cerrahide minimal invaziv yöntemlerin hızla yaygınlaştığını açıkladı. Laparoskopik cerrahinin daha az ağrı, düşük kanama riski ve hızlı iyileşme süreci sunarak hastalara konforlu bir tedavi imkânı sağladığını vurguladı.</p>

<p>Jinekolojik cerrahide önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Özel Tekden Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Zeynep Ceren Çerçi, klasik açık ameliyatların yerini giderek minimal invaziv yöntemlere bıraktığını belirtti. Bu değişimin en önemli yapı taşlarından birinin laparoskopik cerrahi olduğunu ifade etti.</p>

<h2><strong>Büyük ameliyatlar artık küçük kesilerle yapılıyor</strong></h2>

<p>Op. Dr. Çerçi, laparoskopik cerrahinin küçük kesiler, kamera ve özel cerrahi enstrümanlar yardımıyla gerçekleştirildiğini belirterek, “Aslında burada büyük bir cerrahiyi küçük deliklerden yapma olanağı sunuyoruz. Bu yöntem hem hasta hem de cerrahi açısından çok büyük avantajlar sağlıyor” dedi.</p>

<p>Laparoskopik cerrahide daha az doku travması yaşandığını vurgulayan Çerçi, bu sayede kanama riskinin azaldığını, ameliyat sonrası ağrının daha hafif hissedildiğini ve iyileşme sürecinin hızlandığını ifade etti. Hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebildiğini de sözlerine ekledi.</p>

<h2><strong>Hangi hastalıklarda kullanılıyor?</strong></h2>

<p>Laparoskopik yöntemin jinekolojide geniş bir kullanım alanına sahip olduğunu belirten Çerçi, “Over kisti, yumurtalık kisti, endometriozis, dış gebelik ameliyatları, miyom ameliyatları, rahim alınması (histerektomi) ve infertilite cerrahisinde yaygın olarak kullanıyoruz” dedi.</p>

<p>Çerçi, laparoskopinin artık alternatif değil, standart bir cerrahi yaklaşım haline geldiğini vurgulayarak, modern cerrahinin temel hedeflerinden birinin hastaya daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme süreci sunmak olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Amacımız güvenli ve konforlu tedavi”</strong></h2>

<p>Op. Dr. Çerçi, kliniklerinde uygulanan yöntemlere ilişkin, “Bizim amacımız hastalarımıza güvenli, konforlu ve modern bir cerrahi deneyim sunabilmek” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/kapali-ameliyat-donemi-laparoskopi-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/25-04/a-w691057-01.jpg" type="image/jpeg" length="39299"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi ile panik atak farkını anlamanın yolu açıkladı: Bunu bilmeyen korkuyor]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/kalp-krizi-ile-panik-atak-farkini-anlamanin-yolu-acikladi-bunu-bilmeyen-korkuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/kalp-krizi-ile-panik-atak-farkini-anlamanin-yolu-acikladi-bunu-bilmeyen-korkuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çarpıntı, göğüste sıkışma hissi, nefes alamama ve yoğun bir ölüm korkusu... Bu ürkütücü şikayetler, hem psikolojik kökenli panik atağın hem de ölümcül sonuçları olabilen kalp krizinin ortak senaryosudur. İki tablo arasındaki bu büyük benzerlik, hastaların bazen hayati bir riski gözden kaçırmasına, bazen de yersiz bir kaygı sarmalına girmesine yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Abdi Sağcan, teşhiste yaşanabilecek karmaşanın önüne geçebilmek adına bu iki durumu birbirinden ayıran kritik ipuçlarını paylaştı.</p>

<h2><strong>Farkı Anlamanın Kilit Noktaları</strong></h2>

<p>Uzman muayenesi olmadan kesin bir teşhis koymak imkansız olsa da, vücudun verdiği bazı sinyaller yaşanan durumun niteliği hakkında önemli bilgiler barındırır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Ağrının Karakteri ve Yayılımı:</strong> Panik atakta göğüs bölgesinde anlık batmalar veya sıkışmalar yaşanır; üstelik bu ağrı bedenin pozisyonunu değiştirmekle farklılaşabilir. Kalp krizinde ise göğüs kafesinin tam ortasında çok ağır bir baskı, yanma veya "ezilme" hissi hakimdir. Hareket etmek bu ağrıyı hafifletmez. Üstelik kalp krizi ağrısı genellikle sol kola, sırta ve çene bölgesine doğru yayılım gösterir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Semptomların Süresi:</strong> Panik atak belirtileri genellikle dakikalar içinde zirveye ulaşıp yavaşça sönümlenirken, kalp krizinde 5-10 dakikayı aşan, geçmeyen ve giderek şiddetlenen bir göğüs ağrısı söz konusudur.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tetikleyici Unsurlar:</strong> Panik atak krizleri genellikle yoğun stres, kaygı veya psikolojik tetikleyicilerle aniden ortaya çıkar. Kalp krizi ise çoğu zaman merdiven çıkma, ağır eşya taşıma gibi fiziksel efor gerektiren durumlarda başlar veya eforla birlikte şiddetini artırır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Nefes Alışverişi:</strong> Panik atak geçiren bir birey, korkuyla birlikte çok hızlı, kesik kesik ve yüzeysel nefesler alır. Kalp krizi geçiren bir hastanın yaşadığı his ise çok daha organiktir; kişi akciğerlerine gerçekten hava gitmediğini ve fiziksel olarak boğulduğunu hisseder. (Dudaklarda morarma görülebilir).</p>
 </li>
</ul>

<p><img alt="Kalp Krizi (1)" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/kalp-krizi-1.jpg" width="900" /></p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Psikolojik ve Bedensel Çöküş:</strong> Panik atak esnasında hakim olan temel duygu "şu an ölüyorum" korkusudur. Kalp krizinde ise hasta bedensel olarak çok ciddi bir çöküş yaşadığını, fiziksel gücünün tamamen tükendiğini derinden hisseder. Her ikisinde de soğuk terleme yaşansa da, kalp krizindeki terleme çok daha ani, buz gibi ve yoğundur.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Zaman Kaybetmeden Acile Gidilmesi Gereken Durumlar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Sağcan, göğüs bölgesindeki baskı hissinin 10 dakikayı aşması, ağrının kollara veya çeneye vurması, tabloya mide bulantısı ve ani soğuk terlemenin eklenmesi durumunda saniyelerin bile önemli olduğunu vurguluyor. Özellikle hayatında daha önce hiç panik atak benzeri bir durum yaşamamış olanlar, 40 yaşını aşanlar ve hipertansiyon, diyabet gibi kronik rahatsızlığı bulunanlar bu belirtileri asla hafife almamalıdır.</p>

<p>Genç yaşlarda yaşanan göğüs ağrılarının çoğu zararsız kas spazmları veya strese bağlı olsa da; sigara kullanımı ve ailede kalp hastalığı geçmişi (genetik yatkınlık) gibi faktörler, genç yaştaki hastalar için de riski artırmaktadır.</p>

<h2><strong>"Biri Tehlikeyi Taklit Eder, Diğeri Zarar Verir"</strong></h2>

<p>Toplum genelinde panik bozukluk görülme oranı yüzde 2-4 civarındayken, kalp hastalarında bu oran yüzde 25'lere kadar çıkabiliyor. Daha da çarpıcı olanı ise, acil servise panik atak şikayetiyle başvuran her 100 hastadan 15'inin arka planında gerçek bir kardiyolojik sorunun yatıyor olması.</p>

<p>Bu sebeple şikayetlerin doğrudan "psikolojik" olarak etiketlenmesinin çok tehlikeli bir yanılgı olduğunu belirten uzmanlar; EKG (elektrokardiyografi), troponin (kalp enzimi) testleri ve ritim takibi yapılmadan kesin tanı konulamayacağının altını çiziyor. Teşhis sürecinde kardiyoloji ve psikiyatri bölümlerinin omuz omuza çalışması, hastanın hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı için büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/kalp-krizi-ile-panik-atak-farkini-anlamanin-yolu-acikladi-bunu-bilmeyen-korkuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/kalp-krizi-belirtileri-nelerdir-large-1.jpg" type="image/jpeg" length="42718"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Anne Dostu Hastane” Unvanı Aldı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/anne-dostu-hastane-unvani-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/anne-dostu-hastane-unvani-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık hizmetlerinde kalite ve hasta memnuniyetine odaklanan hastane, “Anne Dostu Hastane” unvanını alarak önemli bir başarı elde etti. Anne ve bebek sağlığını merkeze alan uygulamaların değerlendirilmesi sonucunda verilen unvanın, hem sağlık çalışanları hem de anne adayları için anlamlı bir gelişme olduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Hastanede gebelik sürecinden doğuma, doğum sonrasından emzirme danışmanlığına kadar tüm aşamalarda bilimsel ve güvenli hizmet sunulduğu ifade edildi. Anne adaylarının kendilerini güvende hissetmeleri amacıyla doğum ortamının ekip çalışmasıyla oluşturulduğu kaydedildi.</p>

<p><img alt="A W684815 04" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/16-06/a-w684815-04.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Anne ve Bebek Odaklı Hizmet</strong></h2>

<p>Yetkililer, alınan unvanın doğum hizmetlerinin niteliğini ortaya koyduğunu belirterek, anne mahremiyetine verilen önem, normal doğumu teşvik eden uygulamalar ve anne-bebek bağını güçlendiren yaklaşımların bu süreçte etkili olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W684815 05" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/16-06/a-w684815-05.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Sağlık Çalışanlarına Teşekkür</strong></h2>

<p>Yapılan açıklamada, sürece katkı sağlayan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür edilerek, anne adaylarının en özel süreçlerinde yanlarında olmaya devam edileceği bildirildi.</p>

<p>Hastane yönetimi ise “Anne Dostu Hastane” unvanının kendileri için önemli bir sorumluluk olduğunu belirterek, sağlıklı anne ve bebeklerin bu sürecin en önemli sonucu olduğunu ifade etti.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/anne-dostu-hastane-unvani-aldi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/16-06/a-w684815-01.jpg" type="image/jpeg" length="82326"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bodrum’da Prostat Tedavisinde Yeni Dönem]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bodrumda-prostat-tedavisinde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/bodrumda-prostat-tedavisinde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bodrum’da Rezum yöntemi uygulanmaya başladı. Prostat büyümesine ameliyatsız çözüm sunan tedavi 10-15 dakikada tamamlanıyor, yaşam kalitesini artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla’nın Bodrum ilçesinde prostat büyümesi yaşayan hastalar için önemli bir gelişme yaşandı. Acıbadem Bodrum Hastanesi’nde, iyi huylu prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan Rezum (su buharı tedavisi) yöntemi ilk kez uygulanmaya başlandı.</p>

<p>Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Yalçın, yöntemin prostat dokusuna kontrollü su buharı enerjisi verilmesi prensibine dayandığını belirterek, “Verilen buhar prostat dokusu içinde yayılıyor ve hücresel düzeyde etki oluşturarak büyümüş dokunun zamanla küçülmesini sağlıyor” dedi.</p>

<h2>Prostat Büyümesi Yaşam Kalitesini Düşürüyor</h2>

<p>Prostat büyümesinin özellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerde sık görüldüğünü vurgulayan Yalçın, bu durumun idrar yapma güçlüğü, sık idrara çıkma ve gece idrara kalkma gibi şikayetlerle yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini ifade etti. Gelişen teknoloji sayesinde artık daha konforlu tedavi seçeneklerinin mümkün olduğunu belirtti.</p>

<h2>İşlem Sadece 10-15 Dakika Sürüyor</h2>

<p>Rezum yönteminin en önemli avantajlarından birinin kısa sürede tamamlanması olduğunu söyleyen Yalçın, işlemin genellikle 10-15 dakika sürdüğünü ve hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini dile getirdi. Yöntemin; sık idrara çıkan, gece idrara kalkan ve idrar akımı zayıf olan hastalar için uygun bir seçenek olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Ameliyatsız ve Minimal İnvaziv Yöntem</h2>

<p>Rezum tedavisinin klasik prostat ameliyatlarına göre minimal invaziv bir yöntem olduğuna dikkat çeken Yalçın, işlem sırasında kesi yapılmadığını, doğal idrar kanalından girilerek prostat dokusuna müdahale edildiğini belirtti. Bu sayede cerrahi operasyon gerektirmeden prostatın küçültülmesinin hedeflendiğini ifade etti.</p>

<h2>50 Yaş Üzeri Erkeklere Uyarı</h2>

<p>Prostat büyümesine bağlı şikayetlerin erken dönemde değerlendirilmesinin önemine değinen Yalçın, özellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerin düzenli ürolojik kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bodrumda-prostat-tedavisinde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/14-04/a-w683336-01.jpg" type="image/jpeg" length="40137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muğla’da evde fizyoterapi hizmeti 560 hastaya ulaştı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/muglada-evde-fizyoterapi-hizmeti-560-hastaya-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/muglada-evde-fizyoterapi-hizmeti-560-hastaya-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, evde sağlık hizmetleri kapsamında sunduğu fizyoterapi desteğiyle bugüne kadar 560 hastaya ulaştı, toplam bin 850 seans hizmet verdi. Özellikle yatağa bağımlı ve fizik tedaviye ihtiyaç duyan hastalara yönelik çalışmalar aralıksız sürdürülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların sağlık ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla evde bakım, pansuman, şeker ölçümü, kişisel bakım, diyetisyen, psikolog, fizyoterapist desteği ile hasta ve engelli nakil hizmetlerini kesintisiz şekilde sürdürüyor. Ekipler, ihtiyaç sahibi vatandaşların evlerine giderek yerinde hizmet sunuyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 08 At 10.04.09" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/08-04/whatsapp-image-2026-04-08-at-100409.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Tüm hizmetlerden memnunuz”</strong></h2>

<p>Fizyoterapi hizmetinden yararlanan Abdullah Demir’in kızı Behice Çınar, verilen destekten memnun olduklarını belirterek, babasının geçirdiği kaza sonrası evde fizik tedavi sürecine başladıklarını söyledi. Çınar, “Gelen fizyoterapistten çok memnunuz. Belediyemiz ayrıca hasta karyolası da temin etti. Tüm hizmetler için teşekkür ediyoruz” dedi.</p>

<p>Abdullah Demir ise köyde ağaçlarla ilgilenirken düşerek yaralandığını ve ameliyat sonrası fizik tedaviye ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, “Büyükşehir Belediyesi’nin fizyoterapi ve hasta nakil hizmetlerinden yararlanıyorum. Herkesten çok memnunum” diye konuştu.</p>

<h2><strong>“560 hastaya ulaştık, 1850 seans yaptık”</strong></h2>

<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi Fizyoterapisti Yaren Merve Eymir, hizmetin kapsamına ilişkin bilgi vererek, “Hastalarımız genellikle inme ve nörolojik rehabilitasyona ihtiyaç duyan kişilerden oluşuyor. Son bir buçuk yılda 560 hastaya ulaşarak bin 850 seans gerçekleştirdik. Menteşe, Bodrum ve Ortaca’da üç fizyoterapist olarak hizmet veriyoruz” dedi.</p>

<p>Eymir, hastaların haftada bir ziyaret edilerek kişiye özel egzersiz programları hazırlandığını belirtti. Hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşların 444 48 01 numaralı çağrı merkezinden randevu oluşturabileceği ifade edildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 08 At 10.04.08" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/08-04/whatsapp-image-2026-04-08-at-100408.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Başkan Aras: “Sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırıyoruz”</strong></h2>

<p>Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmayı hedeflediklerini vurguladı.</p>

<p>Aras, “Özellikle yatağa bağımlı, yaşlı ve fizik tedaviye ihtiyaç duyan hemşerilerimizin evlerinde destek alabilmesi bizim için çok kıymetli. Bu hizmetlerle vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmayı sürdüreceğiz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkan Aras ayrıca, sağlık çalışanlarının önemine dikkat çekerek tüm fizyoterapistlerin 8 Nisan Türkiye Fizyoterapistler Günü’nü kutladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/muglada-evde-fizyoterapi-hizmeti-560-hastaya-ulasti</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 20:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/08-04/whatsapp-image-2026-04-08-at-100407.jpeg" type="image/jpeg" length="52148"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun yaşamın sırrı ortaya çıktı: Bilim adamlarından şaşırtan tespit]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzun-yasamin-sirri-ortaya-cikti-bilim-adamlarindan-sasirtan-tespit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzun-yasamin-sirri-ortaya-cikti-bilim-adamlarindan-sasirtan-tespit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun yaşamanın formülünü merak edenlerin ilgisini çekecek haber geldi. Yıllardır tıp dünyasında ve biyoloji ders kitaplarında kabul gören bir genel yargı vardı: Ne kadar uzun yaşayacağımızın sadece yüzde 20’si genlerimize, geri kalan yüzde 80’i ise nasıl yaşadığımıza bağlıydı. Ancak Weizmann Bilim Enstitüsü’nden biyolog Uri Alon ve ekibinin yaptığı son çalışma, bu yerleşik bilgiyi temelinden sarsıyor. İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i>Science</i> dergisinde yayımlanan ve büyük yankı uyandıran araştırmaya göre, yaşam süremiz üzerindeki genetik mirasın payı aslında sanılandan çok daha büyük; hatta bazı durumlarda bu oran yüzde 50’ye kadar tırmanıyor.</p>

<h2><strong>ESKİ VERİLERDEKİ 'DIŞSAL ÖLÜM' TUZAĞI DEŞİFRE EDİLDİ</strong></h2>

<p>Bilim insanları, geçmişte yapılan araştırmaların neden yanıltıcı sonuçlar verdiğini matematiksel modellerle ortaya koydu. Uzun ömürlülük üzerine yapılan eski çalışmaların büyük bir bölümü, 19. yüzyılın sonlarında dünyaya gelen İskandinav ikizlerinin verilerine dayanıyordu. Fakat o dönemde dünya bugünkünden çok daha tehlikeli bir yerdi. İnsanlar yaşlanmaya fırsat bulamadan tüberküloz, zatürre gibi enfeksiyon hastalıklarından, iş kazalarından ya da toplumsal şiddet olaylarından hayatını kaybediyordu. Uri Alon, bu "dışsal ölümlerin" genetik faktörlerin etkisini gölgelediğini fark etti.</p>

<p><img alt="Yasli Nufus Kendini Guvende Hissediyor 700X420 1" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/yasli-nufus-kendini-guvende-hissediyor-700x420-1.webp" width="1280" /></p>

<p>Bilim insanları, geçmişteki uzun ömürlülük araştırmalarının dışsal ölüm nedenleri (salgınlar, kazalar) nedeniyle genetiğin etkisini azımsadığını ortaya koydu. Bu dış etkenler matematiksel modellerle denklemden çıkarıldığında, genetiğin yaşam süresi üzerindeki belirleyiciliğinin %50’ye ulaştığı saptandı. Araştırma, her bireyin genetik bir "potansiyel ömür süresi" olduğunu; sağlıklı yaşam tarzı ve modern tıbbın ise bu genetik sınırları esneterek bireyi potansiyelinin en üst sınırına taşıyabildiğini gösteriyor.</p>

<h2><strong>GENETİK BİR 'BAŞLANGIÇ NOKTASI' VE MODERN TIBBIN ROLÜ</strong></h2>

<p>Araştırmanın sonuçları, "yaşam tarzı önemsizdir" anlamına gelmiyor; ancak çevresel faktörlerin genetik bir zemin üzerinde hareket ettiğini kanıtlıyor. Uzmanlara göre, her bireyin genetik olarak belirlenmiş bir "potansiyel ömür süresi" bulunuyor. Örneğin, ailesinde kalp hastalığı genetiği taşıyan bir birey, günümüzdeki ileri tedavi yöntemleri ve ilaçlar sayesinde bu "kaderi" değiştirerek ömrünü ciddi şekilde uzatabiliyor. Yani tıp, genlerin çizdiği sınırları bir miktar esnetme gücüne sahip.</p>

<h2><strong>ASIRLIK ÇINARLARDA GENETİK, ORTALAMA İNSANDA ÇEVRE BASKIN</strong></h2>

<p>- Bu özel bireyler, kötü alışkanlıkları olsa dahi vücutlarındaki güçlü onarım mekanizmaları sayesinde hayatta kalabiliyor.</p>

<p>- Toplumun genelinde ise yaşam süresini belirleyen temel unsurlar arasında sosyoekonomik koşullar ile sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak hala kritik bir rol oynuyor.</p>

<p>- Elde edilen yeni bulgular, gelecekte yaşlanma sürecine doğrudan müdahale edebilecek genetik tedavilerin geliştirilmesine imkan tanıyabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Genetik miras bir yol haritası sunsa da bu yolda nasıl ilerleneceği ve ne kadar dikkatli olunacağı bireysel tercihlere bağlı kalmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzun-yasamin-sirri-ortaya-cikti-bilim-adamlarindan-sasirtan-tespit</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/4bc7572a-8hjnqid8ojbt142ju7tyb.jpeg" type="image/jpeg" length="15538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihi Geçmiş İlaçlara Karşı Hastanede Farkındalık Hamlesi]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/tarihi-gecmis-ilaclara-karsi-hastanede-farkindalik-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/tarihi-gecmis-ilaclara-karsi-hastanede-farkindalik-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla’da tıp fakültesi öğrencileri, antibiyotik kullanımı ve tarihi geçmiş ilaçların risklerine dikkat çekmek için hastanede farkındalık standı kurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, akılcı ilaç kullanımı ve antibiyotik direncine dikkat çekmek amacıyla Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde farkındalık standı kurdu. Proje kapsamında hem sağlık riskleri hem de çevresel etkiler konusunda önemli uyarılar yapıldı.</p>

<p>Muğla’da sağlık alanında dikkat çeken bir farkındalık çalışmasına imza atıldı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gürkan Yiğittürk koordinatörlüğünde yürütülen “Tarihi Geçmiş İlaçlardan Arınma ve Antibiyotiklerin Doğru Kullanımı” projesi kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde saha çalışması gerçekleştirdi.</p>

<p>Öğrenciler tarafından kurulan farkındalık standında, hasta ve hasta yakınlarına “akılcı ilaç kullanımı” ve “atık ilaç yönetimi” konularında birebir bilgilendirme yapıldı. Özellikle antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımının yol açtığı direnç sorununun küresel bir sağlık tehdidi olduğuna dikkat çekildi.</p>

<p><img alt="656177530 1252118773777460 5641551679885533565 N" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/25-03/656177530-1252118773777460-5641551679885533565-n.jpg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Antibiyotik Direnci Neden Bu Kadar Kritik?</strong></h2>

<p>Etkinlikte, gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımının, bakterilerin ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açtığı vurgulandı. Bu durumun ilerleyen süreçte basit enfeksiyonların bile tedavi edilememesine neden olabileceği ifade edildi. Öğrenciler, antibiyotiklerin yalnızca doktor önerisiyle ve doğru dozda kullanılması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<h2><strong>Evdeki Eski İlaçlar Sessiz Tehlike</strong></h2>

<p>Farkındalık çalışmasında, evlerde bulunan son kullanma tarihi geçmiş ilaçların ciddi sağlık riskleri taşıdığına dikkat çekildi. Bu tür ilaçların bilinçsizce kullanılmasının zehirlenmelere ve tedavi süreçlerinin olumsuz etkilenmesine yol açabileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="656462172 1252093207113350 4067331338983154927 N" class="detail-photo img-fluid" height="1362" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/25-03/656462172-1252093207113350-4067331338983154927-n.jpg" width="2048" /></p>

<h2><strong>Çevreye Zarar: Lavaboya Dökmek Büyük Hata</strong></h2>

<p>Etkinlikte ayrıca ilaçların çöpe atılması ya da lavaboya dökülmesinin çevre ve su kaynakları üzerinde ciddi tehdit oluşturduğu anlatıldı. Atık ilaçların doğru şekilde toplanması ve imha edilmesinin hem insan sağlığı hem de doğa için büyük önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p>Öğrenciler, hazırladıkları bilimsel içerikli afiş ve broşürleri katılımcılarla paylaşarak farkındalığın artırılmasına katkı sağladı.</p>

<h2><strong>Projeye Yönetimden Destek</strong></h2>

<p>Kurulan farkındalık standını, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcıları Doç. Dr. Ercan Saruhan ve Doç. Dr. Kıvanç Karaman da ziyaret etti. Yetkililer, yürütülen çalışmaya ilişkin bilgi alarak öğrencilerin sosyal sorumluluk projesine destek verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mukaddes Yelin</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/tarihi-gecmis-ilaclara-karsi-hastanede-farkindalik-hamlesi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/25-03/657711050-1252093393779998-4127270198036788401-n.jpg" type="image/jpeg" length="31182"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[20’lerde Uçuş, 40’larda Çöküşün Sebebi Ne?]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/20lerde-ucus-40larda-cokusun-sebebi-ne</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/20lerde-ucus-40larda-cokusun-sebebi-ne" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[40’lı yaşlarda artan yorgunluğun nedeni ortaya çıktı. Bilim insanlarına göre biyolojik değişimler ve artan yaşam sorumlulukları, orta yaşta enerji düşüşünün temel sebebi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>40’lı Yaşlarda Yorgunluk Neden Artıyor? Bilim İnsanları Açıkladı</strong></h3>

<p>20’li yaşlarda bitmeyen enerji hissi, 40’lı yaşlara gelindiğinde yerini çoğu zaman kalıcı bir yorgunluğa bırakıyor. Bilim insanlarına göre bu değişim sadece yaşlanmanın bir sonucu değil; vücuttaki biyolojik dönüşümler ile hayatın en yoğun döneminin çakışmasından kaynaklanıyor.</p>

<p>Yapılan bilimsel değerlendirmelere göre, insan vücudu 20’li yaşlarda enerji üretimi açısından zirvede bulunuyor. Bu dönemde kas kütlesi yüksek, hücrelerin enerji üretiminden sorumlu mitokondriler daha verimli çalışıyor ve kaliteli uyku daha kolay sağlanıyor. Bu da yoğun tempoya rağmen daha az yorgunluk hissi anlamına geliyor.</p>

<p>Ancak 40’lı yaşlarla birlikte vücutta bazı değişimler baş gösteriyor. Kas kütlesi azalmaya başlarken, uyku düzeni bozulabiliyor ve hormon seviyelerinde dalgalanmalar yaşanıyor. Bu biyolojik süreçlere iş hayatındaki yoğunluk, aile sorumlulukları ve artan stres de eklendiğinde kronik yorgunluk kaçınılmaz hale geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, bu dönemde hissedilen bitkinliğin bir “çöküş” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Aksine bu durum, yaşamın en yoğun yılları ile vücudun doğal sınırlarının kesişmesinden doğan bir sonuç olarak görülüyor.</p>

<p>Araştırmalar, ilerleyen yaşlar için ise daha umut verici bir tablo çiziyor. 60’lı yaşlarla birlikte hayat temposunun düşmesi ve stresin azalması sayesinde enerji seviyelerinde yeniden artış gözlenebiliyor. Ayrıca düzenli egzersiz ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının her yaşta enerji üzerinde olumlu etkisi olduğu belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/20lerde-ucus-40larda-cokusun-sebebi-ne</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/a-a1-w23-xf.jpg" type="image/jpeg" length="65446"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keto Diyetine Uzman Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/keto-diyetine-uzman-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/keto-diyetine-uzman-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ketojenik diyet kısa sürede kilo verdirse de uzmanlara göre uzun vadeli etkileri belirsiz. Kolesterol artışı ve bağırsak sağlığı üzerindeki riskler dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Ketojenik Diyet Uyarısı: Hızlı Kilo Verdiriyor Ama Riskler Göz Ardı Edilmemeli</strong></h3>

<p>Son yıllarda popülerliği hızla artan ketojenik diyet, kısa sürede kilo vermek isteyenlerin ilk tercihlerinden biri haline geldi. Ancak uzmanlar, bu beslenme modelinin uzun vadeli etkilerine karşı dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, karbonhidratın ciddi şekilde kısıtlanıp yağ ağırlıklı beslenmeye dayanan ketojenik diyetin başlangıçta epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde kullanıldığını hatırlattı. Günümüzde ise çoğunlukla hızlı kilo kaybı amacıyla tercih edildiğini belirten Erden, “Hızlı sonuçlar her zaman sağlıklı sonuçlar anlamına gelmez” dedi.</p>

<h2><strong>Araştırmalar Kısa Vadeyi Gösteriyor</strong></h2>

<p>Ketojenik diyet üzerine yapılan çalışmaların büyük bölümünün kısa süreli olduğuna dikkat çeken Erden, bu süreçte kilo kaybı, kan şekeri ve bazı yağ değerlerinde iyileşme görülebildiğini söyledi. Ancak bu etkilerin uzun vadede nasıl sonuçlar doğuracağının henüz net olmadığını vurguladı.</p>

<h2><strong>Kolesterol Riski Gündemde</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre bu diyet bazı kişilerde “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL seviyesini artırabiliyor. Özellikle tereyağı, işlenmiş etler ve doymuş yağ oranı yüksek besinlerin yoğun tüketildiği durumlarda kalp ve damar sağlığı açısından risk artıyor. Bu nedenle yağ seçiminin kritik önemde olduğu ifade ediliyor.</p>

<h2><strong>Bağırsak ve Genel Sağlık Üzerinde Etkili</strong></h2>

<p>Ketojenik diyetin ekmek, baklagil, meyve ve bazı sebzeleri sınırlaması lif alımını düşürüyor. Bu durum ise uzun vadede kabızlık, bağırsak tembelliği ve bağışıklık sistemi sorunlarına yol açabiliyor. Ayrıca uzmanlar, bu diyetin sosyal yaşamda sürdürülebilirliğinin de zor olduğuna dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Herkese Uygun Değil”</strong></h2>

<p>Erden, her bireyin ihtiyaçlarının farklı olduğunu belirterek, diyet seçiminde yaş, sağlık durumu ve yaşam tarzının mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. Uzmanlar, özellikle kronik hastalığı olan kişilerin bu tür diyetleri uygulamadan önce mutlaka bir uzmana danışması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/keto-diyetine-uzman-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 20:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/son-yillarda.png" type="image/jpeg" length="58154"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayramda tatlı tüketimine dikkat]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayramda-tatli-tuketimine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayramda-tatli-tuketimine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan Bayramı'na az bir sürek kala uzmanlar da bir ay boyunca oruç tutulduktan sonra günlük beslenme rutinine nasıl dönüleceği konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>En çok tatlı tüketilen zamanlardan biri olan bayramlarda tatlı tüketimi konusunda dikkat edilmesi gerekenleri ise Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli şöyle anlattı;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayramda tatlı ve çikolata tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerekiyor. Bayramlarda beslenme düzeninde bazı değişiklikler yaşanabiliyor. Bu değişikliklerin sadece sindirim sistemi değil, vücudun tamamında telafisi güç sorunlara yol açabilir. Bayram ziyaretleri sebebiyle öğün saatlerimizde değişiklikler yaşanabilir. Şayet beslenme düzenimizdeki değişikliklere mukabil tedbir alınmazsa bazı sağlık problemleri yaşanabilir. Bu problemlerin başlıcaları ise sindirim güçlüğü, kabızlık, mide rahatsızlıkları, tansiyon yükselmesi, kalp çarpıntısı gibi sağlık sorunlarıdır."<br />
Tatlı tüketiminin bayram süresi ve sonrasını sağlıklı geçirme açısından kritik önemde olduğunu kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Veysel Ciğerli, şu tavsiyelerde bulundu;</p>

<p>"Bayram ziyaretlerinde ikram edilen şekerleme ve tatlıların tüketimi mümkün olduğunca azaltılmalıdır. Bayram boyunca şerbetli tatlı ve çikolata tüketimi artmaktadır. Bu besinlerin glisemik indeksleri ve kalorileri yüksek olduğundan kan şekerinin de hızla yükselmesine yol açarlar. Fazla miktarda çikolata ve tatlı tüketimi mide yanması, bağırsak sistem bozukluklarına sebep olarak pek çok sağlık problemine yol açabilir. Tatlı tercihleri mümkün olduğunca sütlü tatlılardan yana kullanılabilir. Sütlü tatlı olarak dondurma, doğru ve serinletici bir tercih olacaktır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayramda-tatli-tuketimine-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/aziz/1503/a-w662415-01.jpg" type="image/jpeg" length="75166"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
