<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>| Hamle Gazetesi - Muğla Haber</title>
    <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr</link>
    <description>Muğla’nın dijital hafızası Hamle ile şehrin nabzını tutun. En hızlı Muğla son dakika haberleri, anlık hava durumu ve güncel namaz vakitleri... Aradığınız tüm Muğla Son Dakika haberleri, en doğru adreste.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2026 Hamle Gazetesi - Muğla Haber ve Son Dakika Gelişmeleri. Tüm Hakları Saklıdır. Muğla'nın Haber Merkezi.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 21 Apr 2026 15:01:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi ile panik atak farkını anlamanın yolu açıkladı: Bunu bilmeyen korkuyor]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/kalp-krizi-ile-panik-atak-farkini-anlamanin-yolu-acikladi-bunu-bilmeyen-korkuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/kalp-krizi-ile-panik-atak-farkini-anlamanin-yolu-acikladi-bunu-bilmeyen-korkuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çarpıntı, göğüste sıkışma hissi, nefes alamama ve yoğun bir ölüm korkusu... Bu ürkütücü şikayetler, hem psikolojik kökenli panik atağın hem de ölümcül sonuçları olabilen kalp krizinin ortak senaryosudur. İki tablo arasındaki bu büyük benzerlik, hastaların bazen hayati bir riski gözden kaçırmasına, bazen de yersiz bir kaygı sarmalına girmesine yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Abdi Sağcan, teşhiste yaşanabilecek karmaşanın önüne geçebilmek adına bu iki durumu birbirinden ayıran kritik ipuçlarını paylaştı.</p>

<h2><strong>Farkı Anlamanın Kilit Noktaları</strong></h2>

<p>Uzman muayenesi olmadan kesin bir teşhis koymak imkansız olsa da, vücudun verdiği bazı sinyaller yaşanan durumun niteliği hakkında önemli bilgiler barındırır:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Ağrının Karakteri ve Yayılımı:</strong> Panik atakta göğüs bölgesinde anlık batmalar veya sıkışmalar yaşanır; üstelik bu ağrı bedenin pozisyonunu değiştirmekle farklılaşabilir. Kalp krizinde ise göğüs kafesinin tam ortasında çok ağır bir baskı, yanma veya "ezilme" hissi hakimdir. Hareket etmek bu ağrıyı hafifletmez. Üstelik kalp krizi ağrısı genellikle sol kola, sırta ve çene bölgesine doğru yayılım gösterir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Semptomların Süresi:</strong> Panik atak belirtileri genellikle dakikalar içinde zirveye ulaşıp yavaşça sönümlenirken, kalp krizinde 5-10 dakikayı aşan, geçmeyen ve giderek şiddetlenen bir göğüs ağrısı söz konusudur.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tetikleyici Unsurlar:</strong> Panik atak krizleri genellikle yoğun stres, kaygı veya psikolojik tetikleyicilerle aniden ortaya çıkar. Kalp krizi ise çoğu zaman merdiven çıkma, ağır eşya taşıma gibi fiziksel efor gerektiren durumlarda başlar veya eforla birlikte şiddetini artırır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Nefes Alışverişi:</strong> Panik atak geçiren bir birey, korkuyla birlikte çok hızlı, kesik kesik ve yüzeysel nefesler alır. Kalp krizi geçiren bir hastanın yaşadığı his ise çok daha organiktir; kişi akciğerlerine gerçekten hava gitmediğini ve fiziksel olarak boğulduğunu hisseder. (Dudaklarda morarma görülebilir).</p>
 </li>
</ul>

<p><img alt="Kalp Krizi (1)" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/kalp-krizi-1.jpg" width="900" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Psikolojik ve Bedensel Çöküş:</strong> Panik atak esnasında hakim olan temel duygu "şu an ölüyorum" korkusudur. Kalp krizinde ise hasta bedensel olarak çok ciddi bir çöküş yaşadığını, fiziksel gücünün tamamen tükendiğini derinden hisseder. Her ikisinde de soğuk terleme yaşansa da, kalp krizindeki terleme çok daha ani, buz gibi ve yoğundur.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Zaman Kaybetmeden Acile Gidilmesi Gereken Durumlar</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Sağcan, göğüs bölgesindeki baskı hissinin 10 dakikayı aşması, ağrının kollara veya çeneye vurması, tabloya mide bulantısı ve ani soğuk terlemenin eklenmesi durumunda saniyelerin bile önemli olduğunu vurguluyor. Özellikle hayatında daha önce hiç panik atak benzeri bir durum yaşamamış olanlar, 40 yaşını aşanlar ve hipertansiyon, diyabet gibi kronik rahatsızlığı bulunanlar bu belirtileri asla hafife almamalıdır.</p>

<p>Genç yaşlarda yaşanan göğüs ağrılarının çoğu zararsız kas spazmları veya strese bağlı olsa da; sigara kullanımı ve ailede kalp hastalığı geçmişi (genetik yatkınlık) gibi faktörler, genç yaştaki hastalar için de riski artırmaktadır.</p>

<h2><strong>"Biri Tehlikeyi Taklit Eder, Diğeri Zarar Verir"</strong></h2>

<p>Toplum genelinde panik bozukluk görülme oranı yüzde 2-4 civarındayken, kalp hastalarında bu oran yüzde 25'lere kadar çıkabiliyor. Daha da çarpıcı olanı ise, acil servise panik atak şikayetiyle başvuran her 100 hastadan 15'inin arka planında gerçek bir kardiyolojik sorunun yatıyor olması.</p>

<p>Bu sebeple şikayetlerin doğrudan "psikolojik" olarak etiketlenmesinin çok tehlikeli bir yanılgı olduğunu belirten uzmanlar; EKG (elektrokardiyografi), troponin (kalp enzimi) testleri ve ritim takibi yapılmadan kesin tanı konulamayacağının altını çiziyor. Teşhis sürecinde kardiyoloji ve psikiyatri bölümlerinin omuz omuza çalışması, hastanın hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı için büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/kalp-krizi-ile-panik-atak-farkini-anlamanin-yolu-acikladi-bunu-bilmeyen-korkuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/kalp-krizi-belirtileri-nelerdir-large-1.jpg" type="image/jpeg" length="76956"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Anne Dostu Hastane” Unvanı Aldı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/anne-dostu-hastane-unvani-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/anne-dostu-hastane-unvani-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık hizmetlerinde kalite ve hasta memnuniyetine odaklanan hastane, “Anne Dostu Hastane” unvanını alarak önemli bir başarı elde etti. Anne ve bebek sağlığını merkeze alan uygulamaların değerlendirilmesi sonucunda verilen unvanın, hem sağlık çalışanları hem de anne adayları için anlamlı bir gelişme olduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Hastanede gebelik sürecinden doğuma, doğum sonrasından emzirme danışmanlığına kadar tüm aşamalarda bilimsel ve güvenli hizmet sunulduğu ifade edildi. Anne adaylarının kendilerini güvende hissetmeleri amacıyla doğum ortamının ekip çalışmasıyla oluşturulduğu kaydedildi.</p>

<p><img alt="A W684815 04" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/16-06/a-w684815-04.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Anne ve Bebek Odaklı Hizmet</strong></h2>

<p>Yetkililer, alınan unvanın doğum hizmetlerinin niteliğini ortaya koyduğunu belirterek, anne mahremiyetine verilen önem, normal doğumu teşvik eden uygulamalar ve anne-bebek bağını güçlendiren yaklaşımların bu süreçte etkili olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W684815 05" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/16-06/a-w684815-05.jpg" width="1000" /></p>

<h2><strong>Sağlık Çalışanlarına Teşekkür</strong></h2>

<p>Yapılan açıklamada, sürece katkı sağlayan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür edilerek, anne adaylarının en özel süreçlerinde yanlarında olmaya devam edileceği bildirildi.</p>

<p>Hastane yönetimi ise “Anne Dostu Hastane” unvanının kendileri için önemli bir sorumluluk olduğunu belirterek, sağlıklı anne ve bebeklerin bu sürecin en önemli sonucu olduğunu ifade etti.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/anne-dostu-hastane-unvani-aldi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/16-06/a-w684815-01.jpg" type="image/jpeg" length="91498"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bodrum’da Prostat Tedavisinde Yeni Dönem]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bodrumda-prostat-tedavisinde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/bodrumda-prostat-tedavisinde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bodrum’da Rezum yöntemi uygulanmaya başladı. Prostat büyümesine ameliyatsız çözüm sunan tedavi 10-15 dakikada tamamlanıyor, yaşam kalitesini artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla’nın Bodrum ilçesinde prostat büyümesi yaşayan hastalar için önemli bir gelişme yaşandı. Acıbadem Bodrum Hastanesi’nde, iyi huylu prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan Rezum (su buharı tedavisi) yöntemi ilk kez uygulanmaya başlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Yalçın, yöntemin prostat dokusuna kontrollü su buharı enerjisi verilmesi prensibine dayandığını belirterek, “Verilen buhar prostat dokusu içinde yayılıyor ve hücresel düzeyde etki oluşturarak büyümüş dokunun zamanla küçülmesini sağlıyor” dedi.</p>

<h2>Prostat Büyümesi Yaşam Kalitesini Düşürüyor</h2>

<p>Prostat büyümesinin özellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerde sık görüldüğünü vurgulayan Yalçın, bu durumun idrar yapma güçlüğü, sık idrara çıkma ve gece idrara kalkma gibi şikayetlerle yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini ifade etti. Gelişen teknoloji sayesinde artık daha konforlu tedavi seçeneklerinin mümkün olduğunu belirtti.</p>

<h2>İşlem Sadece 10-15 Dakika Sürüyor</h2>

<p>Rezum yönteminin en önemli avantajlarından birinin kısa sürede tamamlanması olduğunu söyleyen Yalçın, işlemin genellikle 10-15 dakika sürdüğünü ve hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini dile getirdi. Yöntemin; sık idrara çıkan, gece idrara kalkan ve idrar akımı zayıf olan hastalar için uygun bir seçenek olduğunu kaydetti.</p>

<h2>Ameliyatsız ve Minimal İnvaziv Yöntem</h2>

<p>Rezum tedavisinin klasik prostat ameliyatlarına göre minimal invaziv bir yöntem olduğuna dikkat çeken Yalçın, işlem sırasında kesi yapılmadığını, doğal idrar kanalından girilerek prostat dokusuna müdahale edildiğini belirtti. Bu sayede cerrahi operasyon gerektirmeden prostatın küçültülmesinin hedeflendiğini ifade etti.</p>

<h2>50 Yaş Üzeri Erkeklere Uyarı</h2>

<p>Prostat büyümesine bağlı şikayetlerin erken dönemde değerlendirilmesinin önemine değinen Yalçın, özellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerin düzenli ürolojik kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bodrumda-prostat-tedavisinde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/14-04/a-w683336-01.jpg" type="image/jpeg" length="31800"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muğla’da evde fizyoterapi hizmeti 560 hastaya ulaştı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/muglada-evde-fizyoterapi-hizmeti-560-hastaya-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/muglada-evde-fizyoterapi-hizmeti-560-hastaya-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, evde sağlık hizmetleri kapsamında sunduğu fizyoterapi desteğiyle bugüne kadar 560 hastaya ulaştı, toplam bin 850 seans hizmet verdi. Özellikle yatağa bağımlı ve fizik tedaviye ihtiyaç duyan hastalara yönelik çalışmalar aralıksız sürdürülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların sağlık ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla evde bakım, pansuman, şeker ölçümü, kişisel bakım, diyetisyen, psikolog, fizyoterapist desteği ile hasta ve engelli nakil hizmetlerini kesintisiz şekilde sürdürüyor. Ekipler, ihtiyaç sahibi vatandaşların evlerine giderek yerinde hizmet sunuyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 08 At 10.04.09" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/08-04/whatsapp-image-2026-04-08-at-100409.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>“Tüm hizmetlerden memnunuz”</strong></h2>

<p>Fizyoterapi hizmetinden yararlanan Abdullah Demir’in kızı Behice Çınar, verilen destekten memnun olduklarını belirterek, babasının geçirdiği kaza sonrası evde fizik tedavi sürecine başladıklarını söyledi. Çınar, “Gelen fizyoterapistten çok memnunuz. Belediyemiz ayrıca hasta karyolası da temin etti. Tüm hizmetler için teşekkür ediyoruz” dedi.</p>

<p>Abdullah Demir ise köyde ağaçlarla ilgilenirken düşerek yaralandığını ve ameliyat sonrası fizik tedaviye ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, “Büyükşehir Belediyesi’nin fizyoterapi ve hasta nakil hizmetlerinden yararlanıyorum. Herkesten çok memnunum” diye konuştu.</p>

<h2><strong>“560 hastaya ulaştık, 1850 seans yaptık”</strong></h2>

<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi Fizyoterapisti Yaren Merve Eymir, hizmetin kapsamına ilişkin bilgi vererek, “Hastalarımız genellikle inme ve nörolojik rehabilitasyona ihtiyaç duyan kişilerden oluşuyor. Son bir buçuk yılda 560 hastaya ulaşarak bin 850 seans gerçekleştirdik. Menteşe, Bodrum ve Ortaca’da üç fizyoterapist olarak hizmet veriyoruz” dedi.</p>

<p>Eymir, hastaların haftada bir ziyaret edilerek kişiye özel egzersiz programları hazırlandığını belirtti. Hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşların 444 48 01 numaralı çağrı merkezinden randevu oluşturabileceği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 08 At 10.04.08" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/08-04/whatsapp-image-2026-04-08-at-100408.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Başkan Aras: “Sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırıyoruz”</strong></h2>

<p>Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmayı hedeflediklerini vurguladı.</p>

<p>Aras, “Özellikle yatağa bağımlı, yaşlı ve fizik tedaviye ihtiyaç duyan hemşerilerimizin evlerinde destek alabilmesi bizim için çok kıymetli. Bu hizmetlerle vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmayı sürdüreceğiz” dedi.</p>

<p>Başkan Aras ayrıca, sağlık çalışanlarının önemine dikkat çekerek tüm fizyoterapistlerin 8 Nisan Türkiye Fizyoterapistler Günü’nü kutladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/muglada-evde-fizyoterapi-hizmeti-560-hastaya-ulasti</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 20:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/my/08-04/whatsapp-image-2026-04-08-at-100407.jpeg" type="image/jpeg" length="52607"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun yaşamın sırrı ortaya çıktı: Bilim adamlarından şaşırtan tespit]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzun-yasamin-sirri-ortaya-cikti-bilim-adamlarindan-sasirtan-tespit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzun-yasamin-sirri-ortaya-cikti-bilim-adamlarindan-sasirtan-tespit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun yaşamanın formülünü merak edenlerin ilgisini çekecek haber geldi. Yıllardır tıp dünyasında ve biyoloji ders kitaplarında kabul gören bir genel yargı vardı: Ne kadar uzun yaşayacağımızın sadece yüzde 20’si genlerimize, geri kalan yüzde 80’i ise nasıl yaşadığımıza bağlıydı. Ancak Weizmann Bilim Enstitüsü’nden biyolog Uri Alon ve ekibinin yaptığı son çalışma, bu yerleşik bilgiyi temelinden sarsıyor. İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i>Science</i> dergisinde yayımlanan ve büyük yankı uyandıran araştırmaya göre, yaşam süremiz üzerindeki genetik mirasın payı aslında sanılandan çok daha büyük; hatta bazı durumlarda bu oran yüzde 50’ye kadar tırmanıyor.</p>

<h2><strong>ESKİ VERİLERDEKİ 'DIŞSAL ÖLÜM' TUZAĞI DEŞİFRE EDİLDİ</strong></h2>

<p>Bilim insanları, geçmişte yapılan araştırmaların neden yanıltıcı sonuçlar verdiğini matematiksel modellerle ortaya koydu. Uzun ömürlülük üzerine yapılan eski çalışmaların büyük bir bölümü, 19. yüzyılın sonlarında dünyaya gelen İskandinav ikizlerinin verilerine dayanıyordu. Fakat o dönemde dünya bugünkünden çok daha tehlikeli bir yerdi. İnsanlar yaşlanmaya fırsat bulamadan tüberküloz, zatürre gibi enfeksiyon hastalıklarından, iş kazalarından ya da toplumsal şiddet olaylarından hayatını kaybediyordu. Uri Alon, bu "dışsal ölümlerin" genetik faktörlerin etkisini gölgelediğini fark etti.</p>

<p><img alt="Yasli Nufus Kendini Guvende Hissediyor 700X420 1" class="detail-photo img-fluid" height="768" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/yasli-nufus-kendini-guvende-hissediyor-700x420-1.webp" width="1280" /></p>

<p>Bilim insanları, geçmişteki uzun ömürlülük araştırmalarının dışsal ölüm nedenleri (salgınlar, kazalar) nedeniyle genetiğin etkisini azımsadığını ortaya koydu. Bu dış etkenler matematiksel modellerle denklemden çıkarıldığında, genetiğin yaşam süresi üzerindeki belirleyiciliğinin %50’ye ulaştığı saptandı. Araştırma, her bireyin genetik bir "potansiyel ömür süresi" olduğunu; sağlıklı yaşam tarzı ve modern tıbbın ise bu genetik sınırları esneterek bireyi potansiyelinin en üst sınırına taşıyabildiğini gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>GENETİK BİR 'BAŞLANGIÇ NOKTASI' VE MODERN TIBBIN ROLÜ</strong></h2>

<p>Araştırmanın sonuçları, "yaşam tarzı önemsizdir" anlamına gelmiyor; ancak çevresel faktörlerin genetik bir zemin üzerinde hareket ettiğini kanıtlıyor. Uzmanlara göre, her bireyin genetik olarak belirlenmiş bir "potansiyel ömür süresi" bulunuyor. Örneğin, ailesinde kalp hastalığı genetiği taşıyan bir birey, günümüzdeki ileri tedavi yöntemleri ve ilaçlar sayesinde bu "kaderi" değiştirerek ömrünü ciddi şekilde uzatabiliyor. Yani tıp, genlerin çizdiği sınırları bir miktar esnetme gücüne sahip.</p>

<h2><strong>ASIRLIK ÇINARLARDA GENETİK, ORTALAMA İNSANDA ÇEVRE BASKIN</strong></h2>

<p>- Bu özel bireyler, kötü alışkanlıkları olsa dahi vücutlarındaki güçlü onarım mekanizmaları sayesinde hayatta kalabiliyor.</p>

<p>- Toplumun genelinde ise yaşam süresini belirleyen temel unsurlar arasında sosyoekonomik koşullar ile sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak hala kritik bir rol oynuyor.</p>

<p>- Elde edilen yeni bulgular, gelecekte yaşlanma sürecine doğrudan müdahale edebilecek genetik tedavilerin geliştirilmesine imkan tanıyabilir.</p>

<p>- Genetik miras bir yol haritası sunsa da bu yolda nasıl ilerleneceği ve ne kadar dikkatli olunacağı bireysel tercihlere bağlı kalmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/uzun-yasamin-sirri-ortaya-cikti-bilim-adamlarindan-sasirtan-tespit</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/04/4bc7572a-8hjnqid8ojbt142ju7tyb.jpeg" type="image/jpeg" length="72998"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihi Geçmiş İlaçlara Karşı Hastanede Farkındalık Hamlesi]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/tarihi-gecmis-ilaclara-karsi-hastanede-farkindalik-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/tarihi-gecmis-ilaclara-karsi-hastanede-farkindalik-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla’da tıp fakültesi öğrencileri, antibiyotik kullanımı ve tarihi geçmiş ilaçların risklerine dikkat çekmek için hastanede farkındalık standı kurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, akılcı ilaç kullanımı ve antibiyotik direncine dikkat çekmek amacıyla Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde farkındalık standı kurdu. Proje kapsamında hem sağlık riskleri hem de çevresel etkiler konusunda önemli uyarılar yapıldı.</p>

<p>Muğla’da sağlık alanında dikkat çeken bir farkındalık çalışmasına imza atıldı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gürkan Yiğittürk koordinatörlüğünde yürütülen “Tarihi Geçmiş İlaçlardan Arınma ve Antibiyotiklerin Doğru Kullanımı” projesi kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde saha çalışması gerçekleştirdi.</p>

<p>Öğrenciler tarafından kurulan farkındalık standında, hasta ve hasta yakınlarına “akılcı ilaç kullanımı” ve “atık ilaç yönetimi” konularında birebir bilgilendirme yapıldı. Özellikle antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımının yol açtığı direnç sorununun küresel bir sağlık tehdidi olduğuna dikkat çekildi.</p>

<p><img alt="656177530 1252118773777460 5641551679885533565 N" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/25-03/656177530-1252118773777460-5641551679885533565-n.jpg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Antibiyotik Direnci Neden Bu Kadar Kritik?</strong></h2>

<p>Etkinlikte, gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımının, bakterilerin ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açtığı vurgulandı. Bu durumun ilerleyen süreçte basit enfeksiyonların bile tedavi edilememesine neden olabileceği ifade edildi. Öğrenciler, antibiyotiklerin yalnızca doktor önerisiyle ve doğru dozda kullanılması gerektiğinin altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Evdeki Eski İlaçlar Sessiz Tehlike</strong></h2>

<p>Farkındalık çalışmasında, evlerde bulunan son kullanma tarihi geçmiş ilaçların ciddi sağlık riskleri taşıdığına dikkat çekildi. Bu tür ilaçların bilinçsizce kullanılmasının zehirlenmelere ve tedavi süreçlerinin olumsuz etkilenmesine yol açabileceği belirtildi.</p>

<p><img alt="656462172 1252093207113350 4067331338983154927 N" class="detail-photo img-fluid" height="1362" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/25-03/656462172-1252093207113350-4067331338983154927-n.jpg" width="2048" /></p>

<h2><strong>Çevreye Zarar: Lavaboya Dökmek Büyük Hata</strong></h2>

<p>Etkinlikte ayrıca ilaçların çöpe atılması ya da lavaboya dökülmesinin çevre ve su kaynakları üzerinde ciddi tehdit oluşturduğu anlatıldı. Atık ilaçların doğru şekilde toplanması ve imha edilmesinin hem insan sağlığı hem de doğa için büyük önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p>Öğrenciler, hazırladıkları bilimsel içerikli afiş ve broşürleri katılımcılarla paylaşarak farkındalığın artırılmasına katkı sağladı.</p>

<h2><strong>Projeye Yönetimden Destek</strong></h2>

<p>Kurulan farkındalık standını, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcıları Doç. Dr. Ercan Saruhan ve Doç. Dr. Kıvanç Karaman da ziyaret etti. Yetkililer, yürütülen çalışmaya ilişkin bilgi alarak öğrencilerin sosyal sorumluluk projesine destek verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mukaddes Yelin</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/tarihi-gecmis-ilaclara-karsi-hastanede-farkindalik-hamlesi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/25-03/657711050-1252093393779998-4127270198036788401-n.jpg" type="image/jpeg" length="52019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[20’lerde Uçuş, 40’larda Çöküşün Sebebi Ne?]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/20lerde-ucus-40larda-cokusun-sebebi-ne</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/20lerde-ucus-40larda-cokusun-sebebi-ne" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[40’lı yaşlarda artan yorgunluğun nedeni ortaya çıktı. Bilim insanlarına göre biyolojik değişimler ve artan yaşam sorumlulukları, orta yaşta enerji düşüşünün temel sebebi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>40’lı Yaşlarda Yorgunluk Neden Artıyor? Bilim İnsanları Açıkladı</strong></h3>

<p>20’li yaşlarda bitmeyen enerji hissi, 40’lı yaşlara gelindiğinde yerini çoğu zaman kalıcı bir yorgunluğa bırakıyor. Bilim insanlarına göre bu değişim sadece yaşlanmanın bir sonucu değil; vücuttaki biyolojik dönüşümler ile hayatın en yoğun döneminin çakışmasından kaynaklanıyor.</p>

<p>Yapılan bilimsel değerlendirmelere göre, insan vücudu 20’li yaşlarda enerji üretimi açısından zirvede bulunuyor. Bu dönemde kas kütlesi yüksek, hücrelerin enerji üretiminden sorumlu mitokondriler daha verimli çalışıyor ve kaliteli uyku daha kolay sağlanıyor. Bu da yoğun tempoya rağmen daha az yorgunluk hissi anlamına geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak 40’lı yaşlarla birlikte vücutta bazı değişimler baş gösteriyor. Kas kütlesi azalmaya başlarken, uyku düzeni bozulabiliyor ve hormon seviyelerinde dalgalanmalar yaşanıyor. Bu biyolojik süreçlere iş hayatındaki yoğunluk, aile sorumlulukları ve artan stres de eklendiğinde kronik yorgunluk kaçınılmaz hale geliyor.</p>

<p>Uzmanlar, bu dönemde hissedilen bitkinliğin bir “çöküş” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Aksine bu durum, yaşamın en yoğun yılları ile vücudun doğal sınırlarının kesişmesinden doğan bir sonuç olarak görülüyor.</p>

<p>Araştırmalar, ilerleyen yaşlar için ise daha umut verici bir tablo çiziyor. 60’lı yaşlarla birlikte hayat temposunun düşmesi ve stresin azalması sayesinde enerji seviyelerinde yeniden artış gözlenebiliyor. Ayrıca düzenli egzersiz ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının her yaşta enerji üzerinde olumlu etkisi olduğu belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/20lerde-ucus-40larda-cokusun-sebebi-ne</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/a-a1-w23-xf.jpg" type="image/jpeg" length="97258"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keto Diyetine Uzman Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/keto-diyetine-uzman-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/keto-diyetine-uzman-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ketojenik diyet kısa sürede kilo verdirse de uzmanlara göre uzun vadeli etkileri belirsiz. Kolesterol artışı ve bağırsak sağlığı üzerindeki riskler dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Ketojenik Diyet Uyarısı: Hızlı Kilo Verdiriyor Ama Riskler Göz Ardı Edilmemeli</strong></h3>

<p>Son yıllarda popülerliği hızla artan ketojenik diyet, kısa sürede kilo vermek isteyenlerin ilk tercihlerinden biri haline geldi. Ancak uzmanlar, bu beslenme modelinin uzun vadeli etkilerine karşı dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, karbonhidratın ciddi şekilde kısıtlanıp yağ ağırlıklı beslenmeye dayanan ketojenik diyetin başlangıçta epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde kullanıldığını hatırlattı. Günümüzde ise çoğunlukla hızlı kilo kaybı amacıyla tercih edildiğini belirten Erden, “Hızlı sonuçlar her zaman sağlıklı sonuçlar anlamına gelmez” dedi.</p>

<h2><strong>Araştırmalar Kısa Vadeyi Gösteriyor</strong></h2>

<p>Ketojenik diyet üzerine yapılan çalışmaların büyük bölümünün kısa süreli olduğuna dikkat çeken Erden, bu süreçte kilo kaybı, kan şekeri ve bazı yağ değerlerinde iyileşme görülebildiğini söyledi. Ancak bu etkilerin uzun vadede nasıl sonuçlar doğuracağının henüz net olmadığını vurguladı.</p>

<h2><strong>Kolesterol Riski Gündemde</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre bu diyet bazı kişilerde “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL seviyesini artırabiliyor. Özellikle tereyağı, işlenmiş etler ve doymuş yağ oranı yüksek besinlerin yoğun tüketildiği durumlarda kalp ve damar sağlığı açısından risk artıyor. Bu nedenle yağ seçiminin kritik önemde olduğu ifade ediliyor.</p>

<h2><strong>Bağırsak ve Genel Sağlık Üzerinde Etkili</strong></h2>

<p>Ketojenik diyetin ekmek, baklagil, meyve ve bazı sebzeleri sınırlaması lif alımını düşürüyor. Bu durum ise uzun vadede kabızlık, bağırsak tembelliği ve bağışıklık sistemi sorunlarına yol açabiliyor. Ayrıca uzmanlar, bu diyetin sosyal yaşamda sürdürülebilirliğinin de zor olduğuna dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>“Herkese Uygun Değil”</strong></h2>

<p>Erden, her bireyin ihtiyaçlarının farklı olduğunu belirterek, diyet seçiminde yaş, sağlık durumu ve yaşam tarzının mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. Uzmanlar, özellikle kronik hastalığı olan kişilerin bu tür diyetleri uygulamadan önce mutlaka bir uzmana danışması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/keto-diyetine-uzman-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 20:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/son-yillarda.png" type="image/jpeg" length="78472"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayramda tatlı tüketimine dikkat]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayramda-tatli-tuketimine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayramda-tatli-tuketimine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan Bayramı'na az bir sürek kala uzmanlar da bir ay boyunca oruç tutulduktan sonra günlük beslenme rutinine nasıl dönüleceği konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>En çok tatlı tüketilen zamanlardan biri olan bayramlarda tatlı tüketimi konusunda dikkat edilmesi gerekenleri ise Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli şöyle anlattı;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayramda tatlı ve çikolata tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerekiyor. Bayramlarda beslenme düzeninde bazı değişiklikler yaşanabiliyor. Bu değişikliklerin sadece sindirim sistemi değil, vücudun tamamında telafisi güç sorunlara yol açabilir. Bayram ziyaretleri sebebiyle öğün saatlerimizde değişiklikler yaşanabilir. Şayet beslenme düzenimizdeki değişikliklere mukabil tedbir alınmazsa bazı sağlık problemleri yaşanabilir. Bu problemlerin başlıcaları ise sindirim güçlüğü, kabızlık, mide rahatsızlıkları, tansiyon yükselmesi, kalp çarpıntısı gibi sağlık sorunlarıdır."<br />
Tatlı tüketiminin bayram süresi ve sonrasını sağlıklı geçirme açısından kritik önemde olduğunu kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Veysel Ciğerli, şu tavsiyelerde bulundu;</p>

<p>"Bayram ziyaretlerinde ikram edilen şekerleme ve tatlıların tüketimi mümkün olduğunca azaltılmalıdır. Bayram boyunca şerbetli tatlı ve çikolata tüketimi artmaktadır. Bu besinlerin glisemik indeksleri ve kalorileri yüksek olduğundan kan şekerinin de hızla yükselmesine yol açarlar. Fazla miktarda çikolata ve tatlı tüketimi mide yanması, bağırsak sistem bozukluklarına sebep olarak pek çok sağlık problemine yol açabilir. Tatlı tercihleri mümkün olduğunca sütlü tatlılardan yana kullanılabilir. Sütlü tatlı olarak dondurma, doğru ve serinletici bir tercih olacaktır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bayramda-tatli-tuketimine-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/aziz/1503/a-w662415-01.jpg" type="image/jpeg" length="18219"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sık İdrara Çıkmak Her Zaman Hastalık Belirtisi Değil]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/sik-idrara-cikmak-her-zaman-hastalik-belirtisi-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/sik-idrara-cikmak-her-zaman-hastalik-belirtisi-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Çinar, sık idrara çıkmanın her zaman hastalık belirtisi olmadığını belirtti. Fazla çay ve kahve tüketimi bu duruma neden olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<p>Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Çinar, sık idrara çıkmanın her zaman bir hastalık belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, özellikle çay ve kahve gibi içeceklerin fazla tüketilmesinin bu duruma yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Uzmanlar, çay ve kahvenin idrar söktürücü etkisi nedeniyle gün içinde tuvalete daha sık gitmeye neden olabildiğini ifade ediyor. Özellikle yoğun tempoda çalışan ve gün içinde çok sayıda çay veya kahve tüketen kişilerde sık idrara çıkma durumunun daha fazla görülebileceği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medicana International Samsun Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Çinar, böbrek sağlığını korumak için günlük sıvı tüketimi ve içecek alışkanlıklarının önemine dikkat çekti.</p>

<h2><strong>“İdrar rengi önemli bir gösterge”</strong></h2>

<p>Böbrek sağlığı açısından idrar renginin önemli bir gösterge olduğuna dikkat çeken Çinar, açık ve berrak renkte idrarın genellikle yeterli su tüketildiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Çinar, “Yoğun sarı renkte idrar ise çoğu zaman vücudun yeterince su almadığının işareti olarak değerlendiriliyor. Sağlıklı böbrek fonksiyonları için gün boyunca yeterli miktarda su içmek büyük önem taşıyor” dedi.</p>

<h2><strong>Sağlıklı böbrekler için yaşam tarzı önemli</strong></h2>

<p>Böbreklerin vücuttaki toksinleri temizleyen hayati organlar olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Önder Çinar, böbrek sağlığını korumak için günlük yaşamda bazı alışkanlıklara dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Çinar, “Günlük su tüketimini artırmak, çay ve kahve tüketimini sınırlamak, dengeli ve sağlıklı beslenmek ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek böbrek sağlığını korumada önemli rol oynuyor. Özellikle sıvı tüketimine dikkat etmek ve idrar rengini takip etmek, vücudun su ihtiyacını anlamak için pratik bir yöntemdir” ifadelerini kullandı.</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/sik-idrara-cikmak-her-zaman-hastalik-belirtisi-degil</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/14-03/a-w661946-01.jpg" type="image/jpeg" length="12562"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şubat Ayında Muğla’da 1.641 Konut Satıldı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/subat-ayinda-muglada-1641-konut-satildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/subat-ayinda-muglada-1641-konut-satildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şubat 2026’da Muğla’da 1.641 konut satıldı. Satışların 481’i ilk el, 1.160’ı ikinci el konutlardan oluşurken yabancılara 18 konut ve 4 işyeri satışı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde 2026 yılı Şubat ayında toplam 124 bin 549 konut satışı gerçekleşirken satışların büyük bölümünü ikinci el konutlar oluşturdu. Muğla’da ise aynı dönemde 481’i ilk el, 1.160’ı ikinci el olmak üzere toplam 1.641 konut satışı yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye genelinde 2026 yılı Şubat ayında konut satışlarının büyük bölümü ikinci el konutlardan oluştu. Açıklanan verilere göre ülke genelinde Şubat ayında 37 bin 785 ilk el, 86 bin 764 ikinci el olmak üzere toplam 124 bin 549 konut satışı gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="A W661204 02" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/13-03/a-w661204-02.jpg" width="999" /></p>

<h2><strong>Muğla’da Satışların Çoğu İkinci El Konut</strong></h2>

<p>Muğla’da ise aynı dönemde toplam 1.641 konut satışı gerçekleşti. Bu satışların 481’i ilk el konut, 1.160’ı ise ikinci el konut olarak kayıtlara geçti. Veriler, kentteki konut satışlarında ikinci el konutların ağırlığını koruduğunu ortaya koydu.</p>

<p><img alt="A W661204 03" class="detail-photo img-fluid" height="509" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/13-03/a-w661204-03.jpg" width="998" /></p>

<h2><strong>Yabancılara Konut Satışı da Yapıldı</strong></h2>

<p>Şubat ayı içerisinde Muğla’da yabancı uyruklu vatandaşlara 18 konut ve 4 işyeri satışı gerçekleştirildiği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/subat-ayinda-muglada-1641-konut-satildi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/13-03/a-w661204-01.jpg" type="image/jpeg" length="59274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de 72 bin diyaliz hastası bulunuyor]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/turkiyede-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/turkiyede-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor.<br />
Dünya Böbrek Günü kapsamında, Türk Böbrek Vakfı tarafından 1800 pet şişe kullanılarak hazırlanan 2,5 metre yüksekliğinde dev böbrek maketi, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Yaklaşık 2,5 metre yüksekliğinde ve 150 kilogram ağırlığındaki maket, plastik tüketiminin doğaya etkisini sembolik bir şekilde gözler önüne serdi. Düzenlenen etkinlikte hem böbrek hastalıklarına dikkat çekildi hem de su kaynaklarının korunmasının önemi vurgulandı. Etkinlikte konuşan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Hemodiyaliz tedavisinde kullanılan su miktarı ise konunun çevresel boyutunu ortaya koyuyor. Bir hastanın 4 saatlik tek bir hemodiyaliz seansında en az 200 litre şebeke suyu kullanılıyor. Türkiye genelinde yılda yaklaşık 2-2,5 milyon ton su, bu tedavi sürecinde kullanıldıktan sonra atığa dönüşüyor" dedi. Erk, kronik böbrek yetmezliğinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, "Böbreklerimizi korumak aslında doğal kaynaklarımızı korumaktır. İklim değişikliği ve su kaynaklarının giderek azalması, suyun değerini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Günlük 2-2,5 litre su tüketimi gibi basit alışkanlıklar hem böbrek sağlığımızı koruyabilir hem de sağlık sistemindeki büyük yükün önüne geçebilir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W660729 01" class="detail-photo img-fluid" height="1707" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/a-w660729-01.jpg" width="1280" /><br />
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nur Canpolat ise böbrek hastalıklarının dünya genelinde hızla arttığını belirterek, "Dünya genelinde yaklaşık her 10 kişiden birinde kronik böbrek hastalığı bulunuyor. Türkiye’de ise her 6-7 yetişkinden biri böbrek hastalığı riski taşıyor. Ancak böbrek sağlığının temelleri çocukluk döneminde atılır. Yeterli su tüketimi, sağlıklı beslenme, tuz ve paketli gıdaların azaltılması, fiziksel aktivite ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak böbrek sağlığını korumada büyük önem taşır" dedi. Canpolat ayrıca çocukların iklim değişikliği, hava kirliliği ve su kaynaklarının azalması gibi çevresel risklere karşı daha hassas olduğunu vurgulayarak, çevreyi korumanın aynı zamanda çocukların böbrek sağlığını korumak anlamına geldiğini ifade etti.<br />
Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zelal Adıbelli ise böbrek sağlığı ve çevresel sürdürülebilirlik konularına değindi. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise böbreklerin görevleri ve böbrek sağlığı adına edinilmesi gereken alışkanlıklardan bahsederek, "Kanı sürekli temizlemek (her gün yaklaşık 180 litre kan böbreklerden süzülür), vücudun su dengesini sağlamak(böbrekler vücuttaki su miktarını ayarlar), mineral ve tuz dengesini düzenlemek, kan basıncını (tansiyonu) kontrol etmek, kırmızı kan hücresi üretimine yardım etmek ve kemik sağlığını korumak böbreklerin önemli görevleridir. Böbrekleri dolayısı genel sağlık halini korumak için kazanılması gereken basit ama önemli alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklara dikkat etmek ve de yıllık olarak böbrek kan tahlillerinin rutin olarak yapılması, böbrek hastalıkları anlamında koruma sağlayacaktır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/turkiyede-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 19:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/adsiz-tasarim-73.png" type="image/jpeg" length="28811"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Benlerdeki Değişim Cilt Kanserinin Habercisi Olabilir!]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/benlerdeki-degisim-cilt-kanserinin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/benlerdeki-degisim-cilt-kanserinin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Muhsin Akbaba, benlerdeki şekil, renk ve boyut değişikliklerinin cilt kanseri belirtisi olabileceğini belirterek düzenli kontrol uyarısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Muhsin Akbaba, toplumda oldukça yaygın görülen benlerin büyük bölümünün iyi huylu olduğunu ancak bazı değişimlerin cilt kanseri açısından önemli bir uyarı olabileceğini belirterek, "Benlerde meydana gelen şekil, renk veya boyut değişiklikleri mutlaka dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Benlerin tıbbi olarak "melanositik nevüs" olarak adlandırıldığını belirten Akbaba, "Bu oluşumlar deride pigment üreten hücrelerin çoğalması sonucu ortaya çıkar. Benler doğuştan görülebileceği gibi yaşamın ilerleyen dönemlerinde de ortaya çıkabilir, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde ben sayısında artış görülebilir" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Ailede melanom öyküsü bulunması riski artırıyor"</strong></p>

<p>Ortalama bir yetişkinde 10 ila 40 arasında ben bulunabileceğini belirten Akbaba, "Ancak çok sayıda bene sahip olmak veya ailede melanom öyküsü bulunması cilt kanseri riskini artırabilir" dedi.<br />
<br />
<strong>Cilt kanserinde ABCDE kuralı</strong></p>

<p>Benlerde en önemli durumun zaman içindeki değişim olduğunu vurgulayan Akbaba, dermatolojide erken tanı için kullanılan ABCDE kuralına dikkat çekti. Bu kuralı asimetri, sınır, renk, çap ve değişim olarak özetleyen Akbaba, "Benin iki yarısının eşit olmaması, kenarlarının düzensizleşmesi, renginde farklı tonların ortaya çıkması, çapının 6 milimetreden büyük olması veya zaman içinde büyümesi gibi değişiklikler dermatolojik değerlendirme gerektirir" uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Kanama, kaşıntı ve ani büyüme varsa doktora başvurun</strong></p>

<p>Benlerde görülen bazı belirtilerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini ifade eden Akbaba, şu uyarıda bulundu:<br />
"Benlerde kanama, kaşıntı, ani büyüme, çevresinde kızarıklık oluşması veya renk ve şekil değişikliği gibi durumlar görüldüğünde vakit kaybetmeden dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır"</p>

<h2><strong>Güneş ışınları risk oluşturabiliyor</strong></h2>

<p>Güneşe uzun süre maruz kalmanın hem yeni ben oluşumunu hem de mevcut benlerde kötü huylu dönüşüm riskini artırabileceğini belirten Akbaba, güneşten korunmanın önemine dikkat çekerek, "Geniş spektrumlu güneş koruyucu kullanılmalı ve 2-3 saatte bir yenilenmelidir. Özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneşe doğrudan maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Şapka ve güneş gözlüğü gibi koruyucu önlemler de ihmal edilmemelidir"</p>

<p><strong>Benler yılda bir kez kontrol edilmeli</strong></p>

<p>Benlerin dermatoloji uzmanı tarafından düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Akbaba, riskli görülen benlerin dermatoskopi ve dijital görüntüleme yöntemleriyle izlenebildiğini söyledi.<br />
Akbaba, "Şüpheli görülen durumlarda biyopsi yapılabilir ve gerekli görülürse ben cerrahi yöntemle tamamen çıkarılabilir. Cilt kanserlerinde erken tanı hayat kurtarır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/benlerdeki-degisim-cilt-kanserinin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/12-03/a-w660625-01.jpg" type="image/jpeg" length="31034"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Savaşlar buzdağının görünen yüzü değil: Çevre ve sağlık uyarısı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/savaslar-buzdaginin-gorunen-yuzu-degil-cevre-ve-saglik-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/savaslar-buzdaginin-gorunen-yuzu-degil-cevre-ve-saglik-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye'nin çevresindeki savaşların yalnızca can kaybıyla sınırlı olmadığını belirterek, çevresel kirlilikten psikososyal hastalıklara kadar uzanan etkilerin "buzdağının görünmeyen yüzü" olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye'nin çevresindeki savaşların yalnızca can kaybıyla sınırlı olmadığını belirterek, çevresel kirlilikten psikososyal hastalıklara kadar uzanan etkilerin "buzdağının görünmeyen yüzü" olduğunu söyledi.<br />
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, dünyada artan savaşların yalnızca çatışma bölgelerinde yaşayan insanları değil, çevre ülkeleri ve gelecek nesilleri de etkilediğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Özkaya, savaşların neden olduğu çevresel ve sağlık sorunlarının uzun yıllar devam ettiğine dikkat çekti.<br />
Prof. Dr. Özkaya, ülkelerin çevresinde yaşanan çatışmaların yalnızca görünen kayıplarla sınırlı olmadığını ifade ederek, "Ülkemizin 3 tarafı artık savaşlarla çevrili. Savaş bölgelerinde insanların ölümü sadece ‘buzdağının görünen yüzü’. Bu savaştan aktif etkilenenler dışında bir de pasif etkilenme var. Buna ‘buzdağının görünmeyen yüzü’ diyebiliriz ve bu savaşlardan sonra bile onlarca yıl hem bizi hem de çocuklarımızı etkileyecek" dedi.</p>

<h2><strong>"3 milyardan fazla insan savaşlardan etkileniyor"</strong></h2>

<p>Birleşmiş Milletler’in de giderek daha acil bir konu olarak silahlı çatışmaların çevresel etkilerini gündeme aldığını ifade eden Özkaya, "Şu anda dünya nüfusunun üçte biri olan 3 milyardan fazla insan savaştan etkilenen bölgelerde yaşıyor" diye konuştu.<br />
Savaşların yalnızca insan kayıplarına yol açmadığını belirten Özkaya, özellikle Gazze, Ukrayna ve İran gibi bölgelerde yaşanan çatışmaların ciddi çevresel tahribata neden olduğunu söyledi. Bombalamalar sonucu tarım alanlarının yok olduğunu, su kaynaklarının kirlenebildiğini ve doğal habitatların onlarca yıl boyunca toparlanamadığını vurguladı.</p>

<h2><strong>"Ekolojik yıkım nesiller boyu sürüyor"</strong></h2>

<p>Savaşların oluşturduğu ekolojik felaketlerin uzun vadede gıda ve sağlık güvenliğini tehdit ettiğini belirten Özkaya, yoksulluk ve iklim değişikliğinden etkilenen bölgelerde bu risklerin daha da arttığını dile getirdi. Özkaya, "Ülkemizde zaman zaman yaşanan ani iklim ve hava değişimleri de bölgesel savaşların dolaylı sonuçları arasında olabilir" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Nükleer silahlar insanlık için en büyük tehdit"</strong></h2>

<p>Nükleer silahların insanlık için en yıkıcı silahlar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özkaya şunları söyledi:<br />
"Nükleer silahlar insanlık için en yıkıcı ve ayrım gözetmeyen silahlardır. Büyük bir şehirde patlatılan tek bir nükleer bomba milyonlarca insanı öldürebilir. Nükleer patlamalar yalnızca anlık etkilerle sınırlı kalmaz; şok dalgası, yoğun ısı ve radyasyon geniş alanlarda ölüm ve ağır yaralanmalara yol açar. Ayrıca, patlama sonrası ortaya çıkan iyonlaştırıcı radyasyon çevreyi kirletir ve uzun vadeli sağlık sorunlarına, özellikle kanser ve genetik hasarlara neden olur. 1945–1980 yılları arasında yapılan atmosferik nükleer testlerin dünya genelinde yaklaşık 2,4 milyon kanser ölümüne yol açacağı tahmin edilmektedir. Nükleer silahların küçük bir kısmının bile kullanılması küresel iklimi bozabilir ve büyük bir gıda krizine, uzun vadede yaklaşık 2 milyar insanın açlıkla karşı karşıya kalmasına yol açabilir. Binlerce nükleer silahın patlaması ise nükleer kışa neden olur ve kırılgan ekosistemimizi yok edebilir. Savaşlar yalnızca bugünü değil gelecek nesilleri de etkiler; çevresel ve sağlık boyutları göz ardı edilmemelidir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/savaslar-buzdaginin-gorunen-yuzu-degil-cevre-ve-saglik-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/adsiz-tasarim-68.png" type="image/jpeg" length="35107"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayak bileği dondurulmaktan kurtarılan hasta sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/ayak-bilegi-dondurulmaktan-kurtarilan-hasta-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/ayak-bilegi-dondurulmaktan-kurtarilan-hasta-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemik çürümesi rahatsızlığı bulunan bir hastanın ayak bileği fonksiyonları, İzmir Torbalı Devlet Hastanesinde yapılan kıkırdak transferi ameliyatıyla kurtarıldı. Hastanede ilk kez gerçekleştirilen operasyonla hastanın eklem hareketi korundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kemik çürümesi rahatsızlığı bulunan bir hastanın ayak bileği fonksiyonları, İzmir Torbalı Devlet Hastanesinde yapılan kıkırdak transferi ameliyatıyla kurtarıldı. Hastanede ilk kez gerçekleştirilen operasyonla hastanın eklem hareketi korundu.<br />
Hastalığı nedeniyle daha önce başvurduğu merkezlerde ayak bileğinin cerrahi olarak dondurulması önerilen hasta, Torbalı Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Op. Dr. Azat Dzhumukov ve Op. Dr. Özgür Binbaş, kalıcı hareket kaybının önüne geçmek için hastanın eklem hareketini korumayı hedefleyen kıkırdak transferi ameliyatını başarıyla uyguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yaşam kalitesi korundu</strong></h2>

<p>Operasyonda temel amacın yalnızca ağrıyı dindirmek değil hastanın ayak bileği fonksiyonları ile yaşam kalitesini korumak olduğu, klinik sonuçları olumlu olan hastanın günlük yaşam aktivitelerine kontrollü şekilde dönüş yaptığı ve bu cerrahi müdahalenin hastanenin güncel tedavi vizyonu adına önemli bir adım olduğu kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/ayak-bilegi-dondurulmaktan-kurtarilan-hasta-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 20:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/adsiz-tasarim-67.png" type="image/jpeg" length="78793"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boğazına şeker kaçan 3 yaşındaki çocuk, Heimlich manevrasıyla kurtarıldı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bogazina-seker-kacan-3-yasindaki-cocuk-heimlich-manevrasiyla-kurtarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/bogazina-seker-kacan-3-yasindaki-cocuk-heimlich-manevrasiyla-kurtarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ailesiyle birlikte muayene sırasını bekleyen 3 yaşındaki çocuk, yediği şekerin nefes borusuna kaçması sonucu boğulma tehlikesi geçirdi. Küçük çocuk, hemşirenin saniyeler içinde yaptığı Heimlich manevrası sayesinde yeniden nefes almaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kütahya Şehir Hastanesi'nde ailesiyle birlikte muayene sırasını bekleyen 3 yaşındaki çocuk, yediği şekerin nefes borusuna kaçması sonucu boğulma tehlikesi geçirdi. Küçük çocuk, hemşirenin saniyeler içinde yaptığı Heimlich manevrası sayesinde yeniden nefes almaya başladı.<br />
Olay, hastanede mesai dışı poliklinik hizmetlerinin sürdüğü 17.00-19.00 saatleri arasında meydana geldi. Poliklinik önünde ailesiyle bekleyen çocuğun nefes borusuna yediği şeker kaçtı. Çocuğun nefes alamadığını ve ailesinin paniklediğini fark eden Acil Servis Süpervizörü Sabri Demirbaş, hızla olay yerine koşarak müdahale etti. Güvenlik kameralarına da yansıyan olayda, Demirbaş'ın soğukkanlılığını koruyarak küçük çocuğa müdahale ettiği görüldü. Tecrübeli hemşire, uyguladığı Heimlich manevrası ile ikinci denemede şeker parçasını çıkartarak çocuğun yeniden nefes almasını sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="A W658198 01" class="detail-photo img-fluid" height="738" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/a-w658198-01.jpg" width="1280" /><br />
<strong>"Eğitimin nerede gerekeceği hiç belli olmuyor"</strong></h2>

<p>Olayı anlatan Sabri Demirbaş, 39 yıllık meslek tecrübesinin önemine dikkat çekerek, "Şehir Hastanesinin açılışından bu yana süpervizör olarak görev yapıyorum. Olay anında görev yerime geçerken bağrışmaları duydum. Çevredeki vatandaşların müdahale etmeye çalıştığını ancak başarılı olamadıklarını gördüm. Doğru pozisyonda yaptığım 2-3 manevra sonrası şeker dışarı çıktı. Mesleğimiz gereği aldığımız ilk yardım eğitimlerinin nerede ve ne zaman hayat kurtaracağı belli olmuyor. Üzerimize düşen görevi yaptık, aileye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" dedi.<br />
Olayın ardından sevinçli aile, hastaneyi ziyaret ederek sağlık personeline teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/bogazina-seker-kacan-3-yasindaki-cocuk-heimlich-manevrasiyla-kurtarildi</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 19:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/adsiz-tasarim-66.png" type="image/jpeg" length="49043"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[105 kiloya ulaşınca sağlık sorunları başlayan kadın 9 ayda 30 kilo verdi]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/105-kiloya-ulasinca-saglik-sorunlari-baslayan-kadin-9-ayda-30-kilo-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/105-kiloya-ulasinca-saglik-sorunlari-baslayan-kadin-9-ayda-30-kilo-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli’de fazla kiloları nedeniyle yaşam kalitesi düşen ve çeşitli sağlık sorunlarıyla mücadele eden 46 yaşındaki Ayşe Bıçaklı 105 kiloya kadar ulaştıktan sonra Merkezefendi Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdu. Diyetisyen kontrolünde uygulanan programla 9 ayda 30 kilo veren Bıçaklı, sağlıklı yaşama merhaba dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme hareketsiz yaşam gibi nedenlerden dolayı kilo alıp vermeye başlayan ve 105 kiloya kadar çıkan Ayşe Bıçaklı kalıcı bir çözüm bulmak için Merkezefendi Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdu. Gerekli tetkikleri yapıldıktan sonra Diyetisyen Betül Arslanoğlu eşliğinde kişiye özel bir programa alındı. Düzenli beslenme planı, fiziksel aktivite önerileri ve periyodik kontroller sayesinde 9 ay boyunca diyet programına sadık kalan Bıçaklı 30 kilo verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="A W655379 02" class="detail-photo img-fluid" height="2772" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/a-w655379-02.jpg" width="1280" /></h2>

<h2><strong>"9 ayda 30 kilo verdim"</strong></h2>

<p>Ayşe Bıçaklı 9 aylık süreci şu şekilde anlattı; " Kilo alımıyla birlikte sağlık problemlerim artmaya başladı. Rahat nefes alamıyordum, karaciğer yağlanmasına bağlı kan değerlerimin kötü olduğunu öğrendim. Sağlığıma kavuşmak için zayıflamaya karar verdim. Merkezefendi Sağlıklı Hayat Merkezine başvurdum. 9 ayda 30 kilo verdim. Diyetisyenimin verdiği program dışına çıkmadım. Sağlığım yerine geldiği için çok mutluyum. Evde tek başınıza kilo vermeyi denemeyin. Ben çok denedim ama hep kilo aldım. O yüzden diyetisyene başvurun. Hayatımdan tuz gibi, şeker gibi, un gibi bazı yiyecekleri minimum seviyeye çektim. Diyetisyenimin verdiği sağlıklı beslenme listesiyle aç kalmadan günde 3 öğen beslenerek güzel bir süreç yaşadım. Diyetisyenimin verdiği destek ve motivasyon işimi kolaylaştırdı. Her zaman pozitif ve güler yüzle bu süreci yönetti" diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Unutmayın sağlıklı yaşam sürdürülebilir alışkanlıklarla başlar"</strong></h2>

<p>Diyetisyen Betül Arslanoğlu da danışanlarının hem kilo verdiğini hem de sağlıklı yaşam alışkanlıklarını kazandığını görmenin kendisini mutlu ettiğini belirterek; "Her başarı hikayesinin arkasında multidisipliner bir ekip çalışması danışan - diyetisyen uyumu ile küçük ama kararlı adımlar yer almaktadır. Obezite yalnızca bireysel bir sorun olmaktan çıkarak ülkemizde mücadele ettiğimiz toplumsal bir problem haline geldi. O yüzden kilo vermek sağlıklı beslenmek çok önemlidir. Danışanım Ayşe Bıçıklı ile yürüttüğümüz sağlıklı beslenme danışmanlığı süresince 9 ayda 30 kilo vererek büyük bir başarı elde ettik. 26 cm bel çevresinden incelme meydana geldi bu aynı zamanda 3-4 beden incelmeye tekabül ediyor. Yine danışanımın kan tahlillerinin öncesi ve sonrasına baktığımızda kan değerlerinin olumlu yönde değiştiğini görüyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezinde amacımız kişilere ömür boyu sürdürebilecekleri sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmak. Unutmayın sağlıklı yaşam sürdürülebilir alışkanlıklarla başlar" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/105-kiloya-ulasinca-saglik-sorunlari-baslayan-kadin-9-ayda-30-kilo-verdi</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 22:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/adsiz-tasarim-61.png" type="image/jpeg" length="19739"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anksiyete ve depresyon sorunları artıyor]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/anksiyete-ve-depresyon-sorunlari-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/anksiyete-ve-depresyon-sorunlari-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Dr. Sıdıka Oksay, son yıllarda anksiyete temelli rahatsızlıklarda artış yaşandığını aktardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Dr. Sıdıka Oksay, son yıllarda anksiyete temelli rahatsızlıklarda artış yaşandığını aktardı.<br />
Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı Uzm. Dr. Sıdıka Oksay, psikiyatri polikliniğinde en sık karşılaşılan başvuruların anksiyete ve depresif yakınmalar olduğunu söyledi. Oksay, özellikle kaygı temelli rahatsızlıkların son yıllarda belirgin şekilde arttığını belirtti. Oksay, "Polikliniğimizde en sık anksiyete ve depresif yakınmalarla, ayrıca insan ilişkilerinde yaşanan sorunlarla karşılaşıyoruz. En sık tedavi ettiğimiz rahatsızlık kaygı bozukluklarıdır diyebiliriz" dedi.</p>

<h2><img alt="A W655369 01" class="detail-photo img-fluid" height="2000" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/a-w655369-01.jpg" width="1280" /></h2>

<h2><strong>Kaygı bozukluğu ve panik atak</strong></h2>

<p>Kaygı bozukluklarının tek bir hastalık olmadığını vurgulayan Dr. Sıdıka Oksay, panik bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu, takıntı-zorlantı bozukluğu (OKB), sosyal fobi ve özgül fobilerin bu başlık altında değerlendirildiğini ifade etti. En sık görülen tabloların ise yaygın kaygı bozukluğu ve panik atak olduğunu söyledi. Kaygının aslında insanın hayatta kalma mekanizmasının bir parçası olduğunu hatırlatan Oksay, "Kaygı tehlikelere karşı bizi tetikte tutan doğal bir duygudur. Ancak ortada gerçek bir tehdit yokken alarm sistemi sürekli devredeyse, bu durum hastalık halini alır" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Belirtiler neler?</strong></h2>

<p>Anksiyete bozukluklarında sık görülen belirtileri ise Dr. Sıdıka Oksay şöyle sıraladı:<br />
"Sürekli ve kontrol edilemeyen endişe, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs sıkışması, terleme ve titreme, uyku bozuklukları, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü"<br />
Oksay, kaygının günlük yaşamı, iş hayatını ve sosyal ilişkileri belirgin şekilde etkilemeye başladığı noktada mutlaka uzman desteği alınması gerektiğini vurguladı. Tedavide psikoterapi ve gerekli durumlarda ilaç tedavisinin birlikte planlandığını belirten Oksay, erken başvurunun iyileşme sürecini hızlandırdığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/anksiyete-ve-depresyon-sorunlari-artiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 22:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/ge/adsiz-tasarim-60-1.png" type="image/jpeg" length="59373"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muğla’da Prostat Tedavisinde Yeni Dönem Başladı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/muglada-prostat-tedavisinde-yeni-donem-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/muglada-prostat-tedavisinde-yeni-donem-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde HoLEP yöntemiyle ilk prostat ameliyatı yapıldı. Kapalı cerrahiyle kanama riski azalıyor, iyileşme hızlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde HoLEP yöntemiyle ilk prostat ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Kapalı cerrahi yöntemi sağlıkta yeni dönem başlattı.</p>

<h2><strong>Modern Cerrahi Yöntem Muğla’da Uygulanmaya Başlandı</strong></h2>

<p>Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, modern tıbbın en güncel cerrahi tekniklerinden biri olan HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostatektomi) yöntemini uygulamaya alarak üroloji alanında önemli bir adım attı. Halk arasında <i>iyi huylu prostat büyümesi (BPH)</i> olarak bilinen rahatsızlığın tedavisinde altın standart kabul edilen yöntemle hastanede ilk başarılı operasyon gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="A W653085 02" class="detail-photo img-fluid" height="956" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/2-3/a-w653085-02.jpg" width="999" /></p>

<h2><strong>Açık Ameliyat Dönemi Yerini Kapalı Cerrahiye Bırakıyor</strong></h2>

<p>Özellikle büyük prostat hacmine sahip hastalarda uzun yıllardır tercih edilen açık cerrahi yönteminin yerini, tamamen kapalı yani endoskopik bir teknik olan HoLEP almaya başladı. Prof. Dr. Hüseyin Tarhan ve Doç. Dr. İlker Akarken öncülüğünde gerçekleştirilen operasyon, hastanenin ileri teknolojik altyapısının ulaştığı seviyeyi de ortaya koydu.</p>

<h2><strong>HoLEP Yöntemi Hastalara Hangi Avantajları Sağlıyor?</strong></h2>

<p>Operasyon sonrası değerlendirmelerde bulunan Üroloji Klinik Sorumlusu Prof. Dr. Hüseyin Tarhan, yöntemin sağladığı avantajlara dikkat çekti. Tarhan, ameliyatın karın bölgesinde herhangi bir kesi yapılmadan, doğal idrar yolları kullanılarak tamamlandığını belirtti.</p>

<p>Lazer teknolojisinin operasyon sırasında dokuyu ayırırken damarları eş zamanlı olarak mühürlediğini ifade eden Tarhan, bu sayede kanama riskinin yok denecek kadar az olduğunu vurguladı. Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar açısından yöntemin önemli bir güvenlik avantajı sunduğu belirtildi.</p>

<p>HoLEP operasyonu sonrası hastaların çoğunlukla bir gün içinde taburcu edilebildiği, sonda kullanım süresinin minimum seviyeye indiği ve prostat dokusunun tamamen çıkarılması sayesinde hastalığın tekrarlama riskinin neredeyse ortadan kalktığı ifade edildi.</p>

<p><img alt="A W653085 01" class="detail-photo img-fluid" height="612" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/2-3/a-w653085-01.jpg" width="999" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Teknolojik Altyapıya Sağlık Bakanlığı Desteği</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tarhan açıklamasında, HoLEP cihazının hastaneye kazandırılmasında Sağlık Bakanlığı’nın desteklerinin önemli rol oynadığını belirterek, “Hastanemizin teknolojik altyapısını güçlendiren bu önemli cihazın temininde desteklerini esirgemeyen Sağlık Bakanlığımıza teşekkür ederiz” dedi.</p>

<h2><strong>Bölge Halkı İçin Sağlık Hizmetinde Yeni Seviye</strong></h2>

<p>Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi ise başarıyla tamamlanan ilk operasyonun ardından emeği geçen sağlık çalışanlarını tebrik etti. Açıklamada, ileri cerrahi yöntemlerin uygulanmaya başlanmasıyla birlikte bölge halkına sunulan sağlık hizmeti kalitesinin artarak devam edeceği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Metin Karakoç</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/muglada-prostat-tedavisinde-yeni-donem-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/my/2-3/a-w653085-03.jpg" type="image/jpeg" length="16854"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da Sporcular İçin Kritik Beslenme Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.hamlegazetesi.com.tr/ramazanda-sporcular-icin-kritik-beslenme-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.hamlegazetesi.com.tr/ramazanda-sporcular-icin-kritik-beslenme-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayında uzun süren açlık sporcular için kas kaybı riskini artırabiliyor. Diyetisyen Deniz Türkaslan, oruç tutan sporcuların hem performanslarını korumaları hem de sağlıklı bir Ramazan geçirmeleri için beslenme düzenine dikkat etmeleri gerektiğini belirtti. Özellikle iftar ve sahurda yapılan yanlış tercihler, kas kaybını tetikleyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<article dir="auto" tabindex="-1">
<p>Diyetisyen Deniz Türkaslan, Ramazan’da uzun süreli açlık nedeniyle sporcularda iftar saatinde aşırı yeme eğilimi görülebildiğini söyledi. Özellikle kan şekeri dalgalanmalarının iftarda “yemeğe saldırma” davranışına yol açtığını belirten Türkaslan, yüksek yağlı yiyecek ve içeceklerin en büyük risk olduğunu vurguladı. “Yüksek yağlı kızartmalar, şekerli ve hazır gıdalar kas kaybını destekler. Sporcular iftarda çorba ve su ile başlamalı, kan şekerini dengelemek için hurma tüketebilir. Ana öğünde ise protein merkezli beslenme tercih edilmelidir” dedi.</p>

<p><img alt="A W651790 01" class="detail-photo img-fluid" height="2250" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/aziz/0103/a-w651790-01.jpg" width="4000" /></p>

<h2><strong>Sahurda Protein ve Sağlıklı Yağ Önerisi</strong></h2>

<p>Türkaslan, sahur öğününün gün boyu tokluk ve kas korunumu açısından kritik olduğunu ifade etti. Sahurda protein ağırlıklı beslenmenin önemine değinen Türkaslan, “Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları tüketilmeli. Zeytin, ceviz, zeytinyağı ve tahin gibi sağlıklı yağlar eklenebilir” diye konuştu. Kahvaltılıkların yanına ceviz ve tahin gibi besinlerin eklenmesinin hem enerji hem de kas sağlığı açısından destekleyici olduğunu belirtti.</p>

<h2><strong>Su Tüketimi ve Sebzeler İhmal Edilmemeli</strong></h2>

<p>İftar ile sahur arasında yeterli su tüketiminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Türkaslan, uzun süreli açlık sonrası vücudun su kaybına uğrayabileceğini ve bunun kas kaybı riskini artırabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Uyu 1772091517" class="detail-photo img-fluid" height="693" src="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/aziz/0103/uyu-1772091517.jpg" width="1300" /></p>

<p>“Suyu tek seferde değil, aralıklarla tüketmek gerekir. Böylece vücudun su depoları daha sağlıklı şekilde doldurulur” diyen Türkaslan, mineral ve vitamin kaynağı olan sebzelerin hem sahurda hem de iftarda mutlaka yer alması gerektiğini belirtti.</p>

<h2><strong>Yüksek Yağ ve Şeker Kas Kaybını Artırıyor</strong></h2>

<p>Ramazan boyunca kızartmalar, şekerli yiyecekler ve hazır gıdalardan uzak durulması gerektiğini söyleyen Türkaslan, bu tür besinlerin gün içinde açlık hissini artırdığını ve kan şekeri dalgalanmasına yol açtığını ifade etti.</p>

<p>“Bu durum hem oruç sürecini zorlaştırır hem de kas kaybına neden olabilir” uyarısında bulunan Türkaslan, sporcuların Ramazan ayını bilinçli bir beslenme planıyla geçirmelerinin performans ve sağlık açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.hamlegazetesi.com.tr/ramazanda-sporcular-icin-kritik-beslenme-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hamlegazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/hamlegazetesi-com-tr/uploads/2026/03/aziz/0103/20260225aw649690.jpg" type="image/jpeg" length="69247"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
