Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Ortaokul Türkçe Dersim ve Tarık Gürcan'dan Şiir Dinlemek

Eklenme : 11.05.2021 00:00:00
Görüntülenme: 319

Aziz dostum ve emekli TRT spikeri Harun Yöndem geçenlerde Cahit Sıtkı Tarancı'nın Otuzbeş Yaş şiirini okuyup sosyal medya profilinde paylaştı.

Dinleyince yıllar yıllar öncesine gittim. Ortaokul yıllarıma. 1969-1070. "Orta iki"deyiz. Türkçe öğretmenimiz Kemal Yurdakul Aren. Bir gün dersine girdiği öğrencileri Konferans Salo'nunda topladı ve taş plaktan şiirler dinletti. Tabii devir "cilalı taş plak çağı" ve biz şiirleri "pikap"tan dinliyoruz. Ne whatsapp'tan gönderebiliyoruz, ne sosyal medyadan paylaşılıyor, ne de e mail'den gönderebiliyoruz. Sabit ve yuvarlak kadranlı telefon bile lüks. Ben de nelerden bahsediyorum?... 50 yıl önce. Hayat daha dar ve imkânlara erişmek o kadar zor. Öyle bir dönemde taş plaktan Tarık Gürcan sesiyle şiir dinlemek meğer çok büyük bir nimetmiş.

Kemal hocam, bu şiiri dinletirken "Ben de bu şiirde dendiği gibi, yolun yarısındayım çocuklar." demişti. Kemal hocam, Ortaokulda Türkçe öğretmenim, lisede velim ama ömür boyu delilim oldu. Şimdi İstanbul'da yaşıyor. Yaşı, o hesaba göre 85-86 yaşında. Allah sağlık versin.

O plağın arkasında Bekir Sıtkı Erdoğan'ın Marya şiiri vardı. Tarık Gürcan onu da harika okumuştu. O ses hâlâ kulaklarımda: 

Sen yoksun/Baharda geleceğim diyordun hani/İşte mevsim bahar ya

..

Nasıl, ağlıyor musun marya/Sil gözlerini/Sil yavrum/Bizim yokluğumuzdan ne çıkar/ Aşkımız var ya...

Lise yıllarımda şiirin tamamını buldum ve hayatım boyunca hep okudum Marya"yı. Tavsiye ederim; siz de okuyun.

Kemal hocam o gün Yahya Kemal'den de şiirler dinletmişti. Aklımda kalan Sessiz Gemi ve Erenköy'ünde Bahar idi.

Köyden şehre 1965'te göçmüş ve henüz bir ayağı köyde olan bir kara-kuru çocuk için pikap, plak, şiir, ses, Yahya Kemal, Bekir Sıtkı Erdoğan, Cahit Sıtkı Tarancı.  İnanılmaz bir ufuk açılmasıydı. Herhalde 50 yıl önceki bu güzelliği hatırlayan tek ben varım.

.

Tarık Gürcan'dan Otuzbeş Yaş şiirini bir daha dinlemek ve 50 yıl öncenin hatırasını yâd etmek ümidiyle internette dolaştım ve buldum. Birkaç şiirle beraber Otuzbeş Yaş şiiri de vardı. 35'i ikiye katlamaya 5 kala dinlemek ayrı bir hüzün veriyor tabii. Hüznün tatlı yakıcılığı ile birkaç defa dinledim. Dinledim hüzünlendim.

Hüzünlendim dinledim.

Yetmedi. Tarık Gürcan'ın okuduğu diğer şiirleri de dinledim.

.

Kemal hocam o yıllarda toprağa tohum ekermiş meğer. Meğer o Türkçe derslerini hayatım boyunca bir daha dinleyemeyecekmişim. Üniversitede bile.

Hiç unutmam. Derste George Orwel'ın Hayvan Çiftliği'ni okutmuştu. Sesli okumuştuk. Sırası gelen öğrenci tahtaya kalkıyor; elinde kitap; okuyordu. O yıllarda bunun sebebini anlayamamıştık. Meğer Kemal hocam, bir taşla birkaç kuş vuruyormuş. Hem insanlığın ortak bir metnini okuyormuşuz; hem okuma, telaffuz, ezgileme-tonlamasına bakıyormuş (Arada doğru telaffuz ve ezgileme-tonlamayı kendisi yapardı.). Bir yandan da böyle yaparak çocuklara özgüven de kazandırıyormuş. Nitekim bendeniz fakir, lise birinci sınıftayken dernekte kitle karşısında konuşmaya başladıysam, ortaokulda kazandırılan o özellik yüzündendir. Kitle karşısında konuşmaya başlayış, o başlayış.1971'den beri; yani 50 yıldan beri hâlâ konuşuyorum.

Bir şiir konusu nereden nereye geldi Süheylâ!...

İşte hayat bazen böyle hatırlamalarla zenginleşir.

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft