Online Delikanlılık: Kliktivizm « Hamle Gazetesi

Online Delikanlılık: Kliktivizm

Bu haber 13 Kasım 2019 - 9:15 'de eklendi ve 679 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris KOÇ

İnternet ve sosyal medya kullanıcı istatistiklerine göre ülkemizde 60 milyon internet, 51 milyon sosyal medya kullanıcısı varmış. Bunun 44 milyonu mobil cihazlar yani cep telefonu ile sosyal medyaya bağlanıyormuş. İnternet ve sosyal medya platformları her yönden bizi kuşatmış durumda. Dünya genelinde hâlâ önde görülmesine rağmen Facebook ülkemizde eski popülerliğini kaybediyor gibi görünüyor. Genç nüfusun tercihi olan Instagram, Facebook’un pabucunu dama atacak gibi görünüyor. Twetter gündemi takip edenlerin tercihi olarak gerilerden geliyor.

YouTube ise en çok kullanılan sosyal medya platformu. Her yaştan kullanıcısı olmakla birlikte özellikle çocukların ve gençlerin daha çok tercih ediyor. Müzik dinlemek, video izlemek, oyun oynamak ve sosyal medya fenomenlerini takip etmek amacıyla 2–12 yaş arası çocuklar, YouTube’da daha fazla vakit geçiriyor. Çocuklarına dijital bakıcı tutan ailelerin sayısı arttıkça küçücük çocuklar teknolojinin kurbanı oluyor. Bu nedenle YouTube’da özellikle de kız çocuklarına yönelik içerik üretimi artmış.

Bir de başımızın belası WhatsApp var. Sosyal medya kullanıcılarının %50’si WhatsApp kullanıyor. Her birimizin telefonunda sayıları onları bulan WhatsApp grubu var. Günün sonunda sayıları yüzü aşan bildirimlere bakmakla bakmamak arasında gidip gelirken, ister istemez kendimizi bir tartışmanın içinde buluyoruz.

“Hayırlı Cumalar” mesajları, grup üyelerine akıl veren içerikler, birilerine posta koyan, ahlaki davranış öğütleyen paylaşımlar ve ilgilisine yazılması gerekirken grupta paylaşılan “hayırlı olsun” ya da “başınız sağolsun” mesajları hepimizi ciddi anlamda rahatsız ediyor. Hafta sonuna doğru telefonumuzun galerisi yüzlerce fotoğraf ve görsel ile doluyor.

Her WhatsApp grubunun bir kuruluş amacı, her grup üyesinin bir düşüncesi, yaşam biçimi ve inancı, işi, sorumlulukları ve kariyeri var. Ancak bunu bir türlü kavrayamayanlar, herkesin kendisi gibi olmasını isteyenler, herkesi hizaya getirmeye çalışanlar bu gruplarda gereksiz gerginliklere ve kırgınlıklara neden oluyor.

Herhangi bir kötü niyet olmadan sosyal medya kullanımı görgüsüne sahip olmadığı için kullanıcıları rahatsız edenlerin yanında bir de “klavye kahramanları” var. “Online delikanlı” da denen bu kişiler, sürekli paylaşım yapıyor. Bu paylaşımlar protesto veya destek amaçlı olabildiği gibi, toplumsal mühendislik amaçlı da olabiliyor. Bir de oturduğu yerden ahkam kesenler var. Buna “kliktivizm” deniyormuş. Ben de bir arkadaşımın uyarısı ile haberdar oldum bu kavramdan.

Ortada gerçekten sokağa dökülüp protesto edilmesi gerekilen bir olay ya da kişisel olarak yapılması gereken bir iş varken, hiçbir şey yapmayıp evinde oturduğu yerden bu olayla ilgili sadece resim ve yazı paylaşan kişiye “kliktivist” deniyormuş. Yüz yüze görüşmelerde insanların yüzüne karşı söyleyemediği cümleleri sosyal medyada paylaşanlar, WhatsApp gruplarında “online delikanlılık” yapanlar galiba bu tanıma tam uyuyor. Bu tavır tam da bize uygun bir tavır. Müdahale etmek yerine seyretmeyi, ahlaklı olmak yerine ahlaki öğütler paylaşmayı, gereğini yapmak yerine kınama mesajı yayınlamayı seven bir toplum, klavye yoluyla kahramanlık yapmayı çok seviyor.

Online delikanlılar; bir şey yapmamanın, yapamamanın vicdanlarında oluşturduğu ağırlığı atmak, vicdanlarını rahatlatmak için sanal kahramanlık yapıyor olabilir mi?

Kızının gözü önünde eski eşini boğazını keserek öldüren caniyi durduramayan, koluna, kafasına bir sandalye vurmayı akıl edemeden cinayeti kameraya almaya çalışan onlarca kişi, bu cinayeti hesabında paylaştıktan sonra kadına şiddeti kınayan mesajlar paylaşınca görevini yapmış oluyor mu?

Kliktivizm, aktivizmin bittiği yer olabilir mi? Ya da dijital aktivizm, günlük yaşama ne kadar değer katar? Sosyal ve politik olaylara adanmışlık ve sanal ortamda bu tartışmalara katılım göstermek, sahibine kendini iyi hissettirebilir mi?

Kliktivizm, bir şey yapma, üretme ve sorumluluk alma cesareti gösteremeyenlerin popüler konular üzerinden “itibar üretme” gayretinin bir aracı olabilir mi?

Elbette bir sosyal kampanyaya destek olmak, bir sorunu dile getirmek, anlamlı hashtag paylaşmak, protesto etmek; anlamlı ve faydalı içerikler paylaşmak önemli. Sosyal medyanın gücünden yararlanmak çok normal. Ancak her şey gibi sosyal medyayı kullanmanın da bir usulü ve adabı olduğunu unutmamak gerekiyor. Yüz yüze iken söylemediğini ya da sokakta iken yapmadığı şeyi, sosyal medyada paylaşmamak gerekiyor.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.