İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Nimet Çarpar!

Eklenme : 14.07.2021 00:00:00
Görüntülenme: 980

Eğitim-öğretim yılının ilk gününde, liseye yeni başlayan çömez öğrencileri simit yağmuruna tutulan ve ayaklar altındaki simit parçaları temizlik görevlileri tarafından süpürülerek çöpe atılan bir okul.

Bir süt toplama merkezinde süt banyosu yapan bir çalışan. Bir turşu üretim tesisinde bidonlara koyduğu turşuluk biberleri ayaklarıyla ezerek dans eden işçi. Bir salça üretim tesisinde salçalık domatesleri ayaklarıyla çiğneyerek eğlenen bir çalışan.

Bir başka turşu fabrikasında bulunan dev kazanın içinde yarı çıplak dans eden işçiler. Bir marketin şarküteri dolabına girip serinleyen işyeri çalışanı. Bir fırında ekmek hamurunu top yapıp oynayan işçi. Bir meyve suyu tesisinde ayakkabısı ile vişnelerin üzerinde tepinen bir başka işçi.

Allah aşkına nedir bu rezillik? Bu ne kepazelik? Bu ne ahlaksızlık?

Bu haberleri izledikçe bu insanlara uygun bir sıfat bulmakta zorlanıyorum. Öyle ki bunlara "insan" deyip dememek arasında gidip geliyorum.

Bütün bu kepazeliklerin birkaç ortak noktası var: Birincisi; bu rezil insanların hepsi bu haltı yerken eğleniyor, dans ediyor, nimet ile dalga geçiyor. İkincisi; bu ahlaksızlıkları gören ve görüntüleyen ama sessiz kalan başka saygısızlar var. Üçüncüsü; bu ahlaksızlar o kadar umursamaz, utanmaz ve arsızlar ki bu görüntüleri bir de sosyal medyada paylaşıyorlar.

Ve klasik manzara: Para etmeyen ürünlerini kasasıyla, çuvalıyla çöpe ya da yola döken çiftçiler.

Bir insan, nimete karşı nasıl bu kadar saygısız olabilir? Bir insan, evinin ekmeği olan bir nimeti bu kadar kolay gözden çıkarabilir? Tepki ya da isyan söz konusu olduğunda ilk gözden çıkardığımız neden nimet olur? Sinirlendiğimizde ilk tepki olarak aklımıza neden sofrayı dağıtmak, nimeti yere savurmak gelir?

Allah'ın kullarına bir bağışı olan yiyecek içeceklerin tümüne, özellikle de ekmeğe "nimet" diyoruz. Öyle ki "ekmek" kültürümüzde iş, kazanç, ücret, maaş, iaşe, memuriyet, görev, yiyecek ve içecek anlamında farklı kullanımı olan bir isim. Dolayısıyla oldukça fazla yan anlamı var.

Ekmek kavgası, ekmek parası, ekmeğini eline almak, ekmeğini yemek, ekmeğini taştan çıkarmak, ekmeğinden olmak, ekmeğinden etmek, ekmeğini elinden almak, ekmeğine göz dikmek, ekmeğine mâni olmak, ekmeğini tepmek, ekmeğine yağ sürmek bunlardan en çok kullanılanlar.

Anadolu'da katıksız yenen ekmeğe "yavan ekmek", yenilen basit şeyler için "kuru ekmek", sade bir sofra ya da yemek için de "soğan ekmek" tabiri kullanılır.

Bütün bunların yanında en çok kullanılan anlamlarından biri de "kutsallık"tır. Kutsal kabul edilen şeyler için kullanılan "ekmeği öpmek", saygıyı ifade eden bir deyimdir. Kutsal kabul edilen bir şeye yapılan saygısızlık sonrasında verilen tepkiyi ifade etmek için kullanılan "ekmek çarpar" ise uyarı anlamında kullanılan bir deyimdir.

Biz bu kültürle büyüdük. Nimete saygı, atalarımızdan bize kalan en büyük miraslardan biri. Yere düşen en küçük bir yiyecek parçası saygıyla kaldırılır ve ayak altı olmayan bir yere bırakılırdı. Ekmek; kazara elden düşürülürse hemen öpülerek temizlenir ve yerine konur, yerde bulunduğunda ise saygıyla öpülerek kaldırılır ve yüksek bir yere bırakılırdı.

Kesilen ya da koparılan ekmek asla ters olarak sofraya konmaz, mutlaka düz bırakılırdı. Dikkatsizlikle ekmeği böldükten sonra kalan parçayı ters olarak bıraktığımızda hemen büyüklerimiz tarafından uyarılırdık.

Mutfak lavabolarının giderleri ile tuvalet giderleri aynı değildi. Ev inşa edilirken iki ayrı çukur kazılır, mutfak lavabosunun gideri asla lağım çukuruna bağlanmazdı.

Nimetti sonuçta. Şükrüyle tüketirsek yaşatır, şükürsüzlük edersek aratırdı. Saygıyla tüketirsek yaşatır, saygısızlık edersek çarpardı.

Nimete ve özelinde ekmeğe bu kadar değer veren ve hürmet gösteren atalarımız, nimetin üzerinde dans eden ahlaksızları görse acaba ne derlerdi? Ne oldu da biz hürmeti, nimeti unuttuk? Mutfak ve tuvalet giderini aynı çukura vermez iken ne oldu da kanalizasyonu sokağa salar olduk?

Unutmayalım ki nimetin gerçek sahibi Allah bizden üç şey istiyor: Zikir, şükür, fikir. Başta yemeye-içmeye "Bismillah" ile başlayarak nimeti vereni zikir, sonunda ise "Elhamdülillah" diyerek verilen nimete şükür. Geri kalan zamanlarda ise bu nimetleri vereni düşünmek, tefekkür etmek yani fikir.

Aman dikkat; çarpılmayalım.

14.07.2021

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft