Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Muğla'nın Eski Hikâyesi "Yalabık Parkı"

Eklenme : 5.07.2022 00:00:00
Görüntülenme: 806

Geçen hafta cep telefonlarımıza Menteşe Belediyesi'nden bir mesaj geldi. 1 Temmuz Cuma günü merkezdeki Belediye Parkı, "Yalabık Parkı" olarak düzenlenip yeniden açılacakmış. Park, meydan, ağaçlar, karakteristik sokaklar ve yapılanmalar şehrin ruhuna doğrudan dokundukları için hep dikkatimi çekmiş merak etmişimdir. Tabii buna Pazar yerlerini eklemezsek olmaz. Ne yalan söyleyeyim, yeni türeyen alış veriş merkezlerinin şehre şahsiyet kattığına inanma; zaten onlar da şehir dışında tesis edilirler. İyi de olur. (Muğla'ya yapılan AVM'ye gittiğim sayılıdır. Onun da bir kaçı sinema içindir.)

Menteşe Belediyesi, parkın yeniden düzenlenip eski işletmecisi "Yalabık Mustafa"nın adıyla açmaya niyetlenince merak ederek açılışa gittim. Belediye başkanlarımız, belediye bürokrasisi ve halkımız oradaydı. Açılışta Yılmaz Bozkurt'un "Muğla Geçmişiyle Buluşuyor Fotoğraf Sergisi" de vardı. Muğla bu açılışta nispeten geçmişiyle buluşacak, hatıraları canlanacak ve pek çok insan parkta yaşadığı çocukluk hatıralarına dönecekti. Kısacası Muğla hafıza tazeleyecek, bazı gözlerde hüzünlü yaşlar da birikecekti. Kim bilir kaç kişinin çocukluk, ilk gençlik ve orta yaş hatırası vardı bu ağaçların altında?

Müzeler ve kütüphaneler kadar parklar ve bahçeler de şehrin hafızasıdır. Bir klasik Türk edebiyatçısı olarak derim ki: "klasik Türk şiirinden parkları, bahçeleri çıkarın, çok soluk bir şiir kalır geriye." O yüzden parkların bahçelerin renkli birer hafıza olarak kültür tarihinde önemli bir yer tuttuğuna inanırım. Tabii "park" kelimesi dilimize daha dün girmiştir. Eskiden bunun yerine "bahçe, gülzar, gülistan, lalezar, nüzhetgâh, mesire" gibi kelimeler kullanılmıştı. Eski kültürümüzde bunların yeri hayli büyüktür. Mesela İstanbul'u İstanbul yapan sadece mimarî eserler ve boğaz değildir; o mimarî eserlerin etrafındaki ve Boğaz'ın iki yamacındaki ağaçlar ve parklardır.

Yaşadığım şehirde insanların park ve benzeri yerlerde buluşmasını ve sohbet etmesini çok severim. Pek çok insanın oralarda mutlu olması, beni de mutlu eder. Büyüdüğüm şehir Turgutlu'da Orta Park, Karpuzkaldıran, Bayramyeri, Sevinç parkı ve İstasyon parkı hep mutlu insanlar yerleriydi. Bayramyeri'nde nargilecilere "Effendim ateşşş!..." diyen ve hiç anlamlı bir kelime kullanmadan Arapça konuşan amcayı asla unutamayız.

***

Yalabık Parkı yeniden ve hatıra tazeleyerek Muğla'nın günlük hayatına girdi. Bahattin başkanımın yerine ben olsam (Yok yok!... Gelecek seçimde aday falan olmayacağım.) Yalabık parkında tematik çiçek alanları yapardım. Mesela hatmigül alanı, katırtırnağı alanı, hayır alanı, gelincik alanı, lale alanı, sarmaşık alanı gibi. Park ağaca doymuş; yeni ağaç dikmek parkı boğar ama adacıklar halinde bu çiçekli bitkiler dikilerek orada renkler çoğaltılabilir.

Parkta bir süreliğine, eski insanların park ile ilgili hatıralarının yapıldığı sohbetler de gerçekleştirilse çok iyi olur gibime geldi. Özellikle Yalabık Mustafa zamanında bir hayli hatıra birikmiş sanki. Sevgili Nejat'ın Yalabık fotoğrafı önünde verdiği o "protesto oturuşu" bilgisi harikaydı mesela. Foto Kemal'in fotoğrafları da Cumhuriyetin ilk yıllarından güzel örneklerdi. Hava şartlarına uygun sürekli sergi ile bu fotoğraflar halka sunulabilir mesela.

Neyse. Lafı uzatmayalım. Güzel Muğla'mızda yapılacak güzel işler var. Güzel işler yapacak insanların ve kurumların artmasını dileriz.

Not: "Yalabık" rahmetli Mustafa amcanın lakabı imiş. Bu kelime, "cana yakın, şirin, hoş, yakışıklı, ışıldayan, parlayan" anlamında bir sıfat olup Mustafa amcanın halk arasında nasıl görüldüğünü anlatması bakımından kayda değer.

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft