Mandalinci, Aras, futbol ve golfe feda edilen orman...

Bodrumspor TV’de yazan Abdülkadir Sevindik, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’yi  Bodrum’un “Spor Envanterini” yapmaya davet etti.

Sayın SevindikBaşkan Mandalinci’yi, Kentin ‘Spor Envanterini’ Yapmaya Davet Ediyorum.” başlığını taşıyan son yazısında “Armada” sözcüğünün İspanyolca da “donanma” demek olduğunu belirtirken, “Dünya literatüründe İspanyol Donanması’nın elde ettiği zaferlerle yer bulan ‘armada’ kelimesi, Türkçe de başarıyı ifade etmede de zaman zaman kullanılır.” diyerek şu ifadelerde bulunmuş:

Okyanuslarda egemenliğini yüzyıllar boyunca devam ettiren İspanyol Donanması’na ithaf edilen ‘yenilmez armada’ ifadesi, Türkiye’de ilk defa Adana Demirspor’un sutopu takımı için kullanıldı. Toplamda 29 defa Türkiye şampiyonu olan Adana Demirspor’un sutopu takımı, tüm Türkiye’de taraflı-tarafsız herkesçe ‘Yenilmez Armada’ olarak anıldı. ‘Yenilmez Armada’ unvanını hak eden takımlardan biri de, kadın hentbolunun önemli kulüplerinden Kastamonu Belediyespor diyebiliriz. Artık değil.. Son yıllarda kadın hentbolunda ligler başlarken şampiyon belli ikinci kim olur değerlendirmeleri yaptıran Kastamonu Belediyespor’u önce zorlayan sonra yenen şimdide eleyen bir takım var çünkü! Kim mi bu takım? Tabii ki Yalıkavakspor.. Nam-ı Diğer ‘Denizin Kızları’..

xx xx xx

Yazısında ‘Denizin Kızları’nı ve kulüpleri Yalıkavak Spor’u bugünlere taşıyanları onore ettikten sonra “Başkan Mehmet Esen, 2007 yılında arkadaşlarıyla birlikte başına geçtiği Yalıkavak Spor Kulübü’nü, Türkiye ve Avrupa‘da başarıdan başarıya koşturuyor. Geçtiğimiz hafta Bodrum hentbolunda yeni bir başarı hikayesi daha yazan ‘Denizin Kızları’ Kastamonu Belediyespor’u iki maç üst üste yenip, oyun dışı bırakarak adını Türkiye Kadınlar Hentbol Süper Ligi’nin finaline yazdırdı. ‘yenilmez armada Kastamonu Belediyespor’u sonunda yenilir kıldı.” diyerek şöyle devam etti:

Biz gazeteciler haber takip ederken duygularımızı pek belli etmeyiz. Hatta hiç belli etmeyiz desem yerinde olur. Öyle kalemi, kağıdı, bilgisayarı, fotoğraf makinasını bırakıp duygularımızı yaşadığımız anlar sayılıdır. Ama özellikle Cumartesi günü alınan 51-50‘lik galibiyet, salondaki gazeteciler dahil herkese keyifli anlar ve coşku yaşattı. Anı yaşamak güzeldir, keyiflidir ama olan bitenden sonuç çıkarmanın da gerekli olduğunu düşünürüm oldum olası.. Sporun amaç değil, siyasetin araçlarından biri olarak kullanıldığını yıllardır gözlemliyorum Bodrum’da..

xx xx xx

Yazısında “Bodrum’un kamusal ve özel sektör kaynaklarının, siyasetin ve siyasetçinin ali menfaatleri üzerinden nasıl ‘har vurup harman savrulduğu’ birçok olaya şahit olarak yaşadım.” diyen Sevindik’in özellikle “Sporun amaç değil, siyasetin araçlarından biri olarak kullanıldığını yıllardır gözlemliyorum” tespitine katılmamak mümkün değil...

Yoksa Menteşe Belediyesi İmar Dairesi müdürlerinden yetkili olduğu birimlerden birisi yeni yönetim tarafından üstünden alınan Özlem Atasever’in Muğlaspor Yönetimi’ndeki varlığı nasıl açıklanabilir?!

Abdülkadir Sevindik bu noktada “Yapılan yanlış işler analiz edildiğinde, ‘her yolun Roma’ya çıktığı gibi’ Bodrum’da da Bodrumspor’a çıkıyor. Düzeltiyorum, Bodrum Belediyesi Bodrumspor’a demek daha doğru bir ifade olur. Tamer Mandalinci’nin Belediye Başkanı seçilmesiyle de yeni bir dönem başladı Bodrum’da.. Her platformda Bodrum’un kamusal menfaatlerini önceleyen Başkan Mandalinci’ye bir çağrı yapmak istiyorum buradan. Bodrum Belediyesi’ni Bodrumspor kamburundan kurtarın! Başka bir deyişle Bodrumspor’u Bodrum Belediyesi’nden kurtarın!” diye devam etmiş...

Yazısını “Son çağrımı da; Bodrumlu sporseverlerin Türkiye Şampiyonluğu için mücadele verecek Yalıkavakspor’u, final maçlarında yalnız bırakmamaları konusunda yapmak isterim.” diye noktalayan Sevindik, bir yerde de “Bodrumspor hepimizin kıymetlisidir. Bodrum’un marka değerlerinin en önemleri arasındadır. Lakin, sözün özü, ‘kimsenin babasının çiftliği’ değildir.” ifadesinde de bulunmuş...

xx xx xx

Bodrumspor” yerine bulunduğunuz ilçedeki kulübün adını yazabilirsiniz... Sorun her yerde aynı...

Bodrum’un önceki Belediye Başkanı Ahmet Aras şu anda Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı, ama hastalığı, sorunu Bodrum’da bırakıp gelmiş değil...

Evet, Menteşe’de Muğlaspor’un adının başında “Menteşe Belediyesi” yazmıyor, ama “çimentocuların” forma göğüs sponsoru olması bile “Menteşe Belediyesi Muğlaspor” görüntüsünü ortadan kaldırmıyor...

Dediğim gibi, yoksa yönetimin tek kadını Özlem Atasever’in oradaki varlığı nasıl açıklanabilir?

Ayrıca, Muğlalıların Muğla’da istemediği “çimentocuların” forma sponsorluğunu kim, kimler nasıl açıklayacak?

Severiz sevmeyiz, taraftarıyızdır değilizdir, Muğlaspor bir “armada” olmasa da bu şehrin kıymetlisi, önemli markalarından biridir. Abdülkadir Sevindik’in Bodrum örneğinde olduğu gibi, belediyeler kulüplerin üzerinde, kulüpler belediyelerin üzerinde “kambur” olmamalılar. Gölgeleri bile düşmemeli... Ama yerel yönetimler kulüplere, spora, sporcuya kayıtsız da kalmamalı...

Abdülkadir Sevindik’in yazısında “Başkan Mandalinci’yi, Bodrumspor özelinde değil Bodrum’un genelinde; spor politikasını, rotasını ve takvimini planlamaya, kısacası kentin ‘spor envanterini’ yapmaya davet ediyorum.” diye ifade ettiğini Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’tan da bunun il genelinde yapılması istenebilir.

Hatta Ahmet Aras başkan Muğla Valiliği işbirliğinde il genelindeki spor kulübü başkanları ile bir “Spor Çalıştayı” gerçekleştirebilir ve önlerine denize kıyısı olan ilçelerimizde, “Uluslararası Amatör Spor Oyunları Olimpiyatı” gerçekleştirme hedefini koyabilir...

xx xx xx

Yine Abdülkadir Sevindik’in yazısında “Özellikle Bodrumspor’u yönetmek isteyenlerin ağalıklarını, kendi paralarıyla yapma zamanı geldi de geçiyor. Yönettikleri kulüplerin bütçelerinin en az yarısını finanse edecek, geriye kalan yarısını da sponsorlar üzerinden kaynak yaratarak, doğru yönetecek insanlar bu işleri sırtlanmalı..” dediği gibi, Muğlaspor’da da, öteki kulüplerde de bu hayata geçirilmeli, geçirilebilmeli...

Muğlaspor’un başarılı Kulüp Başkanı Menaf Kıyanç ve arkadaşları bunun adımlarını attılar ve sonuç almaya da başladılar... Umarım kısa zamanda şirketleşip, tesis sahibi bir güçlü kulüp olurlar...

Ancak çimentocuların gölgesi de üstlerinde duruyor...!

Sevindik’in yazısının özetlerinden biri olarak görebileceğimiz “sponsorluk” çok önemli... Sadece amatör sporun değil, her türlü sporun olmazsa olmazlarından biri... Ancak, bu “sponsorluğun” kamu yararına olmayan bir yatırımın hayata geçirilebilmesi adına kullanılan bir araca dönüştürülmesine de meydan verilmemelidir...

Bütün bu konuların ve daha fazlasının ele alınacağı bir çalıştaya gerçekten ihtiyaç var...

xx xx xx

ORMAN GOLFE FEDA EDİLİR Mİ?

Bu arada Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın AVM ve golf tesisleri için ÇED Raporu'nun gerekli olmadığı yönünde yaptığı değişiklikten sonra Antalya ve Muğla’da ağaç kesimi başlatıldı.

Uzun zamandır bölgede bir “golf sahasına” sahip olmak isteyen bir zincir otelin Ortaca/Sarıgerme’de 18 delikli 1300 dönüm alanda yapılacak “Golf Projesi” için Dalaman Orman İşletme ekiplerince başlatılan ağaç kesimine tepkiler sürüyor. Çevreciler, vatandaşlar, turizmciler ve STK’lar kesilen ağaçların görüntülerini sosyal medya da paylaşarak, ağaç kesiminin durdurulmasını istediler, ama dinleyen yok...

Söz konusu alanın yüzde 75’inin ormanlık olduğu söyleniyor... Bakalım çam ağaçları kesildikten sonra da “ormanlık” denilebilecek mi?

Dalaman Orman İşletme Müdürlüğü Yetkililerine göre, söz konusu bölge 1980’li yıllarda Turizm Bakanlığı tarafından otele turizm amaçlı olarak tahsis edilmiş. Proje alanında, kesimi planlaması yapılan ağaçlar kesiliyormuş.

Projenin Muğla ve bölge turizmine önemli katkısı olacağını savunan “Zincir otelin” yetkilileri de amaçlarının “Dalaman, Ortaca bölgesinde turizmi 12 aya yaymak” olduğunu belirterek, yatırımları için her türlü yasal iznin ilgili bakanlıklardan alındığını ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin izinsiz ağaç kesmelerinin söz konusu olamayacağını ifade etmişler...

xx xx xx

Sakın yanlış anlaşılmasın... Golf turizmine karşı değilim... Nitekim yıllar önce Bodrum’da golf turizmi yapmak isteyenlere “Yarımada da içme suyu bile yok” diye tepki gösterenlere karşı “Sulamada arıtılmış deniz suyu kullanırlar” diye yazı kaleme almış biri olarak sormadan geçemeyeceğim:

O ağaç kesimi planlaması orman teşkilatının mı, yoksa zincir otelin planlaması mı?

Dalaman, Ortaca bölgesinde kurulacak golf tesisi bölgedeki otellerin tamamının mı yoksa o sahanın sahibi zincir otelin turizmini mi 12 aya çıkarır?

Bir başka deyişle, bu 18 delikli 1300 dönüm alanda yapılacak “Golf Sahası” öteki otellerin müşterilerine ve özellikle Muğla’daki amatör spor kulüplerinin “golf yapan sporcularına” açık olacak mı?

Son bir soru; Bu ve benzeri (Tenis, basket, futbol, voleybol vb sahaları) tesisleri amatör spor kulüpleri kurup, işletse bir engel var mı? Ya da amatör sporu sırtlayan yerel yönetimler bu işi yapsa nasıl olur?

-----------------

GÜNÜN SÖZÜ; Gençlikte günler kısa, yollar uzun; yaşlılıkta ise günler uzun, yollar kısadır. İmmanuel Kant

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Özcan Özgür - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.