Şiddetin Başka Bir Çözümü Yok Mu?

“Okulda elektronik sigara ile yakalanan öğrenci, durumu ailesine bildiren müdür yardımcısını bacağından bıçakladı.” “Okulda akran zorbalığı yapan öğrencisini uyaran öğretmen, ‘Bana nasıl davranacağınızı öğreneceksiniz.’ diyerek kendisini tehdit eden öğrencisinin babası tarafından koridorda yumruklu saldırıya uğradı.” “Sınıfa girmesine müsaade edilmeyen veli, hamile öğretmeni darp edip güvenlik görevlisinin boynunu kırdı.” “Okul müdürünü silahla vurarak öldüren 17 yaşındaki… çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.”

“Diş tedavisi için yapılan uyuşturucu iğnenin dudağını da uyuşturduğunu iddia eden hasta diş hekimine saldırdı.” “Kendilerine öncelik verilmesi talebine ret cevabı alan hasta yakını, kadın doktora yumruk atıp boğazını sıktı.”

Google’a “şiddet” diye yazan herkes bu tür haberlerin sıralandığı uzun bir liste bulacaktır. İşini yapan, mesleğini icra eden insanlara yapılan bu saldırılara neden engel olunamıyor? Şiddet, bunca önleme ve yasal düzenlemelere rağmen her geçen gün neden artıyor?

Çünkü her türlü hukuksuzluğu ve usulsüzlüğü “yasal çerçeve”de önlemeye çalışıyoruz. Yasal düzenlemeler ve yargı marifetiyle sorunları çözebileceğimize inanıyoruz.

Sahi, bugüne kadar hangi kanunsuzluğu, kuralsızlığı, usulsüzlüğü bu yolla önleyebildik? Çığırından çıkan hangi sorunu yasalar ile çözüme kavuşturabiliriz?

Modern dünyanın bize dayattığı insan hakları, kanun, etik, demokrasi, özgürlük gibi kavramların; bize bu konuda ders veren ülkelerdeki uygulamasını takip ediyor muyuz? Hani nerede insan hakları? Hani nerede demokrasi? Hani nerede özgürlük?

Bu sorular, asla bu kavramları reddettiğim anlamına gelmiyor. Aksine bu kavramların doğru tanımlanması, insanların hayatında ve ülkelerin uygulamalarında doğru yere oturtulması gerektiğini düşünen biriyim.

Ve şuna inanıyorum: Her sorun yasalarla çözülemez.

Çözülemiyor da…

Aksini düşünen varsa buyursun…

Yasal sınırlar içerisinde kalınsaydı, darbe girişimleri önlenebilir miydi? 6 Şubat depremi sonrası başlayan yağma furyası, yasal müdahalelerle engellenebilir miydi? Kanun da hukuk da haddi aşan ve can-mal güvenliğini tehdit eder noktaya gelen saldırılarda karşı tarafa “nefs-i müdafaa” hakkı veriyor. Peki, toplumun nefs-i müdafaa hakkı yok mu?

Gelelim şiddet olaylarının çözümüne…

Mevcut yasal düzenlemeler ile bu sorunu çözmek mümkün değil. Çözüm ise idari tedbirler…

Yani toplumun nefs-i müdafaa hakkını kullanması…

Toplumun huzuru ve kişilerin güvenliği noktasında idarenin sorumluluğu hepimizin malumu. Ancak “yasa devleti” mantığıyla ve kavramlar fantezisiyle meseleye yaklaşıldığında idarenin eli kolu bağlanıyor. Örneğin; Hatay’da idare mahkemeleri ve Danıştay tarafından iptal edilen kentsel dönüşüm kararları. %80’i yıkılan ve binlerce vatandaşın öldüğü bölge için verilen bu kararlar ile kimi korumuş olduk? Örneğin; hayvan hakları furyasının gölgesinde saldırıya uğrayıp yaralanan ve parçalanarak ölen insanlar. Onların hakkını hangi yasa koruyacak?

Çözüm idari tedbirler… İdarenin sorun karşısında sorumluluk alması ve birtakım idari tedbirler ile soruna müdahale etmesi…

Örnek mi?

Bir öğretmeni darp eden öğrenciye, okuldaki kaydı silinerek bir başka ildeki okulda eğitime devam etme zorunluluğu getirilsin. Aile, çocuğunun eğitimi için o şehri terk etmek zorunda kalsın. Bakalım, her önüne gelen öğretmene saldırabilecek mi? 

Görev başındaki doktoru darp eden hastaya, acil servis hizmeti hariç o il sınırları içerisinde herhangi bir sağlık kuruluşundan hizmet alamama cezası verilerek bir başka ilde zorunlu ikamete tabi tutulsun. Bakalım, her önüne gelen doktora saldırabilecek mi?

Bu örnekler artırılabilir. Çözüm, şiddeti bir yaşam biçimi haline getirenlere o toplum içerisinde hayat hakkı vermemek… Bu hatasının bedelini yaşadığı şehri terk ederek ödemek zorunda bırakmak…

Biz bunu söyleyince birileri hemen insan hakları, hukuk, temel hak ve hürriyet, özgürlük nutukları atmaya başlayacaktır. Toplumun hayatın gerçekleri ile bağdaşmayan izahlara karnı tok. Varsın bu kavramlar; kanuna/kurallara uyanı, başkalarının hakkına saygı duyanı, işini iyi yapanları korusun. Suç işleyeni değil… Keyfiliği, kuralsızlığı yaşam biçimi haline getireni değil. Şiddeti bir çözüm aracı olarak görenleri değil.

Şiddetin çözümü çok basit.

Osmanlı uygulaması…

Yani sürgün…

Öğretmene, doktora şiddet uygulayan biri, en 500 km uzaklıktaki bir şehirde zorunlu ikamete tabi tutulsun; bakalım bu kuralsızlık, hoyratlık devam edecek mi?

Yoksa daha çok siyahlar/beyazlar giyip bildiri okuruz. Toplumun huzurunu içi boş kavramlara kurban ederiz.

15.05. 2024

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Koç --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.