Erguvanlar Şehri: Menteşe

Şimdi lafa sıkıcı bir şekilde “erguvan” diye başlayıp bilimsel adı olan “Cercis siliquastrum” ile devam etsem ve lafı evirip çevirmeden familya adı olan “Fabaceae”ya getirip oradan sınıf adı olan “Magnoliopsida” ve tür adı olan “Cercis Siliquastrum”a getirip tekrar başa dönsem başınız döner. O Yüzden bu uzun bilimsel adlandırma yolunu hemen terk edip doğrudan Menteşe erguvanlarına gelelim. Yoksa yukarıda yazdığım can sıkıcı ama bilimsel bilgiler internette zaten var. Herkesin kolayca ulaşabileceği internet bilgilerine de dalmadan sadede gelelim…

Erguvan sevdam tam olarak ne zaman başladı bilmiyorum ama hatırladığım ilk erguvan Ankara’da idi galiba. Sonra Elazığ’da Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nin 3. blok çıkışında bir taze erguvan ağacı vardı. Odam o binada idi ve mevsimi gelince odama gelip gitmeyi, daha kolay olan orta kapıdan değil de yan kapıdan, erguvan ağacının bulunduğu kapıdan yapar, her giriş çıkışta o erguvan ağacına selam verip ağaçla kısa da olsa konuşmayı çok severdim. Oğlum dünyayı algılamaya başladığında, akşamüstleri ve hafta sonları kampüste gezerken ille de yolumuzu erguvan ağacının dibine düşürür, ona renkler ve ağaçlar, çiçekler hakkında bilgi verirken, erguvanın önemini ve güzelliğini vurgulardım.

6 Nisan 1994 günü Muğla’ya (Yok… Daha sonra “Menteşe” oldu.)  geldiğimde bahar coşmaya başlamıştı. İki hafta sonra vilayetin önünde iki erguvan ağacının coşmaya başladığını görünce aldığım hazzı anlatamam.

Vilayetin erguvan ağaçları hayli büyüktü. Oysa benim gördüğüm erguvanlar henüz fidan idi. Vilayetin erguvanları, bu ağaçların büyüyünce bürüneceği ihtişamı anlatması bakımından çok önemliydi.

Tabiat bilincimiz yerine oturup bitkileri ayırt etmeye ve değerlendirmeye başladığımızda, en çok erguvanı İstanbul Boğazı sahillerinde görmüştük ama niyeyse onların da çoğu ulu ağaç değil, fidan boyunda idi. Tamam… İki sahilde de bir renk cümbüşü oluşturuyordu erguvanlar ama ağaç ihtişamından ziyade puantiye resim tekniğinin bir parçası gibi görünüyor ve tabiate böyle bir güzellik katıyordu. Vilayetin bahçesindeki erguvanlar bunun için ayrı ve önemliydi.

İlerleyen yıllarda, yerel gazetelerden birinde vilayet bahçesindeki erguvanları yazında başta basın olmak üzere başkalarının da dikkatini çekti bu erguvanlar ve buna bağlı olarak haber ve ilgi artmaya başladı.

Sonra değişik mahfillerde erguvanları konuştuk. Zaten birkaç yerde daha olan erguvan ağacına yerel yönetim de ilgi gösterdi ve şehrin muhtelif yerlerine erguvan dikilmeye başlandı.

Başta,  Kışla Parkı’ndaki erguvanlar olmak üzere, Aydın girişinden Şehitliğe kadar olan yolun sağındaki erguvanlar… Eski garaja giden caddedeki erguvanlar. Uğur Mumcu Bulvarı’ndaki erguvanlar… Kötekli Mahallesi’nde Sıtkı Koçman Caddesi’ndeki erguvanlar… Mahalle aralarında, sokaklarda, bahçelerdeki erguvanlar… Üniversite kampüsünde Erguvanlı sokak ve erguvanlı bahçe… (Erguvanlı bahçe, Edebiyat Bölümünün dersliklerinin baktığı bahçe. 2019’dan beri orada lale, sümbül, nergis de var. Metinbilim Enstitüsü Derneği orada bu güzelliklere imza atarak bahçe kültürümüzü zenginleştirdi. Her bahar burada erguvanlı ve lâleli şiirler işledik.) Ve gördüğümüz veya görmediğimiz birçok yerde erguvanlar…

Başta Menteşe Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü olmak üzere halkımızın da duyarlılığı ile şehrimizin birçok yerinde erguvan ağaçları güzelliği sergilenmekte.

Son yıllarda çoğu şehrimizde de bir erguvan aşkı başladı. Bu harika bir şey. Aslında erguvan, dağlarda ve tabii ki sulak vadilerde, dere kenarlarında çok çıkıyor. Nisan ortasından itibaren vadilerin şenlikli bitkilerinden birisi erguvandır. Muğla-Menteşe’nin Yılanlı dağları’ndaki bir köyün adı Yemişendere’dir ve burada halk erguvana “yemişen” der. Bir gün merak ettik ve bir grup arkadaşla 40 kilometre falan uzaklıkta, tepelerin dağların ardındaki Yemişendere köyüne gittik ve o güzelim vadicikte, dere kenarlarında erguvanları, yemişenleri gördük…  Hâlâ o güzelliğin verdiği mestlikle yaşıyorum…

“Keşke…” diyorum, “Keşke okullarda çevrenin tabiat güzelliklerini ve zenginliklerini gösterip anlatmaya bir imkân yaratılsa da insanlar bitkilerle erken yaşlarda iletişim kurabilseler… Dünya o zaman daha güzel olmaz mıydı dostlar?...

Not: Yazımın başlığı aslında “Erguvanlar Şehri: Muğla” olmalıydı ama böyle yazdığım zaman 13 ilçeyi de içine alacaktı ifadem. “Menteşe” dediğimde de Muğla ikinci plana atılmış oluyor ve hatta hiçbir planda yer almıyor. “Menteşe” adının il geneline verilmesi gerekirken vaktiyle aklı- evveller, bilenlere danışmadan bir hata ettiler; o hata ne yazık ki hâlâ devam ediyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Namık Açıkgöz --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.