İlkeler Değil Öfke Kazandı

31 Mart 2024 seçimleri, 10 ay gecikmiş bir zihniyet ve siyaset değişimi yaşattı. Aslında bu değişiklik 14 ve 28 Mayıs günleri olacaktı; o zaman maya tutmuş ama hamur kabarmamıştı demek ki.

Maya tutmuştu… Öfke ve “Tayyip bey nefreti” dağılan masada bir araya gelmişti fakat bu birleşme değişiklik yapacak kadar yansımamıştı sandığa. 2023 Mayıs’ında tutan maya şimdi hamuru kabarttı ve hamur pişecek kıvama geldi. Dikkat edin lütfen… Armut pişip ağzımıza düşmedi… Yani hamur pişecek kıvama geldi ama börek veya ekmek haline gelmedi… Demem o ki muhalefet de rehavete kapılmasın. Hamur mayalamaktan maksat ekmek yapmaktır; hamur kabartmak değil.

BU DURUMA NASIL GELİNDİ?

2014 yerel yönetim seçimlerinden beri yazıp söyledim: Muhalif cephelerdeki Tayyip bey düşmanlığı ve Ak Parti nefretinin siyasal bir güç olduğunu, ilk defa rahmetli Şükrü Karaca fark etmiş ve Mansur Yavaş’ı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için “öfke ve nefret cephesi”nin adayı olarak teklif ve tavsiye etmişti. Muhalifler ilk defa orada ilkesel değil duygusal hareket etme stratejisi geliştirmeyi fark ettiler. Kemal Kılıçdaroğlu da buna inandı ve öfke ve nefret cephesi mayasını çaldı. Tutan maya o mayadır ve o maya Mayıs 2023’te kendini fark ettirmişse de iktidar bu durumu görememiştir.

SONUCU BELİRLEYEN ÜLKÜCÜLERDİR

31 Mart 2024’te CHP’nin aldığı % 37-38’lik oydaki artışın büyük kısmı ülkücü oyudur. Yıllardır %25-26’lık bir tabana oturduğu görülen CHP’nin %37-38’lik bir orana çıkmasındaki rakamsal dönüşüme biraz dikkatli bakarsanız ülkücü katkısını fark edersiniz. Muhalif veya iktidar destekçisi ülkücülerin kendi partilerinin  (MHP, İYİ Parti, Zafer Partisi, BBP) aldıkları oyların oranlarının çok düştüğü gayet açık bir şekilde görülmektedir. % 20 civarında olan ülkücü oy potansiyeli, % 5’lere düşmüştür. Büyük bir kısmı Kemalist çizgiye yanaşan ülkücülerin oy tercihleri de CHP’ye yönelmiştir. İttifaka rağmen Ak Parti’den umduğunu bulamayan tabandaki ülkücüler de CHP’ye oy vererek Ak Parti’ye bir ders verme yolunu tercih etmişlerdir.

Muhalefetin öfke oylarını toplama başarısında Özgür Özel’in etkisinin ne olduğu henüz belli değildir ama Kemal Kılıçdaroğlu etkisinin büyük olduğu âşikârdır. Çünkü “öfke ittifakı” mayasını çalan odur ve tutan maya bu mayadır.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Geçen haftaki yazımda da dediğim gibi, CHP ve Ak Parti karışacak… Ekrem İmamoğlu, Belediye Meclisinde de güçlendiği için hem parti içinde aşırı bir güç elde etti; hem de cumhurbaşkanlığı yolunda güçlü bir koz elde etti. Sıcağı sıcağına bu olayın meyvesini dermek için kolları sıvayacak ve parti içinde buna göre bir yapılanmaya gidecek.

Ak Parti, geçen hafta dediğim gibi kendini doğuracak ve bu biraz da hızlanacak gibi… Parti içi grupların çekişmesi yakında su yüzüne çıkarsa şaşmamak lazım.

İYİ Parti ve diğer partiler (Zafer, Deva, Gelecek) siyasî hayattan silinecek.

SEÇMEN NE DEDİ?

Seçmen dağınık muhalefete toplanmasını ihtar etti ve “Siz toplanmazsanız, ben en büyük muhalefet hareketinde bir araya gelirim.” dedi. Dindar ve muhafazakâr seçmen partisini belirledi: Yeniden Refah Partisi. İktidardan memnun olmayan dindar oylar YRP’ye giderek pek çok yerde belediyeyi ana muhalefete teslim ettirdi.  MHP’nin tabanı eridi ve kalanlar, davadan ziyade iktidardan nasiplenme derdinde. DEM Parti erimeye başladı ve seçmeni, izlenen terör destekli siyaseti onaylamadığını gösterdi. İYİ Parti seçmeni, merkezin dediklerine kulak asmadı

YOL YAPMAK DEĞİL, “GÖNÜL YAPMAK” LAZIMMIŞ

Ak Parti iktidarı, bütün sağ iktidarlar gibi “yatırımcı” bir profil çizdi ve yollar, TOKİ evleri, hava alanları ve köprüler yapmakla her şeyin hallolacağını zannetti. Demek ki, yol, havaalanı ve köprü yapmakla her şey hallolmuyormuş. Ne diyordu Yunus Emre:

Ben gelmedim da’vî için

Benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim

Nobran tavırlar sergileyip sana gönül verenleri kırarsan, tavsiyeleri, teklifleri duymazdan, görmezden gelirsen, güç zehirlenmesi ile devlet işleyişini dejenere edersen ve liyakatsizliği baş tacı eden bir yönetim anlayışı sergilersen, olacağı budur.

SON SÖZ:

Seçimde yaşanan bir öfke patlamasıdır. Bu kadar öfke biriktirmeyecektin!... Gönül, öfkenin değil ilkenin kazanmasını isterdi ama bu seçim tersini gösterdi. İnşallah merkezî iktidar 4 senelik seçimsiz dönemi iyi kullanır da 2028’de öfke değil, ilke kazanır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Namık Açıkgöz --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.