Sorunu doğru okumak…

Sanayi devriminden sonra enerji en önemli konu haline geldi.

Enerji önce kömür ile sağlandı.

Kömür çevreye çok zarar verdiği ve çıkarılmasında zorluklar olduğu için, yerini petrol aldı.

Petrol kömüre göre çok daha ekonomik ve rantabıl idi.

Petrol, Orta - Doğu'da vardı.

Petrol zengini Orta-Doğu toprakları da, Osmanlı Devletinin toprakları içinde idi.

Petrole ulaşmak için, birinci paylaşım savaşı dediğimiz I. Dünya savaşı çıkarıldı ve Petrol alanları emperyalist İngiliz İmparatorluğunun eline geçti.

Petrol bölgelerinin İngilizlerin eline geçmesi 20 yıl sonra II. Dünya savaşının çıkmasına neden oldu.

Bu savaşa da ikinci paylaşım savaşı denli.

Genç Türkiye Cumhuriyeti büyük bir sabır ve başarı göstererek II. Dünya savaşının dışında kaldı.

Aradan bir zaman geçti.

Avrupa, bilhassa Almanya ekonomisi derlenip toparlanınca, hatta büyümeye başlayınca enerji ihtiyacını Orta - Doğu petrollerinden karşılamayı hesapladı…

AB, petrole ulaşmak için Türkiye Cumhuriyetini pay-pas edip Kürtler üzerinden hesap yapmaya başladı.

Avrupalılar, bilhassa Almanya Kürtlere bağımsızlık vaat ederek, PKK'ya destek vermeye başladılar.

Bunun için Türkiye Cumhuriyetinin bölünmesi gerekiyordu.

Petrol bölgelerinin komsu olan Güney Doğu Anadolu'da bir Kürt devleti kurulacak, Türklere de Anadolu'nun batı bölgesi bırakılacak idi.

Hesap bu idi.

Okyanusun öbür ucundaki ABD, Avrupa’nın Orta - Doğu petrolü ile buluşmasını istemiyordu.

Çünkü AB potansiyel bir tehlike idi.

I. Dünya ve II. Dünya savaşlarını Avrupalılar çıkarmışlar idi.

AB enerji sorununu çözer ise, büyür ve ABD'nin başına sorun olabilirdi.

ABD de "Demokrasi getiriyorum ve DEAS ile mücadele ediyorum" diye, YPG'i kurdu ve Orta-Doğuya geldi.

Böylece ABD, Irak ve Suriye petrollerinin üstüne çöktü…

ABD de Akdeniz’e açılan bir Kürt devleti kurmak için uğraşıyordu.

ABD de Türkiye’yi pay - pas etmek istiyordu.

Türkiye Cumhuriyeti de, Kürt halkına "Kürt kardeşim, AB veya ABD bizi böler ise, bu petrolleri size de bırakmazlar. Biz beraber iken güçlüyüz. Emperyalizm, parça, böl, yönet metodu ile çalışır. Güzel sözlere kanma. Biz birlik içinde olur isek, beraberce bu zenginliği kullanabiliriz" diyordu.

AB, petrole uzlaşmak için PKK'yi destekler iken, ABD de YPG'yi kuruyordu.

Türkiye Cumhuriyeti, uzun müddet Kürt kardeşlerini ikna edemedi.

Son yıllarda Kürt halkı da Batının iki yüzlülüğünü görmeye başladı.

Hele Gazze soykırımdan sonra Batının yüzündeki maske adam akıllı düşmüştü.

AB, Türkiye Cumhuriyetini pay-pas edemeyeceğini nihayet anlamaya başladı.

Bu noktaya gelişmesinde en büyük pay da Savunma Sanayiinde alınan büyük mesafe idi.

Batı güçten anlıyordu.

AB enerji sorununa bir çözüm bulamaz ise, o'nu zor günler bekliyor.

Eğer AB, Türkiye Cumhuriyetini 60 yıl AB kapısında bekletmese idi, Avrupa bugün Orta Doğu petrollerine ulaşabilecek noktaya gelecekti.

Ama, AB liderleri ufku göremediler veya görmek istemediler.

Kıbrıs konusunda bile akıl dışı davranan ve BM kararlarına uymayan AB, daha dizini çok dövecektir.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Özden Akgüç - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.