Çizgi ve İstikamet

İnsan, doğum ile başlayıp muhtemel son olan ölüme doğru yol alan bir yolcudur. Bu başlangıç-çıkış (mebde) ve bitiş-dönüş (mead) noktası arasındaki çizgi, insanın yaşam yolculuğudur.

Yaşam yolculuğuna çıkan insan ise iki uç arasında uzanan çizgi üzerinde herhangi bir noktadadır.

İnsanın çizgi üzerinde bulunduğu nokta, sözünün geçtiği ve tercih yapabildiği yegâne zamandır. Ve bir an’dır. Gelip geçen… Tekrarı olmayan…

İnsanın çizgi üzerinde bulunduğu nokta, onun “gerçek”liğidir. Çünkü “gerçek” olan o andır. Bir saniye sonra “geçmiş” olan…

Anın, zamanın, vaktin, yaşamın gerçekliğinin yanı sıra bir de varlığın, insanın ve insanın varlığının gerçekliği söz konusudur.

Varlık, apaçıktır. Varlık, insanın varlığının bir cüzüdür. Dolayısıyla kendine dair bir varlık duyuşu olan insan, varlığı da duyar. Kendini bilen, varlığı bilir. Kendini bilen, Rabbini bilir. Bu bilmenin başlangıç noktası, insanın varlığın/gerçeğin farkında olmasıdır.

İşte insanın gerçeğin farkında olması, kendi gerçekliğinin ayırdına varması, bir bakıma gerçeğe sadık olması demektir. Yani “an”ın ve “bir anlık” var olduğunun farkında olarak davranışta bulunması, aynı zamanda insanın gerçeğe sadakatinin de bir göstergesidir.

Gerçeğe olan sadakat; her halükârda çizgiden ayrılmadan, anlamı, değerleri ve ilkeleri göz ardı etmeden davranışta bulunabilmektir. Her şeyin hakkını vererek, her şeyi yerli yerine koyarak ve fıtrata uygun şekilde yaşamaktır.

Öze, fıtrata, anlama, hikmete vakıf olabilmektir. Ki ancak buna vakıf olabilenler, çizgide durabilecek, istikameti tutturabilecektir. Vakıf olmak, Arapça v-k-f (durmak) kökünden gelir ki istikametini korumak, çizgide durmak için öze, fıtrata, anlama, hikmete vakıf olmak gerekir. 

Hakikati görebilen, onun çizgisinden şaşmayan, gerçeği kabullenebilen, gerçeğe sadık kalabilen insan; kendini, kim olduğunu, nerede olduğunu, kapasitesini, yeteneklerini, anlamını ve gayesini daha net görme imkânına kavuşur ki bu da onu çizgide/yolda tutar.

Çizgi, istikamet verir. Yol gösterir. Yolcuyu hedeften sapmaktan korur. Onun içindir ki insanın yolculuğu, bir bakıma çizgiyi takip etme ve kendini şeritte tutabilme çabasından ibarettir.

İnsanın hayatını anlamlandıran, ilişkilerini güzelleştiren her değer ve erdem adeta ona istikamet veren birer çizgidir.

İlahi buyruklar, insanı yolda tutan şerit çizgileridir.

Onun içindir ki amelimizi iman çizgisinde tutalım.

Niyetimizi değerler/erdemler çizgisinde tutalım.

Davranışlarımızı ve ilişkilerimizi ahlak çizgisinde tutalım.

Dilimizi ve sözümüzü edeb/nezaket çizgisinde tutalım.

Aklımızı hakikat çizgisinde tutalım.

Ticaretimizi dürüstlük çizgisinde tutalım.

Vicdanımızı merhamet çizgisinde tutalım.

Sosyal ilişkilerimizi vefa çizgisinde tutalım.

Hasılı iman, ahlak, değer, erdem, edeb/nezaket, hakikat, dürüstlük, merhamet, vefa çizgisinde olan insan, istikamet sahibi olan insandır.

Sırat-ı müstakim üzere olan insan, manevi bakımını tamamlayan insandır.

27.03. 2024

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Koç --- Okunma

# VAR, 2024, gelir

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.