Ağırlıklardan Kurtulma Zamanı

Hayatın sırtımıza yüklediği yüklerin arttığı dönemlerden geçiyoruz. Kişisel ve toplumsal olarak neredeyse bir sınavdan çıkamadan başka bir sınava alınıyoruz.

Sınavdan sınava alındığımız bir yaşamda zinde kalabilmek, performansımızı koruyabilmek ve zorluklar karşısında yenilmemek için bir şeyler yapmak gerekiyor.

Gereksiz yüklerden hatta ihtiyaç olmakla birlikte zaruri olmayan yüklerden kurtulmak gerekiyor. Yüklerimizi hafifletmek, bize ayak bağı olan şeylerden kurtulmak gerekiyor.

Ağırlıklarından kurtulmalı, hafiflemeli insan…

Mesela yavaş yavaş yemeli, sindirerek ve tat alarak yemeli. Sohbet ederek…

Mesela en çok korktuğu ile barışmalı insan. İnsan en çok içinden korkar. Ancak kendisi için lazım olan her şey de oradadır. Bunun için öncelikle içiyle tanışmalı, barışmalı.

İhtiyacı olmayan şeyleri çöpe atabilmeyi öğrenmeli insan. Çünkü çöpler, insanı şimdi ve buradan uzak tutar. Çöpler, insanın yürüyüşüne engel olur. Ayak bağı olur, gönül ağrısı olur.

Tutunduğu şeyleri bırakmayı da başarabilmeli insan. Kendi başına uçmayı, yalnız yüzmeyi öğrenmeli. Başkalarına ya da bir şeylere tutunmayı adet haline getiren bir asalak olmamalı.

***

Hayatta her şeyin bir sınırı var. Bu hayat sınırlı ve kısıtlı bir hayat. Özgürlüğün de hakkın da bir sınırı var. Bu sınır ise ahlak, hukuk, din ve görgü kuralları tarafından belirleniyor.

İnsan ise garip ve yalnız bir varlık. Varlığı ancak bir diğerinin varlığı, diğeriyle kurduğu muaşeret ile anlam kazanıyor.

Görgü ve nezaket ekseninde kurduğu ilişkilerle gurbetten sılaya varabiliyor.

İnsan düzene girdikçe mutlu ve üretken olan bir varlık. Düzen hayatımızdan çıkınca yerini kaos dolduruyor ve şikâyet başlıyor. Herkesten ve her şeyden şikâyet… Bizden adam olmaz, bunlar işte şöyle, eskiden böyle değildi.

Ümitsizlik arzuyu, hevesi, motivasyonu, mutluluğu, huzuru zehirleyen bir şey.

Oysa ümitsizliğe ve şikâyete gerek yok. İnsanız ve hayat devam ediyor. İnancımızı ve değerlerimizi yitirmediğimiz sürece ümitsizliğe gerek yok.

Var olmaya değil, yâr olmaya geldik. “Hayat ne geriye gider ne de kendini dün ile meşgul eder.” diyor Halil Cibran. Kendimizi dün ile meşgul etmeyelim.

***

“Neredesin?” sahibi açısından merak ve ilgiyle sorulan basit bir soru iken, muhatap tarafından hesap sorulma olarak anlaşılmaya başladığında,

Aşkla kurulan evlilikler sevgi ve şefkat ile beslenemediği zaman,

İlişkiler saygı ve mahremiyetin zedelenmesi yoluyla sıradanlaştığı zaman,

İlişkinin çatlamayasıyla birlikte arada oluşan boşlukların, başka biri veya başka bir şeyle (kumar, internet, içki gibi) doldurulmaya başlamasıyla,

Ait olma ihtiyacı abartılıp bağımlılık başlayınca,

Birey olma ihtiyacı abartılıp muhatabına sürekli “hayır”, biricik olma ihtiyacı abartılıp sürekli “ben” denmeye başlandığında,

Sürekli kendi “ben”ini büyütmekten karşı tarafa hayat hakkı verilmediğinde, diğeri ihmal edilmeye başlandığında,

Fark edilme, onaylanma ihtiyacı ihmal edildiğinde ya da abartıldığında,

Bir teşekkür çok görülmeye başlandığında, vefa unutulduğunda,

İlişkiler hep hesap üzerine kurulu bir yöne doğru evrilmeye başladığında,

Kaybetme korkusuna dayalı yersiz kıskançlıklar ilişkileri esir aldığında,

cinnete doğru yolculuk da başlamış oluyor. Cennete niyetlenenler cinnetin çıkmaz sokaklarında telef olup gidiyor. Geriye ise acılar, kayıplar, “keşke”ler, heba olup giden birçok şey…

Değer mi? Değmeyeceğini bile bile yanlışta ısrar eden bir insan “… ibret almaz mısın?”, “… düşünmez misin?”, “… görmez misin?” uyarılarına da kulağını tıkamaya devam edecek.

Ve insan ağırlıklarını sırtlanmaya devam edecek…

20.03. 2024

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Koç --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hamle Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hamle Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hamle Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hamle Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Uğur Arslan - Eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkarılacak bir şey kalmadığında sadeliğe ulaşabiliriz.

Sevdiklerimize yük olarak değil, onların yükünü alarak ağırlıklarımızdan kurtulabiliriz.

Uzaya fırlatılan roket ağırlıklarını bıraka bıraka rotada kalıyor, yörüngeye erişebiliyor.

Ağırlıklarını atmasa rotada kalamaz, yörüngeye oturamaz.

Geçenlerde gördüğüm bir çekicide gönül yükü hariç her yük çekilir yazıyordu.

Gönül yükünden kurtulmak için affetmek, başarılabiliyorsa hoş görmek lazım.

Bu kadar yükle derman kalmaz dizlerde.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Mart 21:18